11 Ocak 2019 - No Comments!

Hayal Kurmak Hakkında Güzel Bir Hikaye: Harekete Geç! #tedtalks

“Lisedeyken bir hayalim vardı.” diye başlıyor Abdülkadir Özbek ve şöyle devam ediyor hikayesini anlatmaya…

hayal kurmak ted talks

Hayal Kurmak İnanmaktan Geçiyor...

Lisede öğrenciyken hayalim bankacı olmaktı. Çünkü benim dedem bankacıydı. Babam bankacı, amcam bankacı, halam bankacı, kuzenim bankacı. Bizde sülale mesleği bankacılık. Ben de dedim ki madem öyle bütün sülale bankacı, ben de bankacı olayım.

Hacettepe Üniversitesi İktisat bölümünü yazdım. Üniversitede okumaya başladım. Birinci sınıfa giderken bir aile dostumuz bana bir tavsiyede bulundu ve hayatımı değiştiren olaylar öyle başladı.

Dedi ki; "Albdulkadir sen bankacı olmak istiyorsun ama kaliteli bir bankacı olmak istiyorsan ya da herhangi bir mesleği kaliteli bir şekilde yapmak istiyorsan çok ama çok kitap okumalısın" dedi.  "Bunun için de sana tavsiyem bir hızlı okuma kursuna katılman.” Ben de tavsiyesine uydum, anlayarak hızlı okuma kursuna katıldım.

Yaklaşık iki ayın sonunda okuma hızım üç katına çıktı ve bu sayede çok daha hızlı okuduğum için daha fazla kitap okumaya başladım. Sonrasında benim çok büyük bir problemim vardı. Üniversitedeyken, öğrenciyken Türkçe dersi alıyordum. Türkçe dersinde hocamız bize ödev veriyordu, kitap okutturuyordu, özetini çıkarttırıyordu ve bunu gelip bizim amfide anlatmamızı istiyordu.

hayal kurmak

İlk dönem bir sunum yapmıştım, inanılmaz derecede heyecanlanmıştım. Heyecanım o kadar yüksek seviyedeydi ki bir siyasetçinin başından geçenler az daha benim başımdan da geçiyordu. Siyasetle ilgilenen birisi bir gün milletvekili olmaya karar veriyor, aday adaylığı başvurusunda bulunuyor, aday gösteriyorlar ve tabii biliyorsunuz bu süreçte seçim kampanyalarında mitingler gerçekleşiyor ve mitingde de binlerce kişi toplanıyor, burada olduğu gibi. Burada kişinin ilk konuşması olacağı için o kadar çok heyecanlanıyor ki elleri ayakları titriyor, yüzü kızarıyor, kalbi çarpıyor.

En son ismini anons ettiklerinde kürsünün başına geldiğinde heyecandan öldü ölecek, o seviyede geliyor kürsünün başına ve diyor ki; ''Sevgiili hemşehrilerim. Buraya gelmeden önce anlatacaklarımı bir Allah biliyordu, bir de ben biliyordum. Şu an sadece Allah biliyor.'' diyor. 😁

Heyecandan her şeyi unutuyor. Ben de onun gibi heyecandan her şeyi unutacak seviyede heyecanlanıyorum. Allahım dedim, ben bunu çözemezsem iş hayatında başarılı olamayacağım, bunun muhakkak ama muhakkak bir çözümü olmalı.

Heyecanınız Hayal Kurmanıza Engel Olmasın

Topluluk karşısında konuşmanın bir eğitimi olmalı dedim ve araştırdım ve buldum. Bir eğitime katıldım ve o eğitim benim hayatımı değiştiren, belki de en faydalı eğitim olmuştu. Hocam, o dönemde bana topluluk karşısında konuşma heyecanımı kontrol altına alabilmek için dört tane alıştırma tavsiye etti. Dört tane alıştırma o kadar etkili oldu ki şu anda sizin karşınıza gelip de binlerce kişi karşısında konuşabiliyorsam belki de o alıştırmaları denilen şekilde yapmama borçluyum. Şimdi, sizlerle bu dört tane alıştırmayı paylaşacağım.

Bu topluluk karşısında konuşma heyecanı olan yani hocam, ben de şu sahneye çıktığımda böyle kalabalık bir grup karşısında konuşma yapacak olsam çok heyecanlanırım diyen varsa eminim ki bu alıştırmaları yaptıktan sonra heyecanını çok daha rahat bir şekilde kontrol altına alacak.

Çünkü gerçekten yapılan dünyadaki araştırmalarda - ben çok araştırma yaptım bununla alakalı - korkuları sıralamışlar, birinci sırada topluluk karşısında konuşma heyecanı geliyor. İkinci sırada yaşamın sonlanması geliyor. Yani çoğu kişi diyor ki böyle konuşacağıma insanlar karşısında ölsem daha iyi.

İlk alıştırma şuydu: Bana dedi ki, ''Buradan çıkar çıkmaz her gün, hiç ama hiç tanımadığın on kişiye selam vereceksin.’' Nasıl yani? Bir dükkâna girdin, dükkânın sahibini tanımıyorum, selam vereceğim. Olur mu? ''Hayır olmaz.’' Yolda yürürken, karşından insanlar geliyor, onlardan birini gözüne kestireceksin, karşıdakine bakacaksın, güler yüzünle ''Merhaba, iyi günler. Selamın aleyküm.'' selamlarından birini yapıştırıp geçeceksin dedi. Ben tabii bunu yapacağım ama çok merak ediyorum ne olacak, nasıl bir tepki verecekler.

Çekinerek de olsa yapmaya başladım ve inanılmaz derecede hoşuma gitti.

İnsanlara selam verdim, birçoğu selamımı aldılar, bir kısmı selam almadan geçerken baktılar, kimdi bu diye, bir kısmı göz göze gelince korkup kafayı öne eğdi.

Ama ben hiç bırakmadım. Her gün o alıştırmayı yaptım.

İkinci haftaya geldiğimizde şunu tavsiye etti: Hergün iki yada üç kişiyle iki-üç dakika konuşma yapacaksın. Ama konuşmayı sen başlatacaksın. Durakta duran insanların yanına gideceksin, kantinde sıra bekleyenlerin yanına gideceksin ya da herhangi bir yerde bir insanın oturduğunu gördün, sen inisiyatifi ele alarak iletişimi başlatacaksın ve bir şekilde muhabbet edeceksin.

Bunu da yaptım ve gerçekten de iletişim becerimin gitgide arttığını hissettim.

Üçüncü haftaya geldik; işi zorlaştırdı. Dedi ki; bir şehrin, bir işlek cadddesine çıkacaksın ve o caddede karşı tarafa doğru bağıracaksın.

Ne diye bağıracağım dedim. ''Ahmet! Mehmet ! Süleyman! Ayşe!'' Bir isim telaffuz edeceksin ama orada öyle biri olmayacak. Dedim ben rezil olurum o zaman.

Cevabı;

''Zaten topluluk karşısında konuşma heyecanı duymanın en büyük sebebi rezil olma korkun ve bir korkunun üzerine gitmeden, o korku ile yüzleşmeden onunla baş etmen çok zor, adım adım yıkacağız bu korkunu.’'

Ve caddelere çıktım, bağırmaya başladım. Ahmetler, Mehmetler, Süleymanlar… Baktım kimse bakmıyor, daha da coştum. 😄

Sonra dördüncü haftaya geldim. Dedi ki ''İşte bu alıştırma var ya senin rezil olma korkunu yerle bir edecek, özgüvenini de tavan yaptıracak alıştırma olacak.’'dedi. Ben de merakla bekliyorum ne olacak diye.

''Şimdi ki çalışmamız eczane çalışması.''dedi.

''Ne yapacağız eczanede? '' dedim

''Eczacıya gideceksin ve şunu soracaksın.

Kandil simiti çıktı mı? ''

Dedim ki ''Ben üniversite öğrecisiyim, beni bilinçli rezil edeceksin.''

''Evet, bilinçli bir şekilde gideceksin ve rezil olacaksın.'' dedi.

Eczaneyi niye seçiyoruz?

''Onlar hergün hastalarla uğraştığı için.'' dedi. 😁 ''Çok bir tepki vermezler. “Kasap filan elinde bir şey fırlatır mazallah.”

Neyse dedim, gideyim yapayım. Gittim, yaptım ve harbiden acayip bir duygu hissettim. Bilinçli bir şekilde rezil olmuştum ve rezil olma korkum yerle bir olmuştu.

Benimle birlikte bir sürü kişi kursa katıldı. Kursa katılanlardan biri daha sonra anılarını anlattı.

hayal kurmak

Bu işin esprisi, bir dükkâna girip o dükkânda olmayan bir şey istemek. Bilinçli bir şekilde rezil oluyorsunuz ama adım adım.

Selam, muhabbet, cadde, eczane. İşte en son bu geliyor.

Bizim kursa katılan adamlardan bir tanesi kuyumcuya gitmiş. Demiş ki ''Burada kıyma var mı? ‘' Kuyumcu ''Kardeşim burası kuyumcu. Görmüyor musun? Burada kıyma ne gezer?'' demiş. Adam da ''Tamam.'' demiş, dışarıya çıkmış.

Sonrasını kendi şöyle anlattı, dedi ki:

''Hocam, ben kuyumcuya gittim ve burada kıyma var mı diye sordum ya sonra dışarı çıktığımda şuramda bir şey hissettim, bir özgüven patlaması yaşadım, dayanamadım, coştum, içeri tekrar girdim ve dedim ki ''Burada kıyma olmadığına emin misiniz?''

Hocama dedim ki ''Bunu tavsiye ediyor musunuz insanlara?''

''İlkini tavsiye ediyorum ama ikinci kez girmemek lazım.'' dedi. Kovalamış adam.

hayal kurma harekete geç

Şimdi bunları yaptıktan sonra, gerçekten şunu fark ettim: İkinci dönem bir sunum yaptım, Türkçe dersinde, amfide, 100 almıştım. Hocam '' Sen evrim mi geçirdin?'' dedi bana.

''Hocam kursa katıldım.'' dedim.

Sonra hızlı okuma, hitabet, ders çalışıyorum ama hafızama alamıyorum, dedim ki bunları da yeneceğim. Hafıza kursu, beyin dili programlaması ile ilgili kurslara katıldım. Gördüm ki bizim muhteşem bir beynimiz var ve bu beyinde iki tane lob var, biri sağ lob, biri sol lob.

Ama bizim eğitim sistemimiz devamlı solu çalıştırıyor. Mantık, sayı, yazma, listeleme, detaylarla uğraşıyoruz.

Sağ taraf, hayal gücü, renk, görüntü, duygu, his. Bunlarla ilgili olan taraf sanki stand-by modunda. Neticesinde sol taraf sağ tarafa göre daha çok geliştiği için sol taraf daha fazla gelişiyor ve aynen şuna benziyor: Burada bir kuş var, diyelim ki, salonun başından sonuna kadar uçacak, ben bu kuşun sağ kanadını kırsam uçabilir mi? Uçamaz.

Aynen böyle, eğitim sisteminde sağ taraf fazla geliştirilmediği için sanatsal faaliyetler, hayal gücü, hayal gücünün öğrenme sürecine aktif katılımı, hayal gücünü kullanarak öğrenme nasıl gerçekleşir, bunu bilmediğimiz için tek kanatlı kuşlar olarak uçmaya çalışıyoruz.

hayal kurmak, çocuk

Uçamayan çocuklarımıza da baskı yapıyoruz, sınavlarda başarısız oldukları için. Dedim ki bunların hepsini ben uyguladım, faydasını gördüm, bankacılık hayallerimden vazgeçiyorum.

Bunları insanların öğrenmesi lazım. Yıllar boyunca öğrenme gerçekleştiriyoruz,  öğrenmeyi öğrenmeden öğrenme gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ne yapabilirim dedim. Hacettepe Üniversitesi’nde önce Kişisel Gelişim Kulübü'nü kurdum. Uzmanları üniversiteye çağırdım. Bunların anlatılmasını sağladım. Baktım ki salonlar doluyor, taşıyor - Kayseri'de ilkokul okumuştum, girişimcilik ruhum kabardı.

Dedim ki ''Şirket kuralım.’' Eğitim Danışmanlık Şirketi kurdum. Üçüncü sınıfta. Etkinlikler yapmaya, kurslar açmaya başladım. Ama olay kulüpteki gibi gitmedi.

Kimse kursa gelmedi. Bedava olduğu için geliyorlarmış.

Sonra, zorlandım. Düştüm. Acı çektim.

O günlerde yanımda destekçi olarak annem babam olmasaydı- ki çoğu Türk ailesinin yapmadığı bir şeyi yaptılar.

''Oğlum sen devam et bu işe. Pes etme. Hayallerinden vazgeçme.'' dediler.

Onların desteğiyle devam ettim. Sonrasında, evlendikten sonra eşimin desteği ile devam ettim.

Devam ettim. Dedim ki ''Bunu daha çok yayacağım. Binlerce öğrenciye konuşacağız. Türkiye turnesine çıkacağız.’' Hayaller kurdum, dedim ki ''Ben

Türkiye’nin seksen bir iline gideceğim.'' Nasıl gideceğim? Para lazım. Dedim ki sponsor bulacağız. O dönemde birçok kişiye gittim ama kimse sponsor olmadı.

 ted talks hayal kurma harekete geç

Bırakmadım, bulacağım bu sponsoru ve gezeceğim, bu üniversite öğrencilerinin ufkunu açacağız, dedim. Seksen bir illik bir proje yaptım. Yetmiş yedisine kadar gidebildik. TTNET ile Geleceğini Netleştir Etkinlikleri kapsamında. Belki burada da bu etkinliklere katılan öğrenciler vardır. 2010-2011 yıllarında yetmiş yedi farklı ilde, doksan yedi farklı üniversitede, yüz kırk etkinlik yaptık, yetmiş iki bin öğrenci bu eğitimlere katıldı.

Nasıl daha kolay iş bulabilirler, hafızalarını nasıl geliştirebilirler, iletişimi nasıl daha etkili kurabilirler, bunları anlattık. Birçok arkadaş bu sayede iş sahibi oldu. Ufukları açıldı, daha çok okumaya başladılar. Başkalarına anlattılar.

Dedim ki ''Bu da yetmez.’'. Biz bir saat konuşuyoruz, burada on beş dakika sürem var. Bunları yapmakta yetmez.

Ne yapacağız? Okul açacağız. Dedim ki ''Eğitim, eğitim, eğitim.’' En önemli kısım eğitim, buradan çıkmayacağım.

Atatürk de diyor ya, ''Eğitimdir ki bir milleti, hür, şanlı, bağımsız, yüksek bir topluluk hâline getirir ya da sefalete ve esarete terk ettirir.’'

Eğitimden başka bir çıkışı yoktur bu toplumun. Okullar kurmaya başladım. Şu an iki tane okulum var. 2019'da başta Ankara olmak üzere, on tane daha okul açacağım. Nitelikli eğitimi Türkiye'nin her tarafına ulaştırmak için çalışıyorum.

İnşallah, bu beş yıl içerisinde de hedefim, hayalim bir üniversite kurmak. İş hayatına daha nitelikli insanlar yetiştirmek.

Çünkü dünya çok değişti. Bu eğitim sisteminin revize edilmesi lazım.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri canhıraş bir şekilde çalışıyorlar. Hiç kimsenin eğitimi kötüye götürmeye çalıştığını düşünmeyin. Hepsi iyi niyetle çalışıyorlar.

Ama özel sektörün, insanların da inisiyatif alması, elini taşın altına sokması lazım. O yüzden çok daha fazla nitelikli eğitim kurumuna ihtiyacımız var.

Son olarak şunu söylemek istiyorum, Hayal kurun, harekete geçin!

 

Umut verici hikayesiyle bizlere ilham veren Abdülkadir Özbek’e çok teşekkür ediyoruz. #tedtalks

11 Ocak 2019 - No Comments!

Erkek Modası İpuçları: Belirli Bir Tarza Sahip Olmak

Biraz zamanınızı erkek modası ve tarz dünyasına dair derinlemesine düşünerek geçirince, önemli gelişmeler yakalayıp, belli bir sonuca varacaksınız.

İlk olarak, moda ile stil arasında gerçek dünyaya dahil edilebilecekleri yolla önemli ölçüde değişkenlik gösteren büyük bir fark var. İkincisi, ne kadar olmasını istersiniz ya da ne kadar uğraşırsanız çalışın, Reebok Klasiklerini mezardan asla diriltemezsiniz. Biliyorum, üzgün zamanlar. Üçüncüsü, üniforma giymek mutlaka eskiden olduğu gibi büyük “hayır” değildir.

Sadece bu değil, bugünlerde erkeklere uygun kıyafet seçenekleri ile bulabildiğiniz her stil havuzuna ayak parmağınızı sokma dürtüsünü tamamen anlayabiliyorum. Ancak stil sahibi olmak için söylenecek birçok olumlu şey var.

İmza Görünümünüz

Tarz dünyasındaki üniforma için daha doğru bir isim “imza görünüm” olacaktır - insanlar sizi bir kez gördüğünde, hemen “siz” olarak tanımladıkları bir kıyafet. İmza bir görünüme sahip olmanın en büyük yararı, dokular, renkler, desenler ve ayakkabılar gibi stilin en çok zevk aldığım kısımları hakkında daha fazla düşünmeme izin vermesi. Çok fazla zevk almadığım şey, sabahları ne giyeceğimi anlamaya çalışan yaşları harcamak. Görünüşüme uygun tanıdığım parçalara yatırım yaparak (Chino pantolon / mevsimlik kumaş pantolon, gömlek ve yelek / ceket) birkaç dakika içinde hazır olabilirim.

Diğerleri için, şık, sade kaldığınız veya her zaman en iyi giyinip göründüğünüz anlamına gelebilir.

Bununla birlikte, imza görünümünün geliştirilmesindeki kilit unsurlardan biri deneyimdir. Bu oyunda yeniyseniz çılgına dönmelisiniz. Özellikle yirmili yaşlarda veya daha gençseniz (bildiğim kadarıyla tartışmalıysanız) ulaşabileceğiniz tek zaman budur. Yeni stilleri denemekle zaman geçirmek, sadece vücut şekline değil aynı zamanda ten rengine, saç rengine ve yaşam tarzına neyin uygun olduğunu anlaman anlamına gelir. Sana bir örnek vermeme izin ver…

Klasik ama Spor Şık

Bir takım elbise ile ilgili en güzel şey, kıyafetinizin yüzde 60'ının zaten yapıldığı - tek ihtiyacınız olan bir gömlek, biraz ayakkabı ve kravat.

Ancak, takım elbise pantolon ile bir kabus var. Büyük kalçalarım var, bu yüzden daha büyük bel bedenleri satın almak zorunda kaldım ve sonra bana uyacak şekilde uyarladım. Bu pahalı olabilir ve yine uyluklar yüzünden çok fazla kasık aşınma eğiliminde olurum, bu da onları altı ay sonra değiştirmem ve tüm süreci tekrar gözden geçirmem gerektiği anlamına gelir.

Bu problem genellikle ortalama kıyafet pantolonunun yapıldığı ince malzemeden kaynaklanır. Bunu aklımda tutarak, pantolonu daha kalın mevsimsel versiyonlar veya dayanıklı pamuklu çinolar için değiştiririm, ancak uyarlanmış ceketi saklarım. Kendimi çok daha rahat ve kendinden emin hissettiğim anlamına geliyor ve pantolon için kazandığım her kuruşa para harcamamı ya da giyinmeye tercih edilen resmi, uyarlanmış yaklaşımımı feda etmemem anlamına geliyor.

Dahası, ortalama bir erkekten biraz daha büyük olduğum için dış katmanlarım için daha koyu, nötr renklere, gömlekler, kravatlar ve cep karelerinden enjekte edilen renklere bağlı kalma eğilimindeyim. Bu, farklı renklerle denemeler yapmak ve kıyafetimin dış kısmında daha koyu renkler giymenin vurgulamak yerine bedenimi düzleştirdiğini bulmaktan yıllarca geliyor.

Bu gibi dersler söylediğimiz gibi, görünümünüzü geliştirmenize yardımcı olacak.

Erkek Modası: Karıştır ve Giy

Her gün şık bir takım giymeni önermediğimizi belirtmek isterim. Haftada bir gün giyeceğiniz veya belki de her gün ofise giydiğiniz birkaç imza görünümü geliştirin.

Çoğu gün çalışacak üniformamın varyasyonlarını giyerek, hafta sonlarına geldiğimde, giydiğim kıyafetler üzerine gerçekten düşündüm ve gardırobumdakilerden en iyi şekilde faydalandığımı düşündüm. için.

Tüm Günü Kurtaran Stiller

İmzalı bir bakış açısına sahip olmak, her zaman büyük bir savunucusu olduğum bir şey yapmanıza izin verir: bütün gün giydiğiniz şeyi giymek. Size neyin uygun olduğunu ve neyin işe yaradığını öğrendikten sonra, akşamları çuvalı vurduğunuzda kapıdan çıktığınız andan itibaren giysilerinizi giymek çok daha kolaydır.

Elbette, sıcaklık azaldıkça birkaç parça kaybetmek veya bir katman eklemek zorunda kalabilirsiniz, ancak baştan sona emin ve güvende olacaksınız çünkü “Eve döndüğümde bunu değiştirmek için sabırsızlanıyorum ”.

Smart-Casual Görünüm

Bugün odaklandığımız “üniforma” üç ana parçadan oluşuyor: bir blazer, gömlek ve pantolon çifti (kot pantolon, chino veya özel dikimler olabilir).

Aşağıdaki örnekler, bu üç ana parçanın smart-casual'dan business-casual'a kadar geniş bir görünüm yelpazesinin temelini nasıl oluşturabildiğini gösteriyor:

erkek modası

Mevsime Göre Ayarla

Yukarıdaki “üniforma görünümleri” yalnızca duruma göre uyarlanmakla kalmaz, aynı zamanda mevsime uyacak şekilde de kolayca ayarlanabilir. Blazer'ınızı yazlık kumaşlar arasında ve kışlık tüvitler arasında değiştirin ya da pantolonunuzun rengini renkli ve parlaktan, zengin sonbahar tonlarına dönüştürün.

Kullanabileceğiniz seçenekler sınırsızdır ve imza görünümünüzle asla kısıtlı hissetmemelisiniz:

erkek modası

Son söz

İşte erkek modasına dair önemli bilgiler, faydalı paylaşımlar...

Belki farklı bir stiliniz var, ya da belki de hiç yok - her iki şekilde de ne düşündüğünüzü  isteriz, bu yüzden aşağıdaki yorumlar bölümünde fikirlerinizi bildirin.

 

Kaynak: www.fashionbeans.com/2013/mens-fashion-basics-part-99-the-benefits-of-having-a-uniform/

27 Aralık 2018 - No Comments!

Ünlü Ressamlar ve Etkileyici Eserleri: 19.YY Ressamları

19.yy ve 20.yy'ın sanat dünyasını etkileyen, eserleri ile büyüleyen, birbirinden yetenekli ve ünlü ressamları ve etkileyici eserleri...

Edward Hopper (1882-1967):

Ünlü Ressamlar Edward Hopper

Edward Hopper, 20. yüzyılın en modern seminal Amerikalı ünlü ressamlarından biri olarak kabul edilir. Hopper, New York'lu bir yerliydi, 22 Temmuz 1882'de Hudson Nehri üzerindeki bir yat inşa topluluğu olan yukarı Nyack'ta doğdu. Nispeten rahat orta sınıf bir yaşamda yetiştirilen, o bir çift Hollandalı soydan iki çocuktan biriydi. O ve kız kardeşi iyi eğitimle ayrıcalıklıydı ve biraz muhafazakâr bir evde Baptist'i yetiştirdiler.

1899'da Hopper, sanat eğitimini bir yazışma kursunu üstlenerek ve daha sonra New York Sanat ve Tasarım Enstitüsüne kayıt yaptırarak formüle etti. Fransız ustaları ve izlenimcileri Edouard Manet ve Edgar Degas'ın erken etkileri olarak kabul etti. Bir profesör olan sanatçı Robert Henri, Hopper'a duyguyla, bir ifadeyle veya bakış açısıyla boyamaya cesaret verdi. Bu Hopper’in daha sonraki ve en kesin çalışmalarında çok belirgin hale gelecektir.

Modern şehir manzaralarını ve şehir sakinlerini karamsar, karanlık bir palette boyadı. Aynı zamanda, Hopper’lar deniz manzaraları ve kırsal manzara gibi alternatif pastoral konularıyla devam etti. Hopper’ın eserleri, görüntüleyicinin gözlerini çerçevedeki istenen konulara çeken zekice ve etkileyici görsel denge ile kompozisyonda hesaplanmış bir disiplinle işaretlendi. Bir izleyici, Hopper’in sahnelerinden, özellikle de insan konularını içeren sahnelerden oldukça dramatik bir gerginlik hisseder. Dinamizm veya fiziksel eylem boşluğu, konuya nüanslar ile iletildi. Hopper’ın eserleri genellikle yalnızlık, geri çekilme, tavır, pişmanlık ve diğer duygusal temaları dile getirdi ve ortaya çıkardı.

Ünlü ressam Edward Hopper'ın 1967'deki ölümüyle ve daha sonra, karısının 10 ay sonra, üç binden fazla eserinin toplanması, çoğunlukla Amerikan Sanat Müzesinin Amerikan Sanat Müzesi'ne gitti; modern Amerikan yaşamının gerilimi ve ironisi.

ünlü ressamlar

1) Ünlü realist ressam Edward Hopper, 1927'de 'Automat'ı yarattı. Tuval üzerine yağlı boya, bir otomatta bir fincan kahveyi içen bir kadını tasvir ediyor. Bu resimdeki imgeler ve sembolizm, içinde boyanan çalkantılı zamanlardan bahsetmek içindir. Otomattaki en belirgin görüntü, otomatik bir lokantada oturan yalnız kadın. Arkasındaki pencereden izleyici saf karanlık geceyi görüyor.

ünlü ressamlar ve eserleri

2) ‘Early Monday Morning’, Amerikan sanatçısı Edward Hopper'ın bir resmi. 1930'da üretti ve New York şehrinin bir bölümünde tipik bir sabah sahnesini yakaladı. Resim, Hopper’ın ışık kullanımı için özellikle dikkat çekicidir. Sanat, şu anda Whitney Sanat Amerikan Sanatı Müzesi'ne ait.

ünlü ressamlar

3) ‘Hotel Lobby’, Amerikan realist ressamı tarafından oluşturulan bir tuval üzerine yapılan yağlı boyadır. Ana lobide iki kadın gösterir. Sağdaki kadın bacakları çapraz oturmuş mavi bir elbise içinde; Soldaki kadın kırmızı paltolu bir kadın ve bir şapka. Yaşlı kadının önünde duran, kolunda bir palto tutan bir beyefendi. Çerçeveli bir manzara resmi kadının sol tarafındadır ve ayrıca check-in masasının arkasında bulunan bir katip vardır.

ünlü ressamlar ve eserleri

4) Room in New York(1932): Edward Hopper, en sıradan sahneyi bile anksiyete ve hatta korku duygusuyla aşılamak için esrarengiz bir yeteneğe sahiptir. Bu, New York'taki Odasında doğrudur (1932). Bir pencereden gözüküyormuş gibi boyanmış, Hopper’ın resmi geceleri gerçekleşir. Bir adam aşırı derecede bir koltukta oturuyor ve yoğun bir şekilde bir gazete okuyor. Kırmızı elbiseli bir kadın, siyah, dik piyanoda mutsuz bir şekilde ondan uzak durur. Bir parmak, tuşlarından birine hafifçe dokunur.

ünlü ressamlar ve eserleri

5) 1929'da Edward Hopper Chop Suey'yi tuval üzerine yağlı boya ile boyadı. Barney A. Ebsworth'un koleksiyonunda 32 inç ve 32 inç. Birçok eleştirmen, resimde yer alan kadının görsel ikizi ile yüzleştiğini düşünüyor. Diğerleri bunun doğru olmadığını düşünür çünkü diğer kadının yüzü görülemez. Konulardaki ışık, Hopper'ın resimden zevk almasının en önemli özelliklerinden biridir.

ünlü ressamlar ve eserleri

6) Office at Night'da (Edward Hopper eseri) ilk bakışta izleyiciyi tuhaf bir şey olmadığını düşünerek kandırabilir. Sekreteri dosya dolabını açarken, bir adam masasında bazı gazeteleri gezer. Ancak daha yakından incelendiğinde, izleyiciye Hopper’ın güzelce oluşturulmuş yağlı boyasında sıradan bir şey olduğu ortaya çıktı. Bir şey için, neden bu iki kişi ofiste ofiste? Neler oldu, onlara bu kadar geç gelmelerine neden oldu? Bazı acil durum onları ofise geri çağırdı mı? Herkesin eve gittikten sonra ikisinin orada olmasını gerektiren oldukça saygın olmayan bir şey mi var?

Diego Rivera (1886-1957):

ünlü ressam Diego Rivera

Ünlü ressamlardan bir diğeri, Diego Rivera, 8 Aralık 1886'da Guanajuato, Meksika'da doğdu. İki yaşındayken ailesi onu bir sanat stüdyosuna yerleştirmişti; o bile okuyamadı. 1892'de Mexico City'ye taşındılar. Annesi, Roma Katolikliğine dönüştürülen Yahudilerden ve babasının İspanyolca kökenli olduğu aileden geliyordu. On yaşındayken Diego, Mexico City'deki San Carlos Akademisi'nde akşam dersleri aldı. Babasını etkilemek için askeri üniversiteye girdi, ama iki hafta sonra bıraktı.

1909'da Rus ressam Angelina Belhoff ile tanıştı. Gelecek 12 yıl boyunca ortak hukuk karısı oldu. 1916'da bir oğlu olan Diego'ya vardılar. Birlikte Avrupa'ya seyahat ettiler ve çeşitli şovlara katıldılar. 1918 civarında, hayatının en iyi arkadaşı olan Elie Fauve ile tanıştı. Elie, Rivera'nın duvar resimlerine olan sevgisini üretti ve ustaları çalışmaya gitmesi için onu ikna etti. 1938 yılına kadar yürüttüğü Milli Eğitim Bakanlığı Plastik El Sanatları Bölümü başkanlığına atandı. Rivera ayrıca 1930 yılında teknik elemanlar, ressamlar ve heykeltıraşların bir araya gelerek arkadaşları Jose Clemente Orozco ve David Siqueiros'la birlikte oluşturdu.

1930 yılının Kasım ayında, borsa borsada olan Amerika'dan ilk komisyonunu aldı. Kısa bir süre sonra California Güzel Sanatlar Okulu'nda ders aldı. Bundan sonra, Nelson Rockefeller, Radyo Kurumları Sanat binasında bir duvar resmi çizmesini istedi. Ne yazık ki, yıkıldı, çünkü onun üzerinde Lenin vardı ve Amerika anti-komünistti.

1940'ta Frida ve Diego ayrıldı, boşandı ve aynı yıl içinde yeniden evlendi. Kısa bir süre sonra Hotel de Prado'da bir komisyon verildi ve “Tanrı'nın olmadığı” ifadesini içeren bir duvar resmi çizdi. Duvar resmi dokuz yıl boyunca gösterilmiyordu. 1954 yılının Temmuz ayında, Frida öldü ve Diego derinden üzüldü. Ancak, öldükten sonra, onu ne kadar sevdiğini anladı. Gelecek yıl, 1946'dan beri tanıştığı sanat bayisiyle evlendi. Diego'nun kısa süre sonra bir operasyonu vardı ve onun için bakım yaptı. 24 Kasım 1957'de öldü ve Rotunda of Famous Men in the Civil Pantheon of Mourning'sında yakıldı.

Ünlü ressamlar ve eserleri

1) Bu çalışma, ‘Man, Controller of the Universe’, onun en önemli eseri olarak kabul edilir. İnsanın ortaya çıkışını yeni bir bilimsel ve endüstriyel yaşta tasvir ediyor. Görüntünün merkezi, işçinin tulumlarında giyinen ve ağır eldivenler giymiş sağlam bir adam gösterir. Elleri bir kolu tutuyor. Onun arkasında dev bir dişinin bir parçası. Bu merkezi figürden dört kanat görünmektedir. Her bir kanadın içinde, yıldızlar ve galaksilerden oluşan transandantal sahneler, aynı zamanda hücreler ve bakteriler de dahil olmak üzere biyolojik organizmalar vardır. İnsan ırkının birçok yönünü temsil eden insanlığın her iki yan kütlesi toplanır ve askerleri yürüyen askerlerden namlu üzerinde oturan işçilere kadar çeşitli faaliyetlerde bulunur. ve endüstriyel borular.

Ünlü ressamlar ve eserleri

2) Diego Rivera’nın La Mujer del Pozo isimli tuval resmindeki yağlıboya 1913 yılında boyanmıştır. Soyut sanat ve Aztek imgelerinin karışımı, bu tabloyu tanımlamanın sadece birkaç yoludur. Sarı, kahverengi ve soluk pembeler beyaz alanın inçlerini kaplarken, yeşil ve mavi renklerin kalın kullanımı derinlik katıyor. Kadının oval şekilli yüzü ve sullen görünümü, geleneksel elbisesiyle bir araya getirilerek resimlerin cazibesine katkıda bulunuyor. Şekiller ve yüzeylerin yan yana olması, bir dizi duygunun ortaya çıkmasına yardımcı olurken, kübist teknik güzel bir şekilde yürütülür.

Ünlü ressamlar ve eserleri

3) ‘The top of Frozen Assets’, New York City'deki en popüler gökdelenlerin çoğuna sahiptir. Bunlar renk olarak değişir ve bunların gerçek yapısını ve mimarisini göstermek için iyi detaylar vardır. Resmin ortası, çelik ve cam barınağında uyuyan erkeklerin sıralarını gösterir. Bunun altında, bir bankanın dışarıda olduğu kadar içerideki insanlarla bekleme odası da var. Bu sahneler, o sırada devam eden Büyük Buhranın etkilerini göstermeyi amaçlıyordu. Renkler karanlık ve çoğu üzüntüyü temsil etmek için kasvetli.

Ünlü ressamlar ve eserleri

4) ‘En el Arsenal’, Meksika devriminin tarihsel bağlamını ortaya koymak için cesur renkler kullandığı Diego Rivera'nın en iyi eserlerinden biridir. Bu tablo serinin bir parçası, “Meksikalıların politik görüşleri”. Arsenal, Diego'nun bu yüzyıldaki İşçi hareketine verdiği desteği gösteriyor. Diego, bu resimdeki belli bireyleri ve destekçileri göstermek için büyük çaba sarf etti. Resmin merkezinde, Frida Kahlo, tarım devriminde savaşmaya karar veren işçilere silah dağıttı.

Ünlü ressamlar ve eserleri

5) ‘The Flower Carrier’, 1935'te Diego Rivera tarafından yaratılan Masonite üzerine yapılmış bir petrol ve ılıman parçadır. Resim, modern, kapitalist bir dünyada işçi mücadelesinin sembolik bir tasviri. Resimdeki köylü, içinde güzel ve parlak pembe ve mor çiçekler bulunan büyük bir sepete sahip. Sepet köylüden çok daha büyüktür ve ağırlığını aşağıya çekmektedir. Sepeti sırtına yükleyen, aslında köylüden çok daha büyük olan bir kadın var. Bacaklarını tamamen kaplayan uzun turuncu pilili etekle mor bir bluz giyiyor. Arkasında çalılıklardan yapraklar ve altındaki toprak kahverengidir. İki insanın renkleri ve çiçekleri arka plandan tamamen farklıdır.

ÜnlÜ Ressamlar Norman Rockwell

Norman Rockwell (1894-1978):

Norman Percevel Rockwell, Amerika'nın en sevilen illüstratörüydü ve başlangıçta yapıtları hakkında güvensizdi, sanattan ziyade illüstrasyonlar demeyi tercih etti. Ama ne çağrıldıklarına bakılırsa, o ve eserleri şöhret ve popülerlik kazanmıştır çünkü nostaljiyi eserlerinde, her şeyin basit olduğu ve herkesin hoş ve nazik olduğu bir tür ütopyaya sokabiliyordu, Amerikan rüyasını özetliyordu. Gündelik hayatla ilgili görsel öyküleri anlattı, aslında Amerikan ruhunu hissedip tadabildiği resimlerinde oldu. Kendisi “Ben olmasını istediğim gibi canlandırıyorum” diyerek herkesle aynı umutları ve hayalleri paylaştı, böylece hem kahraman hem de herkesin dostu oldu. Ünlü yönetmen Steven Spielberg, kendisini Amerikan rüyasını boyayan en iyi insan olarak tanımlamıştı bile.

Norman 3 Şubat 1894'te New York'ta doğdu. Babası, annesi Mary Mary Hill iken, babası Jarvis Waring Rockwell, Sr. ve bir tekstil firması yöneticisi idi. Jarvis Jr adında bir erkek kardeşi vardı.

14 yaşındayken Norman liseyi, önce Chase Sanat Okulu'nda, daha sonra da Ulusal Tasarım Akademisinde ve son olarak da mezun olduğu Sanat Öğrencileri Birliği'nde sanat eğitimi aldı. Norman, bir öğrenci olarak bile, hem mizah hem de disiplin duygusu gösterdi. 1912'de, hala öğrenciyken ve 18 yaşındayken, Norman'a “Harry'nin Doğumu Hakkında Hikayeler” adlı kitabın illüstrasyonlarını Carl Harry Claudy'nin yapması için görevlendirildiği sırada büyük bir mola verildi.

1913'te mezun olduktan sonra, Norman, Amerika'nın İzcileri tarafından yayınlanmak üzere Boy's Life'ın Sanat Editörü olarak görevlendirildi. Bu derginin ilk yayınladığı kapak, Eylül 1913 baskısı için “Geminin Çarkında İzci” idi.

1916'da Norman, şehrin başka bir yerine taşındı. Clyde Forsythe adlı Saturday Evening Post için çalışan karikatüristle bir daire paylaştı ve Clyde, “Anneler Günü Kapalı” başlıklı illüstrasyonunu bu yayına göndermesine yardımcı oldu. Bir yıl içinde Norman 8 tane illüstrasyon taslağı yapmıştı ve Cumartesi akşamı sonrası için kırk yıl boyunca çalıştığı için toplamda 332 adet orijinal kapak resmi çizebiliyordu. Norman'ın Post'un kendisinin yaptığı her defasında kopyalarda otomatik 250.000 artışa ihtiyaç duyduğu popülerliği buydu.

Norman'ın ikinci eşi Mary 1959'da öldü. 1961'de yine İngiliz öğretmen olan Molly Punderson'la evlendi. 8 Kasım 1978'de 84 yaşında amfizemden öldü.

Ünlü ressamlar arasında yer alan, Norman Rockwell’in kompozisyonları özenli detaylarıyla biliniyor, doku ve renklere dikkat ediliyor. Rakamları, gerçekçiliklerini korurken, ustaca abartılı oldukları için bilinir. Aldığı ödüller arasında 1977'de “canlı ve sevecen portreler” için Başkanlık Madalyası oldu. Bu bir sivil için verilen en yüksek onurdur.

Ünlü Ressamlar

1) ’Freedom of Speech’, Amerikalıların dört temel özgürlüğünün örneklerini gösteren dört tablodan oluşan bir dizide ilk oldu. Konuşma Özgürlüğü, düz, kahverengi bir ceket giydiği sade kıyafetleri göz önüne alındığında, Amerikan işçi sınıfında görünen genç bir adamı tasvir eder. Ceketin ön cebinden çıkıntı, eldeki maddede önem arz ettiği görülen katlanmış bir belgedir.

unlu-ressamlar-Norman-Rockwell

2) ‘The Problem We All Live With’, 1964'te Amerikalı sanatçı Norman Rockwell'in tuval resminde bir yağlıboyadır. Rockwell, sosyal veya politik temalı birçok eser üretmiştir. Bu resim, Amerika Birleşik Devletleri'nde ırk ayrımcılığının çatışmaya neden olduğu bir zamanda yaratıldı. Eğitim artık renk temelinde ayrılmadı ve Afrikalı-Amerikalı çocuklar daha önce beyaz olan okullara gidebildi.

Resim beyaz giysili ve beyaz çoraplı genç bir Afrikalı-Amerikalı kızı gösteriyor. Sol elinde okulda ihtiyacı olan eşyaları taşıyor. O yürüyor ve iki ABD'li marshals tarafından eşlik ediliyor, ikisi önünde ve ikisi arkada, başları gösterilmiyor. Düz kıyafetler giymişler, ancak otoritelerini göstermek için kolluk takmışlar. Kızları protestoculardan korumak için oradalar, hiçbiri gösterilmiyor.

Ünlü ressamlar Norman Rockwell

3) Norman Rockwell'in ‘Breaking Home Ties’, The Saturday Evening Post'un kapağı için özel olarak yaratıldı ve 25 Eylül 1954 baskısında çıktı.

Resim, genç bir adamı, babasını ve bir çiftlik kamyonunun yanında oturan bir köpeği tasvir ediyor. Çocukların cebinde kısmen görünen bir tren bileti ve ön planda bir trenin akıllıca yerleştirilmesi, oğlunun ve babasının çocuğu evden uzaklaştıracak bir trenin gelişini beklediğini gösteriyor. Kitaplar ve bir “State U” flaması da bize üniversiteye kapalı olduğunu söylüyor. Babanın duruşu, oğlunun ayrılışındaki üzüntüyü belirterek çöktü.

Ünlü ressamlar ve eserleri

4) Russian Schoolroom, Norman Rockwell'in 1967'ye dayanan ilginç bir yağlı boyasıdır. Bu, öğretmenlerinin derslerini dinleyen, özenli bir Rus öğrenci sınıfının bir tasviri. Solda, bir Sovyet lideri olan Vladimir Lenin'in bir büstü var. Diğer öğrenciler gibi odaklanmayan bir çocuk var ve o da diğer tarafa bakıyor.

Bu resim, Look dergisinde o yıllarda Sovyet hayatı hakkında daha fazla ayrıntı sağlama amacı ile bir örnek olarak kullanılmıştır. Çok katı bir politik dönemde uygunsuzluğun tasvir edilmesinin ince bir yoludur.

Ünlü ressamlar ve eserleri

5) ‘Rosie the Riveter’, Bölgeselciliğin (Regionalism) klasik bir örneği olan bir yağlı boyadır. Parçanın görüntüleri, II. Dünya Savaşı çabaları için Amerika'da milyonlarca “Rosies” için bir sembol oldu. Resimde Rosie, denim iş elbisesi giyerek, öğle yemeğinde sandviç yiyerek, dizinde dinlenerek perçin tabancasıyla tasvir ediliyor. Resim 1943'te Saturday Evening Post dergisi için kapak resmi olarak görevlendirildi.

Ünlü Ressamlar Maurits Cornelis Escher

M.C. Escher (1898-1972):

Maurits Cornelis Escher, daha çok M.C. Escher, 17 Haziran 1898'de Hollanda'da doğdu. Babası George Arnold Escher bir inşaat mühendisiydi ve annesi Sara Gleichman'dı. 4 çocuğun en küçüğüydi. Maurits hasta bir çocuktu ve notları nispeten zayıf olmasına rağmen, çizimde üstünlük sağladı. Piyano dersleri ve sınıfları 13 yaşına kadar piyano dersleri aldı. Daha sonra 1919'da Haarlem Mimarlık ve Dekoratif Sanatlar Okulu'na gitti. Burada ilk olarak Mimarlık eğitimi aldı ancak sadece bir hafta sonra Grafik Sanatlar bölümüne geçti. 1922 yılında okulu bırakarak çizim ve ağaç kesimi hakkında bilgi edinmiş.

Maurits daha sonra yoğun seyahat etti. 1922'de, 14. yüzyıldan kalma bir Mağribi kalesi olan Elhamra'yı ilk kez görerek Maurits, Düzlemin Düzenli Bölümü ile birleşti. Mozaikleme veya döşeme işlemine dayanan bu düzlem bölünme ilkesi, bir yüzey veya düzlemin birbirine kenetlenmiş şekillerle kaplanmasıdır. Aynı zamanda 1924'te karısı Jetta Umiker ile tanıştığı yolculuklarında da oldu. Roma'da ikamet ediyorlardı ama her yıl, Maurits, eserleri için temel oluşturacak çizim ve taslak çizebilmek için İtalya'yı dolaşıyordu. Giorgio Arnaldo adında bir oğlu vardı. II. Dünya Savaşı, aileyi Hollanda'ya dönmeye zorladı. Maurits, 27 Mart 1972'de 73 yaşında öldü.

Maurits, imkansız gerçeklik, sonsuzluk ve mozaikleştirmeyi birleştiren eserleri ile ünlendi. İlk eseri 1937'de “Still Life and Street” başlıklı, iki bitişik bina üzerinde duran kitaplar, kavşaklarda kocaman bir kavanoz ve iki bina arasındaki minik bebeklerin yer aldığı bir gravür baskısıydı. Bu süre zarfında Maurits, erkek kardeşi George Polya tarafından kendisine söz konusu konsept hakkında bir akademik makale gönderdikten sonra uçak simetri gruplarıyla ilgilenmeye başladı. O zamandan beri işlerinde simetriyi ifade etmek için bazı matematiksel yaklaşımlar uyguladı.

Ünlü Ressamlar

1) M.C. Escher’in ‘The Waterfall’ eseri, paradoksal bir öğeye sahip olan ünlü bir litograf basımdır. Bu litograf, 1961'de yarattığı Hollandalı sanatçı Mauritz Cornelis Escher'ın bir başyapıtıydı.

Bu 1961 litografı, yüksek su kemerine yerleştirilmiş küçük bir şehir veya köyü temsil eder ve su çarkını merkezi görüntü olarak gösterir. Su kemerinin duvarları aşağıya doğru iner ve bu rakam, yokuş aşağı eğimli gibi görünmesini sağlar. Dahası, su kemeri üç kere dönüyor - bir kere sola, iki kere ileriye ve üç kez sola doğru.

Escher’in resme ilişkin fikrine dayanarak, sürekli hareket makinesine periyodik olarak bir miktar su eklenmeli, böylece buharlaşma sürecini dengeleyebilsin. Ayrıca, yapıyı destekleyen iki katı kule iki polyhedra tarafından doldurulur. Tipik bir gözlemciye göre, resim her şey mükemmel bir yermiş gibi görünebilir. Bununla birlikte, suyun içinde yokuş yukarı aktığını düşünürsek, içinde tuhaf elemanlar olduğunu keşfedeceksiniz, ki bu da bu litografın oldukça kafa karıştırıcı bir unsurudur.

Ünlü Ressamlar Maurits Cornelis Escher

2) M. C. Escher'ın ‘Relativity’ eseri, yerçekimi yasalarının ortadan kalktığı bir dünyanın görsel imgelemini sunan klasik bir litograftır. Bu litografi ilk olarak 1953 Aralık'ında basıldı ve sürrealist görüntülerin efsanevi bir eseri haline geldi.

Ünlü Ressamlar

3) ‘Ascending and Descending’ eseri 1960 Mart'ında 11.25 inç 14'lük bir biblografı bitirmiş, büyük bir binanın tepesinde hiç bitmeyen bir merdivenle soyut bir temayı betimleyen bir taş baskıdır. Tek renkli sanatsal vizyonda tamamen boyanmış olan büyük bina, çatının üstündeki imkansız karelerden sadece bir sapmadır. Kare şekilli merdiven döngüsü, aynı şekilde giyinmiş erkekler ile doldurulur. Escher Penrose merdivenlerini, bir grup insanın tırmanmaya devam ettiği, ancak hiçbir zaman daha fazla yükselmediği sonsuz bir merdiven yaratmak için bir ilham kaynağı olarak kullandı. Merdivenlere imkansız merdiven de denir. Escher, temayı bir yıl sonra Şelale'de daha da geliştirdi.

Ünlü Ressamlar Maurits Cornelis Escher

4) ‘Three Worlds’, 1955 yılına dayanan bir taşbaskı resmidir. M.C.'nin en popüler sanat eserlerinden biridir. Escher, çünkü farklı dünyalara dair derin bir bakış açısı sağlıyor. Baskı, esas olarak, suyun yüzeyinde yüzen birkaç yaprak görebildiği bir havuz veya gölü göstermektedir. Suya yansıyan birkaç ağaç da görülebilir. Böylelikle su yüzeyinin, dünyanın biri olan yüzeyine ve yüzeyin üstünde duranın görülebildiği ‘ikinci dünyaya“ bir bakışı görülebilir. “second world”, suyun altında büyük bir balık yüzme görebileceğiniz hayattır.

Ünlü Ressamlar

5) Merdivenlerin Evi, M.C. Escher, ayrıntılara bakmak ve gözün görebildiğinin ötesinde düşünmek için ilham veren gerçekten ilginç sanat eserleri ile gelen bir Hollandalı sanatçı. Merdivenler Evi ilk 1951 yılında basılmıştır ve siyah ve beyazdır. İçinde merdiven ve kapılarla dolu çok uzun bir yapının iç görebilirsiniz. Merdivenlerden yukarı ve aşağı sürünen 46 yaratık var. Bu kertenkele gibi yaratıklar Escher tarafından yaratıldı ve “attelteefje” olarak adlandırılıyor.

Ünlü Ressamlar

6) Maurits Cornelis (M.C.) Escher'in ‘Another World’de bazen diğer dünya olarak anılır. Bu özel oluşum 1947'de tamamlanmıştır ve gravür baskı çeşididir. Another World, tüm taraflarda tuğla dolu açık kemerler içeren 5 taraflı bir küpü görüntüler. Alt kemer, tabandan yukarıya bakmakta gibi görünüyor. Alt alan, neredeyse üç boyutlu bir alan görüntüsü olarak görünür. Üst kemer bir tavan kadar kapalıdır. Ortada, galaksiye bakan krater benzeri bir yüzey görüyoruz. Her bir bakış açısında, insan yüzlü bir kuş benzeri yaratık (heykel) veya zincirlerden sarkan bir korna veya boynuz görürüz. Bu çalışma, duyuların tutarsızlığını tasvir eden bir paradoksdan biridir.

Ünlü Ressamlar Salvador Dalí

Ünlü Ressam Salvador Dalí (1904-1989):

Salvador Dalí, gelmiş geçmiş en tuhaf sanatçılardan biriydi. 1920'lerden başlayarak muhteşem bir sap çubuğu bıyık olarak nitelendirdi ve Sürrealizm Sanatındaki başarıları ile tanındı. Zamanında eğlendirici ve avangard olan boya, odun kömürü, film ve heykel gibi fikirlerini yansıtmak için birçok yöntem kullandı.

Ünlü ressamlar arasında yer alan, 11 Mayıs 1904 doğumlu Dalí, başından dokuz ay önce ölmüş olan erkek kardeşinin reenkarnasyonu olduğunu söyledi. Ebeveynleri ona sık sık bunu anlattı ve ölü kardeşinden sonra seçildi. Hayatı boyunca, genellikle buna yansıdı ve kendisine inandı. Sanatsal tutkuları genç yaşlardan itibaren teşvik edildi ve gençliğinde bir çizim okuluna katıldı. Dalí'nin babası 1919'da 14 yaşındayken onun için bir sergi düzenledi. Picasso'nun yanı sıra Dalí bir Rönesans sanatçısı olan Vermeer, Hollandalı bir Barok sanatçısı olan ve İspanyol Barok sanatçısı Velazquez'den etkilendi. Çalışmaları, üzerindeki etkilerini çok fazla yansıtmıyor, ama en çok takdir ettiği sanatçılardı.

1929'da Luis Buñuel ile tanıştı. Birlikte, Un Chien Andalou adında bir film yaptılar ve ürettiler. 17 dakika sürdü ve tüm Sürrealistler ideallerini içeriyordu. İçinde karıncalar bir saatin dışına çıktı, daha sonra onun resmine, Hafızanın Kalıcılığına boyadı. Siyah beyazdır ve filmin başında bisikletli bir çocuk arabadan vurulur ve karıncalar elinden çıkar. Filmin bir çizimi yok ve izleyiciyi hayal ettikleri gibi görmeyi amaçlıyor. Bu kısa filmi yapma setinde, aşık olduğu Rus göçmen Gala ile tanıştı. Ondan on bir yaş büyüktü ve o zaman bir Sürrealist şairin evlendi. Babası onu ve Sürrealistler ile olan bağlantısını onaylamadı. 1930'da, Dalí Paris'te “İsa Mesih'in Kutsal Kalbinin” bir sürrealist sergisi ile bir çalışma sergiledi. Çizimin altında, “bazen annesinin portresine sadece eğlenmek için tükürdüm.” Dedi. Babası özür dilemesine yalvardı. kaba yorum için ve Dali reddettiğinde, babası onu aldattı.

Gelecek yıl, en iyi işi olarak kabul edilen Hafıza Kalıcılığı ile çıktı. Resimde cep saatleri bilekler ve tezgahlarda erimektedir. Başka bir saatin filmleri anımsatan karıncalar yayılıyor. Sağ tarafta, yarım bir yüz yere seriliyor, bu da Dalí'nin resimlerinin birçoğunda kullandığı başka bir görüntü. Görüntü, Einstein'ın teorisini zamana göre temsil ettiği için yorumlanır, çünkü teori bu zaman zarfında yazılmıştır ve basılmıştır. 1982'de Franco iktidardan çıkmıştı ve bir kral yine tahttaydı. Kral Juan Carlos Dalí'ye Marqués de Dalí de Púbol unvanını verdi. Kralın en sevdiği sanatçı Dalí idi ve Dalí ona yaptığı son çizimi verdi. Gala o yıl sonra öldü ve çok depresifti. Dalí yaşamak için tüm isteklerini kaybetti ve kendini dehidrate ederek intihar girişiminde bulundu. Gala için inşa ettiği Púbol'daki kalesine taşındı ve odasında bir yangın başladı. O kurtarıldı, ama her zaman Dalí tarafından intihar girişimi olarak başlatılmış olduğuna inanılıyordu. Kasım 1988'de Dali, kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Orada üç ay yaşadı ve 23 Ocak 1989'da Dalí Kral Juan Carlos ile birlikte öldü.

Ünlü Ressamlar

1) ’The Persistence of Memory’, 1931 yılında Salvador Dali tarafından boyanmış ve onun en ünlü eserlerinden biridir. Gerçeküstücülük, 1920'lerde kökenleri olan bir kültürel harekettir. Sürrealist sanat eserleri, sürpriz, öngörülemeyen karşılaştırmalar ve saygısız mizah unsuruna sahiptir. Zaman zaman sanatçının hayal gücünün özgür akan bir ifadesi olan bu sanatın yorumlanması zordur ve The Persistence of Memory bir istisna değildir. Sert ve yumuşak nesneler kavramını kullanır.

Ünlü Ressamlar

2) ‘The Ecumenical Council’, sadece bir başyapıtı değil, aynı zamanda çok fazla dikkat ve kavrayış gerektiren ilginç bir resim yapan çeşitli özel niteliklere sahiptir. Resimde birçok dini sahne görülebilir. Dali'nin kendisi ile ilgili çok sayıda sembol var. Üstte, resmin ortasındaki Kutsal Üçlü görülebilir. Baba, geleneksel yaşlı adam olarak değil, altınla boyanmış genç bir adam olarak gösterilir. Yüzünü koruyor ve Dali cinsel organlarını boyamamaya karar verdi. Baba'nın solundaki Dali, İsa'yı eline çarmıhı çizdi. Sağda, yukarıda uçan bir güvercin Kutsal Ruh var. Arada, Papa'nın taç giymesini ifade eden bir sahne görülebilir. Bunun hemen altında, Dali kendi karısını, diz çökmüş ve ellerini, bir tane ve bir kitap görebiliyordu. Birçok eleştirmen, Dali'nin haç kalıntılarını bulmuş olan Aziz Helena gibi görünmesini istediklerini iddia ettiler.

Ünlü Ressamlar

3) ‘Christ of Saint John of the Cross’, günümüzün en ünlü dini resimlerinden birisidir. 1951 yılında boyanmıştır. Resimden bir yıl önce İsa Mesih'in gerçeküstü bir vizyonu bu başyapıt için ilham kaynağı olmuştur. Dini görüntü Dali'ye aklına gelen farklı tonlarla dolu geldi. Tanrı'nın görüşünden Mesih'in bir görüntüsünü gördü. Bu açı stratejik olarak çizildi ve ressam vücudun bir haçtan nasıl sallanacağına dair doğru bir perspektif elde etmek için gerçek bir ilham kaynağı kullandı.

Ünlü Ressamlar

4) Swans Reflecting Elephants, İspanyol sanatçı Salvador Dalí'nin tuval resminde ilginç bir yağdır. Bu resim 1937 yılına kadar uzanıyor. Salvador Dalí çift görüntülerden yararlanıyordu. Bu en yaygın tekniklerinden biriydi. Aslında bu resim, Paranoiac-kritik döneminden gelir ve görsel illüzyonlar ve halüsinasyon biçimleri yaratmaya çalıştı. Bu resimdeki çift görüntüler kuğular ve fillerdir.

Ünlü Ressamlar

5) The Discovery of America by Christopher Columbus, 1959'da Salvador Dalí tarafından boyanmıştır. Christopher Columbus tarafından Amerika'nın keşfi, Dali'nin en büyük ustalarından biriydi. Orijinal resim 14 metre boyunda ve 9 metre genişliğindedir ve İspanyol tarihinden Hıristiyan dinine kadar her türlü sembolizmden oluşur. Dali, Ressam of Breda'dan İspanyol ressam Velazquez'in resminin teması ve renkleri için ilham kaynağı oldu. Gala (Dali'nin karısı, her zaman baş mazisi olan eşi) ve Velazquez dışında, Dali de Columbus'dan esinlenildi. Columbus'un Katalonya olduğu, İtalyan değil, Dali'nin İspanya'nın Figueres kentinde de Katalonya'ya ait olduğuna inanılıyordu.

Ünlü Ressamlar Salvador Dalí

6) Salvador Dalí'nin The First Days of Spring, tuvalin üstündeki mavi gökyüzünün hoş, geniş açıklığıdır. Kısmi yağlı boya ve parça kolaj olan bir çalışma, İlk Bahar Günleri sol ön plandaki iki figürü gösterir. Biri, garip, insan büyüklüğünde bir bebeğe karşı yaslanmış bir adam. Gri bir arazi şeridinin üç boyutlu görünmesini sağlayacak şekilde boyanmış bir resmin önünde oturuyorlar. Bunun üzerine parlak renkli bir soyut figürdür. Orta mesafeden, bir adam bir sandalyede oturur, dışarıya bakar.Orada otoyolun kendisi, sadece ünlü eksantrik sanatçının aklında var olabilecek bir papağan balığı, mavi mercan ve bazı yaratıkların bir karışımı gibi görünen parlak renkli bir yaratıktır. Otoyolun biraz aşağısında bir resim var. Uzakta başka bir yalnız figürdür.

Face of War Salvador Dalí

7) ‘The Face of War’, II. Dünya Savaşı nedeniyle zor bir yıl olan 1940'da ürettiği tuval resminde bir yağdır. Salvador Dali, bu travmatik dönemden ilham aldı ve savaşın çirkinliğini temsil eden korkutucu, kahverengimsi bir yüzü tasvir eden The Face of War'ı canlandırdı. Bu yüz bir kafatasına veya kadavra yüzüne benzemektedir ve arka plan olarak çöl manzarasıyla görülmektedir. Bu yüzün göz yuvalarında ve ağız açıklığında üç tane daha küçük, benzer yüz görülebilir. Ayrıca yüzün etrafında dönen birçok yılan ve sağ alt köşede bir el izi görülebilir.

15 Kasım 2018 - 1 comment.

Sigarayı Bırakmak İçin Etkili Bir Yöntem: Elektronik Sigaralar

Genelinin çok genç yaşlarda kullanmaya başladığı ve sonrasında bağımlısı olduğu için bir türlü vazgeçemediği sigarayı bırakmak, ne yazık ki başlamak kadar kolay olmuyor. Nikotin sakızlarından nikotin bantlarına, envaiçeşit bitki çayından sigarayı bırakma ilaçlarına kadar sayısız yönteme denk gelmiş, hatta denemiş bile olabilirsiniz. Ancak pek çoğunuz, elektronik sigarayı duyup, faydasını görenleri dinlemenize rağmen hala daha cesaret edemiyor olabilirsiniz. Başlıca sigarayı bırakma yöntemleri ve elektronik sigara nedir, nasıl kullanılır, faydaları ve zararları gibi daha pek çok merak konusu olan bilgiye yazının devamından ulaşabilirsiniz.

Sigara Bırakma Yöntemleri

Sigara Bırakma Yöntemleri

Kimi için sigarayı bırakmak, herhangi bir şeyden yardım almadan bir anda gerçekleşmeli; kimine göreyse adım adım. Siz hangi tarafta iseniz, kendinize ona göre bir yol çizmelisiniz. İradenizi test etmek istiyorsanız ya da iradenize sonuna kadar güveniyorsanız, bir anda sigarayı bırakmayı deneyebilirsiniz. Bir diğer seçenek de sigara bırakma yöntemleri arasından kendiniz için en uygun olduğunu düşündüğünüzü seçip, uygulamaya koymak. Sigarayı bırakma yöntemleri arasında belki de en düşük maliyetli ve en çok tercih edilenlerden biri olan nikotin sakızı ve nikotin bantlarını denemiş ve sonuç alamamış olabilirsiniz, ancak unutmayın; her sigarayı bırakma yöntemi herkeste işe yarayacak diye bir durum yok. Bu nedenle daha önceden denemiş ve sonuç alamamış yakınlarınız veya arkadaşlarınızın yorumlarına göre hareket etmemenizi öneriyoruz. Danışmanlık hizmetlerinden faydalanabilir, kendinize yeni hobiler bulabilir ve bunları alışkanlık haline getirebilir, her gün egzersiz yaparak yaşam kalitenizi artırabilir ve daha pek çok şeyi deneyerek sigarayı bırakma sürecinizi daha kolay bir şekilde atlatabilirsiniz. İşte sigarayı bırakma yöntemleri arasında en çok tercih edilenlerden bir diğeri olan elektronik sigara hakkında tüm merak edilenler:

Elektronik Sigara Nedir? Nasıl Kullanılır?

Elektronik sigara ile sigara bırakma

2003 yılında Çin’de üretilen ve 2006 yılında Amerika pazarına girerek bir anda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen elektronik sigara, ilk başlarda tereddütle yaklaşılan bir alet olmasına rağmen özellikle son yılların en gözde ürünlerinden demek yanlış olmaz. Peki, elektronik sigara nedir, ne işe yarar veya normal sigaradan nasıl bir farkı var gibi sorular ile boğuşuyorsanız hemen bu soru işaretlerine bir çözüm getirmekte fayda var. İlk olarak elektronik sigara nedir sorusuyla başlarsak; herhangi bir yanma olmadan sadece ısı yoluyla buhar çıkartan ve içerisindeki belli bir oranda nikotin içeren likit ile içilebilen, sigara içiyor daha doğrusu nargile içiyor hissine benzer bir hissiyat oluşturan ürüne elektronik sigara demek mümkün.

Elektronik Sigara Nedir? Caption: emoji.com.tr

image credits: https://emoji.com.tr/elektronik-sigara-hakkinda-her-sey/

Normal sigaralarda olduğu gibi yine yoğun bir duman ile karşılaşıyorsunuz ancak ne üzerinize sinen kötü bir koku var ne de ağızda kalan kekremsi tat. Özellikle de meyve aromalı likitleri kullanıyorsanız, değmeyin keyfinize. Gelelim elektronik sigara nasıl kullanılır sorusuna; pek çok farklı dizaynı olmasına rağmen hemen hemen hepsinde aynı mantık var. İçerisine belli bir oranda nikotin içeren özel bir likit karışım koymadan kullanamayacağınız bu özel sigara için tek yapmanız gereken açma tuşuna basmak. Daha sonra ağızlık kısmından içinize doğru çekmek. Sigara içerken oluşan aynı hissi yaşatan ancak normal sigaradan daha yoğun bir duman çıkartan ve hafif bir ses çıkartan elektronik sigara kullanım sonrasında yine aynı tuş ile kapatılabiliyor. İlk defa elektronik sigara kullanacakların tereddüt ettiği bir sorun da burada başlıyor. Pilli bir cihaz olduğu için ve içerisinde bir likit sıvı bulunduğu için ya patlarsa korkusu yaşayanlar az değil. Fakat bir kez daha hatırlatalım; tuşuna bastığınız anda açılıp kapanan ve siz içinize çekmeden asla normal sigara gibi yanmayan elektronik bir aletten bahsediyoruz; elbette ki bu patlama olayları e sigaranızdan değil, içerisine koyulan fake likitten kaynaklı. O nedenle likit alımını barkotlu tekel ürünleri satan mağazalardan temin etmelisiniz. Eğer elektronik sigara nasıl kullanılır konusundaki sorun işaretleriniz ortadan kalktıysa bu konu hakkında merak edilen diğer sorulara değinmeye devam edelim.

Elektronik Sigara Hakkında Araştırmalar ve Sonuçlar

Gün geçtikçe kullanıcısı artan ve normal sigaralar gibi kapalı alan yasağı bulunmayan elektronik sigara hem normal sigara içmek istemeyenler hem de sigarayı tamamen bırakmak isteyenler için farklı bir kurtuluş yolu hazırlıyor demek yanlış olmaz. Keza çoğu zaman ne kadar zararlı olduğu biliniyor olsa da sigaradan uzaklaşmak çok da kolay olmayabiliyor. Bu durumları sürekli yaşayıp, bambaşka bir kurtuluş yolu olduğunu duyanların hemen “elektronik sigara nasıl içilir, ne anladık o zaman sigara bırakmaktan, bu da başka bir bağımlılık değil mi” soruları ile baş başa kaldığını biliyoruz. Uzmanların da ilgi alanına giren bu sorular için pek çok araştırma yapılıyor ki bu araştırmaların ilki; “elektronik sigara, normal sigara gibi bağımlılık yapacak mı?” Henüz çok yeni bir dönemde hayatımıza girdiği için hiçbir uzman bu soruya net yanıt veremiyor. Hatta pek çoğu açık konuşabilmek için en az 20 yıllık bir süreci geride bırakmalıyız bile diyor. Sigara bırakmak için elektronik sigara nasıl içilir sorusuna takılıyorsanız da hemen belirtelim ki; normal koşullarda zararları çok net bir şekilde tespit edilen sigaradan içerek alabileceğiniz zararların çok büyük bir oranına bu mucize alet sayesinde dur diyebiliyorsunuz. İçerisinde nikotin olduğu için sigara içmekten ne farkı kaldı ikileminde kalıyorsanız; bahsi geçen özel likit eğer nikotin içermezse sigara içme hissine kavuşamazsınız ki bu likit cihaz sayesinde zararı en aza indirgenerek içilmiş oluyor. Nikotinden dolayı elektronik sigara zararlı mı konusuna değinerek devam edelim.

Elektronik Sigara Normal Sigaraya Göre Ne Kadar Zararlı?

Elektronik sigara zararı hakkında duyulan haklı endişelere çözüm arayan bilim adamları pek çok araştırma ile bu konu üzerine eğiliyor. İlk başlarda normal sigara ile elektronik sigara fiyatları arasındaki farklılık büyük dikkat çekmişti fakat aylık olarak normal sigara tüketim maliyeti göze alındığında elektronik sigara daha ucuza geliyor. Hatta bu yüksek maliyetten şikayetçi olan pek çok kişinin sadece elektronik sigara fiyatları nedeniyle buna yöneldiğini biliyor muydunuz? Neyse, elektronik sigara zararları konusuna geri dönecek olursak; kanıtlanabilen bir zararı henüz bulunamadı ancak sigara azaltmak veya bırakmak için kullanışlı olduğu düşünülüyor. Özellikle de normal sigara içip hastalanan kişilerin yaşadığı sorunların, elektronik sigara içenlerde çok az oranda veya hiç olmayacağı düşünülüyor. Aynı zamanda normal sigaraya karşı oluşan bağımlılığın elektronik sigara da olmadığı da bir diğer araştırma konusu. Elbette bu demek değildir ki elektronik sigara zararı olmayan bir ürün. Tabi ki diğer kötü maddeler kadar zararlı bir içecek fakat “hiç sigara içmem” deyip normal sigaraya başlayanlar ile elektronik sigaraya başlayanlar arasındaki bağımlılık oranı oldukça ciddi bir farka sahip. Muhtemelen psikolojik açıdan normal sigaraların verdiği hazzı alamadığı düşüncesine kapılan beyin yavaş yavaş o bağımlılıktan kurtuluyor. Elbette ki burada bir hatırlatma yapmakta fayda var; siz istemediğiniz sürece ne sigara bırakılabilir ne de azaltılabilir. Aynı zamanda başkalarında işe yaramadığı için sizde de işe yaramayacak diye bir kaide yok. Sadece filtreli başlığı ve özel likidi ile içinize daha az zehir çekeceğinizi bilmek bile, elektronik sigaranın tercih edilmesine sebep olabilir.

Sigarayı bırakmak için sağlık bakanlığının başlatmış olduğu programa katılabilir, detaylı bilgi alabilirsiniz.

css.php

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…