16 Temmuz 2016 - No Comments!

1960 Sonrası Türk Resminde Kadın Figürü

Bir önceki içeriğimizde 1960 öncesinde Türk Resminde Kadın Figürü üzerinde durmuştuk. Bu blog içeriğimizde 1960 sonrasını ve kadın figürünü inceleyeceğiz.

1965’de yapılan seçimler sonucu kurulan Demirel Hükümeti ile 1961 Anayasası’nın kurduğu ya da güçlendirdiği çeşitli kurumlar arasındaki çekişme ülkede bir gerginlik yaratmıştı. İktidar eli kolu bağlandığı gerekçesiyle anayasadan yakınırken, 1966’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ordu kökenli Cevdet Sunay kazandı.

Bu dönemde, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan 1961 Anayasası çerçevesinde sol görüşler örgütlenme olanağı buldu. Türkiye İşçi Partisi 1965 seçimlerinde 14 iskemle ile meclise girmeyi başardı. Ardından CHP “ortanın solu” kavramını genel ilke olarak benimsedi. Soldaki bu gelişmeler sağ kanatta tepki ile karşılandı. Ülkede yavaş yavaş şiddet tohumları ekilmeye başladı. Komünizmle mücadele derneklerinin sayısı 1963’ten 1968’e uzanan süreçte 15 katına çıktı.

1968’de üniversite öğrencileri yetersiz eğitim olanakları ve mezuniyet sonrası işsizlik tehlikesini –Avrupa ve Amerika’daki öğrenci olaylarının de etkisiyle- boykot ederek okul binalarını işgal etmeye başladılar. Olaylar bir yıl içinde siyasal bir nitelik kazanmıştı. Öğrencilerin dikkati ve öfkesi Amerikan emperyalizmi ile o günkü iktidara yönelir. Öte yandan karşı gruplara ve öğrenci eylemlerine karşı caydırıcı tedbirler almayan hükümet, tepkileri el altından desteklemeyi tercih eder. Emre Kongar, hükümetin bu kargaşa ortamını kullanarak, kendisine geniş yetkiler sağlayacak bir anayasa değişikliğine kamuoyunu ikna etmeyi amaçladığını iddia etmektedir.

1970’lere gelindiğinde toplumdaki gelir ve servet dağılımı eşitsizliği artmış, sınıflar arası adaletsizlik giderek büyümüş, enflasyon Türkiye’yi pençesi altına almıştır. Böyle bir ortamda hükümete karşı üniversite öğrencilerinin, işçiler, profesörler ve yargıçların gösterilerde bulunması şiddete başvuranları yanıltır. Toplumun siyasal bir devrime hazır olduğunu düşünen şiddet yanlısı gençlerin uyguladıkları yöntemler 12 Mart Muhtırası’na zemin hazırlar. Sonunda eylemcilerin bir kısmı mahkeme kararı ile asılır, kimi polis tarafından vurulur, kimisi de silahlı kuvvetlerle girdiği çatışmada öldürülür. Geri kalanların büyük kısmı ise çeşitli biçimlerde cezalandırılır.

1960-80 yılları arasında yeni figüratif araştırmalar çoğalmıştır. Bu yönde çalışan sanatçılar arasında, ekspresyonist çalışan Avrupalı sanatçılarından etkilenmiş olanlar vardır. Oscar Kokoshka'dan etkilenen Orhan Peker, bunlardan biridir. Üslûp gelişmesi içinde geniş mekân tasarımları içine küçük figürler sığdırarak, ilginç, çekici kompozisyonlar meydana getiren Nedim Günsür'ün de, kendilerine naif etkinlik yolları arayan sanatçıları yönlendirici olduğu ifade edilebilir.

Doğum tarihleri 1910 ile 1920’li yıllar olan Eren Eyüboğlu, Şükriye Dikmen ve Semiha Berksoy ile Leyla Gamsız, Leman Tantuğ, Mürşide İçmeli ve Naile Akıncı gibi sanatçılar Cumhuriyetin ilk kadın sanatçılar kuşağını oluşturmaktadırlar.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ile evlendikten sonra Türkiye’ye yerleşen Romen kökenli sanatçı Eren Eyüboğlu, farklı konu ve tekniklerde resimler yapmıştır. Günlük yaşamdan sahnelerin yanı sıra portreler, natürmortlar ve peyzajlar yapan Eren Eyüboğlu resimlerinde halk motiflerini de sıkça kullanır. Tansuğ’a göre Eren Eyüboğlu gibi Şükriye Dikmen de akademik çalışmalar içeren bir dönemden sonra keskin dış çizgilerle oluşturduğu portre ve natürmortlarıyla D Grubunu temsil ettiği ilkelere bağlı kalmıştır.

Resmin Egemen Figürü Kadın

Türkiye’de kadının sanat alanında varoluşuna ilişkin bilgiler ancak; 19. yüzyılın son çeyreğinde karşımıza çıkmakta, Osmanlı sarayında nakkaşhanede kadın bulunduğuna ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Osmanlı toplumunun kadına yaklaşımı ele alınırsa kadınların sanatçı olarak düşünülmesi imkânsızdır. Bundan dolayı kadınlara yönelik eğitim veren bir kurum yoktur. Dolayısıyla ilk kadın sanatçılarımız zengin aile kızlarıdır.180 Kadınlar görsel sanatlarda konu olmaktan öteye geçememişlerdir. Kimi zaman kalabalık içinde imge kimi zaman ise portre olmaktan olarak var olabildikleri, minyatürlerde ise ancak konunun gereklerine uygun biçimde yer aldıkları görülmektedir. Toplumun özel alan içine sıkıştırdığı bu kadınlar ‘güzel’ resimler verdikleri için portre olarak, kimi zamansa kamusal alana çıktıkları yerlerde –kırda, piknikte, sandalla gezinti, konser dinleyenler- manzarayı ‘güzelleştirici’ nesneler olarak kullanılmışlardır.

II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte özellikle büyük kentlerde kadınların geleneksel uygulamaların dışında erkeklerin dünyasına şair, yazar, öğretmen gibi çeşitli meslek grupların da kendilerine bir yer açmaları görsel sanatlar alanındaki betimleme kalıplarının sayılarını çok az da olsa bir ölçüde değiştirmiştir. Cumhuriyet öncesi Türk resminde kadını diğer çağdaşlarından farklı, onu bir eylem içinde gösteren çok fazla resme rastlanmamaktadır. Ancak bu dönemde kimi ressamlar kadınları bir eylemi ya da mesleği icra ederken ele almışlardır. Toplumun kadına yüklediği roller, toplumsal değişimlerle birlikte çeşitlenmeler göstermektedir. 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte kadın, cumhuriyet düzeninin gerekliliklerine uyan, çağdaş, ilke ve inkılaplara bağlı, eğitimli bir role bürünmüştür. Aslında bir önceki döneme ait sıfatlara eklenmiş yeni kodlardır bunlar. Türk resminin Cumhuriyet’in hemen sonrasına ait örneklerinde kadın ne olursa olsun çağdaş ve uygardır; baloya gider, karşı cinsle dans eder ya da başındaki şapkası ile alış verişe hazırlanmaktadır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadın, modern Türkiye’nin değişen yüzünü temsil etmektedir.

Kadın sanatçıların kendi kimliklerini ve toplum içindeki kadının birey olarak sorunlarını ele aldıkları çalışmalara ise ancak 1980’lerden sonra rastlanmaktadır. Bu olgunun, Türkiye’nin siyasal değişimlerine bağlı olduğu kadar, dünyadaki feminist hareketin ve kuramların yaygınlık kazanması ile bağlantılı olduğu ifade edilebilir.182 Kadın sanatçıların kendilerine ait gerçekliklerin farkına varmaya başlamaları için Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönemi beklemek gerekmektedir. Bu bağlamda, kadın sanatçıların bağımsızlık ve kendini ifade özgürlüğünü kazanmasında toplumsal değişimlerin büyük rol oynadığını bir kez daha belirtmekte yarar bulunmaktadır. Bunların elbette en önemlisi Cumhuriyet’in ilanı ve bu süreçte değişen dinamiklerdir. Halifelik kurumunun ve tarikatların tasfiye edilmesi, laik eğitime geçilmesi, dil reformu, Batı takviminin ve metrik sisteminin kabul edilmesi gibi Cumhuriyet’i laikleştirmeye  ve Batılılaştırmaya yardımcı olan bütün reformlar, kadınlara toplumda yeni kamusal roller oynama cesareti vermiştir.

Cumhuriyet devrimleri, kadının toplumsal yaşama katılımını ve bağımsız bir kadın kimliğinin gelişimini sağlamıştır. Atatürk’ün çağdaşlaşmanın göstergesi olarak kabul ettiği Türk kadınını batılı kadınlarla eşit hatta daha üst düzeye çıkarma amacıyla yapılan tüm değişimler, kadınların yaşam koşullarını iyileştirmiş eğitim sağlık başta gelmek üzere diğer tüm alanlarda standartları yükseltmiştir. Kadınların meslek sahibi olmaları özendirilmiş daha önceden yalnızca erkeklere açık meslek alanları kadınlara da açılmıştır.

İlginizi Çekebilecek Türk Resim Sanatı Hakkında Diğer Yazılar

Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi ve Gelişimi

Türk Resminde Yeni Eğilimler ve Uslupsal Arayışlar

Leave your vote

1 point
Upvote Downvote

Total votes: 1

Upvotes: 1

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: admin in Sanat

Leave a Reply

css.php

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…