7 Mart 2016 - No Comments!

7 Osmanlı Hükümdarının Kullandığı Mücevherler

Osmanlı Dönemi Mücevherleri

Zengin kültür mirası bulunan Anadolu’da mücevher Osmanlılar zamanında doruğa ulaşmıştır. Değerli madenler farklı tekniklerle işlendi ve mücevher kullanımı son derece geniş bir alana yayıldı. Topkapı Sarayı'ndan içeri girince Osmanlı'nın ihtişamıyla yüz yüze geliriz.  
Padişahların oturduğu tahtların, savaşta giydikleri zırhların, elbiselerin, kullandıkları hançerlerin birbirinden değerli taşlarla bezendiğini görürüz. Mücevher eşyalar padişahlar, saray kadınları ve devlet erkânı için hazırlanandır. Mücevherlerde çok renklilik hakimdir. Altından yapılmış mücevher eşyalar üzerindeki yuvarlak renkli ve değerli taşlar yerleştirildiği ifade edilmiştir.
Osmanlı’da kkakma, oyma, telkari (filigran), hasır,  savat (niello), mıhlama gibi uyumculuk teknikleri kullanılarak tasarımlarda zengin çeşitlemeler yapılmıştır. Resimler adeta mücevherlerle süslenmiştir. Padişahların resmedildiği tablolarda, şıklığın tamamlanması için takılarda çok gösterişli elmas, zümrüt, yakut ya da inciler kullanılmıştır.  

Figür eşya ve giysiler üzerindeki mücevher tasarımında kullanılan çiçekler, hayvanlar, ay ve yıldız gibi desenler natüralist bir yaklaşımı anlatır. Bu motifler, broşlarda sıkça görülür. Osmanlı kadınının baş süsü olan ve yüzün iki yanına sarkıtılan mücevher zülüflükler başın arkasından takıldığında enselik adını alan güzel mücevherlerdir. Kadın başlıklarının, başörtülerinin  ve saç örgülerinin arasına iliştirilen küçük çiçek mücevherler  zengin  görsellik sağladığı, kemerlerin altın ve gümüş sırmayla işlendiği resimlerde görülmektedir. Çok sayıda yüzük takma alışkanlığı olan Osmanlı kadını kuyumculuğun yaygın formalarından küçük boyutlu taşların sıralandığı gül yüzükler, gerdanlık ve kolyeler takmışlardır. Kadın giysilerinin göğüs kısmına toka, broş veya birkaç adet sorguç yerleştirilmiştir. Kadınının dekoltesini tamamlayarak cinselliği ön plana çıkaran altın ve inci gerdanlıklar göğüsten karın üzerine doğru sarkmış resmedilmişlerdir.

Osmanlı Hükümdar Portreleri ve Mücevheri

15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından ilk kez batılı sanatçılar saraya çağrılmış ve kendilerine padişah portreleri yaptırılmıştı. Bu dönemden sonra batıdan birçok ressamın Türkiye’ye gelip gittiği görülür. Özellikle 18.–19. yüzyıllarda, batı sanat dünyasında doğuya karsı uyanan ilgi, oryantalizm akımı doğurmuş; Ortadoğu’ya gelmeyen ya da temalarının gerçek görünümlerini bilmeyen sanatçılar bile, hayali oriental resimler yapmışlardır.

fatih-sultan-mehmet-mucevher

Bellini tarafından yapılmış ve National Portrait Gallery koleksiyonunda olan 69,9×52,1 cm boyutlarındaki Fatih Sultan Mehmet tablosunda değerli mücevher ve süslemeler dikkati çeker. Yağlıboya tekniğinde yapılan tablonun üst bölümünün her iki yanında kudretini ve padişahlığını simgeleyen üçerli altın taç önemli bir ayrıntıdır. Padişahın giysisinde değil fakat hemen ön planda bitkisel motif ağırlıklı örtünün değerli taşlarla bezendiğini görürüz.

mahpeykersultan

Mâh-Peyker Kösem Sultan

Osmanlı tarihinin en güçlü kadın sultanlarından Mâh-Peyker Kösem (1590 - 1651), padişah IV. Murat ve I.İbrahim’in annesidir. Kösem Sultanın tasviri yapılmış portresi de günün mücevher ve giysi modasını da anlatan saray kadınına l bir örnektir. Osmanlı saray kadınları elbette takısız düşünülemez. Bu dönemin tablolarında da kadının dişiliğini öne çıkaran takılarla daha özel gösterilmişlerdir. Pek çok çeşidi olan zincirler ve geniş gerdanlık burada görülür. Yağlı boya tekniğinde çalışılmış tablodaki figürün boynundaki gerdanlığın üzeri incilerle süslü tasarlanmış muhteşem bir mücevherdir. Dönem giysisinin göğse doğru açık yakasının üzeri büyük zümrüt taşlarla işlenmiştir. Başta kullanılan ve istefan denilen çatal şeklindeki ağır sorguçla yüklenmiş soylu bir kadın görüyoruz.

kosem-sultan

Hürrem Sultan Portresi, Özel Koleksiyon, 16.yy

Hürrem Haseki Valide Sultan (1506 -1558)
Osmanlı padişahı I.Süleyman’ın nikahlı eşi ve sonraki padişah II. Selimin annesidir. Devlet işlerinde etkin rol oynayarak Osmanlı İmparatorluğunda ‘’Kadınlar Saltanatı’’ adı verilen devri başlattığı kabul edilir. Tabloda görüldüğü  gibi Sultanın kullandığı mücevherler altından tasarlanmış ve üzeri inci ve değerli taşlarla bezenmiştir. Başlık ve giysileri üzeri değerli taşlarla süslenip muhteşem bir görüntü yaratır. Figürün güzelliğini ve estetiğini ön plana çıkaran mücevherlerde kullandığı pırlanta, zümrüt ve yakutlar statüsünün ve gücün ifadesidir.  Zümrüt taşının mücevherlerde, giysiler üzerinde ve hazinede sıkça kullanılmasının nedeni de hem ruhsal bakımdan kişiyi zinde tuttuğu düşünülüyor.

hurrem-haseki-sultan

Cristofano dell’Altissimo, 98,5x 67,8 cm, Mihrimah Sultan Portresi, Lacock

Benzer tablolar İstanbul Topkapı müzesi, özel koleksiyonlar, Polonya Mazoivan Müzesi, Floransa Uffizi galerisi gibi yerlerde bulunmaktadır. Dönemin ressamlarına esin kaynağı olmuş Mihrimah Sultanın kahverengi sade giysisi yine kahverengi çiçek desenleriyle resmedilmiştir. Değerli taşlar elbisesinin ön düğme kısmında sıralı halde gösterilir. Figürün başında altından tasarlanmış, zümrüt, yakut, süslü gösterişli bir yüksek başlık bulunur. Koyu fonun sol üstünde ‘’Sultan Süleyman’ın Kızı Cameria, sağ üstte ‘’Rüstem Paşa’nın Karısı, 1541’’ yazılıdır. (blok.peramuzesi.org.tr)

osmanli-mucevher-kullanimi

Yağlıboya tekniğinde çalışılmış tabloda III. Selim (1789-1808) yeşil zeminli işlemeli kumaş ile kaplanmış sedir üzerinde sol bacağını bükmüş üzerinde otururken görülmektedir. Sağ bacağını karnına doğru çekmiş ve sağ kolunu dizinin üzerine yaslamıştır. İşlemeli minderlerden oluşturulmuş köşede, solkolunu da minderlerin üzerine yaslamıştır. Üzerinde kırmızı elbisesi ve kırmızı kürküyle III. Selim rahat bir tavırla oturmakta ve yumuşak tüylü kürkünün içerisinde kundağına sarılmış sürekli onun vereceği tepkiye göre hareket eden insanların olduğu ortamda el bebek gül bebek konumundadır. Bu konumuyla odanın içerisinde yalnız olmadığı, oda içerisinde kendisine el pençe duran hizmetlilerin olduğu izlenimi yaratılmıştır.

Bedenin dik durusu ve hafifçe tepeden bakısı, kendine olan güveni yansıtmakla beraber aynı zamanda yasamı ve gücü anlatır. Resimdeki bu etki dinamik bir görüntü verir. Resimde fiziksel özellikler önceki daha az detaylı işlenmiştir. III. Selim’in sağ elinde üç parça zümrüt ve iki iri incili imamesiyle biçimlenmiş tespih bulunmaktadır. İnci dizili tespihin imamesi üç parça zümrüt ve iki iri inciden, püskülü ise damla biçimli inciden oluşur. Ayrıca aynı elinin küçük parmağında elmas yüzük ve yastığın üzerinde elmas cep saati bulunmaktadır. Ayrıca kuşağında elmaslarla işlenmiş hançer yer almaktadır. III. Selim’in solunda yer alan duvar asılı dolap içerisindeyse mücevher işlemeli altın murassa kutu ve değerli eşyalar görülmektedir.
Osmanlı saray yaşamı geleneğinde önemli bir yer tutan mücevher kullanımı, imparatorluğunun son yıllarında yapılmış birçok sultan portrelerinde de görülmektedir. Söz konusu olan resimlemede ise padişah ve mücevher birbirini tamamlayan kavramlar haline gelmiştir. Örneğin ressamı bilinmeyen, Sultan I. Abdülhamit portresinin  sorgucunda bulunan kaşıkçı elması gerek elmasın değerliliğinden gerekse Osmanlı sarayına girmesindeki rivayetlerden dolayı, Topkapı Sarayı Müzesi’nin büyülü ve görkemli eserlerindendir 7x6 cm. boyutlarında 86 karatlık elmasın etrafında 49 adet iri pırlanta bulunmaktadır.  Bunların daha geç dönemde monte edildikleri ifade edilmektedir.
Osmanlı saray yaşamı geleneğinde önemli bir yer tutan mücevher kullanımı, imparatorluğunun son yıllarında yapılmış birçok sultan portrelerinde de görülmektedir. Portre türüne göre ilk yağlıboya resimler İstanbul’da ki azınlık sanatçılar tarafından yapıldığından söz edilir. Söz konusu olan resimlemede ise padişah ve mücevher birbirini tamamlayan kavramlar haline gelmiştir. Bunların daha geç dönemde monte edildikleri tahmin edilmektedir.

Sultan I.Abdülhamit Osmanlı İmparatorluğu’na padişahlık ettiği dönemde pek parlak bir dönem geçirmemiştir. Tabloda mekanın karanlığı ve elbisesinin koyuluğu figürün bedenini hissettirmemektedir. Ressam, Abdülhamit’i karanlık bir mekan içerisinde sadece yüzü aydınlatılmış olarak betimleyerek onun hükümdarlık dönemine göndermede bulunmuştur. Bu karanlık aynı zamanda, Hükümdarlığı boyunca saray dışına pek çıktığı bilinmeyen Abdülhamit’in gizemli yaşamını da yansıtmaktadır. Başındaki sorguç üzerine yerleştirilen kaşıkçı elması ve tüy ile hükümdar ve pırlanta kavramları ilişkilendirilmiştir.

abdulhamit

Sultan I. Abdülhamit Portresi, Topkapı Sarayı Müzesi

Cepheden resmedilen portrede dikkat yüze ve sorgulayan bakışlara yönelmiştir. Renkler ve renk geçişleriyle figürlerin tinsel durumlarının yansıtılmasına ağırlık vermiştir. Figürün yüz ve beden hareketi, tinsel ifadesi net olarak görülmektedir. Sultan Abdülhamit’in başındaki sorguç elmasla düzenlenerek tasarlanmıştır.
Sorguç, Osmanlı'da en önde gelen hükümdarlık alameti olarak sayılıyor. Yalnızca Osmanlılara ait değil aynı zamanda Doğu geleneği. Her padişah en az bir, en fazla üç tane sorguç takıyor.
Bir padişah öldüğünde diğer padişahın başa geçmesi tahta çıkma töreni yapılırken mutlaka bir sorguç takılıyor. Sorguç üzerinde elmaslarla tasarlanmış mücevher resme dinamik bir görüntü sağlamaktadır. Bu resimde dinamik bir görüntü oluşturma olayı fiziksel görüntüsünün biçimsel olarak değiştirilmesiyle değil lekesel kontrastlıklar oluşturulmasıyla sağlanmıştır. Kaşıkçı elmasının aslına bakıldığında ressamın betimi ile fotoğrafında farklılıklar görülür.Bu fark mücevherin gözleme dayalı olarak yansıtıldığını bize Abdülhamit’in günlük yaşamı içerisinde mücevher kullanıp kullanmadığı çelişkilerini yaratırken, padişahın mücevherle birlikte betimlenmesine verilen önemi yansıtmaktadır. Gerek resimlerdeki gösterge özelliğiyle gerekse gerçek hayattaki kullanımı ile pırlanta asırlar boyu değerliliğiyle iktidarın ve gücün önemli simgesi özelliğini korumuştur.

sultan-abdulhamit-mucevher

Osmanlı hazinesinde kullanılan taşların çok özel anlamları bulunur. Yağlıboya tekniğinde yapılmış bu tabloda I.Abdülhamit’in başlığında sorguç olarak kullanılan elmas güç ve yenilmezlik verdiğine dair bir inanışın karşılığı olarak ifade edilmiştir. Elmasın aynı zamanda melankoliye de iyi geldiği düşünülüyor.

perali-frank

Jean-Etienne Liotard,Peralı Frenk Kadını,Cenevre Sanat Müzesi, 18.yy

Cenevre sanat müzesinde bulunan yağlıboya tekniğinde çalışılmış tuval üzerine yağlıboya tabloda kırmızı, beyaz sarı ve mavi renklerin yoğunluk kazanmıştır.  Kadın figürü belindeki kabartma tekniğinde işlenmiş altın kemeri tamamlayan başı ve boyunu süsleyen mücevherleriyle çalışılmıştır. İnci tasarımlar renkli değerli taşlarla bütünleştirilmiş, elbisedeki altın işlemelerle kompozisyon zenginleşmiştir.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: admin in Kultur, Moda, Sanat

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…