7 Eylül 2016 - No Comments!

Atatürk’ün Sanat ve Sanatçı İlişkisi

ataturk-sanat

Atatürk'ün Sanata Bakışı

Toplumsal yaşamı, cumhuriyetçilik, ulusçuluk, devletçilik, halkçılık, laiklik, devrimcilik olmak üzere altı temel ilkede yorumlayan Atatürk, sanatın yönetimi ile politikasını bu çerçevede düşünmüş ve sanatı bu altı açıdan değerlendirir. Cumhuriyetçilik, sanatın yasal yönünü biçimsel açıdan bir parlamentoya bağlarken, özünü de “demokrasi” kavramına bağlar. Demokrasi ise, sanatın özgürce, tartışarak ve eleştirel ortamda oluşmasını sağlamaktadır. Sanatta ulusçuluk, sanatçıyı taklit ve özentiden kurtarırken, topluma ulus olma bilincini de getirir. Sanatta devletçilik ilkesinin uygulanması, sanata bir takım baskılar yapmak yerine üniversite, akademi gibi özerk sanat kurumlarının oluşmasına imkân sağlar. Halkçılık ilkesi ise, sanatı bazı grup ve sınıflardan kurtarıp tabana indirirken, halktaki sanat birikimini de iyi değerlendirmeyi öngörmektedir. Sanatçının yaratma gücünü destekleyen, özgürlük gereksinimini, çevrede cumhuriyetçilik ilkesi, kendi iç dünyasında laiklik ilkesi başarmaktadır. Devrimcilik ilkesine gelince, sanattaki evrimleşmeyi, yeni ufuklara açılmayı özendiren, bunun olması içinde yaratma eyleminin doğal özgürlük gereksinimini temel koşul kabul eder.

Atatürk’ün, Cumhuriyetin ilk yıllarında halk arasında, köylülerle sohbet ederken gösteren fotoğraflar, bütün toplumu kapsayan, halkla diyalog içinde olan, halkı eğitip bilgilendiren, çağdaş bilimin ve bilginin ışığından herkesin eşit oranda yararlanmasını ilke edinen yeni bir devlet görüşü oluşur. Bu açıdan yaklaşıldığında Osmanlı’nın son Dönemlerine kadar Galatasaray sergileri hariç, saray ve yetenekli ressamlar arasında dar bir çevrenin içinde sıkışıp kalmış olan sanatsal etkinlikler, Cumhuriyet ile birlikte İstanbul’un dışında ve Anadolu’da yayılması sanat ve toplum ilişkilerini sağlanması sürecinde yeni devletin sanat politikasıdır.

1923 tarihine kadar ülkede düzenlenen kültür ve sanat faaliyetleri İstanbul Galatasaray Lisesinde düzenlenen resim sergileriyle kısıtlıyken, bu durum, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başkenti Ankara’da resim ve heykel sergilerinin açılmaya başlaması ile İstanbul’un yanında ikinci bir sanat merkezi haline gelir. Başkent Ankara, artık sanatçıların uğrak yeridir. Birçok ressam, heykeltıraş bu şehre yerleşmeye başlar. Birçok resim ve heykel atölyeleri oluşur. Yabancı heykelciler de çağrılır. Yarışmalar düzenlenir. Resmî binalara, cadde ve meydanların heykel veya büstler yapılır. Sanat sergileri açılır. Ankara’nın salonlarında resim sergileri açılmasının istemesinin en önemli nedeni Atatürk’ün yeni kurulan devletin başkentine yaraşır çağdaş batı kültürüne ulaşmış bir şehir yaratma isteğidir. Atatürk’e göre bu durum kültür ve sanat alanında yapılan inkılâplardan geçer.

Atatürk bir sohbet ortamında sanata olan ilgisini şöyle anlatmaktadır. “Eğer matematiğin üzerinde durduğum kadar şiir ve resmin üzerinde dursaydım, Harbiye’de dört duvar arasında kapanıp kalmazdım. Mehtaplı gecede okuldan kaçıp buraya gelir ve şiir yazardım. Sabahleyin ortalık aydınlanır aydınlanmaz da resim yapmaya başlardım” sözleri ile sanata olan hassasiyetini vurgular.

Atatürk Sanatçı İlişkisi

ataturk_sanatcı-heykel

Mustafa Kemal, sanatçının neyi nasıl yapması veya yapmaması konusunda
hiçbir baskı veya tavır koymaz. Onun kafasındaki sanatçı, tabii ki dokunulmazlığı olan ve her şeyden önce özgür olan bir yapıdadır. İlk Millet Meclisi görüşmelerinde bir mebusun “Bu asri kelimesi ne demektir?” diye sorusuna, reis yerinde bulunan Mustafa Kemal “Adam olmak demektir hocam, adam olmak” diye yanıtlamıştır.

Refik Epikman’ın 1938 tarihinde Ar Dergisinde çıkan yazısında Atatürk Cumhuriyeti’nden şöyle bahseder; “Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte sosyal hayattaki değişimlerin yanı sıra güzel sanatlar alanında da değişimler meydana gelmiştir. Bu değişimin oluşumu inkılâpçı Cumhuriyet hükümeti ve onu idare edenlerin, güzel sanatların  bir milletin sosyal hayatında oynadığı rolü çok iyi bilmelerinden kaynaklanmıştır. Bu dönem güzel sanatlar tarihinde önemli yenilikler doğurmuştur”.

Cumhuriyet’in 15. Yılı’nda Anadolu’ya “Yurt Gezileri” adı altında ressamların gönderilmesi planlanır. Bu düzenlenecek olan Yurt Gezilerinin dünyadaki benzer örnekleri incelenerek ülkenin kültür ve sanat ortamını nasıl etkileyeceği araştırılır. Mustafa Kemal Atatürk ve ardından İsmet İnönü döneminde devletin kültür ve sanat yaklaşımı, devlet ve sanatçı arasındaki dayanışma ve bu dayanışmanın sonucunda sanatın Anadolu halkına ulaşması amaçlanır.

Atatürk döneminde, tiyatro, bale, edebiyat, heykeltıraşlık, mimarî, resim, müzik gibi sanat dallarıyla ve sanatçılarla yakından ilgilenilmiş ve desteklenmiştir. Ayrıca bu dönemde geçmişteki sanata uygulanan bütün yasaklar tamamen kaldırır. Atatürk’ün sanatla çok yakın bir ilişki içinde olduğunun göstergesidir. “ Çirkine tahammül edemiyorum, bu ifade söz ile olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur’” sözüyle Atatürk, sanattaki güzellik kavramına kendi yorumunu ekler.

Kültür ve Sanat Faliyetleri

topkapı-palace

Mustafa Kemal, milli kültürümüz, kültür belgelerinin araştırılması ve müzelerin çağdaş metotlara uygun olarak ele alınması konularına da önem verir. 1923′de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin kurulması ile başlayan kültür ve sanat faaliyetleri, 1937′de Dolmabahçe Sarayı’nın bir bölümü Resim ve Heykel Müzesi olarak düzenlenmesi ile devam eder. 1927’de Topkapı Sarayı, 1934’de ise cami olarak kullanılan Ayasofya müze
olarak halkın ziyaretine açılır.

Her fırsatta sanata ve sanatçıya yakınlığını gösteren Mustafa Kemal Atatürk, sürekli olarak kütüphanesi, ansiklopedileri ve dil kitapları ile kendini geliştirmesi, dansı ve güzel içkileri, şık modaya uyan giyim tarzı, sohbeti sevmesi, kendisinin çağdaş yaşam şeklini göstermektedir. Bunun yanı sıra Atatürk, birçok ressamla tanışmış ve yakın dostluklar kurmuştur. “Büyük Sanatçı” olarak nitelediği İbrahim Çallı’yı defalarca sofrasına davet eder. Mihri Müşfik Hanım ise, Atatürk’ün kendisinin en sevdiği portresini yapmıştır. Alacahöyük, Eti Yokuşu gibi arkeolojik kazılara bizzat katılır, çağdaş tiyatro ve müziğin yanı sıra Karagöz, halk oyunları gibi Anadolu folklorunun güzel sanatlarını bütün alanlarıyla yakından ilgilenir.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 6

Upvotes: 3

Upvotes percentage: 50.000000%

Downvotes: 3

Downvotes percentage: 50.000000%

Published by: abdullah in Sanat

Leave a Reply

css.php

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…