22 Şubat 2016 - No Comments!

Geçmişten Günümüze 10 Farklı Çağdaş Sanat Akımı

20. yüzyılda teknolojinin gelişmesi ile birlikte endüstri kendini yenilemiş, sanatçılar kendinden önceki var olan sanat akımına tepki olarak çıktığı düşünülecek olursa, kendilerini daha özgür ifade etmiş, sanat tarihi ile birlikte birçok akımın doğmasına sebep olmuştur. 20. yüzyıl sanat akımları çağın yaşam biçimiyle teknolojinin getirdiklerini ilişkilendirerek yeni anlatımlar sunmakta ve sorunlara cevaplar aramaktadır. 20. Yüzyıl sanat akımları ise Ekspresyonizm, Kübizm, Pürizm, Fütürizm, Sürrealizm, De Stijl, Konstükrüalizm, Abstre Ekspresyonizm, Pop Art, Op art ve Minimalizm’dir. Minimalizmin çağdaşı olan akımlar sırasıyla incelenmiştir.

Ekspresyonizm

Dışa vurumcu Resim Örneği

Dışa vurumcu Resim Örneği

20. yüzyıl sanat akımlarının ilk ve en etkin olanı Ekspresyonizm hareketi olmuştur. Ekspresyonizm duygular ve duyulara bağlı aktarımı ve yansılamı sağlamayı amaçlayan bir harekettir. Sanatçının içsel gerçeği olan görüntü, sanatçının kendi duyu ve duyumlarının dışavurumuyla yansıyan bir görünüm olduğu için, doğal olarak algılanabilenden tamamen farklı ve tamamen kişisel bir tarz ve anlayışla değişime uğratılmış bir yansımadır.

Kübizm

girl-before-a-mirror

Sanatın gelişiminde bir devrim olarak nitelendirilen kübizm, geleneksel perspektife, ışık gölge kullanımlarına ve sanatı doğanın taklit edilmesi olarak gören kuramlara karşı çıkmış; doğadaki biçim, doku, renk ve mekânları taklit etmek yerine, parçalara ayrılmış nesneleri çeşitli yönlerden aynı anda algılanabilecek biçimde yan yana getirecek yeni bir gerçeklik yaratmıştır.
Klasik anlamdaki form anlayışına tam anlamıyla arkalarını dönen Kübistler, görünen nesne veya nesnelerin direkt bir tasvirini değil, onların değişik bölüm ve görüntülerinin bir araya getirilmesinden oluşmuş bütünü eserlerine aktarmayı hedeflemişlerdir. Yani görünen cismin göründüğü an ki biçimi dışlanarak, aynı cisim için geçerli bulunan değişik köşeler, yüzeyler ve bölümlerin gerçekçi algılamadan uzaklaşarak, mantık yoluyla geometrik formlar halinde yeni bir bütün teşkil edecek şekilde yeniden kurulmasını sağlayan sanatçı tek bir görüntü değil çeşitli görüntüleri bir araya getiren bir eser meydana getirmektedir. Akımın en popüler sanatçısı Pablo Picasso (1881-1973) olmuştur. Örnek Pablo Picasso fotoğrafı aşağıdan bulabileceğiniz gibi diğer arama sonuçlarına Google görsel aramadan erişebilirsiniz.

Nusch Eluard Pablo Picasso

Çoğu sanatçılar çalışmasında kübizm ve moda arasındaki etkileşimi dönemin ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmelerinin ve toplumsal dönüşümlerinin ışığında vuku bulmuştur. Kübist sanatçılar bu gelişim ve dönüşümlerin yansımalarını tuval üstünde ete kemiğe büründürürken, moda tasarımcıları insan bedenini saran hacimler ve yüzeyler çerçevesinde bu gelişim ve dönüşümlerin sunduğu yeni yaklaşımları deneyimlemişler, ortaya çıkan sorunlara çözümler aramışlardır. İki alandaki süre giden arayışların benzer bir görsel yapı etrafında toplandığını söylemek olası olduğunun sonucuna ulaşmıştır.

Pürizm

1920’lerde Kübizim sonrasında ona tepki olarak doğmuş bir sanat anlayışıdır. Yedi sene süren bu hareketlik içinde durgun bir yalınlıkla ele alınan görüntülerin açıklık ve nesnellikle ifadesi teşkil edilmiştir. İçgüdüsel bir reddetmeyle şekillenen tutkuların gücü ana belirleyici olarak ele alınmış olup, sevinç ve haz duyumları arasında kesin bir ayrımı ortaya koyarak değişmez şeyleri ifadeye yönelmiştir. Ölçüler ve sayısal uyuma büyük önem veren Puristler, mühendislikten yoğun etkiler almış olup, tamamen fonksiyonel bir tarz geliştirme eğilimindedir. Bu şekilde kurulan mutlak uyumun görsel sanatın ana amacı olduğu ilke kabul edilmiştir. Sanat ihtiyacının insanlığın temel ihtiyaçlarından biri olduğunu kabul eden Puristler, makine ve mekanizasyonun da desteklediği mekanik bir sanat diline sahiptirler. Biçim, çizgi ve rengin kültürden kültüre değişmediğini kabul eden bu sanatçılar, biçimin bütün sanat elemanlarından üstün olduğunu kabul etmektedir. Bir anlatım aracı olmaktan çıkartılan bu biçimler de yalın bir ifade biçimine sahip olmalıdır.

purizm

Pürizm Türkçeye arıtmacılık olarak çevrilebilir böylece minimuma indirgenmiş sayıda öğe kullanılmıştır. Aslında pürizm tarih dışıda sayılabilir belli bir dili olmadığından her çağda görülebilecek sanat anlayışını nitelemektedir. Kübizimin bir parçası olan pürizm, Fransız Ressam Amedee Ozenfant ve mimar Le Courbusier tarafından ortaya konmuştur. Kübizimde yaygın olan süslemeleri reddedip temiz ve net görünümlere dönmeyi amaçlamaktadır.
Purizm ve moda arasındaki etkileşim, purist moda tasarımcıları genellikle fazla sade olmasına rağmen beyazlık üzerine çalışmaktadır. Ölçüler ve sayısal uyuma büyük önem vermiş, mühendistlikten yoğun etkiler almış olup tamamen fonksiyonel bir tarz üzerine tasarımlarını üretmiş, mutlak uyumun görsel sanatın temeli olduğunu savunmuşlardır.

Fütürizm

20. Yüzyıl başlarında İtalya da doğan, sanatta devrimi ve dinamizmi vurgulayan fütürizm, daha çok görsel sanatlarda etkili olmuş, edebiyat tiyatro ve müzik alanlarında da yaygınlık kazanmıştır. İtalyan şair Flippo Tommasa Marinetti’nin 1909’da Le Figaro’da yayımladığı fütürist bildirge, alışagelmiş değerlere karşı çıkmakta, kütüphaneleri yakmaktan, müzeleri yağmalamaktan söz etmekte, teknolojiyi, hızı ve “modern olan her şeyi” kucaklamaktadır.

Casa Sant Elia

Fütürist Mimar Antonio Sant'elia'ın bir eseri

Sanatçılar, fütürüst düşüncenin ruhuna uygun olarak, kübizimin de etkilerini taşıyan, ama temelde hareket öğesinden yola çıkan resim ve heykeller yapmışlar; harekete ve hıza görsellik kazandırmaya çalışmıştır.

İtalyan Fütüristler 1912'de Le Figaro idare binası önünde. Russolo, Carrà, Marinetti, Boccioni ve Severini

İtalyan Fütüristler 1912'de Le Figaro idare binası önünde. Russolo, Carrà, Marinetti, Boccioni ve Severini

Fütürizm bir akım olarak çok uzun soluklu olmasa da sanat ve moda dünyalarında etikleri hâlâ devam etmektedir. Emilio Pucci, 1960’lı yıllarda sade, geometrik şekillerden oluşan kıyafetler yaparak Fütürizme bir saygı duruşunda bulunmuş; yine aynı yıllarda uzay çalışmalarının artması, aya ayak basılması moda dünyasını bir gelecek arayışı içine itmiş Andre Courreges uzay modasını yaratmıştır. Bir başka tasarımcı Paco Rabanne plastik, alüminyum ve metal gibi malzemelerle bedeni saran kıyafetler üretmiştir. Günümüz tasarımcılarından Hüseyin Çağlayan’ın kıyafetlerinde teknoloji ve giysi arasındaki ilişkilerin sorgulandığı, beden ve bedenin çevresi ile ilişkileri üstüne geliştirilen işlevsel form arayışları dikkat çekmektedir.

Özüdoğru çalışmasında moda ve fütürizm etkileşimi yeni bir dünya kurmak isteyen, makine estetiğine ve hıza tapan bir grup sanatçı arasında cereyan etmiştir. Fütüristler modayı dünya görüşlerini ifade etmenin araçlarından biri olarak görmüşlerdir. Erkek takım elbisesinin sıkıcılığından kurtulmak isteyerek, asimetrik olarak tasarlanmış kıyafetlerde türlü renkler kullanmışlar, o güne değin hiç alışılmamış kıyafet önerileri getirmişlerdir. Son dönemde teknolojinin gelişmesiyle sıkça gündeme gelmeye başlayan akıllı tekstil ürünlerinin ilk prototiplerini de fütüristler üretmiştir. Günümüz tasarımcılarından Paco Rabanne, Hüseyin Çağlayan, Francesca Rosella gibi tasarımcıların çalışmalarında Fütürizm akımından beslendiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sürrealizm (Gerçeküstücülük)

Sürrealizm temel düşünceyi ahlakın değer süzgecinden geçirmeden anlatma amacını birincil görev bilen sanat hareketidir. Elgün (2003, s. 50) çalışmasında bilinç dışı gerçeklerin rüyada olduğu gibi, parçalar arasında tutarlı bir bütünlük bulundurmadan aktarılmaya çalışılmasıyla oluşan bir harekettir. Belli bir felsefeden yola çıktığı ve buna dayalı bir bildirisi olduğu için akım olmanın ötesine geçerek ekol haline geldiğini belirtmiştir.

wallhaven-surrealizm

Gerçeküstücülük ve moda etkileşimi kültürel, sosyal ve estetik bir etkileşim olmasının yanı sıra gerçeküstücü sanatçılarla bazı moda tasarımcıları arasında sıkı ilişkiler gelişmiş, zaman zaman ortak eserler üretilmiştir. Moda tasarımcısı Elsa Schiaparelli kariyeri boyunca Gerçeküstücülük akımının içinde yer almış, bu akımın ilkelerine göre tasarımlar yapmıştır. Coco Chanel de Gerçeküstücü sanatçılarla birlikte işler yapmış, onların tiyatro ve film projelerinde yer alarak kostümler tasarlamıştır. Diğer bir taraftan, Gerçeküstücü sanatçılar giyimi, dikiş makinesini ve prova mankenlerini kimi zaman sanatsal çalışmaları için birer ortam olarak kullanmışlardır.

Özüdoğru çalışmasında, tasarımcılara sunduğu olanaklar, yeniliğe ve deneye yatkın olması nedeniyle gerçeküstücülük moda tasarımcıları tarafından sıkça başvurulan bir sanat akımı olmuştur. Elsa Schiaparelli sayesinde gerçeküstücülük modada sadece bir ilham kaynağı değil, bütün dinamikleri ile moda tasarımına yansıyan bir akıma dönüşmüştür. Gerçeküstücü yöntemler kıyafet, aksesuar ve moda sunumu için yeni yollar açmışlar, günümüzde hâlâ tazeliklerini koruyarak sanat ve moda arasındaki ince çizgide durmaktadırlar. Issey Miyake, Rei Kawakubo gibi Japon kökenli moda tasarımcılarının çalışmalarında, Karl Lagerfeld, Christian Lacroix gibi haute couture tasarımcılarının kıyafetlerinde gerçeküstücü yöntemlere rastlanmaktadır.

Elsa-Shipiralli

Eray’ın belirttiği gibi “resim 1 de görülen keten cekette altın boncuk ve pullarla işlenmiş; kol üzerinden aşağı doğru estetik bir espiri anlayışı ile dalgalı saçların döküldüğü bir kadın yüzü görülmektedir. Kruvaze ceketin ön bedeni üzerinde etek ucuna doğru elin fuları yakalamış şekli çeşitli boncuklarla drape görünümü verilerek işlenmiştir”.

De Stijl

De Stiljl Sanat akımı, 1917-1931 arasında etkinlik gösteren bu hareketle matematiksel bir çıkışla sanata yeni bir yön vermeyi hedeflemiştir. Son derece yalın bir biçim alan sanat yapıtı sadece dikey ve yatay çizgilerden müteşekkil bir görünüm alırken renk dizgesi de üç ana renge yani sarı, mavi ve kırmızıya bağımlı kalınmıştır. Bu harekete bağlı sanatçılar için evrenin temeli tamamen yatay ve dikey çizgilere dayanmaktadır. En önemli sanatçıları akımın en önde gelen ismi ve en iyi uygulayıcısı olan Piet Mondrian (1872-1944)dur.

De_stijl

1960’lar boyunca, tüm tasarım dünyasını etkileyen bu akım, tasarım dünyası içinde ve özellikle moda dünyasında geniş bir uygulama alanı yaratmıştır. Tasarımcılar, Optik Sanat örneklerinden yola çıkarak çok renkli, kendine özgü dinamiği olan, etkili bir bakış açısı sunmuşlardır. Bu bağlamda, bu araştırma tasarımda renk ve rengin sunduğu optik imkânları değerlendirme olanağı sunmuştur.

Konstrüktivizm (Yapıcılık)

Fütürizme benzer olarak yeni bir dünyanın inşa edilmesi gerektiğini iddia etmiş ve yenidünyanın inşasında sanatçıların birer teknisyen gibi görev almasının önemini vurgulamıştır. Konstrüktivist sanatçılar grafikten mimarlığa, tekstilden dergi tasarımına çok geniş bir yelpazede ürünler vermiştir. Moda anlayışları, kişileri sürekli bir tüketimin içine çeken sezonluk moda anlayışının karşısına işlevselliği öne çıkaran kıyafetler koymak olmuştur. Ancak, bu kıyafetler sadece küçük bir azınlık arasında popülerlik kazanmış, Sovyetler Birliği’nin diğer ülkelerle ilişkiler kurmaya başlamasının ardından, halk sezonluk modaya geri dönmüştür En önemli sanatçıları endüstriyel desen, ahşap, metal ve seramikle birlikte film ve tiyatro ile de uğraşan Vladimir Tatlin’dir.

Konstruktivizm

Yapılan araştırmada Konstrüktivist sanatçılar grafikten mimarlığa, tekstilden dergi tasarımına çok geniş bir yelpazede ürünler vermiştir. Moda 18 anlayışları, kişileri sürekli bir tüketimin içine çeken sezonluk moda anlayışının karşısına işlevselliği öne çıkaran kıyafetler tasarlamak olmuştur. Gündelik hayatın yeni görünümlerini oluşturma amacı içinde kıyafet tasarımı büyük bir yer kaplamaktadır. İçlerinde Vladimir Tatlin, Alexander Rodchenko, Varvara Stepanova, Luibov Popova‟nın da bulunduğu sanatçılar grubu tekstil üretiminde ve kıyafet tasarımında doğrudan yer almışlar, devrimin ihtiyaçlarını karşılamak üzere giysiler tasarladığını belirtmiştir.

Abstre Ekspresyonizm (Soyut Dışavurumculuk)

jean-dubuffet

Ekspresyonizmin uzantısı olarak 1940 yıllarının sonunda doğan bu akım 1950 yılları içinde gelişmiş olup, 1960 ve 1970 yıllarında etkisini yoğun biçimde sürdürmüştür. Dogmatik olmaktan çok araştırmacı bir tavır sergileyen metafizik sanılarına duyduğu alaka belirgindir. Bilinç ve bilinçsizlik arasındaki karşıtlığa önem vererek derin seviyelere inmeyi hedeflemektedir. Soyut bir anlayışın egemen olduğu bu üretim ortamında doğaçlamaya ağırlık veren sanatçılar iç birikimin tümüyle dışavurumuna ağırlık vermiştir. En önemli sanatçıları imgeleri ve doğaçlaması güçlü Jean Dubuffet (1901-1985), yeni bir figürasyon biçimini acı ve deformasyonla bağdaştıran Francis Bacon(1909-1992)dir.

kline

Soyut dışavurumculuk ve moda arasındaki ilişkiyi, II. Dünya Savaşı sonrasında soyut dışavurumculuk etkilerini yansıtmış, farklılık göstermesi anlayışı ile karmaşıklık, giysi detayına belirsiz açıklamalar getirmiştir. Benzeri görülmeyen hareketlilik bağlamında modada sunulmuştur.

Pop Art

pop-art

İlk defa 1954’te kullanılan Pop Art terimi popüler bir terimi popüler bir sanatı yaratmayı hedefleyen bir akıma işaret etmektedir. Tamamen konu, stil ve temleri bir tarafa koyarak günümüz dünyası içinde yaşayan sıradan insanın ruhunu yansıtmayı hedeflemiştir. Popüler bir elit sanat ayrımına karşı çıkarak entelektüelden çok fiziki bir etkilenmeyi amaçlayan bu akım daha çok dekoratif hususiyetiyle dikkat çeken eserlere öncelik vermiştir. Çarpıcılığın önem taşıması sebebiyle, parlak renkler ön plana çıkmıştır. En önemli sanatçıları kitle sanatı ruhu arayışında öncü olan Richard Hamilton, geometrik eğilimleriyle Eduardo Paolozzi’tür.

labiose-Pop-art

Bu akımın en ünlüsü süphesizki Andy Warhol’dür(1929-87) sanatçı örneğin bir Marilyn Monroe’nin yüzünü çeşitli sayıda, renkte, vurguda bir dizi içinde tekrarlayarak bir ikona dönüştürmüştür.

pop-art-crying-girl

Pop art ile moda arasındaki ilişki ise moda tasarımcıları desenlerinde popüler isimleri giysi
tasarımlarına yansıtmıştır. Yansıttığı desenleri sıralı tekrar ile çoklu ve tek halde baskı
olarak tercih etmekle birlikte canlı ve zıt renkleri kullanmışlar. Modada pop art akımında 1960’larda adından sıkça söz ettirmektedir. Pop art tüketim kültürüne dayalı giysi
tasarımları bu dönemde gündemde olduğu görülmektedir.

Op Art

Hungary_op-art

1962’den sonra gelişen bu akım esas itibariyle Kinetik Sanat hareketinden kaynak almaktadır. Esasında gözün yanılabilirliği üstüne araştırmalardan yola çıkarak 2. ve 3. boyutu incelemeye yönelmişlerdir. Konstrüktüvist köklerden yola çıkarak uyumlu göz olgusunu irdeleme eğilimindedir. Bunun içinde beyin ve gözde fiziki yapıya etki yapan ve izleyici hayret ve aldanmaya sürükleyecek imajlar yaratmayı hedeflemektedir. Psijik etki ve fiziki gerçekler arasındaki zıtlığı vurgulayarak çok boyutlu bir görüntü üzerine yerleşen sanatsal biçimi oluşturmak ister. Optik oyunlara yer verir. Anlam ve anlamlandırma akımı tamamen bertaraf edilmiştir. En önemli temsilcilleri Josef Albers, Victor Vaserley ve Yaacov Agam’dır.

op-art-circle

Op art ve modanın etkileşiminde renklerin, ışığın, desen ve perspektif oyunlarının sonucunda oluşan hareket yanılsamalarının kumaş yüzeyinde kullanılmasıyla moda tasarımında görülmektedir. Rudi Gerneich sanat ve modayı birleştiren kişidir. Resim 6’da Gerneich’in tasarımı olan beyaz yarım daire baskı desenli siyah elbise, illüzyon sanatının örneğidir. Elbise tasarımın tüm yüzey desenine tekrarlanmış ancak kol üstünde ve bilekten kırmızı kumaş ile ayrılmıştır.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 42

Upvotes: 21

Upvotes percentage: 50.000000%

Downvotes: 21

Downvotes percentage: 50.000000%

Published by: admin in Sanat

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…