17 Kasım 2017 - No Comments!

İnovasyon Nedir ? İnovasyonun Önemi ve Steve Jobs Örneği

İnovasyon Girisimcilik

Konu Başlıkları

İnovasyon Nedir

İnovasyonun Gereği

İnovasyonun Özellikleri

İnovasyonun İlişkili Olduğu Kavramlar

İnovasyon Kaynakları

İnovasyon Önemi

Steve Jobs ve İnovasyon

İnovasyon Nedir

İnovasyon, Latince bir sözcük olan ‘innovatus’tan türemiş; “Toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması” anlamına gelir. Webster, inovasyonu ‘yeni ve farklı bir sonuç’ olarak tanımlar.

Peter F.Drucker’a (1985) göre inovasyon, girişimciliğin bir aracıdır ve refah oluşturmak için yeni bir kapasite meydana getiren kaynakları sağlayan bir eylemdir. Porter’a (1990) göre inovasyon, rekabet avantajı sağlayan hem yeni teknolojileri hem de yeni iş yapma yöntemlerini içermektedir. Rogers (1995) inovasyonu bireyler tarafından yeni olarak algılanan fikir, uygulama veya nesne olarak tanımlamıştır. Damanpour (1991) ise inovasyonu, bir firmanın başarısı üzerinde yeni düşüncelerin adaptasyonu, geliştirilmesi ve oluşturulması olarak vurgulamıştır. Trott (1998) ise inovasyonu, bir yönetim süreci olarak ele almış ve düşünce oluşturma, teknoloji geliştirme, yeni ya da iyileştirilmiş bir ürünün ya da imalat sürecinin ya da ekipmanın imalatı ve pazarlama sürecindeki tüm faaliyetlerin yönetimi şeklinde değerlendirmiştir.

 

İnovasyonun Türkçe karşılığı olarak Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde “yenilik” ve “yenileşim” kelimeleri verilmiştir.

Pervaiz, inovasyonu “işletmenin çevrede meydana gelen değişimlere uyum sağlayabilmesi için örgüt kültürüne değer yaratması” olarak tanımlamaktadır. İnovasyon bir anlamda, örgüt kültürünün öncüsü olarak algılanmalı, işletmenin iç ve dış çevresindeki sürekli değişimlere uyum sağlayabilmesi için bir avantaj olarak kullanılabilmelidir. Örgüt kültürünün yapısı, aynı zamanda işletmenin inovasyon anlayışını da belirleyebilmektedir.

İnovasyon ve İşletme

İnovasyon konusunda uluslararası kabul gören bir kaynak olan Oslo Kılavuzu’nun TÜBİTAK tarafından yayınlanan Türkçe çevirisinde inovasyon, “yenilikçilik” olarak ifade edilmekte ve şöyle tanımlanmaktadır: “İşletme içi uygulamalarda, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir ürün (mal veya hizmet) veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleştirilmesidir.” İnovasyon için, asgari koşul ürün, süreç, pazarlama yöntemi veya örgütsel yöntemin firma için yeni (veya önemli derecede iyileştirilmiş) olmasıdır. Bu, firmaların ilk defa geliştirdikleri ve diğer firma veya örgütlerden uyarlamış oldukları ürünler, süreçler ve yöntemleri kapsar.

Ayrıca, inovasyonun genel bir özelliği, gerçekleştirilmiş olması gerektiğidir. Yeni veya iyileştirilmiş bir ürün, piyasaya sürüldüğünde gerçekleştirilmiş olur. Yeni süreçler, pazarlama yöntemleri ya da örgütsel yöntemler firmanın faaliyetlerinde gerçek kullanıma girdikleri zaman gerçekleştirilmiş olurlar.

TÜSİAD, inovasyonu bir süreç olarak ele alarak, bilim ve teknolojinin oynadığı rolü öne çıkarmış, inovasyonun “bilim ve teknolojiyi ekonomik ve toplumsal bir faydaya dönüştürmek” olarak tanımlamıştır.

Elçi’ye göre inovasyon, “bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesidir”. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçler bütünüdür. Değişime olan istek, yeniliğe açıklık ve girişimcilik ruhuyla özdeşleşen bir kültürün ürünüdür.

İnovasyon, yeni düşüncelerin ekonomiye dönüştürülmesi olarak da tanımlanmaktadır. İnovasyonun basit bir formülasyonu şu şekilde yapılmaktadır: İnovasyon = teorik kavram + teknik yenilik + ticarî uygulama. Farklı bakış açılarından inovasyon şöyle ifade edilmektedir: “Pazarlama bakış açısından inovasyon, pazarlardaki değişim ihtiyaçlarına ve beklentilerine uygun olarak, yeni ürünlerin pazarlanabilmesine ve ürün geliştirme süreçlerine dayanmaktadır. Yönetim açısından bakıldığında inovasyon, yeni fikir veya gelişmelerin oluşmasını sağlamak için işletmenin içerde ve dışarıda tüm kaynakların yönetilmesidir. Teknolojik bakış açısından inovasyon, teknolojik değişim veya keşiflerin yeni ürün geliştirmek için uygulanması eğilimidir. Aynı zamanda inovasyon fikirlerini gerçekleştirmek ve destek alabilmek için Kosgeb gibi bir devlet kurumu da mevcuttur.

İnovasyon Nedir

Geçmişten günümüze işletmeler küresel pazarda yoğun rekabet ortamıyla baş etmenin ve galip gelmenin yollarını aramaktadır. Rekabetçiliğin temelinde inovasyon olduğu anlayışı, ilk kez piyasa dinamiklerini yaratıcı yıkım süreci olarak tanımlayan Schumpeter’in, Almanca ilk baskısı 1911 yılında yapılan “Theory of Economic Development” (Ekonomik Gelişme Teorisi) çalışmalarında ortaya atılmıştır. Schumpeter, özel sektörün elde ettiği karın kaynağının başarılı bir inovasyon olduğunu ve inovasyonun iktisadi büyümeyi getireceğini vurgulamış ve inovasyonu girişimci ile ilişkilendiren ilk iktisatçı olmuştur.

Özetle, yeni olan her şey bir inovasyon olarak değerlendirilememekte, inovasyonun temel dinamiğini “yeni olan her şey değil, ekonomik ve sosyal bir katma değere dönüşen ya da dönüştüren yenilikler” oluşturmaktadır. İnovasyonun başarılı bir şekilde ticarileştirilmesi, yeterli sosyal ve ekonomik katma değer elde edilmesi hem rekabetçilik açısından hem de kullanılan kaynakların etkinliği açısından avantajlı bir konum elde edileceği açıktır.

İnovasyonun Gereği

Gelişen küresel rekabet ortamında yaşamlarını sürdürmek isteyen işletmelerin değişen müşteri gereksinimlerine uygun ürün ve hizmet sunma gerekliliğinin yanı sıra müşteriyi üretilen ürün ve hizmet talepleri konusunda yönlendiren bir anlayış günümüz rekabet stratejilerinin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Bu durum işletmelerin yeni ürün ve hizmet sunmalarını zorunlu kılmaktadır. Böylece inovasyon kavramının önemi artan rekabet ortamı ile daha da güçlenmektedir.

Yapılan araştırmalar; günümüzde ülkelerin inovasyon (yenilikçilik) performanslarındaki artışın, ekonomik ve toplumsal kalkınma, refah ve gelişme açısından kilit rol oynadığını göstermiştir. İnovasyonu etkin politikalarla sistemleştiren ülkeler gelişmişlik anlamında üst sıralara çıkabilmektedir. İnovasyon açısından Türkiye’de yapılan araştırmalar; inovasyonun 1990’ların ortalarında tartışılmaya başladığını, bu konuda politikalar ve hedefler belirlendiğini ancak; inovasyon performansı açısından Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile karşılaştırıldığında ise performansımızın düşük, inovatif ürün ve hizmetlere olan talebin oldukça yüksek çıktığı görülmüştür.

İnovasyon ne

Bulunduğumuz yüzyılda gerek güçlü ekonomiler için gerekse de örgütlerin başarısı ve rekabet gücü açısından önem arz eden inovasyon; özellikle teknoloji firmaları, piyasa belirsizlikleri, hızlı değişim, kısalan ürün yaşam eğrisi ve küreselleşme unsurlarından etkilenen dinamik bir çevre içinde yer almaktadır. Bu nedenle; örgütlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, rekabet edebilmeleri, büyüyebilmeleri ve piyasada lider konuma yükselebilmeleri için yenilikçi olmaları kaçınılmazdır. Örgütsel düzeyde ortaya çıkan inovasyonun gerçekleşmesi ise inovatif bir örgüt kültürüne sahip olmakla doğru orantılıdır. Örgüt kültürünü oluşturan en önemli faktör olarak da liderler gösterilmektedir.

Liderler; sahip oldukları vizyon, kültür, kişilik özellikleri ile örgütsel kültürün belirleyicisi olmaktadırlar. Bu nedenle; inovasyonun örgütsel düzeyde ortaya çıkması çoğunlukla liderlerin inovatif bakış açısına sahip olmalarına bağlıdır. Liderler tarafından örgütsel amaç ve hedeflerle özümsenmiş bir inovasyon stratejisi oluşturulması ve inovasyonun süreç haline getirilmesi inovatif örgüt kültürünün katalizörü olmaktadır.

İnovasyonun örgütsel bir kültür haline gelmesinde etkin role sahip liderler; aynı zamanda inovasyonun başarısı için gerekli vizyon, liderlik, örgüt yapısı, örgüt kültürü-inovatif örgüt kültürü, iletişim, müşteri odaklılık, performans gibi inovasyon yönetim unsurları ve inovasyon stratejisi belirleme gibi yönetsel faaliyetler oluşturmada da etkin role sahiptirler.

İnovasyon Pazarlama

İnovasyonun Özellikleri

OECD tarafından hazırlanan OSLO Kılavuzunda verilen işletme düzeyinde inovasyonun temel özellikleri sıralanacak olursa;

  • İnovasyon faaliyetlerinin sonucunun ne olacağı önceden bilinmemektedir. Örneğin, yeni bir üretim sürecinin, pazarlama veya örgütsel yöntemin uygulanması için ne kadar zaman ve kaynak gerekeceği ve bunların ne derece başarılı olacağı önceden bilinemez. Yani inovasyon süreci bazı öngörülerin dışında belirsizliklerle dolu bir süreçtir.
  • İnovasyon finansal açıdan uyumlu olduğu isletmelerde başarı sağlayabilir.
  • İnovasyon, yeniliği yapan firmanın dışındaki firmalar tarafından taklit vb. yolla yayılma gösterir.
  • İnovasyon yeni bir bilgiden yararlanmayı veya mevcut bir bilginin yeni kullanımını ya da bunların bir birleşimini içerir.

Bunların dışında İnovasyon günlük yasamda da refah düzeyini ve yasam kalitesini artıran bir araçtır. Rogers’a göre bir inovasyonun sahip olduğu özellikler; maliyet avantajının yanı sıra, yeniliğin mahiyetine göre kâr avantajı da sağlamaktır.93

İnovasyonun iki temel özelliği olarak süreklilik ve bütünsellik gösterilmektedir. Gelişen teknoloji, değişen müşteri istekleri, bilgiye ve teknolojiye kolaylıkla erişim, müşterilerin taklit becerileri karşısında işletmelerin tek bir inovasyonla rekabet avantajını sürdüremeyeceğini, bu nedenle inovasyonun süreklilik gösteren bir faaliyet olduğu belirtilmektedir. İnovasyon aynı zamanda, firmanın tüm faaliyetleri ile bütünlük göstermesi gereken bir faaliyettir.

İnovasyon Yaratıcılık

İnovasyonun İlişkili Olduğu Kavramlar

Kimi kavramların inovasyonu ifade edecek şekilde kullanılması inovasyonun tanımlanmasında ve yönetilmesinde hatalara yol açmaktadır. Bu kavramları da irdelemek, karışıklıkların önlenmesi açısından son derece önemli ve gereklidir.

Buluş

İnovasyon ve buluş (icat) sıklıkla karıştırılan ve çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanılan iki kavramdır. İnovasyon (innovation), Merriam–Webster Online Sözlükte “...yeni bir şeyin (yeni bir fikir, yöntem ya da araç gibi) sunulması” olarak tanımlanırken icat (invention) ise “...keşif, buluş, verimli hayal gücü” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlardan inovasyonun yeni bir şeyin yaratılmasından çok yeni bir şeyin uygulanması anlamına geldiği, diğer bir deyişle her icadın bir inovasyonun konusu olabileceği ancak her inovasyonun mutlaka bir icat gerektirmediği sonucu çıkarılabilir. 17

Buluş (icat) ile inovasyon arasındaki ilişkide her iki kavramda da yeni olan değerlerden bahsedilse de, inovasyonda icatların uygulanması ve ticarileşmesi söz konusudur. İnovasyonun fayda yaratan özelliği, icatların uygulanabilir ve kullanılabilir hale dönüştürülmesiyle birlikte ticarileşmesini de kapsamaktadır.18

İnovasyon için buluşlardan yararlanılabilmektedir. Ancak, inovasyonda önemli olan henüz yapılmamış bir şeyler yapmak, ya da yapılmakta olanı farklılaştırmaktır. İnovasyon, keşfedilmemiş olanı icat etmeyi değil; değer yaratma yollarını keşfetmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle de fikirler ve kavramlar önem kazanmaktadır. İnovasyon, ticari başarıyı gerektirmektedir. Diğer taraftan bir buluş yapmak, o buluşun ticari başarısını garantilemez. Buluştan ticari değeri olan bir ürün ortaya çıkmadığı sürece de değer yaratılamamış olur.

Örneğin, elektrikli süpürgeyi J.Murray Spengler icat etmiş olmasına rağmen, buluşunu ticarileştirmediğinden, yani inovasyona dönüştürmediğinden, bu buluş uzun süre fayda sağlamamıştır. Ancak daha sonra Spengler’in bu buluşu; W.H.Hoover adlı bir deri imalatçısı tarafından ticarileştirilen bir ürün haline getirildi. Bu yüzden de Spengler değil, Hoover adı dünya çapında bilinmiş ve yayılmıştır.

İnovasyon Vizyon

Yaratıcılık

İnovasyon literatüründe, yaratıcılık hakkında yapılan birçok tanıma rastlanmaktadır. Örneğin, Clark ve James yaratıcılığı; "Alışılmışın dışında, yeni ve yararlı fikirleri üretmek ve detaylandırmak" olarak tanımlamıştır.

Yaratıcılık, bilimsel buluşların ve ekonomik yeniliklerin kaynağı olan, yeni, yararlı, farklı fikir ve düşüncelerdir. Yaratıcılık bu tanımda olduğu gibi düşüncenin bir niteliği olarak tanımlandığı gibi aynı zamanda yeniliğin oluşmasını sağlayan bir süreç ve bu sürecin sonunda oluşan ürünün niteliği olarak da tanımlanmaktadır. Bu anlamda yaratıcılık bir yapıtın veya ürünün ortaya konmasıdır.

Yaratıcılığa dair tanımların ortak temalarını aşağıdaki gibi ele almak mümkündür:

  •   Yaratıcılıktan çoğu zaman özel bir şey veya sıra dışı bir şey olarak söz edilir. Yaratıcılık insanın sahip olduğu en olağanüstü ayırt edici özelliklerden biridir. Öyleyse yaratıcılık gizemli ve sihirli, analize direnen ve bir yere raptedilmesi zor bir şeydir.
  •  Yaratıcılık çoğu zaman düşünme veya problem çözmeyle ilişkilendirilir. Genellikle zihinsel bir işlev olarak adlandırılır.
  •  Bir düşünce biçimi olarak ele alındığında, yaratıcılık çoğu zaman rasyonelliğe ve mantığa ters bir şey olarak tanımlanır.

Gümüşlüoğlu çalışmasında, yaratılıcılığın en kabul gören tanımlarından biri olan Amabile’nın yaratıcılık tanımına yer vererek, yaratıcılığı yeni ve kullanışlı fikirlerin geliştirilmesi, inovasyonun ise yaratıcı fikirlerin bir örgütte başarıyla hayata geçirilmesi olarak tanımlamıştır. İnovasyon’un son dönemde yapılan tanımları çerçevesinde, yeni ya da önemli derecede geliştirilmiş bir ürün (hizmet), süreç, yeni bir pazarlama metodu ya da örgütte, iş yapış biçimlerinde ya da harici ilişkilerde yeni bir uygulamayı içerdiğini belirterek, yaratıcılığın bireysel düzeyde, inovasyonun ise örgütsel düzeyde ortaya çıktığına vurgu yapmıştır.

Sonuç olarak, her iki kavram birbirlerinden farklı tanımlansa da, birbirini tamamlayıcı etkisi göz ardı edilmemelidir. Yaratıcılık yeni fikirler yaratma yeteneği ve inovasyon getiren bir faaliyetken, inovasyon ise yaratıcılığın bir sonucudur.

İnovasyon Girişim

Ar-Ge

OECD Frascati Kılavuzu Araştırma ve deneysel geliştirmeyi (Ar-Ge); insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar olarak tanımlamaktadır.

Frascati Kılavuzu, Ar-Ge teriminin üç faaliyeti kapsadığını söyler ve bunlar: temel araştırma, uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme;

Temel araştırma: görünürde herhangi bir özel uygulaması veya kullanımı bulunmayan ve öncelikle olgu ve gözlemlenebilir gerçeklerin temellerine ait yeni bilgiler edinmek için yürütülen deneysel veya teorik çalışmalardır.

Uygulamalı araştırma: yeni bilgi edinme amacıyla yürütülen özgün araştırmadır. Bununla birlikte uygulamalı araştırma, öncelikle belirli bir pratik amaç veya hedefe yöneliktir.

Deneysel geliştirme: araştırma ve/veya pratik deneyimden elde edilen mevcut bilgiden yararlanarak yeni malzemeler, yeni ürünler ya da cihazlar üretmeye; yeni süreçler, sistemler ve hizmetler tesis etmeye ya da halen üretilmiş veya kurulmuş olanları önemli ölçüde geliştirmeye yönelmiş sistemli çalışmadır.

Bilim ve teknoloji inovasyonun önemli birer girdisi; Ar-Ge de inovasyonu destekleyen faaliyetlerden biridir. Ancak Ar-Ge yapanların girişimcilik niteliği yoksa değer yaratmaları beklenemez; Ar-Ge sonuçları inovasyona, dolayısıyla ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülemez.

Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde inovasyon konusundaki yapılan hatalardan birisi de inovasyonu sadece bir Ar-Ge hareketi olarak görüp yalnızca yeni şeylerin ortaya çıkarılması/üretilmesi üzerine odaklanılmasıdır. Nitekim Avrupa, Amerika’dan daha fazla Ar-Ge yatırımı yaptığını ancak geri dönüşüm açısından Amerika’dan daha geride olduğunu gördüğü yıllarda, bunun önemini fark etmiş ve inovasyonun ticarileştirilmesinin de en az gerçekleştirilmesi kadar önemli olduğunun farkına varmıştır. “Avrupa paradoksu” olarak da nitelendirilen bu olay, yeniliğin sadece Ar-Ge den ibaret olmadığını açıkça gözler önüne sermiştir.

İnovasyon Yeni

Girişimcilik

Girişimcilik kavramı gerek işletme gerekse iktisat literatüründe öteden beri kullanılmaktadır. Fransız iktisatçı J.B.Say’dan itibaren girişimcilik dördüncü üretim faktörü olarak genel kabul görmüştür. Böylece klasik üretim faktörleri olan emek, sermaye ve tabiat faktörlerine girişimcilik de dahil edilmiştir. Konu Joseph A.Schumpeter’in “dinamik girişimci” kavramıyla daha büyük bir önem kazanmıştır. Burada yeni tedarik kaynakları, yeni satış piyasaları, yeni ürünler, yeni süreçler ve yeni örgüt şekillerini uygulayarak eskiyi yeni ile ikame eden, kısaca sürekli bir inovasyon süreci içinde eskiyi terk edip daha etkin yeni yolları ve yöntemleri devreye sokarak yıkıcı yaratıcılık yapan dinamik girişimciler ekonomik büyümenin en önemli aktörü olarak ortaya konmaktadır.

İnovasyon, girişimciliğin belli bir fonksiyonudur. İnovasyon, girişimcinin yeni kaynaklar yaratarak ya da mevcut kaynakların kullanım potansiyelini artırarak refah yaratmasıdır. Başarılı girişimcilerin ortak noktaları belirgin bir kişilik yapısından ziyade inovasyonu sistematik olarak uygulamalarıdır.

Yeni fikir ve projeler, girişimcilik olmadan inovasyona, dolayısıyla rekabet avantajına dönüşemez. İnovasyon girişimcilikle bir araya gelirse ekonomik değer yaratır. Global olarak bakıldığında artık günümüzde istihdamı ve katma değeri; büyük firmalardan çok inovasyonu odak alan girişimcilerin kurduğu genç ve dinamik şirketler yaratmaktadır.

İnovasyona dayalı girişimciliğin önemli bir parçasını, akademik personelin ve araştırma kurumu çalışanlarının araştırma sonuçlarını ticarileştirmek amacıyla işletmelerini kurmalarının teşvik edilmesi oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalar, bu tarz girişimcilerin inovasyon ve girişimciliğin sosyal kültürün bir parçası olduğu toplumlarda ortaya çıktığını göstermektedir. Nitekim, araştırma alt yapısı ile sağlanan bilginin inovasyona dönüştürülmesinde uzun yıllar başarı sağlayamayan Hindistan, 1980’lerin ortasında Bilim ve Teknoloji Bakanlığının başlattığı bir program ile Ar-Ge sonuçlarının ticarileştirilmesi, gerekli finansmanın sağlanması, işbirliklerinin kurulması ve inovasyona dayalı girişimciliğin desteklenmesi yönündeki amaçlara odaklanılmıştır. Artık ABD ve Avrupa pazarlarına giren ilaçların yüzde %20’sinin Hindistan’da üretilmesi, program çalışmalarının önemli başarılar sağladığına örnektir.

Değişim

Değişim herhangi bir şeyi bir düzeyden başka bir düzeye getirmeyi ifade eder. Bu, kişilerin, nesnelerin yerlerini değiştirmekten kişisel bilgi ve yetenek gibi olguların mevcut durumundan farklı bir konuma getirilmesine kadar olan süreç değişimini ifade etmektedir. Örgütlerdeki değişim de örgüt faaliyetleri ile ilgili hususlarda mevcut konumdan (durumdan) farklı bir duruma gelmeyi ifade etmektedir. Sürekli değişim ise; örgütler ile ilgili her konuda eskisinden farklı hale ve yeni konum- durumlara gelmek anlamındadır. Örgütlerin bu şekilde sürekli olarak “daha ucuz, daha kaliteli, daha çabuk” yapmak zorunda olmaları, Olimpiyat Oyunlarının bilinen “citius" daha çabuk, "altius" daha yüksek, "fortius" daha kuvvetli” sloganını çağrıştırmaktadır.

İnovasyon

Değişim, mevcut olan durumumuzu, iletişim ve irtibat halinde olduğumuz, çevre koşullarının ihtiyaçları karşısında artık çaresiz ve kayıtsız kalması durumunda bizi yeniden yapılandırtacak ve o ihtiyaçları giderebilecek düzeyde bireysel ya da örgütsel anlamda yeni fikirler üretebilmeye karar verme ve bunu uygulama sürecidir.

Değişim, örgütsel değişim boyutuyla incelendiğinde; planlı ya da plansız bir biçimde bir sistemin, bir süreç veya ortamın, var olan durumdan başka bir duruma geçmesi seklinde ifade edilebilir.

Değişim bazı durumlarda inovasyon ile karıştırılabilmektedir. İnovasyon her ne kadar değişim ile yakından ilgili bir kavram gibi görünse de, her değişimin inovasyon olarak algılanmaması gerekmektedir. Çevresel etkilere bağlı olarak arzu edilmediği halde gerçekleştirilmek zorunla kalan değişimleri inovasyon olarak adlandırmak mümkün değildir. Bu açıdan değerlendirildiğinde aradaki farkın tam olarak tespiti mümkün olamamaktadır. İnovasyon, örgütün bütün süreçleri içerisine girmiş ve çalışanlarca benimsenmiş olmalıdır. Ancak değişim, örgüt içerisinde meydana gelen süreçlerden herhangi birinde meydana gelen ve sürecin girdi, işleyiş ve çıktısını etkileyen değişikliklere işaret etmektedir.

İnovasyon Kaynakları

İnovasyon, bir firmanın ürünlerinde, hizmetlerinde, üretim, dağıtım yöntemlerinde, iş yapış yöntemlerinde, tasarım ve pazarlama yöntemlerinde yapılabilmektedir. Bunlar da sırasıyla, ‘ürün inovasyonu’,  ‘hizmet inovasyonu’, ‘süreç inovasyonu’, ‘örgütsel inovasyon’ ve ‘pazarlama inovasyonu’ olarak adlandırılmaktadır.

İnovasyonun sadece ekonomik bir sistem olmadığı; aynı zamanda eşitsizlikleri ortadan kaldıran, istihdam yaratan ve çevrenin korunmasına katkıda bulunan toplumsal bir sistem olduğu gerçeğinden hareketle ‘toplumsal inovasyon’ kavramı da artık ön plandadır.

Ürün İnovasyonu

Farklı ve yeni bir ürünün geliştirilmesi ya da var olan üründe değişiklik, farklılık ve yenilik yapılması ve bu ürünün pazara sunulması “ürün inovasyonu” olarak adlandırılmaktadır.

Ürün inovasyonları daha çok yeni ürün ve hizmet üretmeyi hedeflemektedir. Üretilen bu yeni ürünler, yeni pazar ve tüketicilerin kazanılmasını ve mevcut durumdan farklı değişimler yapılarak memnuniyet düzeyinin arttırılmasını da sağlamayı amaçlamaktadır.

Bir ürün inovasyonu, mevcut özellikleri veya öngörülen kullanımlarına göre yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin ortaya konulmasıdır. Bu bir ürüne ait; teknik özelliklerde, bileşenler ve malzemelerde, birleştirilmiş yazılımda, kullanıcıya kolaylığında ve diğer işlevsel özelliklerde önemli derecede iyileştirmeleri içermektedir.

İnovasyon Örnek

Süreç İnovasyonu

Süreç inovasyonu; yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir üretim veya teslimat yönteminin gerçekleştirilmesidir. Bu inovasyon, teknikler, teçhizat ve/veya yazılımlarda önemli değişiklikleri içermektedir. Süreç inovasyonları, birim üretim veya teslimat maliyetlerini azaltmak, kaliteyi artırmak veya yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş ürünler üretmek veya teslim etmek üzere ön görülebilir.61 Örneğin; EasyJet, 2006 yılında Türkiye’ye uçak seferlerine başlamış ve ülkemizdeki en düşük uçuş ücretlerini müşterilerine sunmuştur.

EasyJet’in bu başarısında yeni iş süreçlerini uygulamaları etkili olmuştur. Bu şirket, tek tip uçak kullanarak bakım ve onarım giderlerini azaltmış; noktadan-noktaya kısa mesafeli uçuşları tercih etmiş, uçakta yiyecek servisini kaldırarak, iş süreçlerini daha az maliyetli ve daha verimli hale getirmiştir.

Pazarlama İnovasyonu

Pazarlama inovasyonu, ürün tasarımı veya ambalajlaması, ürün konumlandırması, ürün tanıtımı (promosyonu) veya fiyatlandırmasında önemli değişiklikleri kapsayan yeni bir pazarlama yöntemidir.

Pazarlama inovasyonları, firmanın satışlarını artırmak amacıyla, müşteri ihtiyaçlarına daha başarılı şekilde cevap vermeyi, yeni pazarlar açmayı veya bir firma ürününü pazarda yeni bir şekilde konumlandırmayı hedeflemektedir. Pazarlama inovasyonunun, bir firmanın pazarlama araçlarındaki diğer değişikliklere kıyasla ayırt edici özelliği, firma tarafından daha önce kullanılmamış bir pazarlama yönteminin uygulanmasıdır. Bu, firmanın mevcut pazarlama yöntemlerinden önemli bir ayrılığı temsil eden yeni bir pazarlama kavramının (konseptinin) veya stratejisinin parçası olmalıdır. Yeni pazarlama yöntemi, yenilikçi firma tarafından geliştirilebilir ya da diğer firma veya örgütlerden uyarlanabilir. Yeni pazarlama yöntemleri hem yeni hem de mevcut ürünler için gerçekleştirilebilir.

Pazarlama inovasyonları, yeni bir pazarlama kavramının parçası olan ürün tasarımındaki önemli değişiklikleri içerir. Burada kullanılan ürün tasarım değişiklikleri, ürünün işlevsel veya kullanıcı özelliklerini değiştirmeyen, ürün biçimindeki ve görünüşündeki değişiklikleri ifade etmektedir. Bunlar aynı zamanda, ambalajın ürünün görünüşündeki ana belirleyici faktör olduğu, gıda, içecek ve deterjanlar gibi ürünlerin ambalajlamasındaki değişiklikleri de kapsamaktadır. Ürün tasarımında pazarlama inovasyonuna bir örnek, yeni bir görünüm kazandırmak ve cazibesini artırmak amacıyla bir mobilya serisinin tasarımında önemli bir değişiklik gerçekleştirilmesidir.

İnovasyon Yenilik

Örgütsel İnovasyon

Örgütsel inovasyon, bir firmanın ticari uygulamalarında, işyeri örgütünde veya dış ilişkilerinde yeni bir örgütsel yöntemin uygulanmasıdır.

Örgütsel inovasyonların, idari maliyetlerini ve işlem maliyetlerini düşürmek, işyeri memnuniyetini (ve dolayısıyla işçilik üretkenliğini) iyileştirmek, ticari olmayan varlıklara erişim kazanmak ya da araç gereç maliyetlerini düşürmek suretiyle firma performansını artırması ön görülebilir. Bir firmadaki diğer örgütsel değişikliklere kıyasla bir örgütsel inovasyonun ayırt edici özellikleri, firmada daha önce kullanılmamış ve yönetim tarafından alınan stratejik kararların bir sonucu olan bir örgütsel yöntem (ticari uygulamalar, işyeri örgütü veya dış ilişkilerde) olmasıdır.

Ticari uygulamalardaki örgütsel inovasyonlar, çalışmanın yürütülmesi için rutinler ve usullerin organize edilmesine ilişkin yeni yöntemlerin gerçekleştirilmesini kapsar. Bunlar, örneğin, firma içerisinde bilgi paylaşımı ve öğrenimi iyileştirmek amacıyla yeni uygulamaların gerçekleştirilmesini içerir. Bilginin düzenlenmesi faaliyetlerinde, başkaları için daha kolaylıkla erişilebilir olmasını sağlamak üzere, söz gelimi, en iyi uygulamalar, dersler ve diğer bilgilere dair veritabanlarının kurulması, gibi uygulamaların ilk kez gerçekleştirilmesi buna bir örnektir. Diğer bir örnek de, eğitim ve öğretim sistemleri gibi, işçi ayrılmalarını azaltmaya ve çalışanların geliştirilmesine ilişkin uygulamaların ilk kez gerçekleştirilmesidir. Diğer örnekler ise, arz zinciri yönetim sistemleri, ticari yeniden-yapılandırma, güvenilir üretim ve kalite yönetim sistemleri gibi, genel üretim veya arz faaliyetlerine yönelik yönetim sistemlerinin ilk kez yürürlüğe girmesidir.

Toplumsal İnovasyon

Toplumsal inovasyon, toplumun tüm kesimlerine fayda sağlayacak yenilik, değişiklik ve iyileştirme faaliyetlerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını ifade etmektedir. Toplumsal inovasyon, diğer inovasyon türleriyle iç içe düşünülmelidir.

Ürün, hizmet, süreç inovasyonu olmadan, örgütsel inovasyon ve pazarlama inovasyonu yapılmadan sosyal sistemin gelişmesi mümkün olamaz. Toplumsal inovasyonun yetersiz düzeyde olması durumunda diğer inovasyon faaliyetleri ekonomik ve toplumsal şartların iyileştirilmesine yeterli katkıyı sağlayamaz. İstihdamı artırmayı ya da bölgesel gelişmeleri hızlandırmayı hedefleyen politik kararlar, yaşam boyu eğitim hizmetlerinin sunulması, kamu hizmetlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesine imkân sağlanması toplumsal inovasyona birer örnektir.

İnovasyon Özellikleri

Örneğin, Amerika’nın pek çok yerinde yaygınlaşan “çiftlikten restorana” sistemi toplumsal inovasyona güzel bir örnek oluşturmaktadır. Bölgesel kalkınma aracı olarak kullanılan bu sistem, bazı bölgelerde küçük etnik restoranları işleten göçmen halkın uygun fiyatlı ve kaliteli ürünlere ulaşmasını sağlayarak ayakta kalmalarına yardımcı olurken, bazı bölgelerde yerel, küçük üreticilerin rekabet güçlerini artırmayı amaçlamaktadır.

İnovasyon Önemi

İnovasyon, hem günümüz ulusal ekonomileri hem de işletmeler için vazgeçilmez bir dinamizm kaynağı haline gelmiştir. Bu yönüyle inovasyonun işletmeler, toplum ve ekonomi için önemini üç başlık altında toplamak mümkündür.

İnovasyon; Ulusal ve bölgesel ekonomiler için sürdürülebilir ekonomik büyümenin, toplumlar için sosyal kalkınma ve refah düzeyinin, hem işletmeler hem de ulusal ekonomiler için rekabet gücünün temel dinamiği haline gelmiştir.

İşletmeler İçin Önemi

Küreselleşme ve küresel rekabetin ortaya çıkardığı yapı, işletmeleri yoğun ve dinamik bir rekabet ortamında faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Bu durum; günümüzde rekabet avantajının belirleyicisinin artık yalnızca maliyetler değil, pazarın ihtiyaçlarına yanıt verme hızı, ürün ömründeki kısalmalar, ürün ve hizmet kalitesi, tasarım yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi, müşteri isteklerine göre ürün ve hizmet üretimi, yeni yönetim ve organizasyon modelleri gibi pek çok faktörün çok daha önemli olmasına neden olmuştur ve tüm bu etkenler inovasyon yapmayı gerektirmektedir. Yeni pazarlara girmenin, var olan pazar payını yükseltmenin ve rekabet gücünü artırmanın yolu da buradan geçmektedir.

Böylece inovasyon, bir çok ulus ve işletme için rekabet üstünlüğü elde etmenin temel kaynağını oluşturmaktadır. Küresel ekonominin kuralları, bir işletmenin rekabetçi piyasa koşullarında ayakta kalabilmesi için ya inovasyonları yakından takip ederek örgütlerine uygun biçimde adapte etmeyi ya da inovasyonların bizzat kendileri tarafından geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

İnovasyon Önemi

Toplum ve Ekonomi İçin Önemi

Bir ülkede refah ve yaşam standardı, rekabet gücü artarsa yükselir; rekabet gücü için ise üretkenliğin artırılması gerekir. Üretkenliği artıran en önemli araç inovasyondur. Bu nedenle, inovasyon ülkeler için ekonomik büyümenin, artan istihdamın ve yaşam kalitesinin anahtarıdır. Ancak bu sayede, ülkenin ve toplumun kaynaklarının ürün ve hizmete dönüştürülmesi ve bu ürün ve hizmetlerden ekonomik ve toplumsal değer yaratılması mümkün olur. İnovasyonla toplum, aynı kaynaktan çok daha büyük getiriler elde eder. Dolayısıyla, inovasyon sadece ekonomik değil, toplumsal bir sistemdir.

Steve Jobs ve İnovasyon

Vizyon

İşletmenin ya da bireylerin, kendilerinin ya da işletmelerinin gelecekte olmasını istedikleri durumun ifadesi olan vizyon, Steve Jobs için kendini insanların akıllarında, hayatlarında, tarih sayfalarında bir yer alma arzusu, bu dünyaya bir eser bırakma, kendisinden söz ettirme isteği olarak ortaya çıkmıştır.

“Evrende bir iz bırakmak istiyorum” -Steve Jobs

Steve Jobs, kendisi için ulaşmak istediği noktayı Apple’dan ayrı kaldığı dönemlerde de sürdürerek, adından söz ettirme arayışı içinde olduğunu PİXAR film stüdyosunu satın aldıktan sonra yaptığı yorumla da göstermektedir.

“Hedefim sadece muhteşem ürünler üretmek değil, muhteşem şirketler kurmak oldu hep.” -Steve Jobs

Steve Jobs, sözünü ettiği muhteşem ürünleri yaratabilmek için gerekli olan anahtarın inovasyon olduğunun bilincindedir. Onun vizyonunun inovasyona odaklı olduğu, yaptığı açıklamalardan çıkarılmaktadır;

“Apple’ın gizli sosu: İnovasyon, işte bizim yaptığımız bu” -Steve Jobs

Liderlik

Steve Jobs’ın liderlik tarzına dair; öncelikle kurduğu şirketin ortaya çıkaracağı ürünlerin nasıl olması gerektiği konusunda söz sahibi olmasıyla ilgili bulgulara yer verilerek, onun mevcut olandan daha farklı, ilk defa ortaya çıkarılacak ürünler arayışı içinde olması, bu ürünlerin kimler için yapılacağına, içeriğinin nasıl olacağı, tasarımının nasıl olacağı konularına odaklanması, inovasyonun “yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş bir ürün (mal veya hizmet) veya süreç, yeni bir pazarlama yöntemi ya da yeni bir organizasyonel yöntemin gerçekleştirilmesidir” tanımına uygun olarak inovasyona öncülük eden bir liderlik tarzının olduğu görülmektedir.

“İlk tamamen entegre paketi yaratmak istiyordum, hedef kitlemiz kendi bilgisayarlarını toplamayı seven, transformatör ve klavye satın almayı bilen bir avuç amatör değildi artık. Onların bir tanesine karşılık, makinenin kullanıma hazır olmasını isteyecek bin kişi vardı.” -Steve Jobs

İnovasyon Değişim

Örgüt Yapısı

Steve Jobs, Apple’a geri döndükten sonra örgüt yapısı tamamen değişmiş hiyerarşik yapıdan vazgeçilerek, dikey yerine yatay yapılanmaya yöneltildiği görülmektedir.

Şirket, fonksiyonel bir çizgide organize olarak, yönetim işlevsel yapıya bürünmüştür. Üst yönetimin böyle bir işlevsel yapıda olması, yöneticilere örgütsel işlevleri daha etkin kontrol etme ortama sağlamaktadır. Dahası, bu yapı dolayısıyla maliyetleri düşürüp ve operasyonel esnekliği artırarak etkili bir izleme ve faaliyet verimliği sağlamaktadır. Düz bir hiyerarşik bir yapı ile Apple, alt düzey yöneticileri ve çalışanları cesaretlendirerek, sorumluluk almaları ve inovasyon, mühendislik mükemmelliği, pazarlama yetenekleri gibi şirketin güçlü yönlerine teşvik edilmelerini sağlamaktadır.

Personel Güçlendirme

Apple’da çalışanlara sorumluluklar verilmesi ve görev hissinin oluşturulması yoluyla personel güçlendirme çalışmaları, çalışanların psikolojik olarak güçlendirilerek, motivasyonlarının artmasının sağlandığı bir yöntem olarak kendini göstermektedir.

“Jobs, çalışanlarına anlam yüklemiştir ve onların düşsel projelerde sıkı çalışmasını sağlayarak, hedeflerini tutturmuştur ve Jobs’ın detaylara olan delice dikkatini tatmin etmek için onları zorlayarak, bir görev hissi aşılamıştır.”

İnovasyon Buluş

Müşteri Odaklılık

Müşteri ihtiyaç ve isteklerinin bir firmanın üretim faaliyetlerini yönlendirdiği durumunu ifade etmek için kullanılan bu kavram, Steve Jobs ve Apple yönünden bakıldığında oldukça büyük farklılıklar gözlemlenmiştir. Müşterilerden alınan geribildirim ve odak grupları tarafından yönlendirmeye meyilli genel tavrın aksine Steve Jobs ürün prototiplerini bizzat inceleyerek, kendisinin verdiği tepkilere dikkat ederek, mühendislerine geribildirimde bulunmaktadır.

“ne istediğini bilmek müşterilerin işi değil. Hiç görmedikleri bir şeyi istediklerini söylemek onlar için oldukça zordur.” -Steve Jobs

Leave your vote

1 point
Upvote Downvote

Total votes: 1

Upvotes: 1

Upvotes percentage: 100.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: osman in Moda

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…