20 Kasım 2017 - No Comments!

Kitle İletişim Araçları, İletişim ve Teknoloji

İletişim

Konu Başlıkları

İletişim Nedir                  Telgraf                  Telefon                  Gazete

İletişim ve Teknoloji İlişkisi       Radyo                   Televizyon             Bilgisayar

İletişim Nedir

Bilgi, duygu ve düşüncelerin ses, hareket, işaret ve benzeri sembollerle kaynaktan, hedefe aktarılması şeklinde tanımlayabileceğimiz iletişim; insanın var oluşuyla birlikte varlığını devam ettirebilmesi için ortaya çıkan bir gereksinimdir ve bu gereksinim bakanlık tarafından kontrol edilir, geliştirilir.

İletişim sürecinde mesaj iletimi kişiden kişiye, kişiden gruba ve gruptan gruba olabileceği gibi gruptan kişiye doğru da olabilir. Dursun’a (2010: 233) göre ise iletişim sözcüğü kökeni itibariyle iki kişi arasındaki mesaj alışverişinden daha çok, toplumsal nitelikli bir paylaşımı ifade etmektedir. Bir başka deyişle iletişim, toplumsal bir eylemdir ve Zıllıoğlu’nun (1996: 13) belirttiği gibi “İletişim toplumsal yaşamı olanaklı kılar, bu nedenle toplumsal yaşamın temelidir.” Diğer yandan, kişinin varlığını devam ettirebilmesi ve toplumsal yaşam içindeki ilişkilerin devamlılığının sağlanabilmesi açısından iletişim kurabilme yeteneği büyük önem taşır ve iletişim kuramayan birey topluma entegre olma noktasında sıkıntılar yaşayabilir.

“Konuşma sanatını bilen adam düşündüklerinin hepsini söylemez. Fakat söylediklerini düşünür de söyler.” Aristotales

Zaman içinde insan yaşamında süregelen gelişmeler ve teknolojik gelişim iletişim açısından da etkisini göstermiş; iletişim kurma biçim ve tekniklerinde değişimler meydana gelmiştir. Teknolojik ürünler olan yeni iletişim araçları, Işık’ın (2005: 18) “iletilerin kitlelere aktarılması süreci” olarak tanımladığı kitle iletişimine olanak tanımıştır.

Türkoğlu’na (2004: 68) göre kitle iletişim araçlarını ses, söz, yazı, beden dili, jestler, mimikler, giyim-kuşam gibi araçlardan ayıran unsur, bu araçların yüz yüze olma zorunluluğu olmaksızın kitlesel düzeyde bir iletişime olanak tanımasıdır. “Mağaralarda bulunan duvar yazılarından, bugün sinema, televizyon, radyo, bilgisayar ve kullandığımız cep telefonları gibi iletişim teknolojileri ile bilginin yayılması ve aktarılması daha etkin ve katılımlı bir şekilde gerçekleşebilmektedir” (Tuna, 2012: 5).

İletişim Nedir

İletişim ve Teknoloji İlişkisi

Teknoloji, insan yaşamının ilerleyişinin en önemli etkenlerinden biri olmuştur. Teknolojinin kesintisiz ve hızlı bir şekilde ilerlemesi, insanların günlük yaşamda kullandığı teknolojik araçları da doğrudan etkilemektedir. Teknolojik gelişimden en fazla etkilenen araçların başında da kitle iletişim araçları gelmektedir. Günümüzde kitle iletişim araçları sahip oldukları teknolojiyle medyayı zaman ve mekân sınırı olmaksızın kullanılır hale getirmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu akıllı teknolojiler, medyayı takip etme olanağını ve hızını artırırken, haberleşme açısından da yeni olanaklar sunmuştur.

Günümüzde kitle iletişim araçlarının yukarıda belirtmiş olduğumuz teknolojik noktaya ulaşabilmesi için yüzlerce yıl gerekmiştir. Aziz’e (2012: 87) göre iletişim teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak giderek geniş kitlelere seslenen araçlarla yapılan ilk önemli iletişim, matbaanın 15. yüzyıl ortalarında bulunması ile geniş kitlelere yönelik olarak yapılan yazılı kitlesel iletişimdir. Matbaa ile birlikte geniş kitleler okuma olanağına kavuşmuş, aynı zamanda 16. yüzyılın başlarından itibaren, gazeteler ve diğer sürekli yayınlar çıkmaya başlamıştır.

19. yüzyıldaki sanayi devrimi ise iletişim araçlarının gelişimi açısından önemli olmuştur. “Sanayi devriminin toplumsal yapıda oluşturduğu siyasal, ekonomik ve sosyal değişimlerin bilgilenme ihtiyacını artırması, gazetenin toplumsal hayattaki etkinliğinin artmasına yol açmıştır. Makineleşmeyle birlikte artan üretim, pazar genişletme arzusuyla birleşince ilan ve reklam olgularını ortaya çıkarmıştır” (Işık, 2005: 8). Aynı zamanda bu yüzyıl içinde insanlık yeni iletişim araçları ile tanışmıştır. Morse 1844’te telgrafı keşfederken, sonrasında Bell 1876’da telefonu, 1896’da ise Marconi telsiz radyoyu keşfetmiştir.

İletisim Araçları Telgraf

I. Dünya Savaşı’ndan itibaren Batı toplumlarının karşılaştıkları belli sorunlar iletişim teknolojisinin hızla gelişmesine yol açmıştır. Savaşın bitmesinden sonra da bu teknik deneyim birikimi daha da geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle Batı’da büyük savaş sırasında geliştirilen tekniklerin geri planında öncelikle askeri amaçlar yer almaktadır. Ama söz konusu teknikler savaşı izleyen dönemde de bu kez gündelik yaşamın biçimlendirilmesine dönük olarak kullanılmıştır (Tüfekçioğlu, 1997: 48).

Bilim ve teknolojideki inanılmaz gelişmeler ve yaşanan dönüşüm öyle bir safhaya gelmiştir ki, günümüze damgasını vuran bilgi ve iletişim teknolojisi, yeni gelişmelerde, sentetik biyolojide, nano teknolojide ve sayılamayacak kadar pek çok dalda bilim nerede bitiyor, teknoloji nerede başlıyor, belirsizleşmiştir. Bilimsel araştırma olmadan, teknoloji geliştirmek, sonra da geliştirilen teknolojiyi yararlanacağımız ürünlere dönüştürmek mümkün değildir (Göker, 2011: 6).

İletişimde matbaanın icadı ile başlayan teknolojik gelişmeler telgraf, gazete, telefon, radyo, televizyon, uydu, bilgisayar ağları ve İnternetle günümüze kadar gelmiştir.

Telgraf

İnsanlık tarihinde kitle iletişimi açısından çığır açan önemli araçlardan birisi olan telgraf, iki merkez arasında yazılı haber ve bilgi iletimini olanaklı hale getiren bir telekomünikasyon sistemidir. Telgrafın mucidi olan Morse, nokta ve çizgilerden oluşan bir kodlama sistemi olan Morse Alfebesi’ni ortaya çıkarmıştır. Atabek’e (2001: 60) göre, Morse’un bu kodlama sistemi, bugünkü dijital çağın önemli öğesi olan iki tabanlı sayı sistemiyle işleyen ilk iletişim sistemidir ve dijital iletişim telgrafla başlamıştır.

İletişim Aracı Telgraf

“Telgrafın ilk uzaktan ileti (mesaj) gönderme aracı olarak bulunması, önemli bir ihtiyaca cevap verdiğinden toplumun bu yeni aracı çok çabuk benimsemesine, kullanmasına ve yaygınlaşmasına neden olmuştur” (Aziz, 2012: 89). 19. yüzyılda dünyada birçok ülkede kullanılan telgraf, Türkiye’de ise telefonla haberleşme altyapısı kurulana kadar yaygın ve tek haberleşme aracı olarak kullanılmıştır.

İletişim teknolojilerindeki gelişmelerin sunduğu yeni iletişim olanakları telgrafın eski önemini yitirmesine neden olmuştur. Bu konuda en önemli rakipler olarak önceleri teleks, daha sonraları faks, telefonun bulunması ve yaygınlaşması ile telefon ve özellikle cep telefonlarının kısa mesaj (SMS) olanağı ile İnternet teknolojisinin bulunuşu ve onunla sunulan hizmetler olduğu söylenebilir (Aziz, 2012: 89-90).

Telefon

Günümüzde büyükten küçüğe birçok insanın yaygın bir şekilde kullandığı telefon, Alexander Graham Bell tarafından 1876 yılında keşfedilmiştir. Bell’in keşfi sadece sesin iletilmesini olanaklı kılmakla kalmamış aynı zamanda telgraf gibi hızlı ve anlık iletişim olanağı da sunmuştur. “Artık binlerce yıldır süren iletişim etkinlikleri kökten değişime uğramış, insanlar fiziksel olarak aynı ortamda bulunmaya gerek kalmadan birbirleriyle anında iletişim kurar hale gelmişlerdir” (Dursun, 2010: 241).

Her ne kadar telefon kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda hızlı bir iletişim olanağı sunsa da, aranmak istenen kişiye bir santral memuru aracılığı ile ulaşmak mümkündü. Santral memuru arayan kişi ile aranan kişi arasında bağlantı fişlerini birleştirerek iletişimin gerçekleşmesini sağlıyordu. 1885 yılında ahizenin metaldan imal edilmesinin ardından telefonun halk arasında kullanımı hızla yayıldı ve zamanla telefon telgrafın egemenliğini ele geçirdi.

Telefonun kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda, kullanıcılar telefona farklı değerler atfetmişlerdir. “Kimileri telefonu çeşitlilik arz eden bir kitleye yönelik bir eğlenceyle bağdaştırırken, başkaları onu bireyler arasında noktadan noktaya, bire bir iletişimle bağdaştırdı. Yalnızca bu nedenle telefon, yayıncılığın tarih öncesinde telgraftan daha büyük bir rol oynamış olması gerekir” (Briggs ve Burke, 2011: 174).

İcadından günümüze değin geçen sürede kesintisiz bir şekilde gelişimine devam eden telefon, günümüzde ceplerde taşınılabilen, pratik bir kitle iletişim aracı haline gelmiştir.

Cep (mobil) telefonları kitle iletişim teknolojisinin ulaştığı boyutun en açık göstergelerinden birisidir. Artık 20. yüzyılın sonlarında çok büyük bir yenilik olarak günlük hayata giren cep telefonları gerek teknolojisi gerek boyutu gerek sunduğu olanaklar gerekse de yaygınlığı ve ekonomik açıdan kolay ulaşılabilirliği açısından günümüzdeki cep telefonları ile kıyaslanamayacak durumdadır. Hatta günümüzdeki cep telefonları ya da günümüzdeki adıyla akıllı telefonlar sadece bir telefon değil, aynı zamanda bir radyo, bir televizyon hatta bir İnternet erişimcisidir.

Gazete

Yeni iletişim teknolojileriyle birlikte ortaya çıkan geleneksel yeni medya ayrımında geleneksel medya kapsamında yer alan gazetenin bilinen ilk örneği, Roma Senatosu tarafından İ.Ö. 59 yılında çıkartılan ve Roma İmparatorluğu içinde dağıtılan “Acta Diurna-Acta Publica”dır.

Matbaanın bulunması ve 19. yüzyıldaki sanayi devrimi haberin alınıp satılan bir ticari ürün haline gelmesini sağlamıştır. “Sanayi devrimiyle birlikte, gerek girişimcilerin, gerekse sanayi yerleşimlerine yığılan halkın gereksindiği boyutlu bilgiyi sağlayabilen ilk araç gazete olmuştur” (Şenyapılı, 1981:215).

İletişim Aracı GazeteSanayi devrimi ile üretilen ürünlerin tüketim pazarını oluşturmak amacıyla tanıtmak ihtiyacı gazetenin önem kazanmasını sağlamıştır. Dolayısıyla, Williams (2003: 18) ilk gazeteleri gelişen bir ticaret sisteminin genel (sosyal ve siyasal enformasyon) ve özel mesajlarından (seri ilanlar ve özel ticari haberler) oluşan bir birleşimi olarak tanımlamaktadır. 19. yüzyılda baskı teknolojisinde görülen gelişmeler gazetenin yeni bir görünüm kazanmasında etkili olmuştur. Bu yüzyılda tahta baskı makinesinden buharlı baskı makinesine, elle dizgi yerine makineyle dizgi sistemine geçilmiştir. Baskıda rotatif, dizgide linotip kullanılmaya başlanmıştır. “Günümüz teknolojileri sayesinde basılı yayımcılık hem hızlanmış hem de çeşitlilik kazanmıştır. Görsel unsur kullanımına sıklıkla yer veren yazılı basında ofset, tipo ve diğer baskı çeşitleri sayesinde sunum şekilleri daha da zenginleşmiştir” (Biber ve Öztekin, 2010: 217). Diğer taraftan İnternet teknolojisindeki gelişmelerden gazeteler de etkilenmiştir. Bir anlamda bu teknolojik gelişim ve teknolojinin sunduğu olanaklar gazetelerin multimedya özelliği kazanmasını sağlamıştır.

 

Türkiye’de ise ilk Türk matbaasının kurulmasından 68 yıl sonra 1795’te çıkarılan “Bulletin des Nouvelles” ilk Türk gazetesi olmuştur. Daha sonra 1828’de ilk Türkçe- Arapça gazete “Vakay-ı Mısriye”, 1831 yılındaysa ilk Türkçe gazete “Takvim-i Vekayi” yayın hayatına başlamıştır. 1840 yılında çıkarılan “Ceride-i Havadis” Türk basın tarihinin ilk yarı resmi Türkçe gazetesi oldu. 1860 yılında ilk özel sermayeli gazete “Tercuman-ı Ahval” yayınlandı. 1868’de Terakki adlı ilk kadın gazetesi çıkarılırken aynı yıl Londra’da Yeni Osmanlılar Cemiyeti “Hürriyet” adlı gazeteyi çıkardı. 1869’da çıkarılan “Mümeyyiz” Türk basın tarihinin ilk çocuk gazetesi oldu. Aynı yıllarda Muhbir, (1866), Ayine-i Vatan (1866), Basiret (1869), İbret (1871), Devir (1872), İnkılap (1870) gazeteleri çıkarıldı.

Radyo

Günümüzde en çok kullanılan kitle iletişim araçlarından birisi de radyodur. Özellikle otomobillerle yapılan uzun veya kısa seyahatlerin vazgeçilmezi olan radyo, kitle iletişim araçlarının elektronik ortamdaki öncüsüdür.

Radyo yayını, elektromanyetik dalgaların (hertz dalgaları) enerjisi aracılığı ile bir olayın, bir iletinin (söz-müzik) topluma ses yolu ile aktarılmasıdır” (Aziz, 2012: 128- 129). Hertz’in 1887’de varlığını kanıtladığı bu dalgalar, verici ile alıcı arasında düz bir çizgi üzerinde yol alabileceği gibi, alıcıya, iyonosferden yansıyarak ya da bir haberleşme uydusu aracılığıyla da ulaşabilir.

İletişim Aracı Radyo

“İnsan sesinin radyo dalgalarıyla gönderilmesi ilk kez 1892 yılında gerçek anlamda ilk radyo yayımı ise 1906 yılında ABD’de gerçekleştirildi. I. Dünya Savaşı sırasında radyo askeri amaçlar için önemli bir araç haline geldi ve düzenli yayımlar ancak 1920’den sonra gerçekleşti” (Bal, 2010:122). 1920 ile 1930 yılları arasında tüm Avrupa’nın yanı sıra Amerika ve Japonya gibi ülkelerde radyo yayınları başladı.

II. Dünya Savaşı sırasında altın çağını yaşayan radyo, bu dönemde yoğun bir şekilde bir propaganda aracı olarak kullanıldı. Özellikle Nazi Almanya’sında radyo, ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun bir şekilde propaganda amacı ile kullanılmıştır. Ayrıca savaşla ilgili bilgiler de radyo ile öğrenilmiştir. Radyonun o dönemde halk üzerindeki etkisiyle ilgili olarak 1938 yılında yaşanan bir olay dikkat çekicidir. Radyo piyesi olarak yayınlanan O. Wells’in Dünyalar Savaşı adlı eser nedeniyle dinleyenler Marslıların dünyayı işgal ettiklerini sanmış ve büyük bir panik yaşamıştır. “1933 yılında FM tekniğinin, 1960’lı yıllarda da stereo yayın tekniğinin bulunmasıyla radyo müzik endüstrisi ilişkisi başlamıştır. Müzik kutusu haline gelen radyo istasyonları yaygınlaşmıştır. Radyo dinleme alışkanlıkları değişmiştir” (Gönenç, 2004: 17).

1980’lerde ise radyo dalgaları üzerinden sayısal kodlu bilgilerin iletilmesi ile radyo dijital ortama taşınmıştır. Ayrıca radyo ile ses verisini dijital olarak iletmeye olanak tanıyan uydu frekansları için tasarlanmış (Dijital Audio Broadcasting) sistemleri de kullanılmaya başlanmıştır (Atabek, 2001: 76-77). Radyo, televizyonun bulunuşunun ardından televizyon yayınlarının yaygınlık kazanmasıyla birlikte insanların evlerinde haber alma, eğlenme, eğitim ve kültür ihtiyaçlarını gideren tek kitle iletişim aracı olma özelliğini kaybetti. Ayrıca televizyonunun görsel içerikli yayın yapan bir kitle iletişim aracı olması, bu aracın radyodan daha popüler bir araç olmasını sağladı.

Kitle İletişim Araçları Radyo

Türkiyede Radyo Yayıncılığı

Türkiye radyo yayıncılığının başladığı tarih itibariyle dünyadan geri kalmamıştır. Dünyanın birçok ülkesinde 1920-1930 yıllarında başlayan radyo yayıncılığı, Türkiye’de de 1927 yılında Ankara ve İstanbul’da kurulan 5’er kilovatlık istasyonlardaki denemelerle başladı.

Radyonun yayın hakkını elinde bulunduran Telsiz, Telefon Türk AŞ (TTTAŞ), bu konuda başarısız oldu ve 1936 yılında lisansı feshedildi. 1938 yılında Ankara Radyosu’nun 1949 yılında da İstanbul Radyosu’nun kurulmasının ardından 1951’de İzmir Radyosu faaliyete geçti. 1964 yılında ise bütün resmi radyolar TRT’nin bünyesinde toplandı. TRT’nin bu tekeli 1980’lerin sonuna kadar devam etti. Nihayet özel radyo kanallarının yayına başlaması ile birlikte TRT’nin bu alandaki tekeli de kırılmış oldu.

Özel radyo yayıncılığının başlaması özel radyo sayısının da hızla artmasına neden oldu. 2012 yılı itibariyle Türkiye’de 38 yaygın, 98 bölgesel ve 922’de yerel radyo yayın yapmaktadır. Ayrıca uydu üzerinden yayın yapan radyo sayısı da 62’dir. TRT’nin toplam radyo sayısı ise 16’dır (BYEGM, 2013).

Televizyon

Günümüzün en yaygın ve en çok kullanılan kitle iletişim araçlarından biri olan televizyon, hem sesin hem de görüntünün uzaklara iletilmesini sağladı. İlk televizyon yayını 1936 yılında BBC tarafından yapıldı. “Londra’da Alexandra Palace’da kurulan televizyon stüdyosunda yapılan, bu ilk yayın büyük ilgi uyandırmıştır. Ancak yapılan yayınlar, alıcı sayısının az oluşu nedeniyle, geniş bir izleyici kitlesine ulaşamamıştır” (Rigel, 1991: 26). Mutlu (2008: 21) televizyonu “insanın görme duyusunun ulaştığı en ileri aşama, insanın görme yetisinin inanılmaz boyutlara erişmesi” şeklinde tanımlarken, Williams ise Televizyon, Teknoloji ve Kültürel Biçim (2003) adlı eserinde televizyonu hem bir teknoloji hem de kültürel bir biçim olarak ele alır. Williams, bu eserin önsözünde televizyonun teknoloji, sosyal kurumlar ve kültür arasındaki ilişkide göze çarpan bir olgu olduğunu belirtmektedir.

Kitle İletişim Aracı Televizyon

Rigel’e göre (1991: 20) televizyonun gelişimi, çok uzaktaki nesnelerin elektriksel ileticilerin sayesinde anında izlenebilmesi, ani bir buluş ya da anlık bir ilham dürtüsüyle değil, birbirini izleyen, bir dizi başarılı keşif ve gelişme sonucu olmuştur.

Günümüzde televizyon yaygın kullanımı ve sunduğu büyülü dünyanın yanı sıra içeriğiyle insanların yaşam tarzlarını belirleyen, duygu ve düşünceleri etkileyebilen bir kitle iletişim aracı konumundadır. Mutlu (2008: 22) bu nedenle televizyonla ilgili olumsuz değerlendirmelerin bu aracın içeriği üzerinde yoğunlaştığını ve içeriğin, siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel süreçlerle bağlantılı olarak ele alındığını belirtmektedir.

Sürekli gelişen teknolojiyle birlikte televizyonlar hem fiziksel görüntüleri (LCD, plazma) ile değişmiş hem de daha kaliteli görüntü ve ses iletir duruma gelmiştir.

Türkiye'de Televizyon Yayıncılığı

Radyoculuk konusunda gelişmeleri hızlı bir şekilde takip eden ve bu gelişmelere adapte olan Türkiye, televizyon konusunda aynı hassasiyeti gösterememiştir. Türkiye’deki ilk deneme yayınları 1936 yılında yapılan ilk televizyon yayınından 16 yıl sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde siyah-beyaz olarak gerçekleştirildi. TRT kurulduktan iki yıl sonra, 1966 yılında önce kapalı devre, 1968 yılında ise düzenli bir şekilde yayına başladı.

Kitle İletişim Araçlarından Televizyon

Bir kamu kurumu olan TRT, yayın politikalarının belirlenmesi konusunda bağımsız olamadı. Karabulut (2008: 54), televizyon yayıncılığı konusunda tekel konumunda olan TRT’nin yayın politikalarını ve içeriklerini askeri darbelerin ve değişen iktidarların etkilediğini belirtmektedir.

1980’li yıllar ise televizyon konusunda gelişmelerin yaşandığı yıllar oldu. Türkiye 1984 yılında renkli televizyon yayınıyla tanıştıktan kısa bir süre sonra tek kanallı yayın döneminden, çok kanallı yayın dönemine geçildi. TRT 1986 yılında iki, 1989 yılında üç kanal olurken, 1990’da birisi yurtdışı yayını yapan iki kanalı daha faaliyete sokarak, 5 kanallı bir kurum haline geldi. Aynı yıl içinde yurtdışında kurulan Magic Box Incorporated adlı yayıncılık şirketinin Almanya’da kiraladığı uydu aracılığıyla Türkiye’de yayına başlamasıyla ilk özel televizyon yayıncılığı da başlamış oldu. Böylece TRT’nin televizyon yayıncılığı konusundaki tekel konumu sona erdi. “Yasal düzenleme bunun ardından ancak 1994’de gelmiştir. Aradan geçen zaman içinde büyük şirketler medyanın televizyon alanına da girdiler ve her birinin bir ya da birkaç televizyon kanalı oldu” (Bal, 2010: 124).

Televizyon yayıncılığı alanında özel televizyonların yayın hayatına başlaması, medya ile sermayeyi bir araya getirmiştir. Dolayısıyla televizyon sermaye sahipleri için ticari anlamda büyümek için kullanılan bir araç olmuştur. “Siyasi iktidarların yanında yer alan işadamı sıfatı taşıyan medya patronları, bu yıllarda belirgin olarak görülmeye başlanır. Söz konusu işadamları ve patronlar, 1990’lı yıllardan başlayarak devletin imkânlarından da geniş ölçüde faydalanacaklar –kredi, teşvik gibi- ve bu sayede de büyük sermaye sahipleri haline geleceklerdir” (Özgen, 2008: 106).

Bilgisayar

Özellikle taşınabilmesinin kolaylaşması sonucu günümüzde en yaygın kullanılan teknolojik araçların başında bilgisayarları evde, işyerinde, okulda hatta seyahat ederken ve bir parkta otururken bile kullanabilmek mümkün hale gelmiştir.

Güngör’ün (2011b: 209) “yüzyılın buluşu” olarak nitelendirdiği bilgisayar “yazılımlar sayesinde verileri işleyen, sonuçlar üreten ve insan gücü ile yapılması ve sonuçlandırılması düşünülemeyen sayısal iş yükünü kısa bir sürede sonuçlandıran elektronik aygıtlardır” (Kaya, 2011: 31).

Kitle İletişim Aracı Bilgisayar

Günümüzde insanların hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelen bilgisayarların bulunuşu ve bugünkü teknolojik düzeye ulaşması uzun yıllar sürmüştür. İlk bilgisayar 1944 yılında yapılmıştır. Bir oda büyüklüğünde olan bu bilgisayarlarda vakum tüpleri kullanılıyordu. 1947 yılında keşfedilen transistör, 1959 yılında bilgisayarlardaki vakumlu tüplerin yerini aldı. Böylece bilgisayarların enerji sarfiyatları azalırken, yaydıkları ısıda da düşüş oldu. 1964 yılında ise bütünleşmiş devrelerin işlemci olarak kullanıldığı daha düşük maliyetli, bilgilerin saklanmasında manyetik disklerin kullanıldığı bilgisayarlar kullanılmaya başlandı. Bilgisayarların gelişimi 1970’lerde de aynı hızla devam etti. Bilgisayarlarda kullanılmaya başlanan silikon yongaları binlerce transistörün yaptığını küçük bir silikon yongasına sıkıştırmayı olanaklı hale getirdi.

Uluç (2003:17) 1980’den sonra ise Japonların elektronik endüstrisindeki başarılarının ve mikro işlemcilerin geliştirilmesinin etkisiyle, bilgisayarların günlük yaşamın her alanına girdiğini belirtmektedir. Bilgisayar teknolojisindeki gelişim kesintisiz olarak devam etti. “Sonraki yıllardaki gelişmeler ise, önce masaüstü, daha sonra dizüstü bireysel bilgisayarların (PC) üretilmesi; kayıt ve saklama tekniğinde disket ve CD’lerin bulunuşu gibi gelişmelerle günümüze kadar gelindi” (Aziz, 2012: 98). Türkiye ise bilgisayarla ilk kez 1960 yılında tanıştı. Türkiye’nin ilk bilgisayarı Karayolları Genel Müdürlüğü’nde kuruldu. Daha sonraki yıllarda da bilgisayarlaşma hızla devam etti. Özellikle üniversiteler, bankalar, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra endüstri kuruluşları bilgisayar teknolojisine ilgi gösterdi. 1973 yılında Türkiye’deki bilgisayar sayısı 82’ye ulaştı. Günümüzde ise neredeyse bilgisayarsız ev kalmadı.

Aslan’a göre bilgisayarların özellikle şu üç özelliği dikkate değerdir:

“Yüksek işlem gücü, veri kapasitesi (hafıza) ve iletişim yeteneği. Bilgisayar bilgiyi yüksek hızda işleme yeteneğine sahiptir. Ayrıca bilgisayarlar telefon, gazete gibi diğer iletişim araçlarıyla karşılaştığında daha çok otonomiye sahip olup, kullanıcısının anlık yönlendirmesi olmadan da kendi aralarında iletişim kurabilmektedirler. Bilgisayar teknolojisinin yeni medyanın teknolojik temeli olduğu söylenebilir. Bilgisayarlar özellikle bilginin işlenmesi ve iletimi noktasında eskiyle karşılaştırıldığında yeni medyaya olağanüstü düzeyde niceliksel üstünlük sunmaktadır” (Aslan, 2013: 106).

Uluç (2003: 17-18) bilgisayarların, elektronik teknolojisine getirdiği en önemli yeniliğin, sayısallaştırma tekniklerinin geliştirilmesi ile elektronik donanımların iletişim, kontrol ve denetiminde mikro işlemci kullanımının yaygınlaşması olduğunu belirtmektedir. Hatta modern kitle iletişim araçları dijital mikro işlemciler içermektedir.

Kitle İletişim Aracı Bilgisayar

Bilgisayarların bir diğer özelliği ise bilgisayarlar arasında kurulan bağlantılarla (ağ) veri alış verişinin sağlanabilmesidir. Bu açıdan özellikle çalışma yaşamına büyük kolaylıklar getiren bilgisayarlar, aynı zamanda İnternet vasıtasıyla insanlar arasında da bir iletişim aracı durumuna gelmiştir.

Tokgöz ise bilgisayarları topluma yön verme etkileri bakımından Gutenberg’in baskı makinesine benzetmiştir. Tokgöz’e göre bilgisayarlar topluma yeni bir görünüm kazandırmaktadır. Bir yandan da bilgisayar kullanımı sonucu iletişim patlaması yaşanmaktadır. Dolayısıyla bilgisayardan nasıl yarar sağlanacağı önem kazanmış ve çağdaş bir insanda olması istenilen özellikler arasına bilgisayar okuryazarlığı da dahil olmuştur (Tokgöz, 2012:82).

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: osman in Kultur

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…