19 Kasım 2017 - No Comments!

Kültür Nedir ? Kültür Özellikleri ve Kültür Çeşitleri

Halk Kültür

Konu Başlıkları

Kültür Nedir                    Kültür Özgünlüğü                    Kültür Özellikleri

Kültürün Çeşitleri           Kültür Değişimi ve Kültürleşme      Kültürel Farklılıklar

Kültür Nedir

Kültür kavramının geniş bir kullanım alanı vardır. E. Taylor, “İlkel Kültür” adlı eserinde insan davranış ve düşünce sistemlerinin rastgele oluşmadığını, bunların doğal yasalara bağlı olduğunu bu nedenle de bilimsel olarak incelenebileceğini öne sürmüştür. Taylor’a göre kültür, bir toplumun üyesi olarak insanın kazandığı bilgi, inanç, gelenek, sanatsal faaliyet, hukuk, ahlaki değerler ve diğer yetenek ve alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütündür (Kottak, 2001: 45). Bu tanımda “bir toplumun üyesi olarak insanın kazandığı” ifadesi önemlidir. Taylor’un tanımı insanların genetik yollarla değil, belli bir toplum içinde belli bir kültürel gelenek içerisinde edindikleri inanç ve davranışlarına odaklanmıştır (Kottak, 2001: 46).Aynı zamanda kültür bakanlık tarafından korunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temeIi küItürdür. KüItür, okumak, anIamak, görebiImek, görebiIdiğinden anIam çıkarmak, ders aImak, düşünmek, zekayı eğitmektir.  Atatürk

Kültür öğrenilen, saklanılan ve eğitimle eski kuşaklardan yeni kuşaklara aktarılan şeylerdir. Günlük hayatımızda, birçok farklı yerde ve farklı anlamda kültür kelimesi kullanılmaktadır. Kültür tanımının bakmak, yetiştirmek anlamına gelen Latince colere veya culture kelimesinden türediği kabul edilmektedir. Kültür, zaman içinde çeşitli anlamlar yüklenerek bireysel açıdan ya da bir insan grubuyla ilgili bir kavram olarak sosyal bilimlerde tanımlanmıştır.

Kültür, insan davranışının ve bu davranışın yansımalarının, insan eliyle oluşturulmuş olan maddenin arkasında yatan dünyanın soyut değerleri, inançları ve algılarından oluşmaktadır (Şimşek, Akgemci ve Çelik, 2007: 27-29). Kültür, daha çok dil aracılığıyla öğrenilen ve parçaları birleştirilmiş bir resim olarak işlev görmektedir.

Kültür

Kültür bir toplumun yaşama tarzı olarak ifade edilen ve bilgi, inanç, gelenek görenek, örf ve adet, ahlak, sanat, teknik vb. gibi maddi ve manevi unsurlardan oluşan karmaşık bir bütündür.

Kültür toplumlar tarafından inşa edilen bir gerçekliktir, ancak uzun bir süreç içerisinde doğallaşmakta ve yeni ürünler inşa etmektedir. Bu kapsamda, toplumsal kurumların temelinde yer alan roller, ilişkiler, simgeler ve değerler toplumsal bir yapım sürecinden geçerek anlam kazanmaktadırlar (Sargut, 2007: 29-30).

Kültür kavramı, uygarlık deyimiyle karşılaştırılmış şekliyle, önceleri insanlığın genel gelişmesine bağlı olarak düşünülmüştür. Kültür bir kuşaktan diğer kuşağa aktarılan bir toplumsal miras olarak ele alınmıştır. Kültür ile ilgili çok farklı tanımlamalar yapıldığı görülmektedir (Şimşek ve diğerleri 2007: 27-29).

KüItür, dosdoğru yoIIar çizer.  Dostoyevski

Kültürü bireyin düşünme, hissetme ve inanma şekli, bir toplumun yaşama biçimi, problemlerin çözüm yöntemi, öğrenilen davranışlar bütünü, davranışları düzenleyen normatif bir sistem, doğada var olana karşılık insanların oluşturduğu her şey, bir egemenlik ve meşruiyet aracı olarak da tanımlamak mümkündür (Şişman, 2007: 1).

Kültür Anlamı

Kroeber ve Kluckhohn, buldukları yüz altmış kültür tanımını, betimsel, tarihsel, normatif, psikolojik, yapısal, genetik özellikli tanımlar ve eksik tanımlar olarak yedi ayrı kategoride düzenlemişlerdir (Tolan, 1983: 222).

Birçok bilim adamı kültürü farklı farklı tanımlamıştır. Bu tanımlamalar şunlardır (Kızılçelik ve Erjem, 1992: 271-272; Kolasa, 1979: 34; Erdoğan, 1994: 116,-119; Eroğlu, 1995: 103; Tolan, 1983: 107, 227; Newstrom and Davis, 1993: 58-59):

  • Kültür, “bir örgütün içindeki birey ve grupların davranışlarını yönlendiren normlar, davranış kalıpları, inançlar, tutumlar ve alışkanlıklar sistemi” dir.
  • Voltair’e göre ise kültür, “insan zekâsının oluşumu, gelişimi ve geliştirilmesi” dir.
  • M. Mac Ivera’ya göre kültür, "ideoloji, din, edebiyat gibi toplumsal yaşamın belirtilerini kapsamaktadır.
  • Taylor’a göre kültür, bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun öğrendiği bilgi, sanat, gelenek-görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür. Malinowski, Taylor’a ait olan kültür tanımlamasında, kültüre neden ihtiyaç duyulduğunun ve kültürün insan için neden gerekli olduğunun açıkça ortaya konulmadığı düşüncesiyle yeni bir tanımlama getirmiştir.
  • Kültür, sosyal bilimlerde, genellikle bilgi, iman ve adetleri içine alan bir katılım olarak tanımlanmaktadır. Toplumdan topluma değişen farklı düşünce ve eylem modelleri ile bu kapsamda oluşturup kullanılan toplumsal araç ve gereçlerdir.
  • Ülkemizde kültürü sistemli bir şekilde ilk tanımlayan kişi Ziya Gökalp olmuştur. Ziya Gökalp kültürü, “bir topluma özgü, sanat, din, gelenekler ve adetler” olarak tanımlamaktadır. Ayrıca kültürün milli olduğunu öne sürmüştür.

Kültür kavramı ülkelerde de farklı algılanmaktadır. Fransızlar, İngilizler, Almanlar vb. Avrupa ülkeleri kültür kavramının yerine uygarlık kavramını daha çok tercih etmişlerdir. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde, Fransızlar ve İngilizler, uygarlık sözcüğünü tercih etmiş olsalar da, Fransızca da culture sözcüğü 1932 yılında uygarlık karşılığında Fransız akademik sözlüğünde geçmiştir (Newstrom and Davis, 1993: 59).

Kültür Tanımı

Fransızlar ve İngilizler uygarlık kavramını bilim, felsefe, teknoloji ve endüstri alanlarında diğer toplumlara karşı bir üstünlük olarak görmüşlerdir. Sosyal gelişimde ve değişimde bu iki ülkenin gerisinde yer alan Almanlar ise “cultur” ile kendilerini rahat hissetmişlerdir. Fransız ve İngiliz uygarlığına karşı Alman kültürü ön planda yerini almıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Antopologların bulup ortaya çıkardığı “vahşi” olmayan küçük, basit ve barışçı uygarlıklara da Culture adı verilmiştir (Güvenç, 1970: 25).

Başlangıçta kültürün en yaygın kullanıldığı yer antropoloji, özellikle de kültürel antropolojidir. Antropolojinin 19. yüzyılın sonunda ortaya çıkmasıyla, kültür anlayışı değişmeye başlamış olup antropologların ilk yaklaşımı betimleyici ve sınıflayıcı yaklaşım olmuştur. Bu türde, örneğin Taylor’a göre kültür insanların dinsel pratikleri, silahları, kullandığı araçlar, sanatları, gelenekleri ve adetleri vs. olmuştur. Bu anlamda kültür bilimsel bir şekilde incelenebilen ve belli bir toplumun üyelerinin sahip olduğu inançlar,adetler, gelenekler, yasalar, bilgi biçimlerinin birbirine bağlı topluluğu olarak adlandırılabilir (Erdoğan ve Alemdar, 1994: 168).

DiI gönIü yüzdüren gemidir, topIumun da gönIü var; topIumun gönIünün adı da küItürdür. Oktay SinanoğIu

Toplum yaşamında kültürel süreçler ekonomik ve siyasal süreçler kadar önemlidir. Her üçü de sosyal hayatın birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Kültürel olan her şey, siyasal ve ekonomik alan içinde hayati önem taşımaktadır. Çoğunlukla kültür zihinsel bir süreç olarak da tanımlanmaktadır. Aslında kültür sadece zihinsel bir süreç değil, daha çok yaşanmış ve yaşanandır. İnsanların kendi yaşam deneyleriyle biçimlenmiştir ve onlar için yaşam biçimlerinin bütününü meydana getirir. Kültürel biçimlenmede birbiriyle içten bağlı 2 boyut dikkat çekmektedir. Kültür, hem bilinçli şekilde seçim yapan ve deneylerinin muhasebesini yapan insanlar tarafından inşa edilir, hem de geçmişteki insanların seçim ve değerlendirmelerinden miras kaldığı için, seçim ve etkinliklerin kurucusudur (Erdoğan ve Alemdar, 1994: 167-170).

Kültürün Özgünlüğü

Bireyin ve toplumun kendisini ve dünyayı anlamlandırmasını sağlayan kültür, “Bir toplumun kamusal ve paylaşılabilir beşeri ürünlerde vücut bulan kendisine ve dünyaya ilişkin yorumlarının bütünü”nden ibarettir (Cahoone 2001: 322). İnsanların kültürel farklılıkları, değişik çevresel etkenlere maruz kalarak farklı gerilimler yaşamaları ve bu gerilimleri değişik uyarlanma şekilleriyle aşmalarından kaynaklanır. Kültür, doğuşundan itibaren insan davranışlarını yönlendirirken, onu bazılarıyla benzer, bazılarıyla farklı kılar (Aydın 1999: 15).

Kültür Özellikleri

Kültürün tanımında dikkat çekici bir noktada maddi ve manevi kültür unsur olarak 2’ye ayrılmasıdır. Manevi kültüre yalnızca kültür, maddi kültüre de medeniyet denilmektedir. Toplumun maddi kültürünü teknik araç ve gereçler, makine üretim araçları ile maddi yapılar oluştururken manevi kültürü toplumdaki değerler, semboller, dinler ve normlar oluşturmaktadır (Erkal, 1993: 192). Kültürün araştırılmasında da çoğu zaman ikili ayrım kullanılmıştır. İçten bakış, yaklaşımında her kültür zaman içinde tekrarlanarak oluşan kendi toplumsal normlarının doğrulardan oluştuğunu kabul etmektedir (Şimşek, 2008: 94).

Yani her medeniyet temelinde farklı bakış açılarına sahiptir. Bu farklı bakış açılarına göre olayları değerlendirmektedir.

Dıştan bakış, her kültürün yalnızca kendisine benzemesi gerçeği ile karşılaşıldığından güçlü bir ayrım ortaya çıkmaktadır. Bu ayrım günümüzde küreselleşen dünya üzerinde dahi geçerli olan bir sosyo-kültürel olgu olma özelliğini taşımaktadır. Genellikle bütün kültürler “öteki” kültürlerin özgün ürünlerini kendi bünyelerine uyum sağlayacak şekilde özümsedikten sonra almaktadır. Bu basit gerçekten kaynaklanan “kültürel izafiyet” kavramı kültürü meydana getiren değerlerin incelenmesinde iyi-kötü, doğru yanlış gibi yargıda bulunan hükümleri de geçersiz kılmaktadır (Şimşek, 2008: 95).

 KüItürIü insanIarın ahIak çıkmazIarında yardımcı oImak, küItürsüzIere yardımcı oImaktan daha güçtür.  Goethe

Bu açıdan bakıldığı zaman maddi kültür unsurları kadar hatta daha fazla manevi kültür unsurlarının yeni girdiği kültür çevresince özümsenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla kültürün izafilik özelliğini kendi bünyesinde barındırması nedeni ile hiçbir kültür bir başka kültürün özelliklerini tam olarak kabul etmeme gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Bu özellik kültürlerin birbirlerinden farklılaşmasına ve yalnızca kendine özgü oluşuna temel olmaktadır (Şimşek, 2008 : 95).

Genel Kültür

Kültürlerin sürekli birbirleri ile etkileşim içerisinde olma durumu geçmişten günümüze devam etmiş bu süreç küreselleşme ile beraber hız kazanmıştır. Ancak buna rağmen dünya da birbirlerine tam olarak birebir benzeyen kültür bulunmamaktadır. Buradan hareketle modernite kültürünün “tek tipleştirci” uygulamasının bu noktada anlamsız ve başarısız kaldığı söylenebilir. Bu doğrultuda, kültürün izafiliğine karşın modernitenin tek tipleştirci ideolojik yaklaşımı ekseninde iş ilişkilerine ve insan kaynakları yöntemine bakılması modernleşme paradigmaları çerçevesinde konuya yaklaşımı başarısız kılmaktadır.

Kültürün Özellikleri

İnsan davranışlarına biçim ve yön verici bir faktör olan kültürün ne olduğunun ortaya konmasında kültürün özelliklerinin bilinmesi önemlidir.

Kültürün özellikleri; bir toplumun hayat biçimi ve öğrenilmiş davranışlar topluluğu olması, toplumca benimsenmiş olması, toplumun üyelerince paylaşılması, durgun olduğu kadar devamlılık arz etmesi, öğrenilebilir ve öğretilebilir olması (Oktay, 2002: 11), insanın biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını giderici bir yapıda olması, bütünleştirici bir eğilime sahip olması (Şimşek ve diğerleri, 2003: 31), kalıtımsal veya içgüdüsel olmaktan ziyade bireyin yaşamı boyunca öğrenerek kazandığı alışkanlıklar, davranış ve tepkiler olması (bu durum resmi eğitimden farklı ama onu da içine alan bir öğrenim sürecini kapsamaktadır), sürekli ve bu sürekliliği kuşaktan kuşağa aktarılan gelenek, görenek ve töreler sağlaması, ideal ya da idealleştirilmiş kurallar sistemi olması, toplumun fertlerinin bireysel ve ortak ihtiyaçlarını karşılaması ve bu yönde belirli bir doyum sağlaması, zamanla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar doğrultusunda değişebilme özelliğine sahip olması, bir kültürün unsurları ile uyumlu bir bütünsel sistem oluşturması, kavramsal boyutta soyut bir sistem olması fakat somut ve gözlenebilir düzeydeki olayları, konuları, kurumları ve değişkenleri besler ve destekler nitelikte olmasıdır (Güvenç, 1991: 99–100).

Kültürün Çeşitleri

Kültür sınıflamalarında, kültür öğelerinin bileşimi, kültürün oluşum biçimi, toplumların yaşadıkları bölgeler, toplumu oluşturan bireylerin ekonomik durumları, üretilen mal ve hizmetler, teknoloji ve çevre gibi etmenler ön plâna çıkmaktadır (Şimşek ve diğerleri 2003: 29).

Alt Kültür

Yaygınlık derecesine göre kültür

Yaygınlık derecesine göre kültür genel ve alt kültür olarak ikiye ayrılmıştır. Genel kültür, her toplumun sahip olduğu ve sadece kendine has olan özelliklerini içermektedir. Alt kültür ise toplumun genel kültür unsurlarını paylaşan fakat bunun dışında kendini toplumdaki diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan grupları kapsamaktadır.

Alt Kültür

Alt kültür, ana kültür kalıbından öz itibariyle ayrı olmasa da bir toplumda egemen olan kültürden belli bir düzeyde farklılık gösteren ve azınlıkta olan gruplarca benimsenen kültürdür. Ulusal sınırlar içerisindeki farklı sentezlerdir. Toplumda var olan ortak kültürün önemli ölçüde paylaşılmasına rağmen gündelik yaşam içinde farklı inanç, pratik ve tarzları kabul ederler. Özellikle heterojen bir yapı gösteren günümüz toplumlarında alt kültür dikkat çekmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde etnik grupların, gençliğin oluşturdukları alt kültürler vardır. Alt kültür üyelerinin genelde diğer alt kültürlere etnosentrik tutumları vardır. Kendi alt kültürünü üstün görüp diğerini aşağılarlar (İçli, 2002: 87-88).

Kültür, toplum içerisindeki belirli grup ya da bireylerin hepsi için aynı yapıda değildir. Bireyler bazında farklılıklar gösterdiği gibi, gruplar bazında da farklılıklar göstermektedir. Kültür içerisindeki bu farklılıklar, alt kültür olarak adlandırılmaktadır (Şişman, 1994: 51). Alt kültür, toplumun temel kültürel değerlerini paylaşsa da kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri vardır (Özkalp ve Kocacık, 1991: 79). Alt kültür, sınıf statüsü, etnik köken, bölgesel farklılıklar, dinsel bağlılıklar gibi toplumsal farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Örgütler için de alt kültür söz konusudur. Örgütü oluşturan bireyler, farklı bölgelerden, farklı kültürlerden gelebilmektedirler (Köse, Tetik ve Ercan, 2001: 223).

Kültür Çeşitliliği

Genel Kültür

Bir toplum ya da ülkenin kültürü denildiğinde, genel kültür söz konusudur. Her sosyal grupta, her coğrafi bölgede geçerli olan, benimsenen ve yaşanan hâkim unsurlardan ibarettir (Eroğlu, 1996: 109). Toplumun hâkim inançları, değerleri, hareket tarzları, yaptırım çeşitleri, sosyal ilişkileri, her türlü ortak davranış kalıpları o toplumun genel kültürün ü oluşturmaktadır (Mutlu, 1999: 286). Herhangi bir toplumun genel kültürü, üst bir sistem olarak, birçok sayıdaki alt sistemlerden meydana gelmektedir (Eroğlu, 1996: 109).

Öğelerin Bileşimine Göre Kültür

Öğelerin bileşimine göre kültür maddi ve manevi kültür olarak ikiye ayrılmıştır. Maddi kültür bir toplumun meydana getirdiği alet, araç vb. unsurlarıdır. Manevi kültür ise bir toplumun devamını sağlayan değer, inanç ve gelenekleridir.

Maddi Kültür

Maddi kültür, bir toplum ya da grubun sahip olduğu teknoloji, üretim, teknik, hüner ve becerilerini, kısaca, toplumun fiziksel yönünü gösteren kültür olarak tanımlanmaktadır (Özkalp ve Kocacık, 1991: 74). Toplumun kültürü içerisinde yer alan maddi öğelerin oluşturduğu maddi kültür birikimi, aynı zamanda toplumun teknolojik ve ekonomik seviyesinin de bir göstergesidir. Kültür öğelerinin, elle tutulup gözle görülebilen kısmını oluşturan maddi kültürün içeriğine, imalatın şeklini ifade eden üretim teknikleri, yol ve bina inşaatları, ev dekorasyonları, giyim kuşam şekilleri, her türlü ulaşım araçları, köprüler, barajlar, fabrikalar gibi unsurlar girmektedir (Eroğlu, 1996: 111).

Manevi Kültür

Bireyin düşüncesinin, inançlarının ve değerlerinin hafızada yer alması, maddeleşmeden insan yaşayışını etkilemesi, belleksel değerler ve bu değerlerin oluşturduğu hayat tarzı, manevi kültürü oluşturmaktadır (Şimşek ve diğerleri, 2003: 29). Bireyleri belli bir toplumun üyesi yapan ve toplumları da diğer toplumlardan farklı yapan esas ayırıcı öğeler, manevi kültür öğeleridir (Erdoğan, 1987: 144).

Kültür Ne Demek

Manevi kültür öğeleri, elle tutulup gözle görülebilen öğeler değildir. Toplumda yerleşik olan inançlar, konuşulan dil, hukuk, din, ahlâk anlayışı, evlilik ve cenaze törenlerine kadar her alanda oluşan gelenek ve görenekler, çocuk yetiştirme biçimleri, toplumun manevi kültürünü oluşturmaktadır (Fındıkçı, 1996: 88).

Öğrenilme Zamanına Göre Kültür

Öğrenilme zamanına göre kültür sonradan öğrenilen, birlikte oluşan ve önceden oluşan kültür olarak üçe ayrılmıştır. Bunlar sırasıyla, bireylerin atalarından öğrendikleri, bireylerin beraber yaşamaları sonucu öğrendikleri ve yaşlıların gençlerden öğrendikleri kültürleri kapsamaktadır.

Sonradan Öğrenilen Kültür

Bireyin atalarından öğrenmiş olduğu kültürdür ve bu kültür yavaş yavaş öğrenilir. Birey, edindiği bu kültüre karşı gelmemektedir. Bu kültürde eski işler eski yöntemlerle yürütülmektedir. Yeniliğe açıklık söz konusu değildir (Esinbay, 2008: 16).

Birlikte Oluşan Kültür

İnsanların birlikte yaşamaları sonucu öğrenilen bir kültür biçimidir. Bu kültür biçiminde temel nokta, yaşlıların yeni nesil için örnek davranış modelleri oluşturmalarıdır. Yönetim açısından bakıldığında bu kültürde, eski işler, yeni yöntemlerle yürütülmektedir. Geçmişte yaşayan insanlar günümüzde yaşayan insanlar için birer model oluşturmaktadır (Esinbay, 2008: 16).

Önceden Oluşan Kültür

Öğrenilme zamanı ileri yaşlar olup, yaşlı neslin genç nesilden öğrendikleri kültürdür. Eski kültürün önemli kısımları saklanmakta, ancak yeni neslin yeni kültürel değerler oluşturması ve bu değerleri ileri yaştaki bireylere benimsetmesi, eski ve yeni kültürlerin birleştirilmesi durumu olmaktadır (Esinbay, 2008: 17).

Popüler Kültür

Karşı Kültür

Egemen kültürel değerlerin hepsine karşı gelen grupların yaşam biçimlerine işaret etmektedir. Yaşam biçimleri ve norm açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içeren bir alt kültürdür. Başka ifadeyle, sosyal sistem ve çevreye yeterince uyum sağlanamamasından kaynaklandığı öne sürülen, genel kültürü reddetmek isteyen bireylerin isyan ve tepki niteliğinde oluşturmaya çalıştıkları kültür olarak da tanımlanmaktadır (Çilkara, 2009: 35). Geleneksel davranış tarzına ve değerlerine, karşı çıkarak, ona bir alternatif oluşturan yeni, fakat yeterli toplumsal temelden yoksun olan kültür türü olarak da ifade edilebilir.

Kitle Kültürü

İnsanların ürettikleri bir kültürü değil, aksine kitleler için kitlesel bir şekilde ve kültür endüstrisi tarafından ticari kaygılarla üretilen ve kitlesel düzeyde tüketilen kültürdür. “Kitle kültürü kuramı” adlı 1957 tarihli çalışmasında Mc Donald’ın belirttiği gibi, halk kültürü “aşağıdan” üretilen bir kültürken, kitle kültürü “yukarıdan dağıtılan” bir kültürdür (Erdoğan ve Alemdar, 2005: 25).

Folk Kültürü ya da Halk Kültürü

Nesilden nesile sözlü olarak aktarılan ve genellikle anonim olarak üretilen kültürdür. Halk kültürünün bir diğer adı Folk kültürüdür. Halk kültürü, üretimden tüketime kadar bütün aşamalarda halk içinden çıkan, halkın yaşamının ayrılmaz parçası olan halka ait olan değerlerin tümünü ifade eder. Tarihsel olarak kitle kültüründen öncedir. Halkta hem materyal hem de ruhsal sömürülme ortaklığı vardır. Egemenliğe ve mücadeleye çeşitli biçimlerde katılma vardır. Halk kültürü, yere ve zamana bağımlılığın kendini anlatışı, kendini ifadesidir. Halk kavramı hangi bağlam içinde alındığına bağlı olarak değişir. Toplum veya cemaatin hepsi halk olarak nitelenebilir (Erdoğan ve Alemdar, 2005: 26-27). Halk kültürü, aslında günümüzde çok sık ifade ettiğimiz kitle ve popüler kültüre göre daha çok anlamını bulur.

Kültür Nedir

Yüksek Kültür

Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir elit grubun sahip olduğu kültüre yüksek kültür denir. Bir toplumun estetik olarak en güzel ya da muhteşem ürünleridir. Çeşitli sanat biçimleri, edebiyat, klasik müzik, resim, heykel, opera üst sınıfların yaşam biçimi yüksek kültüre örnek olarak gösterilebilir (İçli, 2002: 88).

Popüler Kültür

Farkında olmadan günlük hayatımızda çokça kullandığımız ve çoğu zaman da yanlış olarak algıladığımız bir kavramdır. Oldukça yeni olan bu kavram bize Batı toplumundan gelmektedir.

Popülerin dil-bilimsel temeli ve tanımlanması geç-ortaçağ döneminde halkın anlamından, bugünkü egemen ‘birçok kişi tarafından sevilen ya da seçilen’ anlamında kullanılmıştır. Bu kavramsal evrim sivil toplumun evrimini oldukça yakından takip etmektedir. Bu bağlamda popüler kültürhalkın kültürü’ anlamında günümüzde çoğunluk tarafından tutulan bir dönüşüme uğramıştır. Ama burada da kavram karmaşası doğmuştur. Örneğin; halkın % 60’ı 50 saat çalışıyorsa 50 saatlik iş popüler midir? İşte bu noktada karmaşıklık yatmaktadır. Günümüzde gelinen nokta çoğunluğun düşünme biçimini ifade etmektedir (Erdoğan ve Alemdar, 2005: 40).

Geniş anlamıyla, belirli bir yaşam tarzının ideolojik olarak yeniden üretilmesinin ön koşullarını sağlar (Oktay, 2002: 15-17). Geniş halk kesimlerinin tüketimi için üretilen ve yaygın olarak tüketilen kültürdür.

Kültür Özgünlüğü

Kültür Değişimi ve Kültürleşme

Kültürleşme, bir toplumun diğer bir toplumdan öğrendikleri ya da farklı toplumların karşılıklı olarak birbirinden etkilenmesidir. Böylelikle kültürel değişim gerçekleşmekte ortaya yeni bir kültürel yapı çıkmaktadır. Kültürel değişim daha çok bu şekilde ortaya çıkmakla beraber, kültürle ilgisi olmayan farklı etmenler de bu değişimi tetikleyebilmektedir.

Kültür Değişimi

Kültür, çok sayıda farklı anlamları içerisinde barındıran bir kelimedir. Botanikten sosyal ve beşerî bilimlere kadar uzanan geniş kapsamlı anlamlar içerir. Bu sebeple kültürü günümüzde herkesi doyuran biçimde tek bir kalıpta tanımlamak oldukça zordur. Kültürle ilgilenen bilim adamlarının da bu tanımlamada sürekli yeni girişimlerde bulunmaları bu zorluğun göstergesidir (Şener, 2009: 102).

Fransızca’daki “Cultura” kelimesinden dilimize geçen kültür kelimesi, bir zamanlar dilimizde Ziya Gökalp’in vurgulayarak kullandığı “hars” kelimesiyle ifade edilmiştir. Gökalp’in bu noktaya, şu görüşlerinden hareketle vardığı anlaşılmaktadır. “Bir medeniyet müteaddit milletlerin müşterek malıdır. Çünkü her medeniyeti, sahipleri olan müteaddit milletler, müşterek bir hayat yaşayarak vücuda getirmişlerdir. Bu sebeple her medeniyet, mutlaka, beynelmileldir. Fakat her medeniyetin, her millette aldığı hususî şekilleri vardır ki, bunlara (hars-kültür) adı verilir” (Turhan, 1994: 36).

Kültür kavramının kapsamı ve yapısından dolayı sınıflandırılmasında katı ve sert çizgilerin olamayacağı bir gerçektir. Bu sebeple, hangi açıdan ele alınırsa alınsın kültür gruplarının birbirleriyle alışverişlerinin ve etkileşimlerinin olması kaçınılmazdır. Kültür alışverişleri beraberinde kültür değişimini de getirmektedir. Doğal olarak kültür her nesilde bir takım değişmelere uğrar; çünkü her nesil kendi hayat tecrübesiyle eskilerden işe yaramayan bazı şeyleri atar, kendi yeni bulduklarını kültüre katar ve bu sayede toplumda ilerlemeler sağlanabilir (Erinç, 1995: 50).

Kültür Değişimi

Değişme insan topluluklarının temel bir niteliğidir. Değişmeyen toplum yoktur. Ancak değişmenin hızı, yönü ve çeşidi her toplumda farklılıklar gösterir (Haviland, 2002: 468).

Günümüzde, giderek daha fazla globalleşen dünyada, değişim hayatın her alanında, özellikle maddi kültürde bugüne dek görülmedik bir hızla yaşanmaktadır. Bu durum Turan’ın şu görüşüyle açıklanabilir: “Çağımız yönünden vurgulanması gereken özellik, toplumlararası ilişkilerin arttığı ya da siyasal iktidarların belli bir kültür siyasası izlemeye koyuldukları dönemlerde bu değişikliklerin daha hızlı ve daha kapsamlı olduğudur” (Turhan, 1994: 25).

Kültürdeki değişimlere önceleri daha çok doğa koşulları yön verirken endüstri devrimiyle birlikte doğal süreçlerin kültürel değişimdeki rolünün büyük ölçüde azaldığını belirten Güvenç ise, kültürlerin “difüzyon, ödünç alma, taklit etme yoluyla komşularına da benzediğini” vurgular (Güvenç, 1972: 106).

Kısaca kültür değişmesi, bir toplumun maddi ve manevi kültür öğelerinin bir şekilden başka bir şekle geçmesi, yapı ve önemlerinin başkalaşmasıdır. Bu değişimler daha çok başka kültürlerle temas sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, teknolojik yenilikler, savaşlar ve göçler gibi kültürle ilgisi olmayan değişimler de kültürel değişmeye yol açarlar.

Kültürel Farklılıklar

Kültürleşme

Kültürleşme, farklı kültürel yapıya sahip grupların devamlı ilişki ve etkileşimi sonucunda, gruplardan birisinin diğerinin kültürel değerlerini kabul etmesi, benimsemesi ve ortaya yeni bir kültürel yapının çıkması sürecidir. Kültürleşme sürecinin ortaya çıkması için en az iki farklı kültür olmalı ve bu kültürler sürekli bir ilişki içerisinde bulunmalıdır.

Kültürleşmeyi, bir toplumun diğer bir toplumdan öğrendikleri veya insanın başka toplumlardan edindiği öğeler ve farklı toplumların karşılıklı olarak birbirinden etkilenmesi biçiminde tanımlamak mümkündür. Kültürleşme, toplumun kendi içinde gerçekleşen kültürlenme sürecini dış dünyaya, yabancı kültür ayrımına götürdüğünü belirtmektedir.

Yeryüzündeki bütün çağdaş kültürler, kültürleşme sürecinin ürünüdürler. Kültürleşme süreci içerisindeki kültürler, karşılıklı etkileşim sonucu değişime uğrar ve yeni sentezler, dinamik bileşkeler yaratırlar (Oktay, 2002: 10).

Kültürel Farklılıklar

Uluslararası çerçevede faaliyet gösteren işletmelerin en önemli sorunlarından bir tanesi kültürel farklılıkların varlığıdır. Bu kültürel farklılıklar aynı zamanda işletmelere büyük avantajlar da sağlayabilmektedir (Asunakutlu ve Safran, 2004: 38). Fakat bu avantajlar kültürel farklılıkların iyi şekilde anlaşılmasıyla mümkün olabilmektedir.

Kültür KavramıBirçok farklı ülkede ticari ilişkilere girişen yöneticilerin uluslararası kültürel farklılıkların bilincinde olması gerekmektedir. Ulusal kültürleri iyi tanımanın ve anlamanın işletmelere ve ülkelere sağladığı bazı büyük avantajlar aşağıdaki gibi sayılabilir (Bakan, Bedestenci, Büyükbeşe, 2004: 358):

  • İş yaptığı ülkelerdeki müşteri, tedarikçi ve iş ortakları ile daha etkili iletişim kurmak,
  • Yabancı firma ile ilişkileri önemli boyutta etkileyecek sosyal davranışların gelişimini önceden tahmin etmek,
  • Daha iyi müzakere edebilmek, müzakerede diğer tarafın pazarlık ilkelerini ve kurallarını daha iyi öngörebilmek,
  • Farklı ülkelerdeki etik standartları ve sosyal sorumluluk anlayışlarını kavrayabilmek,
  • Reklam kampanyasında ve diğer tutundurma faaliyetlerinde kültürel farklılıkların tüketici tercihlerine nasıl etki edeceğini önceden tahmin edebilmek.

Kültürel farklılıkların doğru şekilde anlaşılamaması, insanların kendi kültürlerini başka kültürlere yansıtarak egemen kılma çabası içine girmesine yol açmaktadır. Dar görüşlülük olarak tanımlanabilecek bu tutum, kişinin içinde yaşadığı kültürün simge ve değerlerinden başka diğer kültürlerin değerlerini anlamaya çalışmamasına ya da bu kültürleri yargılamasına yol açmaktadır. Sonuç olarak da, bu tür yaklaşımlar sağlıksız ilişkilerin oluşmasına ve iletişim kopukluklarına neden olmaktadır (Ehtiyar, 2003: 67-68).

Kültürel farklılıklar konusunda yapılmış birçok araştırma ve geliştirilmiş birçok teori bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar kültürün muhtelit bir resmini ortaya koyabilmek için onun alt birimlerini ve boyutlarını incelemişlerdir. Hollandalı araştırmacı Geert Hofstede çeşitli kültürlerden gelen insanların farklı davranışlarının sebeplerini açıklamaya yardım etmek için kültürün 4 boyutunu bulmuştur. Konuya ilişkin en çok bilinen bir diğer teori  Ronen-Shenkar’ın Ülke Yığılımları teorisidir (Ehtiyar, 2003: 67-68).

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: osman in Moda

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…