2 Mart 2016 - Yorum Yazılmamış!

Kültür, Sanat ile Pazarlama İlişkisi

Genel Kanı

kultur-pazarlama-1

İnsanların boş zamanlarını değerlendirmek için tercih ettiği faaliyetlerin başında gelen kültür ve sanat etkinlikleri, gerek Türkiye'de gerekse dünyada, çok önemli bir talep oluşturmaktadır. Günümüz, kültür sanat etkinlik programlarına bakıldığında, bu talebi karşılamak üzere yoğun bir arz rekabetinin olduğu da ortadır. Bu kadar yoğun  arz ve talebin var olduğu bir alanda pazarlama faaliyetlerinin uygulanmasının önemi son derece açıktır. Kültür ve sanat pazarında son yıllarda en çok uygulanan pazarlama türü ise deneyimsel pazarlamadır. Üç boyutlu filmlerin gösterime girmesi, sahne sanatlarında artık izleyicilerin sahnenin bir bütünü olarak kabul edilmesi, birçok panoramik ve canlı müzenin kurulması bunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Artık kültür ve sanat faaliyetlerinde katılımcılar sunulan eseri sadece izlemek veya dinlemek değil o eser ile bütünleşmek, müzelerde yansıtılan dönemin içerisinde kendilerini hissetmek istemektedirler. Bundan dolayıdır ki gerek ülkemizde gerekse dünya da birçok örnekle deneyimsel pazarlama kültür ve sanat etkinliklerinin içerisinde yer almakta ve deneyimsel pazarlama faaliyetlerini sunabilmek, özellikle müzeler arasında artık bir rekabet unsuru olarak görülebilmektedir.

Kültür ve Pazarlama

kultur-pazarlama-2

Aynı fikirler farklı kültür ve tarihlere sahip kişilerce daha farklı bir biçimde değerlendirilmektedir. Bu anlamda, bir ürün olarak kültürel olgunun çağrıştırdığı anlamlar tüketicinin demografik, deneyim, ülke tarih ve kültürüne göre değişebilmektedir. Kültür; toplumu oluşturan insanın öğrendiği bilgi, sanat, gelenek, görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütün olarak tanımlanabilir. En yalın haliyle kültür; doğanın dışında insanın yarattığı her şeydir.
Kültür, bir ürün olarak değerlendirildiğinde diğer ürünlerden farklı olarak kimlik, hayal gücü ve yaratıcılığı gerekli kılar. Geleneksel ürünlerde böyle bir gereklilik yoktur veya yok denecek kadar azdır. Sembolik ürünlerin tüketicileresunulmasını sağlayan üretim, dağıtım ve pazarlama, kültürel ürünler içinde başarılı bir biçimde kullanılır; Ancak kullanılan stratejiler ve yöntemler sembolik ürünlerden farklılaşır, bunun nedeni kültürel ürünlerin özgün doğalarının baz alınarak kullanılmasıdır.

culture
Kültürel alanda pazarlama teknik ve yöntemleri yaygın bir şekilde kullanılmasına karşın, pazarlama felsefesinin ticari olarak algılanan doğası yüzünden, pazarlama felsefesinin tam olarak kabul edildiğini söylemek güçtür. İnsanlara kültürün pazarlanabileceği fikri itici gelmektedir. Oysaki kültürel olaylar, aktiviteler ciddi bir pazar payına sahiptir ve iyi yöneltilmesi gereken unsurlardır. Dünya da örneklerine bakıldığında Amerika ve pek çok Avrupa ülkesi çeşitli kültürel firmalar pazarlama kavramı ile bir şekilde ilgilenmekte ve pazarlama aktivitelerini yaygın bir biçimde kullanmaktadır.
Pazarlama bilimi giderek gelişmekte ve genişlemektedir. Pazarlamanın sadece ticari işletmeler için değil, kar amacı gütmeyen pek çok kurum ve kuruluş içinde uygulanabileceğini söyleyen Kotler sosyal, sağlık gibi alanlara rahatlıkla pazarlamanın uygulanabileceğini dile getirmiştir. Kültürel ürünler diğer geleneksel ürünler ile kıyaslandıklarında, Maslow' un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağı olan, sosyalleşme ve kendini gerçekleştirme basamağını teşkil etmektedir. Kültürel ürünlerin geleneksel ürünlerden bir diğer farkı da teknoloji ile olan ilişkisidir. Teknolojik gelişmelerin yarattığı üretim kolaylığı kültürel ürünler için farklı değerlendirilmektedir. Bunu örneklendirmek gerekir ise bir sinema filmi için ses efekti veya görüntü efekti teknolojisinde yaşanan gelişmeler önemli katkı sağlayıcı elemanlar olarak değerlendirilmektedir. Ancak sonuçta gerçek ürün filmin hikayesi ve senaryosudur, ön planda olan bu unsurlardır.

"A Fishing Party," an acrylic by Preston Jackson.

"A Fishing Party," an acrylic by Preston Jackson

Kültürel pazarlamayı geleneksel pazarlamadan farklı kılan en önemli şey kültürel endüstrinin doğasıdır. Kültürel endüstrinin pazarlanması ile ilgili özellikleri Mejon vd. şu şekilde sıralamıştır;

-    Özel bir pazar tarafından talep edilen kültürel mal, hizmet ve fikirlerin belirlenmesi gerekir.
-    Sayılabilir, ulaşılabilir ve gerçekçi pazarlama amaçlarının oluşturulabilmesi gerekir.
-    Talep için kültürel bir ürünün geliştirilmesi gerekir.

-    Kültürel ürünün dağıtımı ve iletişim çalışmaları son derece önem arz eder.
-    Belirlenen amaçların uygunluğunun tespit edilmesi gerekir.

Kültür pazarlaması kavramı, ticari girişimlere uygulanan geleneksel pazarlama kavramından şu yönüyle de farklılık göstermektedir; ticari işletmeler uygun ürünü tasarlamak için tüketici ihtiyaçlarını belirlemeye çalışırken, kültürel kurumlar ürünü üretir ve daha sonra bu ürün için uygun hedef kitleyi araştırırlar. Bu da şunu göstermektedir ki, geleneksel pazarlamada tüketici ihtiyaçlarına uygun ürünler üretilirken bir diğer ifadeyle, belli bir pazar bölümü hedef alınarak, o pazardaki tüketicilerin ihtiyaçları belirlenip bu ihtiyaçları karşılamak üzere ürünler üretilirken, kültürel pazarlamada önce kültürel ürün oluşturulup daha sonra bu ürünün hangi pazara hitap edeceği araştırılır.

Sanat ve Pazarlama

cultural-1

Sanat ürünleri ve olaylarının pazarlanmasıdır. Pazarlama veya satışın doğuştan bir yetenek, bir sanat olduğuna dair inançlar giderek zayıflarken, pazarlama ve sanat gün geçtikçe daha iç içe bir hal almaktadır. Sanat ve pazarlama, sanat pazarlaması, sanat ürünlerinin, sanatla ilgili faaliyetlerin, sanatçıların pazarlanması anlamında ele alınmaktadır. Sanat ürünlerinin de diğer değerler gibi pazarlanması gerektiği öteden beri bilinen ve üzerinde yayınlar yapılan bir konudur

.
Mowka, Dowson ve Prieve tarafından "Marketing the Art's" ın yayınlanması ile pazarlama, 1980' lere kadar kültürel organizasyonlar arasında önemli oranda gelişme göstermiştir.  Bu çalışma pazarlama prensiplerinin sadece ticari amaçlı ürünler için değil ayrıca kar amacı gütmeyen ürünler içinde uygulanabileceği konusunda önemli argümanlar sunmuş ve bu argümanlara göre pazarlama disiplini tarafından sunulan araçlar, sanat dalları içinde uygun bulunmuştur. Sanat pazarlaması deneyimsel pazarlama ile oldukça iç içedir. Sanat pazarlaması ile ilgili çalışmalar, sanat müşterisi, sanat eseri gibi konuları kapsar. Tüm bu konular sanat deneyimi boyutunda değerlendirilir. Deneyimsel pazarlamadan esinlenerek, sanat ürün ve kanalı ile bir izlenim yaratmak oldukça farklı yaklaşımları sergilemektedir (Argan, 2007: 155). Kotler ve Scheff, sanat deneyiminin çeşitli boyutlarını ele almış ve buna göre sanatla bağlantılı duygular, hisler vegüdülerin deneyim üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceği kanısına varmışlardır.

art-color
Sanatın pazarlanması, beraberinde tatmin ve sadakatin oluşturulmasını da amaçlamaktadır. Geleneksel pazarlama anlayışında müşteri tatmininin ve bunun sonucunda müşteri sadakatinin kazanılmaya çalışılması, sanatsal ürünler içinde geçerliliğini korumaktadır.
Eğer sanatsal organizasyonlar insan istek ve ihtiyaçlarını karşılayabilirse başarılıdır. Sanatsal organizasyon bağlılık yaratmayı ve tüketiciler ile uzun süreli ilişkiye dayanan bir durum ortaya koyan pazarlama stratejisini benimserlerse başarılı bir ilişki oluşturabileceklerdir. Sanatsal organizasyonlar ve tüketiciler arasındaki bu ilişki çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Bu faktörler; organizasyonun türü, ürün kalitesi, fiyat - kalite ilişkisi, hedef kitlenin türü ve çalışanlar arası güven düzeyidir. Tüm bu faktörler tüketici tatmin düzeyini etkileyecektir. Örneğin bir sanatsal faaliyet olan tiyatro oyununu ele alırsak; sunulan oyunun bilet ücreti çok pahalı buna karşılık dekor, salon, oyuncu kadrosu ve sahne yetersiz ise tüketicinin tatmin olması mümkün olamayacaktır. Hedef kitlenin türü de son derece önem arz etmektedir. Tiyatro örneğinden devam edilirse, sunulan gösterinin izleyici kitlesinin seviyesine hitap etmesi, oyunda işlenen temanın izleyici kitlesinin kültür ve değerlerine uygun olması gerekmektedir.
Tatmin beraberinde sadakati doğurur ve müşteri sadakati her sektör ve alanda son derece önemli olduğu gibi sanat alanında da önemli bir unsurdur. Var olan müşteriyi korumanın karlılık ve maliyet üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu genel kabul görmüş bir gerçektir. Sanat alanında da uzun süreli ilişki kurma ve var olan ilişkileri geliştirebilme büyük önem taşır. Esasen sanatçılar ve sanat organizasyonları var olan müşteriler ile ayakta kalabilmektedir.
Doğru bir gösteri ile doğru bir kitleye hitap etmek tatmin ve sadakat için ilk adımdır. Bu doğrultuda sanat pazarlamasında, pazar bölümlendirmede son derece önem arz etmektedir. Sanat pazarlamasında, sunulan eserin sofistike düzeyi temel olarak aydın - avam, zarif - kaba ikilemlerini ifade eder. Çoğu sanat organizasyonu bu boyutu pazar bölümlendirme uyarıcısı olarak tanımlar.

Örneğin, geniş bir kitle için daha ulaşılabilir ve popüler sanat kullanılmaktadır. Sanat pazarlamacısının pazar bölümlendirmede, geleneksel pazarlamacılardan farklı düşünmesi ve pazar bölümlendirme parametrelerini farklı değerlendirmeye ihtiyacı vardır. Sanat pazarlamacısının pazar bölümlendirmede, demografik ve psikografik değişkenlere güvenme yerine, denemeye başvurması daha yararlı olacaktır. Çünkü bu değişkenler doğru bir bölümlendirme için kendi başlarına yeterli olamayacaktır. Deneyimsel pazarlama, sanat eserinin fiyatlandırılması konusunda da faydalı çerçeveler çizecektir. Sanat pazarlamasında ücret (bilet ücreti, giriş izni, üyelik ücreti) çoğu durumda deneyimin değiş - tokuşunu temsil etmektedir. Sanatsal ve kültürel ürünlerin bir diğer özelliği ise çoğu zaman dağıtımın ters yönlü işlemesidir. Yani tüketiciler sanatsal ve kültürel etkinliğin olduğu yere gitmek zorundadır. Ancak bazı organizasyonlar turneler adı altında tüketicinin ayağına götürülebilmektedir.
Sanat ve pazarlama ilişkisi içerisinde var olan bir diğer önemli kavram ise artistik pazarlamadır. Artistik pazarlama; pazarlamada sanatın ve sanatsal unsurların nispeten yoğun kullanıldığı bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Globalleşen pazarlar, yükselen refah seviyesi, değişsen tüketici alışkanlıkları ile ilişkisel ve kültürel değişime verilen önemin ve bu yönde harcanan çabaların artması, tiyatro, sinema, konser, sergi gibi sanat aktivitelerinin daha fazla talep görmesine ve yayılmasına sebep olmuştur. Sanat etkinlikleri gün geçtikçe daha büyük bütçeli, daha görkemli yapımlarla seyirci karşısına çıkmaya başladı. Sanat kurumları ve etkinlikleri, şehirleri, bölgeleri daha çekici hale getirerek yerel ekonomiyi canlandırmış, o bölgedeki yaşam kalitesini artırmıştır.

Kültür Ve Sanat Faaliyetlerinde Deneyimsel Pazarlama Uygulamaları

cultural-2

Deneyimsel pazarlama dünya çapında gelişmekte olan bir pazarlama türü olarak söylenebilir. Gerek somut ürün üreten işletmelerden, gerekse soyut hizmet üreten işletmelere kadar her sektörde kullanıla gelmektedir. Deneyimsel pazarlamayı günümüzde en yoğun olarak kullanmaya başlayan sektörlerden biriside kültür-sanat sektörüdür. Tarihten bu yana tiyatro, opera, dans gösterilerinin sergilendiği platformların, genellikle ihtişamlı mekânlar olduğu söylenebilir. Bu sanat dallarının sunmuş oldukları gösteriler içeriğine uygun dekorlarla zenginleştirilmiş, müziklerle desteklenmiş ve anlattığı hikâyeyi kostüm, makyaj, dekor, ışık, ses efektleri gibi unsurlarla bir arada sunup seyircilerin tüm duyularına hitap etmeyi amaçlamışlardır. Gösterilerin sunulduğu ya da eserlerin sergilendiği platformlar, gerek fiziksel yapıları ile gerekse de oluşturuldukları alanın atmosferi etkisinde, gösterinin içeriği ile bir bütünlük oluşturup insanları etkilemeyi amaçlamıştır.
Kültürel ve sanatsal faaliyetlerde seyirciler sanat eserlerinde anlatılan olayın içinde kendilerini bulmak istemekte,  tamamen sanatı ve kültürü birebir deneyimlemek istemektedir. Günümüzde birçok açık hava konseri antik tiyatro sahnelerinde, tarihi müzeler sunulan tarihin yansıtılabileceği mekânlarda kurulmaktadır.

Örneğin Panorama 1453 Tarih Müzesi, İstanbul Topkapı surlarının hemen yanı başında konumlandırılmıştır. Bir diğer örnek Ulucanlar Cezaevi Müzesi gösterilebilinir. Seksen bir yıl boyunca ceza evi olarak kullanılan mekân şimdi insanlara müze olarak hizmet vermekte ve insanların orada yaşananları birebir deneyimlemesini sağlamaktadır. Bir diğer kültür unsuru olarak sayabileceğimiz festivallerde insanlara o bölgenin sahip olduğu, kültürel unsurları kostümleri, yöresel yiyecek içecekleri etnik müzikleri ile yaşatabilmektedir. Örneğin, Minnesota Rönesans Festival' inde yakışıklı şövalyeler ve güzel nedimeler, Minnepolis' in dışında Kral Henry ile Kraliçe Katherine' in dokuz hektarlık alanı kaplayan mülkünde, girişte konukları karşılarlar, ellerine taklit parşömene basılmış "Kraliyetten Haberler" rehberini verirler ve onları günün eğlencelerine katılmaya davet ederler. Gün boyunca eğlence dünyasının Rönesans kıyafetlerine bürünmüş çeşitli simaları (sihirbazlar, cambazlar, seyyar satıcılar v.b.) birçoğu döneme özgü giysiler içindeki konukların etrafında dönüp dururlar ve sundukları gösterilerle onların yanlarındaki kişilerin ve kendilerini duyacak herkesin güzel zaman geçirmesini sağlamaya çalışırlar. Bu festivalde konuklara sunulan ve her türlü deneyime uygulanabilecek olan sayısız etkinlik düzenlerler.
Günümüzde insanların kültür ve sanat faaliyetlerini deneyimlemesi de çok farklı şekillerde gerçekleşebilir. Yirminci yüzyılın sonlarında ve yirmi birinci yüzyılın başlarında endüstrileşmiş dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu kültürel deneyimleri televizyon, video, disk ve bilgisayar gibi araçlar ile alabilmektedir. Bu dönemde kültür ve sanat deneyimselleşebilen eğlence ürünleri olarak kitlesel tüketim için üretilir ve tüketicilere yoğun pazarlama çabaları sayesinde satın almalarına dönük stratejiler ile pazarlanabilmektedir.  İnsanlara deneyimsel pazarlamanın uygulanabildiği en önemli kültür alanlarından biri olan müzeler günümüzde farklı yapılarla hizmet vermektedir. Panoramik, canlı, diorama özellikleri ile deneyimin tam olarak duyusal boyutta yaşatılmaya çalışıldığı bu müzelere bir örnekte Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi örnek olarak gösterilebilinir. Bu müzede herhangi bir tarih dönemi ve konusu yoktur. Müzede Selçuklu Devleti' ne ait bir eserde, II. Dünya savaşından kalma bir objede görülebilinir. Bu müzeyi deneyimselleştirmek oldukça mümkündür; çünkü müze içerisinde farklı boyutlardaki mankenler ve üç boyutlu modeller ile tarihin içine çekilebiliyorsunuz. Bu tür tarihi müzelere 1453 Panorama Tarih Müzesi, Anıtkabir Kurtuluş Savaşı Müzesi de örnek olarak verilebilinir. Panoramik ve canlı müze özelliği sadece tarihi müzelerde uygulanmamaktadır. Modern sanatın üç boyutlu olarak sergilendiği İstanbul Alive Museum modern yapıtlarla ve teknolojinin kullanılması ile insanlara hizmet verebilmektedir. Bu müzede de ünlü ressamların eserlerinin reprodüksiyonları ve insanlık tarihinin ortak hafızasına kazınmış fotoğraf ve imajların üç boyutlu video ve animasyonları sergilenmekte, insanlar birden bir Hollywood filmi karesi içerisinde üç boyutlu olarak yer alabilmekte ve o anı deneyimleyebilmektedir. Sadece müzeler değil sanat galerileri de deneyimin önemine varmıştır ve eserleri sergilerken, sanat eserlerinin sergilendiği kanallar ürüne prestij katmakta ve bir sanat galerisi artık çoğu zaman deneyimin yaşanmasında belirleyici bir noktada yer almaktadır

cultural-4
Pine ve Gilmore deneyimlerin çoğunun eğlendirici olduğunu deneyim ekonomisinin geliştikçe insanlarında daha değişik deneyimler için yeni ve farklı şeylere yöneleceğini söylemekte, eğlencenin deneyim için önemli bir alan olduğunu vurgulamaktadır. Deneyimin insanları bir anlığına da olsa güldürerek, dinlendirerek herhangi bir sanat aktivitesinin içerisinde eğlendirme veya keyiflerine bakmalarını sağlama boyutu olduğunu dile getirmektedir. Pine ve Gilmore pazarlama stratejisi olarak deneyimin altı önemli adımını tanımlamışlardır. Bu deneyim adımlarını Petkus sanat ve kültür etkinliklerine uyarlamış ve şu başlıklar altında açıklamıştır;

İlişkili Bir Tema Geliştirme

İlişkili bir tema, eşsiz bir kimlik sağlayan sanatları temsil eder. Sanat performansının ya da kültürel eserlerin sunulduğu sergi ve performans sahneleridir. Bu adım deneyim için bir tema geliştirme, benzersiz bir olgunun oluşturulmasını kapsar ve ortak bir amaca hizmet eden imaj ile anlamlara odaklanır. Sanat organizasyonları sanat deneyiminde bir farklılık yaratmayı amaçlamalıdır.

İzlenimler Oluşturma

kultur-sanat-pazarlama-3

İzlenimlerin oluşturulmasında Schmitt ve Simonson (1997) tarafından tanımlanan zaman, yer, teknoloji, otantiklik, sofistikasyon ve ölçek gibi boyutlardan yararlanır. Zaman boyutu düşünüldüğünde farklı hedef kitlelerin farklı istekleri olabilir. Kimi gruplar çağdaş tarihi veya füturistik yani geleceğe yönelik sanat sunumlarını tercih edebilir, kimi insanlar ise zamanın hangi aralıkta olduğunu önemsemeden sadece verilen dönemin özelliklerini deneyimlemek isteyebilir. Yer boyutu ise açık alan, kapalı alan, kırsal alan veya kentsel alanı ifade edebilir. Sunulan performansın nerede olacağı ile ilgilidir. Teknolojik boyut eserin doğal mı, el yapımı mı yoksa makine yapımı mı olması yani üretim şekliyle ilgilenir (Petkus, 2004: 53). Otantik boyut ise eserin orijinal mi ya da imitasyon olmasıyla ilgilenir. Örneğin bir müzede sunulacak olan çizelgenin orijinalinin mi yoksa taklidinin mi sunulması gerektiği ile ilgilenir. Bunun önemli olduğu görüşünü vurgular; çünkü bir eserin bir galeri veyahut müzede reprodüksiyon olarak sunulması ile orijinal olarak sunulmasının farklı değerlendirileceğini ifade eder. Sofistikasyon ise izlenim oluşturmanın bir diğer boyutudur. Sofistikasyon boyutu sanat pazarlaması için sunulan eserin, sofistike düzeyi temel olarak aydın- avam, zarif- kaba ikilemlerini ifade ettiğini dile getirir ve çoğu sanat organizasyonunun sofistike boyutunu pazar bölümlendirme uyarıcısı olarak tanımladığını söyler. Son olarak ölçek boyutu ise eserin sunulacağı sergi salonu ya da salon kapasitesini ifade eder, bunun yanı sıra ölçek boyutunda bir sergideki eser sayısı da önem arz etmektedir.

Dikkat Dağıtıcı Unsurları Elimine Etme

Sanat deneyiminin içerisine en uygun duygusal girdileri koymak ne kadar önemliyse, bu deneyimi olumsuz etkileyen girdileri ortadan kaldırmakta o derece önemlidir. Deneyimsel çevrenin tümü için bir denetim veya kontrol yürütülmelidir. Eserin yansıtmak istediği tema dışındaki hiçbir unsurun bulunmaması gerekir. Örneğin eski tarihin yansıtıldığı bir müzede günümüze ait bir unsurun yer alması dikkat dağıtıcı bir faktör olur.

Hatıra Oluşturma

Eserin sunulduğu döneme ait hediyelik eşyalar, basılı materyaller, objeler hatıra oluşturmada kullanılabilinir. Örneğin tarih müzesinde o döneme ait eşyalar, kıyafetler hediyelik eşya olarak sunulabilinir. Bunun yanı sıra örneğin bir opera gösterisinin afişinin satışı dahi hatıra unsur olarak gösterilebilinirken, Osmanlı dönemine ait eserlerin sunulduğu bir müzede dönemin özelliklerini ve kültürünü yansıtan fes gibi kıyafetlerle resim çekinmekte hatıra oluşturma adına örnek verilebilinir.
Kişiselleştirilmiş ürünlerle de daha etkili hatıra tüketici üzerinde etkili olabilir. Örneğin Anıtkabir müzesini ziyaret eden ziyaretçilerin Mustafa Kemal Atatürk imzalı çeşitli ürünler satın alması müzeyi ziyaret edenler üzerindeki o müzenin kişide bıraktığı hatırayı daha anlamlı kılacaktır.

Tüm Duyuların Çalışmasını Sağlama

Bir deneyim ne kadar çok duyuya hitap ederse o derece etkili olur. Bu gerçek kültür - sanat faaliyetleri içinde geçerlidir. Sanatın her dalı farklı bir duyuya hitap etmektedir. Örneğin bir resim sergisi için galeriye gittiğimizde görsellik ön planda olur ve en çok görme duyumuz hitap eder. Bir orkestra dinlemeye gittiğimizde işitsellik ön plandadır ve işitme duyumuza hitap etmesi beklenir. Bazı sanat dalları ise opera gibi, hem işitsellik hem de görsellik eş değerde önem taşımaktadır.
Ne kadar fazla duyuya hitap edilebilinirse o kadar deneyim içerisine çekilebilinir. Deneyimsel pazarlamanın en iyi sunulduğu panoramik müzelerde ses efektleri, koku, görsellik, dekorasyon kümülatif deneyim üzerine daha fazla katkı sağlar ve tüketicinin tatmin düzeyini artırabilir.

Sürekli Gelişim İçin Geri Bildirim Sağlama

Deneyimsel sanat pazarlaması için en önemli unsurlardan bir tanesi de sanat deneyiminin sürekliliği bakımından geri bildirimin sağlanmasıdır. Pek çok sanat organizasyonu sonrasında anket uygulamaları yapılır. Böylece deneyimin eğitsel ve kaçışsal boyutu hakkında da geri dönüt alınmış olur.

Leave a Reply