1 Nisan 2016 - No Comments!

Moda, Modanın Tarihçesi ve Geçmişten Günümüze Ünlü Modacılar

Moda terimi kökeni ‘facio’ olan Latince bir sözcükten gelmektedir. Fransızcaya önceleri ‘fazon’ Ortaçağda ‘façon’, İngilizceye ise ‘fashion’ diye geçmiş olup dilimizde ‘yapmak, şekil vermek’ anlamında kullanılmaktadır. Fransızca kullanımı olan moda (mode) sözcüğü ise güncel olan usul, yöntem veya davranış biçimi demektir” (Türk Dil Kurumu [TDK], 2014). “Kimi kaynaklarda ise modanın istatistiksel bir terim olan ‘mod’dan geldiği düşüncesi mevcuttur. Bu, giyim kuşam dünyasına uyarlandığında ise bir giysi tasarımını hazırlarken yararlanılan aktüel alt yapıya verilen ad olarak karşımıza çıkmaktadır”. “Random House Sözlüğünde; giysi, tarz, yapı”, “Le Petit Robert  sözlüğünde ise “belirli bir toplumda uygun görülen ortak zevkler, geçici yaşama, hissetme biçimleri” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımları özetlersek modanın var olma sebebinin, insanın yeni biçimler ortaya koyma tutkusu, olduğunu söyleyebiliriz. Erel (2010) modayı ve modanın amacını şu sözlerle açıklamıştır:

Moda toplumların, geleneklerin, olayların büyülü aynasıdır. Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmakla birlikte büyük bir endüstriyel sektöre dönüşmüş bir kavramdır. Daha iyi ve güzeli arama duygusu, yıpranan, eskiyen giysinin yerine aynısını değil de farklısını edinme isteği de modanın bir anlamda karşılığıdır. İnsanoğlu, örtünmek değil de giyinmek istediği anda belki de bilinçsizce de olsa moda kavramını yaratmış oluyordu. Aslında moda da amaç, giysinin ille de yararlı ve gerekli olması değil farklı olmasıdır.

moda-kolaj-tarih-gercek

Bu tanımların yanı sıra Cem Hakko (1983) modayı çeşitli açılardan değerlendirmiştir:

Bireysel açıdan: insanların birbirlerine benzeyerek farklılaştıkları bir oyundur. Cinsellik açısından: görünüşün yenilenmesi ile erotik açıdan çekicilik kazanılmasıdır. Hiyerarşik açıdan: moda insanın kendi toplumsal konumunu saptama, böylece belirli bir toplumsal sınıfın üyesi olduğunu gösterme aracıdır. Toplumsal açıdan: bir toplumun evrimini yansıtır. Toplum değişime uğradığında moda da dönüşüme uğrar. Bir toplum ne hızla değişirse, moda da o hızla değişir.

Simmel’in moda değişimi modelinde ise moda, önce üst sınıf ve daha sonra da orta ve alt sınıflar tarafından benimsenmektedir. “Alt statü grupları üst statü gruplarının giyimlerini benimseyerek statü kazanmaya çalışırlar ve sitillerin birbirini izleyen alt statü grupları tarafından benimsenmesiyle bir toplumsal yayılma süreci başlar. Belli bir moda işçi sınıfına ulaşana kadar, popülerleşme sürecindeki çekiciliğini kaybettiği için, üst sınıf yeni bir tarzı benimser. En üst statü grupları yeni modaları benimseyerek kendilerini yeniden astlarından ayırmaya çalışırlar”.

Keza biz de bir önceki blog yazımızda moda nedir'in tanımını farklı bir şekilde yapmıştık.

Modanın Tarihçesi

“Yapılan araştırmalarda modanın tarih öncesi çağlara kadar uzandığı görülmektedir”. Zaman içerisinde insanlığın gelişimi ile moda da değişmiş ve gelişmiştir.
“Ortaçağ öncesinde Mısırlılar sıcaktan korunmak için ince ve havadar kumaşları seçerken Sümerlerde genelde mantoya benzer elbiseler seçilmiş, Antik Yunan’da kıyafetler dikilmek yerine vücuda kumaş sarılarak giyinme yoluna gidilmiştir. Antik Roma’da ise sandaletler ve tunikler tercih edilmiş Bizans da bunun izleyicisi olmuştur”.

moda-tarihi-banner

“13. yüzyılda ve daha sonrasında giyimden bahsederken konu olan kitlenin daima asiller olduğu göze çarpmaktadır. 13. yüzyılda asillerin giysileri halk giysilerinden çok farklı idi, zengin giyimlerinin yanında asaletlerini belirten amblemleri de vardı. Doğu’dan ipek ithal ediliyor çok kumaş harcanarak yapılan uzun elbiseler giyiliyordu”.
“14. ve 15. yüzyıllarda Avrupa’da saraylı kadınların elbiselerinin kolları aşağılara kadar dökümlüydü ve başlarına, sivri tepesinden tülbentler sarkan külahlar takıyorlardı” (Tez, 2009, s. 292). Bu yıllarda Avrupa giyim kuşamda doğudan etkileniyordu. “14. yüzyılda Avrupa’da biçki bilgileri artmış ve yüzyıl sonlarında elbise tarzlarında değişiklik olmuştur. Bedenler daha sıkı etekler daha abartılı hale gelmiştir”.
15. yüzyılda “kadın giysilerinde rastlanan en belirgin özellik, yakaların bele kadar açık olmasıdır. Etekler uzun, geniş ve çok katlıdır. Üstteki etek hafifçe kaldırılarak, alttaki diğer eteğin görünmesini sağlanmıştır. Bu dönemin kadın baş süslemeleri, çok değişik bir özellik taşımaktadır. Değişik şekillerde şapkalar takan kadınların en yaygın şapka şekilleri; hennin, boynuz ve kalp şeklinde olanlardır”.
“16. yüzyılın ilk yarısında üst sınıfın kıyafetlerinde kırmızı ve mavi gibi aşırı parlak renkler görülmektedir. Kraliçe Elizabeth (1558–1603) döneminde kadın ve erkek kostümlerinde, kolalı ve kırmalı dik yakalar görülmekteydi. İlk ipek çorabı 1560 yılında Kraliçe 1. Elizabeth’in giydiği bilinmektedir”. “Bu dönemde, pilili kostümler ağır biçimde sergilenmiş olup, elmas, yakut gibi değerli mücevherler kostümlerin süslemesinde kullanılmıştır. En büyük değişiklik ise, yüksek belli kostümler olmuş, yüzyılın sonlarına doğru ‘V’ bitişli bel çizgisi moda tarihinde yerini almıştır.
“17. ve 18. yüzyıllarda kaba ve düz kumaşlardan yapılan mat renkli giysiler giyen çiftçiler ve işçiler genellikle kumaşlarını ve giysilerini kendileri dokuyup, dikerlerdi. Avrupa ve Amerika’daki çoğu kimse sadece birkaç takım giysiye sahipti”. “Bu dönemlerde Avrupa’da giyimde sadelik, hafiflik ve kullanışlılık aranmakla birlikte geçici modalarla giyimlerin sık sık değişikliğe uğradığı görülmektedir”.

moda-kolaj-tasarim

Sanayi öncesi toplumlarda giyim davranışları kişinin toplumsal yapıdaki konumunu açıkça gösterirdi. Sanayi devrimi ve hazır giysilerin ortaya çıkışına kadar, giysiler genellikle kişinin en değerli mallarından sayılırdı. İşçi sınıfı için erişilmez olan giysiler, modanın varlık sebebini borçlu olduğu üst sınıfların kolaylıkla elde edebildikleri eşyalardı. Diğer sınıfların modaya uygun bir görünüşe bürünmeyi isteyen üyelerinin üst sınıfları taklit etmeleri gerekiyordu.

Sanayi Devrimiyle (bu devrim 1765 yılında buhar makinesinin icat edilmesiyle başlamıştır) birlikte artan tüketim gereksinimi giyinmeyi ihtiyaç olmaktan çıkarıp tüketim malzemesi şekline dönüştürmüştür. Ayrıca bu dönemle birlikte sosyal sınıfların arasındaki uçurum tekrar gözlemlenmektedir. Gürsoy (2010) bu durumu şöyle açıklamaktadır:

Moda ve genel olarak moda şeklinde nitelenmesi gereken bazı tavır ve yaklaşımların, aslında Fransız İhtilalı’ndan sonra başladığı görülüyor. Fransız İhtilalına kadar asil sınıf ile çiftçi ve köylü arasında son derece açık ve kesin bir ayrım vardı. İhtilaldan sonra asiller tamamen bertaraf olmadı ama köyden şehre gelen köylüler / çiftçiler (yani fakir tabaka) şehirde kendi kültürlerini oluşturdu. Ve böylece asilzadelerin sahip oldukları kültür mirasına ortak oldular. İşte bu noktada burjuvazi ortaya çıktı, bu da Sanayi Devrimi’ni yarattı. O andan itibaren de alt sınıfların, üst sınıflara özenip onları taklit etmesinden ve onlara ulaşmaya çalışmalarından kaynaklanan bir yaklaşım ortaya çıktı. Buna genel manada, ‘giyim kuşamda moda’ deniliyor.

19. yüzyılla birlikte, kabarık olmayan etekleri ve bel çizgisinin yukarıda olmasıyla belirlenen ‘Ampir’ modası başlamış, bu moda kırk yıl kadar gündemde kalmıştır. “İlerleyen yıllarda bel çizgisi giderek yerine gelmiş, elbiselerde bedenler dar ve beller incelmiştir. Gündüz elbiselerinde ise kollar çan şeklinde ve yaka kapalıdır. Gündüz şallar ve pelerinler de kullanılmıştır”.
19. yüzyıldan sonra “moda geçmişe başkaldırarak, kendi dönemine direnmiş ve demokratikleşme çabası içinde gelişimine devam etmiştir. En önemli başkaldırısı ise kadının özgürlüğüdür. Kadın bedeninin giysileriyle olan ilişkisini yeniden tanımlama ihtiyacı ile Paul Poiret terzilik mesleğine yaratıcılığı yerleştirerek, yüzyılın Bella Epaque Dönemini başlatmıştır” (Waresquiel, 1999, s. 83). “1895 – 1914 yılları arasındaki döneme ‘Bella Epaque’ adı verilmiştir. Bu dönemin en önemli özelliği, kumaş ve tasarımlardaki görsel zevkin, en üst noktalarda etkisini göstermesidir. Geçmişten kopmadan yeni bir yaşam sitili oluşturmak ve bireysel kimlik arayışı da bu dönemde ortaya çıkmıştır”.
“Fransız tasarımcı Paul Poiret’in yeni, bol kalıplı tunik elbiselerin ortaya çıkmasından sonra kadın hazır giyimi hızla büyümüştür. Basitleştirilmiş modellerinin örnekleri çok çeşitli vücut türlerine başarı ile uymakta ve hazır giyim olarak üretilmekteydi”.

“1914 yılında başlayan I. Dünya savaşı ile birlikte kadınlar fabrikalarda, demiryollarında, hastanelerde, her tür işte aktif olarak çalışmaya başlamıştır” (Pektaş, 2006, s. 201). Böylece kadınlar daha erkeksi ve işlevselliği ön planda olan giysiler giymişlerdir.

1920’lerde moda Çarliston dansı uluslar arası anlamada popülerlik kazanmış, bu dans için kullanılan kostümlerde kadınlar saçaklı bordürlerle, uzun kolyeler, sallantılı küpeler kullanmışlardır. 20’li yıllarda savaş öncesine oranla çeşitli sosyal sınıflardaki insanlar modaya uygun giyinme başlamış; tiyatrolarda, kabarelerde ve sinema salonlarında daha fazla zaman ve para harcamışlardır. Hollywood filmleri bu dönem de önemli etki yaratmış, o günün yaşantısını en ayrıntılı şekilde beyaz perdeye taşımıştır.

moda-tarih-muze

“1920 yılının erkek giyimi ve otorite göstergesi olan pantolon, I. Dünya Savaşının sonlarında kadın giyiminde popüler olmaya başlamıştır. Modada öncü konumunda olan Fransız modacı Chanel kadınların pantolon giymesini desteklemesine rağmen başarılı olamamıştır”. “20’li yıllarda ilk abiye kıyafetler görülür ve abiyelerle birlikte kürk ve tuvaletler de kullanılmıştır. Bluz ve elbiselerde bel hattı yoktur, yukarıdan aşağıya doğrudan inerek kalça üzerine oturur. Bu yıllarda gece elbiseleri son derece abartılıdır”.
“30’lu yıllarda kadın siluetlerinde 20’li yıllara göre bir değişim söz konusuydu. Bu dönemde 1920’lerin erkeksi ve sportif çizgisi daha geleneksel, zarif ve feminen bir havaya bürünmüş, keskin hatların yerini yumuşak hatlar almıştır”. Dayı (2006), 30’lu yılları şöyle açıklamaktadır:

1930’lu yıllar moda tarihinde ‘Elegant Feminity’ zarif dişilik yılları olarak anılmaktadır. Kadın siluetinde hatlar belirginleşmiş ve tasarımlarda kadın yine ince gösterilmeye çalışılmıştır. Etek boyları diz hizasından aşağıya inerken, elbise belleri doğal yerinde kullanılmıştır. Bazı modellerde yüksek bel illüzyonundan faydalanılarak kadınların bacakları daha da uzun gösterilmeye çalışılmıştır. Kadınlar korselere veda ederken onları ince gösterecek elastik kumaşlardan hazırlanmış iç çamaşırlarını tercih etmeye başlamışlardır.

1930’lara damgasını vuran en önemli etken sinemadır. Christobal Balengiaga, Elsa Schiaparelli gibi isimler dönemin moda öncüleridir. 1920’lerin aksine kıyafetler vücuda oturmakta ve kadınlar çoğunlukla uzun elbiseler kullanmaktadır.
“II. Dünya Savaşıyla beraber moda, sosyal bir sınıfa ait olmaktan çıkarak daha rasyonel bir kimliğe bürünmüştür. Kadınların tek tip giyinmeye başladığı görülmektedir. Savaşın etkisiyle değişen ekonomik ve sosyal yaşam tasarımcıların yaratıcılıklarını da etkilemiştir”. “1945 yılına kadar üniforma giymek zorunluluktan moda olmuştur.

Sivil kıyafetler gerek miktar, gerekse kullanılan malzeme açısından çok kısıtlıdır ve diğer birçok şey gibi giysilerde karneyle dağıtılmaktadır”.
“Modanın tekrar yükselişi Christian Dior’un 1947 yılında gerçekleştirdiği defile ile moda dünyasına yeni bir akımı getirmiştir” . Stegemeyer, Dior’un başlatmış olduğu bu akımı şu sözlerle betimlemiştir:

Düşük omuzlar, ince bir bel, bileklere kadar uzanan bol etekler, yüksek topuklar ve yana eğik küçük şapkalar bu modanın özellikleridir. Dior bu tarz ile zarif ve kadınca bir siluet çizmektedir. Bu yılların ünlü modacılarından bazıları Molyneux, Schiparelli, Lee Miller ve Dior’ dur. Eric, Berard, Nobili gibi karakterler, sanatsal çizgileriyle artistik moda desenleri sunmaktadır. Film yıldızlarının modaya etkileri sürmektedir. Katherine Hepburn, İngrid Bergman, Humhrey Bogart gibi yıldızlar sanatsal sinema yapıtlarıyla moda dünyasını da etkilemektedirler. 

bati-moda-tarihi

Savaş sonrası döneme gelindiğinde; “Amerika’nın varlığı Avrupa’nın her yerinde kendini hissettirmekteydi. Paris ve Milano houte-coutre dünyasında başı çektiklerini yeniden ispat ediyorlardı ama ellili yıllarla birlikte gençler arasında Amerikan giyim tarzı benimsenmeye başlanmıştı. Gençler saçlarını Amerikan tıraşı kestiriyor, tenis ayakkabıları, süveterler ve bol pantolonlar giyiyorlardı. Thunderbird’lerin ya da Chavrolet’lerin içinde lastik gıcırdatmayı Camel sigara içmeyi tercih ediyorlardı”.

1950’lerde varoluşçu anlayış modada da kendini siyah renkle belli etmiş, bu akımın Amerika’daki yankıları daha geniş alanlara yayılarak kendini göstermiştir. Rock’n Roll ve bu müzik akımının idolü olan Elvis Presley, batının genç kuşağında önemli etkiler oluşturmuştur. Elvis Presley’in provokatif hareketleri ve parlak kostümleri özellikle genç kızlar olmak üzere, genç kuşağın tamamını hayran kitlesi haline dönüştürmüştür.

“1950’lerde İngiltere’de ortaya çıkan ilk gençlik alt kültürleri Beatler, Hispterler ve Tedler gelecek yıllarda belirecek Modlar, Dazlaklar, Hippieler, Reggae ve Rastalar ve Punk gibi alt kültür kimlik gruplarının habercisiydiler. Giyimlerindeki anti-moda yaklaşımlarla yeni modalar yaratmayı başarmışlardı”.
“1954’te beyaz işçi sınıfı gençliği arasında Edward dönemi giysilerin hakim olduğu bir moda yaygınlaşmıştı. Tedler ya da Tedy-boylar olarak bilinen bu gençlerin görünüşleri yasadışı züppeyi (dandy) Amerikan western filmlerinin kahramanı redingotlu silahşorları akla getirmektedir”. “II. Dünya Savaşı sırasında butiğini kapatan 1950’lerin en önemli modacısı Coco Chanel 1954’te butiğini tekrar açar ve her zaman için geçerli, zarif, kadınsı, rahat, her keseye uygun kıyafetler tasarlar”.

“1960’lı yılların başında Andre Courreges, Michael Goma, Mary Quant, uzay modasının Paris’deki temsilcisi Pierre Cardin, Paca Rabanne, Yues Saint Laurent, March Bohan, Chistian Dior 1960’lı yılların ünlü modacıları olmuşlardır”. “1960’lı yıllarda ülkelerin uzaya gitme yarışı modayı da etkilemiştir. Modacılar, uzay adamlarının giysilerinden esinlenerek başlıklar, sentetik kumaşlardan yapılmış fermuarlı giysiler ve ayağa giyilen pırıl pırıl botlarla ilginç bir moda yaratırlar”.

saint-laurent

Beatles çılgınlığı, uyuşturucu haplar, ücret paketleri, televizyon, aya ayak basma yarışı… her şey 1960’ların ortalarına gençlik kültürüne güç kuvvet vermekteydi. Artık gençler sistemin önerdiklerini değil kendi tercihleri doğrultusunda giyinmekte kararlıydılar. Altmışların sonlarında alternatif yaşam tarzları ve giysileriyle Hippiler döneme damgasını vuran anti-modalardan bir diğeriyle moda tarihinde yerlerini aldılar.

“1960’lı yıllarda ilk defa mankenlerde modacılar kadar ön plana çıkmış, Twiggy adlı mankenin sunduğu yeni süliet; zayıflık imajı, belirgin olmayan göğüs hattı, süper mini etekler ve mankenin adını alan göz makyajı (Twiggy) bütün moda dünyasını etkisi altına almıştır”.
Terörizmin dünya sahnesine çıkması ve bunun getirdiği politik, sosyal çalkantılar 1970’li yıllara damgasını vurmuştur. Fransa’da Pierre Balmain, Ungaro, Kenzo, Lagerfeld, Daniel Hechter gibi birçok yeni modacı doğmuş, bu dönemde İtalya devreye girmiş ve Versace, Armani, Valentino, Gucci dönemleri başlamıştır. Mini, midi, maksi birbirine karışmış, moda da artık sınırlar ve kesin uçlar kalkmıştır”. “1970’li yıllarda modada sadece var olan fikirleri geliştirme yoluna gidilmiştir. Buna rağmen yine de moda tarihi ilginç gelişmelere sahne olmuştur”.
“1980 sonrasında özgürlüğe dönük moda anlayışı ön plana çıkmıştır. Bu yıllarda artık belirli bir moda çizgisi yoktur, tüketim her an her şeyi değiştirebilmektedir. Özgürlük ve refahın getirdiği rahat giyim, pratik kıyafetler ağırlıkta olmakla birlikte 1980’den itibaren moda tamamen demokratize oldu ve ucuzladı denilebilir”.

1980’li yılların tasarımcıları; parizyen kadın siluetlerin, döpiyeslerin tasarımcısı Thierry Mugler, yüzyılın en büyük moda dehası Karl Lagerfeld, Vivienne Westwood, İtalyan tasarımcılar Versace, Gianfranco Ferre, Giorgio Armani, Azzedine Alaia, Jean-Paul Gaultier, Adidas, Zoran, Sybilla, Romco Gigli’dir. 1980’li yıllarda Japon modacılar moda sahnesinde güçlü bir yer edinmişlerdir; Hannae Mori, Kenzo, Issey Miyake, Rei Ruwakubo, Yohji Yamanato gibi modacılar bu yıllarda modada büyük rol oynamışlardır.

90’lı yıllarda ise, “yetmişli yılların avangart sanat terimi olan minimalizm, seksenli dönemlerin abartılı ve gösterişli giysi formuna karşılık, modaya gerçek bir sadelik getirmiştir”. Feldman 90’ların moda anlayışını şu sözlerle açıklamaktadır:

90’lı yıllar çevreye duyarlılığın ciddi çalışmalarla desteklendiği bir dönem olarak devam etti. Ülkelerin çoğu yok olma tehlikesinde olan hayvanların lüks amaçlı deri ve dişleri için öldürülmelerini yasaklamıştır. Hayvan hakları dernekleri yaptıkları çalışmalarla insanları bilinçlendirmeye çalışmıştır. Moda sektöründe yansımaları çoğu modacının yapay kürk ve deri kullanmaya yöneltmiş dönemin mankenleri çıplak pozlar vererek gerçek kürk kullanımını protesto etmişlerdir. Çevreci hareketlerden bir diğeri ‘Greenpeace’ dernekleridir. Çevrenin ekolojik dengesine zarar veren çalışmaları bildiri ve protesto ile duyurmaktadırlar. Çalışmaları moda markaları tarafından desteklenmiş ve tişörtleri satışa sunulmuştur.

“90’lı yıllardan 2000’li yıllara gelindiğinde, donuk ve kentsel yaşamı yansıtan renkler ve kumaşlardan oluşan minimalist akımın yerini 20’li, 50’li ve 70’li yılların şık, seksi kadınlarını yansıtan koleksiyonlar ve kumaşlar almıştır. İnsanlar bu yıllarda, şıklığı, rahatlığı, giyilebilir ve kullanılabilirliği estetikle yorumlayan moda anlayışına ve moda akımlarına ilgi göstermekteydiler”.

Çin’in gündemde olduğu 2000’ler, moda sektörünü hem üretim anlamında hem de esin kaynağı olması bakımından etkilemiştir. Savaşçı ve gizemli konseptle hazırlanan giysi tasarımları, Çin kültürünün yansıtıldığı defilelerle sunulmuştur. Dünya ekonomisi, 20. yüzyılda gördüğü iki büyük savaşın gerçek sonuçlarını yüzyılın sonlarına kadar hissettirmiştir.  İktisadi alan da yaşanan gerek bolluk gerekse kriz dönemlerinden zorunlu olarak veya isteyerek moda kendini yönlendirmiştir.

 

Leave your vote

3 points
Upvote Downvote

Total votes: 19

Upvotes: 11

Upvotes percentage: 57.894737%

Downvotes: 8

Downvotes percentage: 42.105263%

Published by: admin in Stil

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…