Osmanli Zamani Kadin Dergileri

Osmanlı Devleti'nde Tanzimatla birlikte kurulmaya başlayan modern öğretim kurumlarından, daha ziyade, üst tabakaya mensup kadınlar yararlanabilmişlerdir. Bu okullarda yetişen kadınların, 19. yy. sonlarında, gazetelerde kadın sayfalarının yer almasını sağladıklarını ve hatta yalnızca kadınlar için yazarları da kadınlardan oluşan dergiler yayınlamaya başladıklarını görmekteyiz.

Kadın dergileri, Osmanlı'da Tanzimat döneminde yaşanmaya başlanan değişim ve dönüşümün en güzel göstergesi ve sonuçlarından biridir. Bu yayınlar kadınların görüşlerini belirtmesi ve erkeklerin kadınlar hakkındaki düşüncelerini ortaya koyması açısından döneme ayna tutan önemli kaynaklar arasındadır.

Bu dönemde gazete ve dergi kavramı birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığı için kimi kaynaklar bu yayınlardan “gazete”, kimileriyse “dergi” olarak söz etmektedir.

Tanzimat döneminde ilk örneklerini gördüğümüz kadın dergilerinin sayısı Meşrutiyet sonrası basın hayatında oluşan özgürlük havasından etkilenerek artmıştır. Okuma alışkanlığının yerleşmemiş olması, yayın organlarının içinde bulunduğu maddi sıkıntılar, kadınların ilgisizliği gibi sebeplerden dolayı Kadınlar Dünyası dışındaki süreli yayınlar uzun soluklu olamamıştır. Ancak bu durum sadece kadın dergileri için geçerli değildir. Meşrutiyet sonrası yüzlerce yayın çeşitli sebeplerle kısa sürede kapanmak zorunda kalmıştır.

Tanzimat Dönemi Dergi İçeriği

selma-riza

Tanzimat'la birlikle kadının eğitimine önem vermeye başlayan Osmanlı'da, kadın dergileri bu amacı gerçekleştirmede önemli rol üstlenmiştir. Eğitim, aile, iş, evlilik, moda gibi konuların işlendiği yazılarda, kadınların bu alanlarda eğitilmesi hedeflenmiştir.

Osmanlı kadın dergiciliğinde ayrıca resim, tiyatro, edebiyat gibi dallarda ismini duyurmuş kadınların hayatları ve eserlerinden, dernek programları ve eğlence içerikli yazılara, dış politika haberlerinden, dünya kadınlarına ilişkin bilgilere kadar çok zengin muhtevaya yer verilmiştir.

Kadın haklarını savunan dönemin kadın dergileri Avrupa'da ve ABD'de en hızlı günlerini yaşayan kadın hakları sloganlarından etkilenmiş, bunu Osmanlı'da da uygulamaya çalışmışlardır.

Gayrimüslimler tarafından çıkarılan yayınlarda da kadın haklarını destekleyen yazılar neşredilmiştir. Kadın dergileri aynı zamanda Osmanlı aydın kadın sınıfının tanınması ve halka ulaşması açısından da önemli roller üstlenmişlerdir. Daha öce dar bir çevrede tanınan ve etkili olan bu kadınlar, kadın dergileri aracılığıyla daha geniş çevrelere ulaşma imkânı bulmuşlardır.

II. Meşrutiyet'in ilanından önce kadına yönelik on iki yayın tespit edilmektedir. Muhadderât ile başlayan yayınlar Vakit yahud Mürebbi-i Muhadderât (1875), Âyine (1875), Âile (1880), İnsâniyet (1883) ve Hanımlar (1883) ile devam etmiş ardından iükûfezâr (1886), Mürüvvet (1888), Parça Bohçası (1889), Hanımlara Mahsûs Gazete (1895), Hanımlara Mahsûs Malumat (1895) ve Âlem-i Nisvân (1906) yayınlanmıştır.

Kadının toplumsal konumu hakkındaki ilk tartışmalara Ali Râşit ve Filip Efendi tarafından 1867 yılından itibaren çıkarılmaya başlanan Terakkî gazetesinde rastlamaktayız. Kadın okuyucular da bu tartışmalara ilgisiz kalmamış, gönderdikleri mektuplarla kendi duygu ve düşüncelerini, eylemlerini ve taleplerini anlatmışlardır. Denilebilir ki bu sayede kadın dergileri kadınların yazma ürkekliği ve çekimserliğinden kurtulmasını da sağlamıştır. Kadın okuyuculardan gelen mektuplara ilk kez yer veren Terakkî gazetesinde kadın-erkek eşitliği, kadınların eğitilmesi, kadınlara çalışma hakkı tanınması gibi konularda yazılar yer almıştır. Bu mektuplar kadının kendi sorunlarını tanımlamaları ve ifade etmeleri açısından önemlidir. Kadın okuyucular gönderdikleri mektuplarda, aynı ücreti ödemelerine karşın vapurlarda kendilerine ayrılan yerlerin erkeklerinkinden kötü olmasından, çok evliliğin zararlarına varıncaya kadar günlük hayatta kendilerini ilgilendiren her konuda karşılaştıkları sorunları dillendirmişlerdir.

Terakkî, 15 Haziran 1868 tarihinden itibaren kadınlar için Muhadderât-ı Terakkî adıyla yayınlanan bir de haftalık ek çıkarmıştır.“İslam Kadınları için Gazetedir”başlığıyla çıkan Muhadderât, haftada bir kez, pazar günleri olmak üzere toplam 48 sayı yayınlanmıştır. Derginin ilk sayfasında “Muhadderât için gazetedir” ibaresi yer almıştır. Dergiye hem ismini veren hem de yayın politikasını belirleyen “muhadderât” kelimesi ise “muhadder” in çoğulu olup örtülü ve iffetli kadın anlamına gelmektedir. Terakki-i Muhadderat ise iffetli kadınların ilerlemesi anlamına gelmektedir ki, bu isim Tanzimat sonrası gelişmeler ve derginin yayın politikası bağlamında düşünüldüğünde misyonu ile birebir örtüşmektedir.

Derginin her sayısının sonunda Ali Râşit imzası bulunmaktadır. Ali Râşit derginin hem editörü hem de tek yazarıdır. Derginin önemli bir kısmı, okuyucu mektupları, başka gazete ve dergilerden alıntı ve çevirilerden oluşmaktadır.

Muhadderât kadınların eğitimine adeta kendini adayarak entelektüel tartışmalardan ziyade, kadının kendisine biçilen eş, anne ve ev hanımlığı rollerinde daha başarılı olması yönünde eğitici, uyarıcı ve hatırlatıcı bilgiler içermiştir. Dergide hem kadınının aile içindeki konumu, hem de toplumsal rolleri konusunda geleneğin muhafazası yönünde büyük bir ısrar söz konusu olduğu halde, değişen ve değişmesi gereken tek şey olarak kadının eğitim yoluyla terakkisi söz konusu edilmiştir. Nitekim en sık tekrarlanan vurgu kadınların cahilliği ve geri kalmışlığıdır.

Dergide Batı dünyasındaki kadının aldığı eğitimi Osmanlı kadını için de isteyen, köleliği eleştiren, kadının sosyal hayatın içerisinde olması gerektiğini savunan makaleler yer almıştır. Kadın hareketlerinden ve kadınların okutulması gerektiğinden bahsedilmiştir. Örneğin Rabia imzasıyla yayınlanan bir yazıda şöyle denilmektedir.

"Şurasını iyi bilmek gerekiyor ki, ne erkekler kadınlara hizmetkâr, ne de kadınlar erkeklere cariye olmak için yaratılmışlardır. Erkekler hüner ve marifetleri ile hem kendilerini, hem de hepimizi geçindirebiliyorlar ve idare edebiliyorlar da biz niçin bilgi ve hüner kazanmaya muktedir olamıyoruz? El ve ayak, göz, akıl gibi vasıtalarda bizim erkeklerden ne farkımız vardır? Yalnız cinsimizin ayrı oluşu mu bu halde olmamıza sebep olmuştur? Bunu hiçbir sağduyu sahibi kabul etmez. Eğer öyle olmak gerekse idi, Avrupa kadınları da bize benzerdi. Bilgiden yoksun kalmamıza meşru örtünmemiz sebep gösteriliyorsa ona da taşrada bulunan kadınlarımızı göstermek ile yetinirim. Çünkü onlar erkeklerine her çeşit hizmette yardım etmekte, erkeklerle beraber çalışmaktadırlar.

Ayrıca gazete çok eşlilikten ziyade tek eşliliği savunmuştur. Kadın haklarına sahip çıkmaya çalışan bu gazete aynı zamanda batı dünyasındaki kadın hareketlerine de içeriğinde yer ayırmıştır.

Terakkî gazetesinden sonra 1875 yılında Vakit gazetesi de kadınlar için haftada bir Vakit Yahut Mürebbi-î Muhadderât isimli bir ek çıkarmaya başlamıştır. Gazetenin yayın ilkesi "kadınlığa dair nâf'i şeylerden bahseder" cümlesiyle açıklanmıştır. İmtiyaz sahibinin Filip Efendi olduğu dergi 8 sayı yayınlanmıştır.

1874–1876 yılları arasında çıkarılan bir diğer kadın dergisi Âyine'dir. Selanik'te çıkarılan Âyine, kadınlar ve çocuklar için pazar günleri toplam 30 sayı yayınlanmıştır. Evlilik, eşlerin davranışları ve sorumlulukları, çocuk sağlığı ve terbiyesi gibi konuların işlendiği dergide konu başlıkları ve imza kullanılmamıştır.

İlk sayısı 27 Mayıs 1880 tarihinde yayınlanan Âile dergisi de dönemin bir başka kadın dergisidir.  Derginin sahibi Mihrân, Muharriri ise Şemseddin Sâmi‟dir. İçeriğinin çocuklara, kadınlara ve ev işlerine yönelik hazırlandığı dergide sadece Şemseddin Sâmi'nin imzasını taşıyan yazılar yer almıştır.

İstanbul'da 1882–1883 yılları arasında kadınlar için çıkarılan bir başka dergi de İnsâniyet' tir. Aylık olarak çıkarılan dergide kadın haklarını korumak ve onlara saygı gösterilmesini sağlamaya yönelik yazılar yazılmıştır. Muharriri Mahmud Celaleddin olan dergide ansiklopedik bilgilerin yanı sıra yıldız ve takvim sistemlerine ilişkin bilgiler de yer almıştır.

Kadın Dergilerinde Kadın ve Erkek Etkisi

Osmanlı kadın dergileri yazar ve sahiplerinin kadın veya erkeklerden oluşmasına bağlı olarak önemli farklılıklar gösterir. Şükûfezâr, Seyyâle, Kadınlar Dünyası, Siyânet, Diyâne gibi dergiler sahiplerinin ve yazarlarının kadın olması sebebiyle direkt olarak kadınların duygu ve düşüncelerini iletirken, erkek yazarların baskın olduğu diğer dergilerde, kadınlar erkek bakış açısıyla değerlendirilip ideal kadın profili oluşturulmaya çalışılmıştır.

Bizzat kadınlar tarafından çıkarılan ilk dergi şükûfezâr olmuştur. 1883–84 yılları arasında ve 15 günde bir yayınlanmıştır. Derginin imtiyaz sahibi 19. yy.‟ın ikinci yarısının önde gelen aydınlarından Meârif Nâzırı Münîf Paşa‟nın kızı Ârife Hanım‟dır “Çiçek yeri, çiçek bahçesi” anlamına gelen şükûfezâr, herhangi bir gazetenin eki olmaksızın başlı başına ve kadınlar tarafından çıkarılan ilk kadın dergisidir. Bu nedenle şükûfezâr'ın dergicilik tarihinde önemli bir yeri vardır.

Şükûfezar'ın 1301 tarihli ilk sayısında Ârife Hanım Mukaddime bölümünde dergiyi çıkarma amacını şöyle ifade etmiştir. “Biz ki saçı uzun aklı kısa diye erkeklerin hande-i istihzasına hedef olmuş bir tâifeyiz. Bunun aksini ispat etmeye çalışacağız. Erkekliği kadınlığa, kadınlığı erkekliğe tercih etmeyerek çalışma ve gayret yolunda olacağız.”

Yazarlarının belli bir eğitim almış olması ve eğitimli kadınlara yönelik olarak hazırlanması derginin konu seçiminde de kendini göstermiştir. Dergi; Şiir, gazel ve nesir olarak yayınlanan oldukça ağdalı ve ağır bir üsluptaki edebi yazılardan, kadınların bilinçlendirilmesine yönelik olarak hazırlanmış oldukça sade ve anlaşılır bir üsluptaki fıkhî ve ilmi meselelerdeki makalelere kadar oldukça geniş bir konu yelpazesiyle çıkmıştır. Şükûfezar‟ı, kendisinden önceki ve sonraki birçok dergiden ayıran önemli özelliklerden biri de kadının rolünün ev içinde tanımlanmamış olmasıdır.