sener-sen-oyunculuk

Şener Şen Örneği ile Oyunculuk Yöntemleri

Günümüze kadar oyunculuk üzerine sayısız çalışma yapılmış farklı yaklaşımlar ortaya konulmuş, ancak her türlü oyunculuk yöntemi, son noktada içinde yer aldıkları dönemin toplumsal yaşam koşullarına uygun eğlendirme biçimini bulmak, yükümlülüğü altında hareket etmiştir.

Diderot’un Oyunculuk Yöntemi

diderot

Oyunculuk üzerine yöntem geliştiren isimler arasından neyin canlandırıldığından bağımsız olarak canlandırmanın kendi içinde ve kendi başına bir sanat biçimi olduğuna ilk vurgu yapan isim Diderot’dur. Diderot’un oyunculuğa yaklaşımına göre oyuncunun yapması gereken, yazar tarafından şekillendirilmiş duyguları sahne üzerinde yaşamaya uğraşmak değil, onların her seferinde yeni baştan, temsil edebilmesini sağlayacak bir model oluşturmaktır. Bu yeniden kurgulama eyleminde belirleyici nokta, oyuncunun duyguların içerisine kolayca girmesi yani duyarlılığı değil tam tersine, verili duyguları soğukkanlı bir biçimde yansıtabilmesidir. Kurgusal, yapay duyguyu doğal ve kendiliğinden olandan daha üstün gören bu yaklaşımda gerçekte hiçbir şey hissetmediği halde hissediyormuş gibi yapma yeteneği ve kendi karakteriyle ilgisi olmayan bir başka karakteri yansıtabilme becerisi ile oyuncu gerek doğayı, gerekse yazar tarafından oluşturulmuş kurguyu sanatını oluşturmak için kullanmalıdır.

Grotowski’nin Oyunculuk Yöntemi

Diderot’un yanı sıra Batı Tiyatrosu’nda oyunculuk üzerine çalışmalar yapan bir diğer isim olan Grotowski, gündelik davranış kalıplarının kırılması ya da aşılması üzerinde durmuştur. Yaklaşımsal açıdan Stanislavski ile yakınlık gösteren Grotowski’nin yönteminde oyuncunun yaratıcı ruh durumu içerisine girmesi için, gövde ve duygular üzerindeki zihinsel denetimin zayıflatılması, aksiyonun kendiliğinden doğabileceği bir yaratım ortamı sağlanması ve bütünüyle sahne üstüne, partnere ya da o an yapılan işe yönelik bir konsantrasyon örgütlenmesi esastır. Tiyatronun yoksullaşması ile anlatım zenginliği arasında ters bir ilişki kuran Grotowski tiyatroda dekor, kostüm, ışık gibi unsurların aza indirgenmesi veya kullanılmaması ile oyunculuğun anlatım zenginliğinin artacağını savunmuştur.

Meyerhold’un Oyunculuk Yöntemi

meyerhold

Gerçekliğe vurgu yapan Grotowski’den farklı olarak kurguya vurgu yapan Meyerhold “Biyomekanik” adını verdiği oyunculuk yöntemi ile hareketi temel almakta ve duyguların oyuncuda değil, oyuncunun hareketleri aracılığıyla izleyicide uyandırılması gerektiğini ileri sürmektedir. Meyerhold’a göre duygular oyuncularda değil seyircilerde uyandırmalıdır. Bu nedenle, biyomekanik oyunculuk bedene ve hareketlere hâkimiyet gerekliliği üzerinde durmakta ve oyuncuyu sadece duyguyu algılatıcı olarak nitelendirmektedir.

Brecht’in Oyunculuk Yöntemi

Şimdiye kadar değinilen oyuncuların aksine oyuncu kökenli ya da oyunculuk eğitimi almamış sadece şair ve oyun yazarı olan Bertolt Brecht’in kuramını saptadığı ve uygulamasını yaptığı epik tiyatro kuramı ile buna bağlı oyunculuk yönteminin amacı, toplumun karmaşık yapısını, toplumsal ilişkilerin diyalektik örgüsünü açıklamak, seyircinin bu konularda düşünmesini ve bilinçlenmesini sağlamaktır. Dolayısıyla klasik tiyatroda edilgen olarak oyuna dâhil olan izleyici burada olayın eleştirici bir gözlemcisi olarak ele alınmakta ve oyun dokusundaki eylemi yargılamaktadır.

Brecht’e göre , sahne üzerindeki hareket tam ve kesin olmalıdır. Karakterler tarafından yapılan işlerle karakterin özelliklerinin kesin bir yolda ortaya konulması gerekir. Bunun yanı sıra oyuncunun sahne üzerinde dikkat etmesi gereken ve epik tiyatronun oyunculuk anlayışını belirleyen bir takım noktalar vardır: Oyuncu, seyircilere doğrudan doğruya yönelmeli ve canlandırdığı kişinin tavrını göstermelidir. Oyuncu, oynadığı kişide özümlenerek eleştirel tutumunu tümden yitirmemek için oyun kişisini canlandırmadan önce tekrar tekrar okuma provası yapmalıdır. Bu okumalarda oyun kişilerini, olayları, durumları iyice tartıp biçmeli, hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmemeli, şaşırma ve karşı çıkma güdülerini koruyabilmelidir. Oyuncu sahnede rolünü oynarken neler yaptığını göstermesinin yanı sıra neler yapmadığını, bir başka deyişle daha neler yapabilecekken yapmadığını da gösterebilmelidir. Oyuncu, oynadığı rolün içinde kendini unutmamalı, sözlerini doğaçlama gibi değil de başkasından alıntı yapıyormuş gibi söylemelidir. Rolünü ustalıkla oynamalı, daha önceden tüm teknik zorlukları yenmiş olmalı, seyirciye çok rahat ve bilerek oynadığı hissini aktarmalıdır.

Stanislavski’nin Oyunculuk Yöntemi

stanislavski

Oyunculuk söz konusu olduğunda Stanislavski’ye gelene kadar pek çok oyunculuk anlayışından söz edilebilir. Sonia Moore’a  göre; Stanislavski’nin tarihsel önemi “oyunculuğun yaratıcılığına dair içkin yasaları keşfetmesinde ve tiyatro sanatının ilk yöntemini geliştirmesinde yatmaktadır”.

Stanislavski’den önce oyunculuk üzerine Eski Yunan’dan bu yana birçok çalışma yapılmış fakat bu konuyu bilimsel açıdan ilk ele alan Stanislavski, yarattığı yöntem ile 20.yüzyıl tiyatrosuna yön vermiştir. Stanislavski sisteminin mantıksal temeli, yaratıcı ruh durumuna ulaşmak için gereken ortamı sağlamak, bu ortamı zararlı veya yanlış eğilimlerden temizlemek, çeşitli araçlar yardımıyla onu kışkırtıp harekete geçirmek ve sonra da bu harekete bir yön ve biçim kazandırarak, karakterin yaşamının canlandırılmasında ondan faydalanmaktır .

Şener’in de aktardığı gibi bu mantıksal temel çerçevesinde Stanislavski çalışmalarında, oyuncunun canlandırdığı oyun kişisinin düşünce kıvrımlarını, duygularını, dürtülerini ve eylemlerini derinden anlaması için çalışmış, bunu yaparken de hazır bilgi vermekten kaçınarak oyuncunun bu ölçüde yaratıcı bir oyunculuğu başarması için kendine özgü bir eğitim yöntemi uygulamıştır. Stanislavski yönteminin temelinde nörofizyoloji ve psikoloji biliminin özellikle de Pavlov'un bulguları yatmaktadır. Stanislavsky, Pavlov'un yöntemini tersinden uygulamış, oyuncuların, oyun kişisini sahnede yeniden yaşatabilmek için bilincin denetimi altındaki akıl, irade ve duygularını çalıştırmaları gerektiğini savunmuştur. Bu sistemle eğitilmiş ve rolüne çalışmış olan oyuncunun, gerekli koşulları bilinci ile saptadıktan sonra kendi denetim dışı yaratıcılığını harekete geçirerek oyun kişisini yeniden yaratması amaçlanmıştır.

Stanislavski’ye göre oyuncunun amacı “…yalnızca insan ruhunun yaşayışını yeniden yaratmak değil, aynı zamanda onu güzel, sanatlı bir biçim içinde anlatmaktır. Bir aktör önce rolünü içten yaşamak, sonra da o yaşayışa dıştan bir biçim vermek zorundadır.” Bu nedenle rol kişisiyle kendi kişiliği arasında benzerlik bulmalıdır.

Stanislavski’in psiko-fiziksel oyunculuk yöntemi, sınırları kesin çizgilerle belirlenmemiş, sapmalara izin veren, esnek bir oyunculuk yöntemidir. Yöntemin ana çizgilerine sadık kalmak şartı ile her eğitici ya da aktör kendi özelliklerine göre Stanislavski’in oyunculuk yöntemini değişik bölümlemeler içinde ele alabilir. Ancak ne tür bir bölümlemeye gidilirse gidilsin yöntemi iki ana başlık altında ele almak mümkündür. Yöntemin birinci bölümü “Oyuncunun kendi üzerinde çalışması ” üzerine ikinci bölüm ise “Oyuncunun rolü üzerine çalışması ” üzerine kuruludur. Her ne kadar iki başlıkta ele alınsa da unutulmamalıdır ki yöntem bir bütündür. Ancak iç ve dış mekanizma birlikte düşünüldüğü takdirde aktöre yardımcı olabilir.