6 Aralık 2017 - No Comments!

Politika ve Konuşma Becerileri

Politika ve Konuşma

Politika, Ses ve Konuşma

Konuşmada Ses Eğitimi

Konuşurken Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Ses Sağlığı ve Bakımı

Politika, Ses ve Konuşma

İnsanlık tarihi boyunca ülke yönetiminde bulunan veya kitleleri ülke yönetimi konusunda yönlendiren kimselerin kullandığı en önemli araçlardan biri de sözdür. Sözün etkili ve verimli bir biçimde kullanılması çoğu zaman dünya siyasi tarihinin yönünü değiştirmiştir. Siyasilerin yaptıkları bu konuşmalar “political speech” olarak adlandırılmaktadır. Siyaset adamlarının konuşmalarını diğer konuşmalardan ayıran önemli bazı özellikler bulunmaktadır. Bu özelliklerin başında hiç kuşkusuz konuşmanın kitleler üzerinde etki yaparak onların tutum ve davranışını, siyasetçinin düşünceleri doğrultusunda değiştirmeleri gelmektedir. Bu siyaset adamının konuşmasının önemli unsurlarından biri olarak dikkati çekmektedir. İkincisi ise düşünce değişikliğine uğrayan kişinin aynı zamanda siyaset adamının istediği doğrultuda hareket etmeye karar vermesi ve bu kararını eyleme dökmesidir. Konuşmanın bilgi aktarma veya bilgi taşıma görevi burada diğer konuşmalardan farklı olarak ikinci derecede öneme sahip olmaktadır.

Politikada dil, kullanılışıyla ve bütün özelliklerinden yararlanılmasıyla bir konuşma sanatı, diyalog sanatı durumuna gelir. Politikada konuşma, bir telkin aracıdır, ikna edicilik çok önemlidir. Tek bir nutukla yok olup giden, silinen politikacılar vardır. Ünlü İngiliz politikacı W. Churchill’in, parlamentoda toplantılara katılamadığı zaman toplantılarda olup bitenleri öğrenmek için arkadaşlarına üç soru soruyordu: 1- Kim konuştu? 2- Ne konuştu? 3- Nasıl konuştu? (Evliyaoğlu, 1973). Burada ne konuşulduğu yanında nasıl konuşulduğu da büyük önem taşımaktadır. Konuşma tarzı, tonlama, ses tonu hitabet gerektiren mesleklerde önemli bir hal almaktadır.

Politika ve Konuşma

Demokrasinin ayrılmaz parçası olan çok partili yaşamda siyasal aktörlerin/ siyasetçilerin rolü; kendilerini birbirlerine ve topluma iyi anlatmalarıdır ( Aziz, 2011:9). Demokratik toplumlarda siyasetin birinci derece dayandığı güç halktır. Siyasetçi gücünü doğrudan halktan alarak kullanmaktadır. Demokratik toplumlarda konuşma birinci derece büyük önem taşımaktadır. Tek tek vatandaşın taşıdığı gücü toplu olarak kendi gücü haline dönüştürmek isteyen politikacı bireysel olarak, gruplar halinde veya geniş topluluklar halinde kitleleri ikna ederek bu gücü kontrolüne geçirmek amacındadır. Bu yüzden politik konuşmanın yapısı ve özellikleri diğer konuşmalardan daha farklı olmak durumundadır.

Konuşma sanatının en güç ve en teknik özelliğe sahip olan unsurunu politik konuşmalar oluşturur. Antik Yunan site devletleri arasında bir yöneticinin konuşması büyük bir önem taşıdığı için politik konuşma örneklerine ilk orada rastlanmaktadır. Eski Yunan düşünürlerinde Platon, Devlet isimli kitabında toplumu yönetecek kişileri koruyucular olarak değerlendirmekte ve onlara verilecek ilk eğitimin müzik olması gerektiğini belirttikten sonra müziğin sınırlarını şu sözlerle çizmektedir:
“Şimdi bu yetiştirme nasıl olacak? Öteden beri gelen yetiştirme yolundan daha iyisini bulmak zordur. Bu yolsa beden için idman, ruh için müziktir.
-Evet.
-Peki, yetiştirme önce müzikle başlar, değil mi?
-Evet.
Müzik dediğimiz eğitime, söz sanatları da giriyor mu?
-Giriyor tabii.” (Platon, 1971: 68)

Görüldüğü gibi yönetici için çok eski dönemlerden beri söz sanatları ve konuşma eğitimi, müzik eğitimi içinde bir eğitim olarak görülmüştür. Eski Yunan’da akademilerde Retorik ders olarak okutulmuştur. Antik Yunan’dan günümüze politik konuşma alanında bilinen en önemli kişi Demostenes’tir (İ.Ö.384- 322) (Britannica). Demosthenes Atinalı devlet adamı ve konuşmacı, oratör olarak geniş kitleleri etkileyen çok sayıda siyasal, sosyal ve ekonomik konuşması ile tanınmaktadır. Konuşmalarına özellikle duygularını üstün bir başarı ile yansıttığı (Cairns, 2005), çocukluk çağlarında iyi bir konuşmacı olmamasına rağmen kendisini yetiştirerek bu alanın en başarılı ustaları arasına girdiği bilinmektedir. Fizik yapısındaki yetersizliği aldığı sıkı konuşma eğitimi ile yenerek Atina’nın yönetiminde söz sahibi olmuştur. Söylenildiğine göre kekemeliğini yenebilmek için ağzına çakıl taşları doldurarak konuşma eğitimi yapmış, nefes kontrolünü sağlayabilmek için ise koşarak şiir okumuştur. Ömrünün son yıllarında siyasal konuşma alanında “Altın Taçla” ödüllendirilmek istenmiştir. Batı dünyasında kendisinden en çok söz ettiren konuşmacı hiç kuşkusuz Marcus Tullius Cicero’dur (İ.Ö.-106-43). İyi bir hukukçu olan Cicero Sezar’a karşı yaptığı konuşmalarıyla ünlüdür. Sezar’ın ölümüne kadar Roma’dan uzakta kalmış, ölümünden sonra Roma’ya gelerek Roma’nın adı bir döneme verilen en büyük hatiplerinden ve düşünürlerinden biri olmuştur (Sarıgöllü, 1971). Tiyatro ile de uğraşmış olması sebebiyle özellikle konuşmalarında beden dilini kullanışı ile ideal bir konuşmacı olarak da kabul edilmektedir (Cairns, 2005).

Politika ve Konuşma

Siyasal konuşmanın en büyük etkilerinin Fransız Büyük Devriminde olduğunu da belirtmek gerekir. O kadar ki Fransız Devriminin oluşmasının en büyük etkenlerinden birisi devrimi yapan gençlerin halkın içine girerek yaptıkları heyecanlı konuşmalardır. Fransız Devriminin ateşleyicisi ve yönlendirici olan ve kendilerine Jacobenler adı verilen bu grup, halk kitlelerini harekete geçirecek kadar güçlü siyasal konuşma ustasıydılar. Bunlar içinde en ünlüsü George Jacques Danton’dur (Michelet, 1957/1964). Siyasal Konuşmanın kitleler üzerindeki etkisi sadece Fransız Devrimi ile olmamıştır. Aynı zamanda Fransız Devriminden sonra Avrupa’daki toplumsal hareketlerin tamamında siyasal konuşma becerisi yüksek olanlar kitleleri yönlendirmeye devam etmişlerdir. Siyasal söylemin bir başka önemli boyutunu ise Amerika’nın bağımsızlık savaşında görülmektedir. Amerikan Bağımsızlık Savaşının öncüleri de geniş kitleleri harekete geçiren birer siyasal konuşma ustasıydılar. Osmanlı Devleti’nin yıkılarak Cumhuriyetin Kurulduğu döneme kadar geçen süreç içinde Osmanlı aydınları Fransız devriminin de etkisiyle iyi birer siyasal konuşmacı olarak kendilerini göstermişlerdir. Özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimleri daha çok siyasal konuşmalarla kitleleri yönlendirmişlerdir.

Tarihte bütün büyük liderler iyi bir siyasal konuşma ustası olarak bilinirler. İyi bir siyasal konuşmanın liderlik ve karizmayı oluşturduğu, kitlelerin yönlendirilmesinde büyük bir öneme sahip olduğu bilinmektedir ( Taylor, Peplau, Sears, 2008).

Siyasetin içinde aktif rol üstlenen bir siyasetçi, nerede nasıl konuşulacağı iyi bilmelidir. Aziz’e (2011) göre, güzel konuşma ya da söz söyleme sanatı yani retorik siyasetçilerde ve yöneticilerde bulunması gereken önemli bir niteliktir. Güzel konuşma sanatının özelliklerinin bir kısmı yani sesin rengi, tonu gibi unsurlar kişinin doğasıyla gelen nitelikler olmasına karşın daha sonra eğitimle geliştirilebilen özelliklerdir. Uztuğ’a (2004) göre, konuşma seçmenlerle iletişimin önemli bir parçasıdır. Konuşmalar hem aday imajını etkiler hem de kampanya mesajlarının iletimini sağlayan önemli bir iletişim aracıdır. Ses tonu, politikacının heyecanını, öfkesini, deneyimini ve kişiliğini ima eden pek çok mesaj taşır. Özellikle konuşmanın inanılırlığı büyük ölçüde sesin kullanımına bağlıdır.

Politika ve Konuşma

Birçok avukat, din adamı ve politikacı seslerini gerektiği kadar eğitmedikleri için ses sağlıkları bozulmakta ve alıştıkları gibi kaba, acemi ve gelişigüzel konuşmaktadırlar (Casson, 2000).

T.B.M.M. inde milletvekilleri yemin ederlerken bir kaç vekil sanki layık’lık üzerine yemin ediyormuş gibi ‘laiklik’ kelimesini ‘layıklık’ olarak telaffuz etmektedirler. Oysaki ‘laik’ kelimesinin her iki hecesi de kısa okunmalıdır. Bu yüzden ettikleri yemin sırf yanlış telaffuz yüzünden etkinliğini yitirmektedir.

İnsanın doğasından gelen özelliklerin yanı sıra kendi çabasıyla edinebileceği, kazanabileceği beceriler, davranışlar vardır. Aziz’e (2011) göre, Siyasal aktörlerin/siyasetçilerin donanımlı bireyler olmaları gerekir. Politikacılar iyi eğitimli, bilgili, kültürlü, araştıran, karşı tarafa güven veren, anadilini ve sesini iyi kullanan, konuşması düzgün, ne dediği anlaşılır olmalıdırlar. Bu özelliklerin tümü bireylerin yaşamı boyunca elde ettikleri kazanımlarla oluşur.

Politika ve Konuşma

Tarihte büyük hatiplerden ve siyasetçilerden Demosten, kişisel davalarından dolayı mahkemelerde önemli savunmalar yapmış, adli ve hukuki nutuklar vermiştir. Böylece davaları kazanarak rakiplerini mahkum ettirmiş, siyasette heyecan dolu nutuklarıyla büyük şöhret kazanmıştır. Daha önce de belirttiğimiz gibi yeteri kadar nefes almadığı için sesi kısık ve zayıfıtr. Konuşurken sürekli kesilmekte hatta kekelemektedir. Düzenli egzersiz ve koşu yaparak nefes kapasitesini genişletmiş, kekemelikten kurtulmak için de ağzına çakıl taşları alıp sürekli konuşma egzersizleri yaparak kekemelikten kurtulmuştur (Göçgün, 2006).

Konuşmada Ses Eğitimi

İletişim; bilginin, duygu ve düşüncenin paylaşılma sürecidir. İnsanlar arası iletişimin en önemli unsuru konuşmadır ve konuşma gücünü sesten alır. Siyasal iletişimde de konuşma ve ses iletişimin önemli bir boyutunu oluşturur. Ülke yönetiminin temelini oluşturan siyasal iletişim yoluyla, politikacıların geniş kitleleri sözlü ve yazılı olarak ikna etmeleri, kendilerini desteklemeye yönlendirmeleri gerekmektedir. Politikacıların etkili konuşmalar yapabilmeleri ise onların birtakım nitelikleri taşımasıyla olanaklı hale gelir.

Ses eğitimi; konuşmayı ve şarkı söylemeyi sağlayan, iletişimimizin vazgeçilmez unsuru olan sesin kalitesini artıran, sesin güzel, rahat, etkili, en yararlı ve uzun süre sağlıklı kullanılabilmesi için gereken becerilerin kazandırıldığı önemli bir müzik eğitimi alanıdır. Ses eğitimi uygulamalarıyla, her yaş ve her meslek grubundaki insan için bu becerilerin kazandırılması sağlanır.

Politika ve Konuşma

“Ses eğitimi, her tür müzik eğitimi ve her düzeydeki eğitim basamağında uygulanır ve konuşma eğitimi, şarkı söyleme eğitimi, şan eğitimi ve koro eğitimi gibi ses eğitimi türlerini kapsar”(Töreyin, 2001: 122). Ses eğitimcileri, sahip olduğu bilgiler doğrultusunda öğrencilerin solfej okurken, koroda söylerken ve hatta konuşurken seslerinin sağlıklı olup olmadığını anlayabilirler (Okatan, 1995). Ses eğitimcileri özellikle öğretmenler, öğretim üyeleri, politikacılar, aktörler, profesyonel konuşmacılar, din adamları, satış elemanları ve diğer sesini etkili kullanması gereken insanlar için çok değerlidir. Onlar, sesli iletişimde kaliteyi geliştirmek için oluşturulmuş, tasarlanmış davranış değiştirme tekniklerini kullanırlar. Sesin kötü kullanımı ya da teknik zorluk şüphesi varsa, kişinin kısa bir süre şarkı söylemesi ve konuşmasının gözlemlenmesiyle önemli bilgiler edinirler. Tiyatro sanatçıları seslerini, haftada sekiz gösterim boyunca konuşmaları için ve/veya yıllarca sürebilen tiyatro çalışmaları için eğitirler. Aynı zamanda konuşmada duygusal ifadenin verilebilmesi için beden dili, konuşmada sesi en iyi şekilde kullanabilmek ve bilgi aktarımı-iletişim için duruş öğrenirler (Sataloff, 2006). Nitelikli bir ses, güzel konuşmanın temelidir. Taşer’e (2006:260) göre, “...doğuştan gelme iyi nitelikli bir ses bile şarkı söylemek için olsun, konuşmak için olsun, kesinlikle işlenip geliştirilmelidir”. Bunun da yolu ses eğitiminden geçmektedir.

Ses eğitimi, bireye kendi yaşantısı yoluyla, konuşurken ve şarkı söylerken sesini doğru, güzel, rahat ve etkili oluşturmayı ve sesini uzun süre sağlıklı kullanmaya ve korumaya ilişkin davranışlar kazandırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca ses eğitimiyle bireye; ses oluşumu için gereken enerjinin sağlandığı solunum sisteminin, titreşimin sağlandığı larinksin, sese renk, tını ve volüm katan rezonatörlerin ve konuşma seslerini meydana getiren artikülatörlerin denetimi ve eşgüdümlü kullanımına ilişkin davranışların kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu bakımdan ses eğitiminin öğelerini, solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyon olmak üzere dört temel davranış alanı oluşturur (Töreyin, 2008).

Seslerin boğumlanması, tonlanması, dalgalanması, yükselip alçalması ve temposunun iyi ayarlanması ses eğitimi, fonetik eğitimi sonucunda en iyi biçimini kazanır. Kelimelerin söylenişlerini yani seslerini ve müziğini iyi bilmek gerekir. (Evliyaoğlu, 1973/Stuart 2010).

Politika ve Konuşma

Ses eğitiminde vokal egzersizlerin amacı, sesi ısıtmak ve şan tekniğini geliştirmektir. Kolçak’a (1998) göre, bu egzersizler nefesin denetim altına alınmasını, ses organlarının ve ses kaslarının güçlenmesini sağlar. Nefes alınıp depolandıktan sonra gırtlak kapatılmadan diyafram yolu ile nefes tutma becerisi, alışkanlığı kazanılır. Bütün sesleri eğitmek için aynı metot veya yöntem kullanmak mümkün değildir. Bu nedenle ses eğitimcisinin her bireyi ayrı ayrı gözlemleyip inceleyerek izleyeceği yolu belirlemelidir. “Egzersizlerde amaç, sade ve uygun egzersizlerle, nefesin pürüzsüz ve ölçülü olmasını sağlamak, diyaframın iyi kullanılmasını öğretmek, sesin rezonansını sağlamak, registerleri yerine oturtarak sesleri birbirine perçinlemek, parlak, dolgun sesler elde etmektir”. (Kolçak, 1998: 66).

Ses eğitimi sarmal bir sisteme benzetilebilir. Ses eğitimi uygulamalarının her aşamasında, ses eğitimi öğelerine ilişkin davranışların bir bütün oluşturarak kullanılmasıyla bu sarmalın içi doldurulmuş olur.

Konuşurken Dikkat Edilmesi Gereken Unsurlar

Politika, Ses ve Konuşma

Solunum

Soluk alıp verme, teneffüs etme solunum olarak adlandırılmaktadır. Doğru ve düzenli solunum, hayatımızı sürdürebilmenin en önemli şartı olmakla birlikte ses tekniğinin de temelini oluşturur. Sesin oluşumu sırasında ses tellerinin titreşebilmesi için gereken enerji solunum sistemiyle sağlanır. Solunum denetimi öncelikli kazanılması gereken bir davranış olduğundan ses eğitimi uygulamalarına solunum çalışmaları ile başlanır. Bu konuda çoğu politikacı ve yöneticinin etkili konuşma eğitimini yürüten, İngiltere’nin önde gelen konuşma eğitimcisi kabul edilen Cristina Stuart şu değerlendirmeyi yapmaktadır:

Çoğumuz ciğerlerimizi iyi kullanamayız. Günlük hayatımızda, kısa kesik nefesler alır, ciğerlerimizin sadece üst kısmını doldururuz. Stresliyken daha hızlı nefes alırız ve ciğerlerimizi tam kapasite ile kullanamadığımız için de nefesimiz kesilir; konuşurken nefesimiz cümlenin sonunu getirmeye bile yetmeyebilir (Stuart, 2010: 160).

Bu durum Türkçe için daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü Türkçe’de cümlenin iki temel öğesinden biri kabul edilen yüklem sonda bulunmaktadır. Nefesin yetmediği durumlarda yüklem güçsüz bir nefesle seslendirileceği için anlaşılma diğer dillere göre daha da güçleşecektir (Gürzap, 2010).

Politika, Ses ve Konuşma

Ses sistemi üflemeli bir çalgıya benzetilebilir. Onun çalışabilmesi için soluk gerekir. Konuşma ve şarkı söylemede iyi bir soluk kapasitesi; renkli, tınılı, esnek, vibratolu, uzun cümleler oluşturmayı sağlarken, ayrıca sorunsuz register geçişleri ve yüksek tonlarda ses kontrolü için oldukça önemlidir (Howerd ve Austin, 1989). Konuşmanın doğru ve etkili olabilmesi için seslerin doğru çıkarılması gerekir. Eğer solunum normal bir şekilde gerçekleşmezse seslerin çıkarılışında ve artikülasyonda sorunlar ortaya çıkar. İyi bir solunum, ses mekanizmasının işlevini tam ve doğru yapmasını sağlar. İyi bir konuşmacının akciğerlerini iyi kullanması zorunludur (Yaman, 2001). Ciğerler havaya ihtiyaç duyduğunda kaburgalar arasında duran kaburga kasları bir içe bir dışa hareket ederler. Diyafram kası önce kasılır sonra da iner ve düzleşir. Nefes alırken söz konusu kaslar rahatlar ve dinlenme konumuna geçer (Linver, 1997).

Diyafram göğüs ve karın boşluğunu birbirinden ayıran, kubbe biçiminde ve zar şeklinde bir kastır. Bu kas nefes alırken alçalarak havanın göğüs boşluğuna dolmasını, nefes verirken de -ihtiyaca göre- ağır ağır veya hızlıca eski biçimini alarak havanın boşalmasını sağlar. İkesus’a (1965) göre, Diyaframın bu hareketi, düzenli egzersizlerle geliştirilir. Diyafram, duygusal anlatımda önemli bir rol oynar. Korku, sevinç, gülme, ağlama diyaframın gerilme, kasılma ve titremesiyle oluşur.

Diksiyon eğitiminde nefes ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi durağan nefes, ikincisi ise hareket halinde nefestir. Bu iki nefes arasındaki farkı Tiyatro sanatçısı Can Gürzap birbirinden şöyle ayırmaktadır:

Durağan nefes: Akciğerlerin nefes alması, vermesi, bir süre durduktan sonra tekrar alması vermesidir. Bu, yaşamak için bedenin yinelediği bir hareketler zinciridir. Bu eylemler dizisi durduğu anda yaşam da durur. Hareket halinde nefes ise; konuşurken, zorlu hareketler yaparken, koşarken, zıplarken, iterken kaldırırken, yani normalin üzerinde yaptığımız beden zorlamalarında gerçekleşen nefestir (Gürzap, 2010: 62).

Konuşma soluğu veya hareket halinde nefes, konuşmak ya da ses çıkarmak için alınan nefesin düzenlenmesidir. Konuşmanın hava akımı ve basıncının düzenlenmesinin sonucu gerçekleşmesi sebebi ile birçok ses ve konuşma terapisinin önemli bir kısmı konuşma soluğunun düzenlenmesine ayrılmıştır... Ses sisteminin koordinasyon bozukluğu alışkanlık veya konuşma zorluğu sebebi ile meydana gelebilir. Bazı konuşmacı hastalarda solunum sisteminin yapısal bozukluğu veya solum sistemi hastalıkları mevcut olup, hava akımı ve basıncının düzenlenmesindeki sınırlamalarını giderecek konuşma nefesi yöntemlerini öğrenmeye ihtiyaç duyarlar (Behrman, 2007: 71).

Politika, Ses ve Konuşma

Noktalama işaretleri cümle içindeki duraklama yerleridir. Konuşmanın devamında ve sonrasında kullanılacak nefes için bir fırsattır. Duraklama yerlerinde amaca uygun nefes alınarak hava stoku oluşturulmalı ve kullanılmalıdır.

Dinleyicilere sesin duyurulabilmesi için nefes desteği gerekir. Stuart’a (2010) göre, cümlelerin sonuna kadar ses düşürülmemeli, sesin cümle sonuna kadar nefes desteğiyle devam etmesi sağlanmalıdır. Nefes gırtlaktaki zorlanmayı giderir ve paniği önler. Bir opera şarkıcısı kadar sesi dinleyicisine duyurulabilir. Yaman’a (2007) göre, solunumu zamanında yapabilen bir konuşmacı iyi bir konuşmacıdır. Solunum problemi olan kişilerde konuşma yavaş ve sıkıcı olur.

Fonasyon

Bir şarkıcı ve bir konuşmacı için önemli olan ses kıvrımlarının titreşiminin havanın salınması ile koordine edildiği, sesin hava tarafından başlatıldığı algısının hissedildiği sesi elde etmektir. Bu ses üretimine fonasyon denir.

Fonasyonla ilgili olarak Çevik şöyle belirtmiştir;

Soluk verme sırasında “trakea” yoluyla akciğerlerden gelen havanın (ekspirasyon) ses tellerini titreştirmesiyle, ses üretilir... O halde ses bir üründür. Ses üretme olgusu, ses tellerinin fonasyon sırasında santral sinir sistemi tarafından değişik frekanslara göre ayarlanması ve belli kuvvetteki soluk basıncının etkisiyle bu tellerin pasif hareketleri sonucunda meydana gelir (s.32).

Politika, Ses ve Konuşma

Gırtlağın çalışması aşağısındaki tüp (trakea) içerisindeki hava sütunu, yukarısındaki tüp (ses yolu) içerisindeki hava sütunu, iç kasların faaliyeti, dış kaslar tarafından sağlanan destek, baş ve omurganın duruşu ile etkilenir. Ses kıvrımlarının çok katmanlı yapısı ilginç bir şekilde hassas seslendirmeye uygundur; kapağı ve gövdesi ile adeta çift yapılı bir titreştirici gibi çalışır (Callaghan, 2000).

Diğer bütün müzik enstrümanlarında olduğu gibi sesin kaynağı titreşimlerdir. Titreşimleri sağlayan ses telleri larenks içinde yer alır. Bu vokal kıvrımlar birbirine yakın duran iki minik kas gibidir. Bu kaslar sesi oluşturmak için birleşirler ve nefes alma anında açılırlar. Saf ses vokal kıvrımlar düzeyinde üretilen bir vızıltı gibidir (Chapman, 2006). İşte bu sesi oluşturmaya fonasyon denir. Fonasyon, özellikle sesin doğru oluşturulması aşamasında yer aldığından oldukça önemlidir. Sesin oluşumu sırasında ses tellerinin yer aldığı larinksin ve vokal kıvrımların doğal hareketleriyle, kasılmadan kullanımı, ses eğitimi uygulamalarında kazandırılması istenen önemli davranışlardandır. Konuşma eğitiminde temel basamaklardan birini oluşturan fonasyon, konuşma bozukluklarının belirlenmesi sırasında da önemli bir ölçü olarak değerlendirilir.

Politika, Ses ve Konuşma

İster bir arya söylensin veya bir konuşma yapılsın, ses oluşumu birçok fizyolojik sürecin etkileşmesini gerekli kılar. Seslendirme kavramı genellikle titreşen ses kıvrımlarını akla getirir. Ses kıvrımları enerjiyi iletirler; aerodinamik gücün akustik güce dönüşmesinden sorumludurlar. Ses kıvrımlarına yardımcı olarak vücudun başka bölümlerinin de konuşmaya katkısı vardır. Ses oluşumu için gerekli olan güç, göğüs ve karın tarafından sağlandıktan sonra ses kıvrımlarının üzerindeki titreştiriciler oluşan sesi insan sesine çevirir (Murry and Benninger, 2006).

Rezonans

Ses eğitimi uygulamalarında rezonans, sesin rezonatör bölgelerde-soluk borusu, göğüs, gırtlak bölgesi, yutak, ağız, alt çene, damak, burun ve sinüsler-yankılanarak büyümesi, tını zenginliği kazanmasıdır. Ses tellerinin titreşimiyle oluşturulan ses resonans odacıklarından geçerek rengini kazanır.

Rezonans, “uyarıcı sistem ile rezonatörün öz frekanslarının aynı olduğu durumda oluşan zorlanmış titreşim, ya da bir rezonatörün, kendi öz frekansına uygun bir uyarıcıya gösterdiği tepki”dir (Zeren, 1997: 40).

Keman, gitar ve piyano telleri titreşerek ses çıkaran müzik aletleridir. Müzik aletlerinin şekli ve boyutları seslerini etkilemektedir. Nefesli müzik aletlerinin telleri yoktur. Ağızlıklarından içeriye üflenerek çıkan ses, boyut ve şekillerinden etkilenmektedir. Her müzik aletinin içinde bulunan hava sütunu, titreşen teller ile veya müzik aletinin içerisine üfleyen müzisyen aracılığı ile titreştirilir. Rezonatör kavramı, insan sesinin ses yolu içerisindeki havanın titretilmesi ile çıkan sesin özelliklerinin anlaşılması için önemli rol oynar. Aynı zamanda konuşma sesinin niteliklerinin belirlenmesinde önemli bir kavramdır (Behrman, 2007). Larinkste ses telleriyle oluşan ham ses, rezonatör sistemin yapısına göre belli bir renge ulaşır, güçlenir, zenginleşir ve kendine has bir renge ulaşır. Her insanın ses sistemi farklı olduğu için ses eğitiminde bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır (Göğüş, 2000).

Politika, Ses ve Konuşma

Zeren’e (1997) göre, ses bölgesindeki hava hacmi, bir ucu kapatılmış silindirik bir hava sütunu gibi düşünülebilir. Böyle bir hava sütununun rezonans frekansları hesaplanabilir. Ses oluşturma sistemimizde, bu frekans bölgelerinde oluşan titreşimler rezonans nedeniyle büyük genlikli olur. Bu frekans bölgeleri, ses oluşturma sistemimizin formantlarıdır. Dudakların, dilin ve çenenin hareketleri ses bölgesinin boyutlarını değiştirdiği için, buna bağlı olarak, rezonans bölgeleri de değişir. Yani, dudakları, çeneyi, dili hareket ettirerek formant frekanslarını önemli ölçüde kaydırmak mümkündür. Şarkı söylerken ve konuşurken istenilen seslerin elde edilebilmesi böylece mümkün olur.

Rezonans, ses yolu boyunca (ses kıvrımlarının üzerinde, ağız ve burun boşluklarını kapsayacak şekilde) ses kıvrımları tarafından meydana getirilen sesin bazı bileşenlerinin yükseltilmesidir. Herhangi bir insanın vokal rezonansı, anatomisi ve konuşma veya şarkı söyleme sırasındaki anatomik durumundaki değişikliklerle belirlenir (Murry ve Benninger, 2006). Witz’ e (2004) göre, rezonans sesin hacminin artırılması, genişletilmesi ve sesi duyurabilme yöntemidir. Rezonansın güçlü ve dolgun olması canlı enerjik sempatik algılanmayı sağlarken zayıf rezonans güvensiz bir kişilik

yapısı olarak değerlendirilir. Rezonans hissettirdiği değişimlerle duygusal durumun aktarılmasında oldukça etkilidir (Gürüz ve Eğinli, 2008).

 

Margaret Thatcher, İngiltere başbakanı olduğunda sesiyle ilgili sorunu vardı. Topluluğa karşı konuşurken sesi tizleşiyordu. Her ne kadar, insanlara konuşma yapmaya alışkın ve bunda çok başarılı olsa da, her olgun kadın gibi, onun da sesi doğal olarak yüksek perdeden çıkıyordu. Bilindiği gibi yüksek ses genelde sinirli ve gergin olmakla eşdeğer tutulduğu için, insanların onu bu şekilde algılamalarını istemiyordu. O da bu konuda kendini eğitmeye başladı. Kısa bir süre içinde, sesini değiştirdi ve ses perdesini makul ölçülerde altta tutmayı başardı. Bunu çok kısa bir zaman dilimi içinde, yoğun bir mırıldanma alıştırması programı uygulayarak yaptı. Ve tarihe, konuşma yeteneği ile de damgasını vurdu. Sesinin berraklığı ve zenginliği mükemmeldi. Bunu da rezonans alıştırmaları ile başardı (Witz, 2004:156).

 

Politika, Ses ve Konuşma

Yukarıdaki açıklamalarda anlaşılacağı gibi rezonans da eğitim yoluyla eğitilmekte, buradan kaynaklanan konuşma bozuklukları eğitim yoluyla giderilebilmektedir. Bir politikacının en etkin çalışmalarından biri yoğun konuşma temposu ile ikna etme çabasıdır. Bu yüzden onun için konuşma son derece önemlidir. Sosyal psikologların bu konuda yaptıkları araştırmalara göre bir lider için konuşma büyük önem taşımaktadır. “Sözel etkinlik, yani konuşma liderliği belirlemede yaşamsal bir etmen olarak görülmektedir” (Taylor, Peplau ve Sears, 2008: 336). Rezonans çalışmaları, bir politikacının alacağı ses eğitiminin önemli basamaklarından bir diğerini oluşturmaktadır.

Artikülasyon (Boğumlama)

Konuşma seslerini çıkarma işlemine artikülasyon denir. Konuşmada beklenen düzgünlüğün ve ses uyumunun olmasıdır. Konuşma sesleri dudaklar, dişler, dil ve damak gibi artikülatörler tarafından gerçekleştirilir. Doğru, güzel ve etkili konuşma, doğru artikülasyon becerisine bağlıdır. Bradley’ e (1974) göre, konuşma seslerinin yani artikülasyonun temiz olabilmesi için dudakların, dilin ve ağzın rahat hareket etmesi gereklidir. Tembel hareketler mırıldanarak konuşma ile sonuçlanabilir. Mırıldanarak konuşma sadece anlaşılma zorluğu değil aynı zamanda dikkatsiz bir kişi olma izlenimi verir.

Konuşulan dilin sesleri, ağız içi bölgelerin belli hareketleri sonucunda oluşturulur. Konuşurken olduğu kadar şarkı söylerken de “ ne denildiği, ne söylemek istenildiği” dinleyenler tarafından açık ve net olarak anlaşılabilmelidir. Açıkça anlaşılan sözlerin etkileme gücü artar. Ses eğitiminin amaçlarından birisinin “etkili konuşmak” ve etkili şarkı söylemeye ilişkin davranışlar kazandırmak” olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sözlerin anlaşılır olmasının müziğin etkileme gücüne katkı ve önemi daha fazla ortaya çıkar (Töreyin, 2008:101).

Doğru, etkili ve anlaşılır konuşma için sesli ve sessiz harflerin doğru artiküle edilmeleri gerekir.(Kaya, 2004). ‘Sessiz harfler dilin anlamını, sesli harfler de sesini taşır. Sessiz harfler, belirgin ve anlaşılır şekilde çıkarılmalıdır’ (Stuart, 2002:168).

Politika, Ses ve Konuşma

Yaman’a (2001) göre, sesin en önemli aşaması artikülasyondur. Yanlış artiküle edilen bir ses, bazen kelimeyi tamamen tanınmaz bir hale getirebilir. Bu sebeple konuşmacıların artikülasyon konusunda çeşitli egzersizler yapmaları yararlı olacaktır. Anlaşılmayan cümleler, sözcük ve kavramlar kulağa çarpmaya başlar, dinleyici bunları anlamak için çaba harcar ve konuşmayı anlayamaz. Artikülasyonun yardımıyla en kötü koşullar içinde bulunan bir ses bile iyi anlaşılma niteliği kazanabilir. Söyleyiş ve artikülasyon bozuklukları olan kimseler alıştırmalar üzerinde çalışarak sorunları çözümleyebilir ve başarı elde edebilirler (Şenbay, 2010). Yine Şenbay’ın belirlemelerine göre, artikülasyon kusurları olan konuşmacılar nefeslerini de ekonomik olarak kullanamazlar. Sesleri ne kadar yüksek çıkarsa çıksın söylediklerinin dinleyici tarafından anlaşılması güçtür. Başarılı artikülasyon yapabilen bir konuşmacı ise ses tonunu ne kadar düşük tutarsa tutsun dinleyici tarafından rahatlıkla anlaşıldığı gibi, ses de rahatsız edici gelmez. Şimşek’e (1994) göre, ses eğitimi uygulamalarıyla birey güzel konuşmayı öğrenmekte ve konuşma kusurlarını büyük ölçüde gidermektedir.

Vücut Duruşu

Ülkemizde yazılan diksiyon ve ses eğitimi ile ilgili çalışmaların bir kısmında duruş, yeteri kadar önemli olarak görülmemiştir. Ancak gerek yabancı uzmanların yaptıkları çalışmalarda gerekse bazı diksiyon kitaplarında duruş ve duruş eğitimi konuşma eğitiminin önemli bir unsuru olarak görülmüştür (Gürzap, 2010). Bu çalışmada da duruş ses eğitiminin önemli öğelerinden biri olarak değerlendirilmiştir.

Nefes yönetimi yer çekimi, vücudun elastik olarak yaylanması ve kas faaliyetlerinin koordinasyonunu içermektedir. Açıktır ki vücut duruşunun tüm bu faktörler üzerinde etkisi vardır. Yerçekiminden etkilenme oranı duruşa bağlıdır; gövdenin ve omurganın duruşu elastik yaylanmayı etkileyebilir; kas faaliyetinin yoğunluğu ve yönü de doğrudan vücut duruşu veya dolaylı olarak yerçekiminden ve elastik yaylanmadan etkilenebilir (Callaghan, 2000: 36).

Politika, Ses ve Konuşma

Doğru bir duruş alışkanlığı kazanmamış olan bir kişinin sağlıklı ve konuşmasını başarı ile sürdürebileceği kadar nefes alabilmesi ve bunu kullanabilmesi mümkün değildir. Vücudunun organik yapısına uymayan duruş sergileyen insanların vücudunda bireyin fark etmediği bir gerginlik söz konusu olmaktadır. Bu gerginlik konuşmanın oluşmasını sağlayan ve birbirine bağlı olarak gelişen konuşma aşamalarını etkilemekte, sesin kalitesini ve konuşmanın başarısı engellemektedir. Bu konuda Gürzap (2010: 39) şu önemli değerlendirmeyi yapar:

Beden gerginliği nefes sistemini, sesi ve boğumlamayı, dolayısıyla da konuşmayı olumsuz yönde etkiler. Bedendeki gerginlik bu sistemlerin kaslarını da etkileyeceğinden pek çok sorun ortaya çıkacaktır. Gergin bir beden ile aldığımız nefes yeterli değildir. Nefesin doğru alınmasını sağlayan kaburga kemiklerimiz ve diyaframımızın gerekli hareketleri yapmasını zorlaştırır.

Bedende ortaya çıkan gerginliğin yansımaları boyun ve gırtlak bölgesinde ayrı bir basınç, çene ve ağzın bağlı olduğu kaslarda ise ayrı bir basınç yaratacaktır. Bu ses yollarının önemli bir kısmının sağlıklı çalışmasını engelleyen bir durumdur. Bütün bunların yanında iyi bir konuşmacı için sağlıklı duruşun konuşma dışında beden dilinin dinleyiciyi etkilemesi açısından da ayrıca önemi bulunmaktadır.

Ses aygıtının yer aldığı bölümlerin sinirsel yapısı, vücudun çeşitli diğer bölümleriyle fonksiyonel olarak bağlantılıdır ve bu bağlantı karşılıklı etkileşimi de beraberinde getirir. Dolayısıyla vücutta esneklik ve rahatlama gerçekleşmezse üretilen tınının da özgür ve esnek çıkması olanaksızdır. Bu esneklik ayak parmaklarından başlayarak tüm vücudu kapsamalıdır (Sabar, 2008:51).

Politika, Ses ve Konuşma

Ayakta durulurken vücut ağırlığı iki ayağa eşit şekilde verilerek dengeli bir biçimde durulmalıdır. Denge için ayaklar omuz hizasında birbirinden ayrılır. Diyafram ayakların bastığı yerden güç alır. Kolçak’a (1998) göre, kollar hafifçe geriye çekilip göğüs ileri çıkarılmalı ve omuzlar serbest bırakılmalıdır. Aziz’e (2011: 37) göre, Ayakların her ikisinin yere basması, vücut ağırlığını ayaklara eşit olarak dağıttığından vücudun dengeli durmasını sağlar ve konuşmacının kendine olan güvenine işaret eder.

Ses ve Konuşma

Ses tellerinin titreşmesi ile ses orta çıkar. Ses telleri gırtlağa bağlı bulunan iki küçük kastır. Gırtlak nefes borusunun üst kısmında yer alır. Nefes borusu broşlara, broşlar da küçük tüpler şeklinde akciğerlere bağlıdır. Ses bir kas aktivitesidir. İnsan sesinin temel tonu, başka frekanslarda da oluşabilmesine rağmen saniyede 125 titreşime yakındır (Smith, 1979). İnsan sesinin veya herhangi bir sesin üç özelliği vardır; şiddet, perde ve tını. Bu konuda Smith şu tespitleri yapmaktadır:

Ses şiddeti ses tellerinin titreşimindeki enerjiye bağlıdır. Bu titreşim ise, tellerden geçen havanın itilim tazyikine bağlıdır. Oldukça yüksek sesle şarkı söylenmesi, ses tellerinden saniyede 20 cm3 havanın geçmesi demektir. Ses eğitimi görmüş bir şarkıcı, ciğerlerine aldığı bir havayı daha idareli kullanabilir; aynı yükseklikte bir şarkıyı söylerken 4 cm3 hava kullanır. Konuşma gücü diğer herhangi bir güç kaynağı gibi vat ile ölçülebilir. Fısıltı 0.001 mikrovattır. Alçak sesle konuşma 0,1 mikrovat ve çok yüksek konuşma 100 mikro vattır” (Smith, 1979:317).

Politika, Ses ve Konuşma

Bu kas aktivitesi nasıl hissedildiğine bağlı olarak duyguları yansıtır ve eğitilebilir. Aktörler eğitimler sayesinde seslerini istedikleri gibi kızgın, üzgün, neşeli, korkmuş ve benzer duygular ile kullanabilirler. Herkes bunu yapmayı öğrenebilir. (Witz, 2004). “Akıcı bir konuşma belirli bir konuşma melodisi taşır”(Cevanşir ve Gürel, 1982: 61).

İnsan sesinin heyecan anlarındaki karakteri Herbert Spencer tarafından müzik hakkındaki ilginç makalesinde ele alınmıştır. Değişik duygusal şartlar altında sesin önemli ölçüde yükseklik ve nitelik bakımından değiştiğini, yani rezonans (seselim) ve timbre, yükseklik ve aralık açısından farklılık gösterdiğini açıkça ortaya koymuştur (Schober, 2007: 28).

Konuşma üzerine yapılan araştırmalarda genellikle dinleyici denekler kullanılmaktadır. Bunun nedeni kitaplardan öğrenilenlerin hiçbir zaman iyi bir kulağın yerini tutamamasıdır. Eleştirel dinleme becerisine sahip olan kişiye, söyleyeceğiniz şeylerden çıkaracağı sonuçları bilseniz belki de hiç konuşmamayı tercih edersiniz (Gronbeck, McKerrow, Ehninger and Monroe, 1990).

Batı ülkelerinden etkili ve güzel konuşmacılara birçok örnek vermek mümkündür:

Yazar Gunter Grass’ı politik etkinliklerde konuşmacı olarak da görmek mümkündür. Romanlarındaki gülünç, alaycı stilin aksine burada ölçülü; el kol hareketlerinde gereksizlik yok; sesi anlaşılır ve yüksek olan iyi bir konuşmacıdır. Theodor Heuss. 1949’dan 1959’a değin Federal Almanya devlet başkanı olan Heuss, doğuştan bir ‘tören konuşmacısı’ idi. Benzersiz konuşma stili ile, ses oluşturan organlardan kurnazlık, anlayış ve içtenlik akan bir mantık adamını simgelemektedir (Ammelburg, 2003: 109).

Politika, Ses ve Konuşma

İletişimde etkinin en yüksek seviyede gerçekleşmesi için çalışma ve hazırlık gerekir. İyi hazırlanmış bir sunum ve iyi yapılandırılmış bir içerik iletişimin temel unsurlarının iki bileşenidir. Ancak başarılı bir sunum bu bileşenleri güçlü kılar. Dikkat çekici ve ikna edici olabilmek için sesin iyi bir enerji ve özgüvenle kullanılması gerekir. İyi bir konuşmacının ses tonu canlı yani monotonluktan uzak olmalıdır.

Fransız yazar Vauvenargues ikna yeteneğini hitabet sanatının temeli sayar ve şöyle der: “İkna edici kişi –istemese bile- kendi kanaati ya da tutkusu ile başkalarının ruhunu ve yüreğini dolduran kişidir”. En çok kendisi ikna olmuş kişi başkalarını da ikna edebilir (Ammelburg, 2003). Maxwell ve Dornan’a (1998) göre, güvenilir bir insan olmak için iyi bir beste gibi olmak gerekir. Sözler ve sözlerin müziği birbirini tutmalıdır. Holtgraves ve Lasky tarafından yapılan bir araştırmaya göre: Zayıf bir konuşma üslubu konuşmacıya ve onun savunduğu argümanlara olumsuz bir bakışı beraberinde getirir (Holtgraves ve Lasky, 1999: 196).

Monoton sesle canlı ses arasındaki farkı görmek için üniversitelerdeki öğretim üyelerinin ders veriş stillerinde daha belirgin olarak ortaya çıkar. Her üniversitede eğitim düşmanı monoton sese sahip profesörler vardır. Monoton ses, güçlülüğü olmayan bir sestir. Bu ses bir insanın büyük sıkıntı içinde dinlenmesi için yeterli özelliğe sahiptir. Monoton seslilerin seslerinin yükselme ve alçalma yeteneği vardır. Ancak kendilerine duydukları güvensizlik ve yetersizlik duygusu bu yeteneği kullanmalarını engeller (Riper, 1954). İdeal bir konuşma ve ideal bir ders anlatımı, monoton olmayan ve gerektiğinde yükselip alçalabilen bir ses tonuyla yapılandır (Şahin, 2007).

Politika, Ses ve Konuşma

Sered’e (1978) göre sesler konuştuğumuz kişiler hakkında önemli bilgiler verebilir. Konuştuğumuz kişinin aksanı onun geçmişi, eğitimi hakkında pek çok şey söyleyebilir.

“Ses kişinin kendisini dışa vurmasına yarayan en güzel araçtır. Aynı şekilde kişinin duygusal dünyasını en kolay ele veren, bu yolla da kişiye en kolay ihanet eden önemli bir unsurdur. Üzüntülü mü, neşeli mi olduğumuz sesimizden hemen anlaşılır. Kızgınlık, şaşkınlık, korku, sıkıntı, mutluluk ve otorite duyguları da sesle kolayca aktarılabilir. Bugün psikolojik olayların ses ve beden üzerinde yarattığı etkiler tartışmasız kabul edilmektedir” (Cialdini, 2001:257).

Etkili bir konuşmacı olabilmek için; duyulmalı, anlaşılmalı ve ses renkli, tınılı olmalıdır. ‘Sesin tınısı başka bir sesle arasındaki farkın anlaşılabilme özelliğidir. Bu eğitim yoluyla geliştirilebilen bir beceri olarak her insanda vardır. Konuşmanın etkisini ve farklılığını gösteren bir özelliktir’ (TDK, 1981:791). Tınının oluşması ile ilgili olarak Smith şu yorumu yapar:

‘Sesin kalite veya tınısı, çeşitli titreşim odalarının, yani boğazın, göğüs boşluğunun ve ağzın, boyut ve şekline bağlıdır. Sesli harfler arasındaki farklar ses çıkarıcılarına başvurulmadan, bu odaların değişimleriyle yapılanır’ (Smith, 1979: 318). Sesin rengine gelince; her kişinin sesinin berraklık, netlik ve yumuşaklık dediğimiz bir özelliği vardır. Bu özelliklerin eğitim yoluyla geliştirilmesiyle sesin rengi, tınısı, alçaklığı ve yüksekliği, heyecan verici olmalıdır ki dinleyicilerin dikkatini çekebilmelidir ve güven verebilmelidir. Bütün bunlar konuşmanın etkililiğini artıran bir bütünün parçalarıdır. Bu parçaların her birinin eğitimi, geliştirilmesi konuşmanın gücünü destekleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Ses hem kişiliği hem de ruh dünyasını ortaya koyar.

Politika, Ses ve Konuşma

Konuşurken duygu ve düşüncelerin anlaşılır etkili bir şekilde ifade edilebilmesinde seçilen kelimelerin önemi kadar, sesin tonlama, vurguların doğruluğu ve hecelerin uzunluğu kısalığı ile ayrıca jest ve mimiklerle desteklenerek kullanılmasının da önemi büyüktür. Jest, mimik ve beden hareketlerinin sözlü iletişime katkısına sözsüz iletişim veya beden dili adı verilmektedir. Özellikle yüz yüze iletişim, gruplar arası iletişim ve kitle iletişiminde konuşmayı destekleyen, güçlendiren ve etkisini artıran önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Etkili ve güzel bir konuşma için yumuşak, canlı ve renkli bir sese sahip olmak önemlidir. Bunun da ilk şartı duyarlı, müzikal bir kulağa sahip olabilmektir. Kulak duyarlılığı geliştirilmeden iyi bir sese sahip olmak mümkün değildir. Sesini güzelleştirmek isteyen birisi aynı zamanda kulağını da geliştirmeli ve duyarlı hale getirmelidir (Kaya, 2004). Ses eğitimi çalışmalarıyla ses yumuşak, canlı ve etkili duruma gelirken bir yandan da piyano destekli yapılan ses egzersizleri ve eser çalışmalarıyla kulak gelişecek, duyarlılığı artacaktır.

Hogg ve Vaughan’a (2007) göre, çeşitli duygular farklı iki ses yapısı ortaya çıkarmaktadır. Birincisi ses tonunda yükselme (ince ses), ses şiddetinde artış, konuşma temposunda hızlanma; ikincisiyse ses tonunda düşme (kalın ses), ses şiddetinde azalma ve konuşma temposunda yavaşlama. Çeşitli duyguları bu iki gruptan birine yerleştirmek mümkündür.

Bu konuda yapılan bilimsel araştırmalara göre hızlı konuşan insanlar yavaş konuşan insanlara göre daha ikna edici olmaktadır. Yavaş bir sesle konuşan kimselerin ikna edicililiklerinde ciddi bir düşme olduğu görülmüştür. Bu da ses sağlığı ve ses kullanım becerisinin ikna edicilikle arasında doğrudan ilgi olduğunu ortaya koyar.

Konuşma Hızı

Lincoln, konuşmalarında söylemek istediği en önemli konuya geldiğine ve önemli sözlerden sonra bir nefes alıp dinleyicilerin gözlerine bakarak duraklamayı kullanırdı. Bu ani duraklama dinleyicilerde merak uyandırır ve neyin geleceğini merakla izlerlerdi (Carnegie, 1999). Konuşmada istenilen etkinin verilebilmesi için önemli fikirler öncesinde ve sonrasında biraz duraklanmalı, vurgulanmak istenen yer özenle ve yavaş aktarılmalıdır. Bu duraklama aynı zamanda sözcük seçimi için de zaman kazandırır.

Politika, Ses ve Konuşma

Özdemir’e (2004) göre, konuşma hızı dakikada 125- 175 kelime arasında olmalıdır. Bu ölçüye göre dakikada 125 kelimeden az konuşuluyorsa konuşma yavaş, 175 kelimeden fazla konuşuyorsak konuşma hızlı demektir. Konuşmada üç temel unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi konuşmacı, ikincisi dinleyici yani hedef kitledir. Üçüncüsü ise konuşmanın bağlamıdır. Konuşma niçin, ne zaman, nasıl yapılmaktadır, içeriği nedir ve ortam nasıldır? Bütün bu faktörler konuşmanın hızını etkileyen temel faktörler olarak görünmektedir. Hedef kitlenin kültürü verilen mesajın düzeyi, konuşmacıya ayrılan zaman, ortam konuşma hızının hızlanması veya yavaşlamasına sebep olur. Konuşma hızı denetim altına alınmalıdır.

Sözsüz İletişim Beden Dili

Konuşarak duygu ve düşüncelerimizi anlatma biçimine sözlü iletişim (Verbal communication) adı verilir. Bilim çevrelerinde daha çok bu kavram kullanılır. İkili ilişki sırasında konuşmayı güçlendiren ses tonuna, sesin tınısına ve rengine katılarak onları destekleyen beden hareketlerine ise sözsüz iletişim (Non-verbal communication) adı verilmektedir (Trenholm and Jensen, 2004). Beden dili kavramı bütünüyle sözsüz iletişimin taşıdığı anlamı taşımamaktadır. Ülkemizde bu kavramlar birbirine karıştırılmaktadır. Beden dili içinde az da olsa karakter analizleri ve psiko-somatik davranışlarda incelenmektedir. Oysa sözsüz iletişimin olmazsa olmazı bireyin veya grubun iletişim kurma isteği ve sözü tamamlayıcı beden dili hareketleridir.

Sözsüz iletişimle ilgili birçok tanım bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı popüler beden dili kitaplarında birbirinin tekrarı şeklinde kendisini göstermektedir. Daha çok sosyal psikoloji alanında yazılan kitaplarda yapılan değerlendirmelerin daha tutarlı ve birbirini tamamlayan özelliklere sahip olduğu görülmektedir. Buna göre sözsüz iletişimi şöyle tanımlayabilir;

Konuşmayı desteklemek üzere yapılan beden ve yüz hareketleri ile konuşmanın gerçekleşmediği veya sözün anlaşılmasının güçleştiği ortamlarda vücut hareketleri ve yüz hareketleri ile duygu ve düşünceleri anlatma becerisine sözel olmayan iletişim adını verilmektedir (Hogg, Vaughan, 2007).

Politika, Ses ve Konuşma

Konuşma, sözel olmayan ipuçları olmaksızın nadiren gerçekleşir. İnsanlar telefonda insanların göremeyeceği hareketleri otomatik olarak yaparlar. Bazı telefon ve bilgisayarla yapılan konuşmalarda sözel olmayan davranışlarla desteklenmediği için iletişim güçlükleri yaratır. Hatta telefonla konuşurken zaman zaman: “Tamam, bunları yüz yüze konuşalım deriz.” Bu sözel olmayan davranışlara duyduğumuz ihtiyaçtan kaynaklanır. Jest, mimik ve beden hareketlerinin tamamlayıcılığı zaman zaman sözün önüne geçebilir (Hogg, Vaughan, 2007). Bazen yazılı olarak istek ve dilekleri iletmenin yeterli olmadığına inanılır. Yüz yüze görüşme için çaba harcanır. Özellikle bir kişinin yüz yüze bireysel iletişiminde, bir kişinin gruplar veya kitle ile iletişiminde, görsel medyada ve grupların gruplarla ilişkisinde sözsüz iletişim önemli bir yere sahiptir (Trenholm, Jensen, 2004).

Bu alanda bilimsel araştırma yaparak nesnel sonuçlara varmak çok güçtür. Çünkü her insanın beden dilini oluşturan çok karmaşık süreçler bulunmaktadır. Bu süreçlerin her biri sözsüz iletişimin birer önemli unsurunu oluşturur. Çeşitlilik ve farklılıklar gösterir. İnsanlar 20.000 farklı yüz ifadesi kullanır (Birdwhistell, 1970). Toplam 700 bin farklı fiziksel jest, yüz ifadesi ve hareket vardır (Pei, 1965). En kısa etkileşimde bile bu iletişim araçları çok büyük sayıda, anlık olarak ve kendiliğinden kullanılabilir.

Sözsüz iletişim, duygusal durumun anlaşılmasında çok önemli bir yere sahiptir. Sözcükler genelde içerik bilgisi taşırlar, sözsüz iletişim ise duygusal bilgiyi dışa vurur. Bir bakış, bir dokunuş içten gelen bir sevgi ya da hayranlık duyguları sözsüz iletişim yöntemiyle daha güçlü dile getirebilir (Taylor, Peplau, Sears, 2007). Bazen akla gelebilecek en kötü sözler bile tek bir bakış kadar etkili olamaz. Sözsüz iletişim, onaylama, kabul, ret, durdurma, devam et ve anladım gibi manalar taşıyan dokunma, baş sallama, bakış, el hareketleri kullanarak karşılıklı konuşmanın düzenlenmesine yardım eder.

Politika, Ses ve Konuşma

Vücut hareketleri ruhun yansımasıdır. Ammelburg’a (2003) göre, konuşma sırasında insanın tüm vücudu konuşur ve bir anlatım aracı haline gelir. Konuşmacının vücut ve yüz ifadelerinin konuşma içeriğine de yansıması yani konuşmasının yapmacıksız vücut ve yüz ifadeleriyle desteklenmesi gerekir.
Beden dili güzel konuşma sanatını güçlendirir.

İçsel panik titreyen parmaklarla ve sallanan ayakla ortaya çıkarsa, rahat ve güvenli olunmasını bekleyen dinleyiciler bundan rahatsız olurlar (Stuart, 2002). Bu da güven yitimine sebep olur ve konuşmacı inandırıcılığını kaybeder. Dinleyiciler hayal kırıklığına uğratılmamalıdır.

Jest ve mimikler

Jest ve mimikler, sözsüz iletişimin konuşma ile doğrudan ilişkili unsurları arasında yer almaktadır. Konuşma başarısını artıran, konuşmayı besleyip renklendiren, cümlelere derinlik ve yön veren en önemli etkenlerden birisi de el, kol, baş omuz ve yüz hareketlerimizdir. Bu hareketler doğal bir biçimde yapılmalıdır, abartılı ve yapay olursa dikkat dağıtır, konuşmacının dürüst olmadığı izlenimini bırakır ve konuşmacı kitlelerin güvenini kazanamaz. Bakışlarla, yüzün anlatımıyla, duruşla dinleyici konuşmacıyı algılamaya başlar. Sözcüklerin anlam ve duygu yükünün ortaya çıkmasında bu algıların önemi büyüktür. Korku, sıkılganlık ve çekingenlik gibi konuşmanın doğal akışını bozan, dikkat dağıtan durumlardan uzak durmak gerekir (Özdemir, 2004)

Duruş

Burada ele alınan duruş ile nefes almanın rahatlaması açısından değerlendirilen duruş arasında fark bulunmaktadır. Burada konuşma anında konuşmacının dinleyicileri önündeki duruşu anlatılmak istenmektedir. Etkili bir konuşmada dinleyici karşısında duruşun dik ve rahat olması çok önemlidir. Monroe’e (1945) göre, genel duruş sert olmadan dik, kambur olmadan rahat olmalıdır.

Doğru duruş biçimi bize en rahat gelen, rahat nefes alıp verebileceğimiz ve dinleyiciler karşısında kendimizi en rahat hissettiğimiz durumdur. Ayrı sağlıklı duruş konuşmacının dinleyici karşısında rahatlığı, özgüveni etkililiğini artıran önemli bir sözsüz iletişim unsurudur. Her insanın duruşu kendi biyolojik yapısının özelliğine uygun bir dengeyi sağlamasına bağlıdır. Konuşmacının sahnede duruş biçimi, dengesini gösterir.

İçiniz pır pır ediyor olsa da güvenli davranmak ve dik bir duruş önemlidir (Stuart, 2002). Duruş kişiliği sergiler ve özgüveni yansıtır.

Konuşmanın doğal akışına göre elleri unutmalıdır (Özdemir, 2004). Eller duygu ve enerjiyi yansıtırlar. Doğal haliyle yanlarda durabilirler ve hafif hareketlerle konuşmaya katılabilirler veya konuşma kartlarını tutabilirler. Ayaklar arasında birkaç santimlik mesafe bırakılarak ve vücut ağırlığı iki ayağa eşit dağıtılarak dik durulmalıdır. Özellikle seçim kampanyalarında birçok kere kitle önünde konuşma yapmak durumunda olan politikacıların konuşma platformunu kullanırken duruşları ile konuşmalarının kitle üzerindeki etkisi arasında önemli bir bağlantı bulunmaktadır. Duruş eğitim yoluyla düzenlenebilen ve geliştirilebilen bir sözsüz iletişim biçimidir.

Göz teması

Kirman’a (2008) göre, göz temasıyla dinleyiciler ve konuşmacılar arasında hızlı bir veri alışverişi gerçekleşir. Dinleyiciler konuşmacının gözlerinden dürüstlüğü, iyi niyeti, doğallığı ve samimiyeti okumak isterler. Bunları gördüklerine konuşmacıya güven duyacaklardır. Göz teması duruşu destekleyici özelliğe sahiptir. Güçlü insanlar kendine güvenmeyen insanlara kıyasla daha çok göz teması kurarlar.

Politika, Ses ve Konuşma

Dinleyicilerinizin gözlerine bakın. Gözlerinizi sakin bakışlarla odanın içinde, dinleyiciler arasında gezdirin. Tıpkı sohbet ederken yaptığınız gibi, başka yere değil, hitap ettiğiniz kişilere bakın (Carter, 2004:132).

İyi bir konuşmacı yaratmanın en önemli unsurlarından biri göz temasıdır. Bakışların konuşma metninden ayrılıp dinleyicide yoğunlaştırmak önemlidir. Bu hem konuşmacının dikkatle dinlenmesini hem de dinleyicilerin tepkilerini gözleyerek değerlendirilmesini sağlayacaktır. Bakışlar dinleyicilere yönlendirilmeden onları etki altına almak oldukça zordur. Aynı zamanda dinleyici ile konuşmacı arasında sözsüz bir ilgi oluşarak ilginin artmasını sağlar. Bu yüzden her dinleyici kendisine seslenildiğinin farkında olmalıdır.

Stuart’a (2002) göre, birine bakmanız onunla ilgilendiğinizi gösterir. Birbiriyle ilgilenen, birbirlerinin hissettiklerini hissetmeye çalışan insanlar göz teması kurarlar. Küçük, kısa ve ani bakışlar iyi bir göz teması değildir. Dinleyicilerin gözlerine ve yüzlerine bakmak gerekir.

İçtenlik

İletişimin en önemli boyutlarından birisi duygu dilidir. Konuşmaya ruh veren en önemli unsur içtenliğin ses tonuna yansımasıdır. Konuşma için seçilen kelimler içten geliyorsa insanlar sizden etkilenecektir (Yaman, 2001). İnandırıcılık, anlaşılırlık, dikkati uzun süre üzerinde tutabilme söz ve hareketlerdeki samimiyete yani içten bir tavır sergilemenize bağlıdır.

İletişimde karşılıklı güven ortamının sağlanmasına özen gösterilmelidir. Bunun için dürüstlük ve içtenlik ilkeleri benimsenmelidir. (Nalıncı, 2000). Dinleyicilerin ilgisini sıcak tutma, ilgisini çekme samimiyet ile sağlanır (Çongur, 1999).

Özgüven

Fransa’nın yetiştirdiği en büyük siyasi konuşmacı Jean Jaures, ilk konuşmasındaki başarısını görene kadar Temsilciler Meclisi’nde bir yıl boyunca hiç konuşma yapmamıştır. Çiçero, konuşmacının heyecanının konuşmayı konuşma yapan, duyguyu yansıtan bir unsur olduğunu söyler. Konuşmanın içinde biraz heyecan olması aslında konuşmayı renklendirebilir. Amerikalı psikolog Profesör William James ‘kendinize güvenin, güveniyormuş gibi davranın ve isteğinizi bu amaca yöneltin, güven duygusu kısa sürede duyduğunuz korkunun yerini alacaktır’ der (Carnegie, 1999). Bunun ölçülü ve kontrollü olması önemlidir. Bir topluluğa karşı konuşken cesaretli, soğukkanlı olmak ve özgüveni kaybetmemek sanıldığı kadar zor değildir. Nefes alıp vermeyi unutmamak ve derin nefes almak cesareti ve canlılığı artıracaktır. İzleyicilerin varlığı beynin daha verimli kullanılmasını ve böylece motivasyonun artmasını sağlar.

Konuşma Yerine Çıkış

Martin Luther şöyle demiştir; sağlam adımlara konuşma yerine git, ağzını aç ve çabukça da kapa. Konuşmacının konuşma yerine ulaşmasına kadar geçen sürenin konuşmanın başarılı olup olmayacağında belirleyici olacağı unutulmamalıdır. Konuşma yerine canlı adımlarla yürümeli, konuşma noktasına çıkış için en emin ve kısa mesafe tercih edilmelidir.

Konuşma yerine gidiş heyecanın kontrol edilebilmesi için de son derece önemlidir. Konuşma yerine giderken konuşmada yapılacak hareketler hızla zihinden geçirilmelidir.

Heyecan

Konuşma, sunum ya da sahne performansı öncesinde başlayan heyecan sahneye gelindiğinde en yüksek halinde, zirvededir. Artan heyecanla birlikte oksijen ihtiyacı da artar, ses titrer ve çatlar. Ağız kuruluğu başlar, buna titreyen eller ve bacaklar eşlik eder. (Kirman, 2008). Beyin vücut ağırlığının %3’ünü oluştursa da kullandığı oksijen alınan oksijenin %20’sini oluşturur. Heyecan ve gerilim anında istemsiz kasılmalar nefes tutmaya ve yeterli nefes alamamaya neden olur. Bu da yeterli oksijenin beyne gitmesini engeller (Maviş, 2004). Yeterli oksijenin sağlanmasıyla birkaç dakika sonra doğal hareketlere kavuşulur ve heyecan kontrol altına alınmış olur.

Heyecan başarılı bir konuşmanın ve bir sahne performansının önüne geçecek bir engeldir. Ama her konuşmacı heyecanın normal ve gerekli olduğunu bilmelidir (Ünalan, 2003). Önemli olan bunun kontrol edilebilmesidir yani hakim olmaktır. Konuşma sırasında fazla salgı sonucu tükürük birikirse cümle sonlarında yavaşça yutkunmalı, ağız kuruluğu olursa da ya su yudumlanmalı ya da dilin iki yanı yavaşça çiğnenmelidir.

Konuşma anında heyecan her insanda bio psikolojik yapısına göre farklılıklar gösterebilir. Bu yüzden yalnızca tükrük bezlerinde değil el ve kollarında, bacaklarında ve yüzünde değişikliklere sebep olur. Bunların her birinin giderilmesi için yapılacak çalışmalar heyecanın iradenin emrine verilmesi ile ilgilidir.

Politika, Ses ve Konuşma

Heyecanın kontrolü için yapılacak çalışmalardan birincisi, konuşmaya hazırlık sırasında prova yapmaktır. İkincisi sahneye çıkma anında yapılacak ilk on hareketi belirlemek ve bunları psiko motor beceri gibi tekrarlayabilmektir. Heyecan konuşmanın başlangıcında doruk noktasındadır ve kontrol dışına çıkabilir. Bu anlarda önceden planlanmış hareketler heyecanın kontrol altına alınmasını sağlar. Konuşmaya davet edilmeden veya çıkmadan önce eğer kol ve bacaklarda heyecan sonucu bir titreme oluşuyorsa bunu el, kol ve bacak kasları sıkıp bırakarak iradenin içine alabilir. Derin ve sağlıklı nefes alış veriş de ses titremelerinin azaltılması ve heyecanın kontrolü için önemlidir.

Konuşma metninin sunumunda dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi sesin canlı ve dinamik bir yapı kazanmasıdır. Çünkü konuşmada sesin canlı ve dinamik bir hal alması sunulan düşüncelerin de canlılık ve dinamizm kazanması sağlayacaktır (Lucas and Stephen, 309). Sesin canlılık kazanması aynı zamanda yüz ifadelerinin de daha anlaşılır ve görünür bir netlik kazanmasını sağlayacaktır. Sese canlılığını veren heyecan irade ile kontrol edilmeli ve konuşmanın akışına katılmalıdır. Bu yüzden her konuşmada heyecan duygusunun kontrollü bir biçimde hissettirilmesi, konuşmanın gücünü artıracaktır.

Ses Sağlığı ve Bakımı

İnsanların belli bir ses aralığı vardır ve genelde konuşmalarının % 70’ini bu ses aralığında yaparlar. Belli bir eğitim alamadan bu aralığın dışına çıkmak sesi olumsuz etkiler, ses yorgunluğu ve ses hastalıklarına neden olabilir (Er, 2009). Soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları sonucu ses kısılabilir. Bu sorun genelde ciddi sağlık problemlerine yol açmaz. Fakat sesin aşırı zorlanması ve yanlış oluşturulması sonucu oluşan ses hastalıkları sesle ilgili fonksiyonlar ve problemlerle uğraşan profesyoneller tarafından değerlendirilmeli, takip ve tedavi edilmelidir. Ses teli üzerinde nodül, polip, ödem, kanama veya sinir felci gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bunların sonucunda ses kısılır. Bu olumsuz sorunlara yol açmamak için sesin korunmasını sağlayacak bazı önlemler almakta yarar vardır. Buna ilişkin aşağıdaki bilgiler verilerek uyarılar yapılmalıdır;

  •  Boğazınızı kazır tarzda temizlememek öksürmemek ve bağırmamak gerekir. Bu hareket ses tellerinin birbirine çok şiddetli olarak çarpmasına neden olur. Oluşan tahriş sonucunda ses telleri üzerindeki salgı oluşuma daha fazla artar. Bu durumda en iyi yöntem yutkunmaktır.
  •  Eğer ağız kuruluğu varsa tükürük üretmek için dilin iki yanı çiğnenebilir.
  •  Konuşurken birey için doğal olan ses tınısı kullanılmalıdır.
  •  Ses kullanırken nefes desteği doğru ayarlanmalıdır. Ses kullanmadan önce vücut gevşeme hareketleri ile, ses de egzersizlerle mutlaka ısıtılmalıdır. Gevşeme hareketleri sadece sesi ve konuşmayı iyileştirmek için değil fiziksel sağlığımız için de önemlidir.
  •  Artikülasyona çok önem verilmelidir. Bu yalnızca, söylenen şeylerin anlaşılır olabilmesinden değil, kişiye solunumda da yardımcı olması bakımından gereklidir (Cevanşir ve Gürel, 1982).
  •  Uzun süreli ve yüksek sesle konuşmalardan kaçınılmalıdır.
  •  Gürültülü ortamlarda konuşmaktan kaçınılmalıdır.Sigara içmemeli, içilen yerlerden uzak durulmalı ve aşırı alkol kullanılmamalıdır.
  •  Bol su içerek ve buhar çekerek larenksin nemli kalması sağlanmalıdır. Aşırı kuruluk ses tellerinde tahrişe neden olabilir. Antihistaminikler ( alerji ilaçları), idrar söktürücüler ve grip ilaçları gibi bazı ilaçlar ses telleri üzerindeki salgıları azaltarak kuruluğa neden olurlar.
  •  Baharatlı gıdalardan uzak durmalı, eğer reflü varsa bu rahatsızlık kontrol altına alınmalıdır.
  •  Ağır yük kaldırmamak itmemek ve çekmemek gerekir.
  •  Stres sesin zorlu kullanılmasına neden olarak ses tellerinde hasarlara nedenolabilir. Stresten uzak durmak gerekir.
  •  Ses sistemine yönelik yapılacak gevşeme hareketleri, sesin daha etkili ve uzun süreli kullanımına önemli katkı sağlayacaktır. Bu nedenle periyodik olarak özellikle omuz, boyun ve yüz kaslarınızı gevşetme çalışmaları yararlı olacaktır.
  •  Kahve ve çay çok tüketilmemelidir. Mentollü veya anestezik boğaz pastillerini kullanılmamalıdır.
  •  Ses kısıklığı 2 haftadan uzun sürüyorsa bu ciddi bir ses hastalığının habercisi olabilir. Mutlaka foniatri alanında uzmanlaşmış bir KBB uzmanına başvurulmalıdır.
  •  Göğüsde yanma boğazda acı tat, ekşime hissi veya sık geğirme, mide asidinin yemek borusundan yukarı çıkarak gırtlağı tahriş etmesinden kaynaklanabilir. Bu şikayetler var ise baharatlı, acılı, ekşi, asitli gıdalardan kaçınılmalıdır. Yemeklerden sonra bir miktar antiasit alınmalı, dolu mideyle uyumamalı ve gerekirse yatağın baş kısmı bel hizasından itibaren kaldırılmalıdır.
  •  Çok dar elbiseler veya kemerler, rahat solunumu engellediğinden ve reflüyü artırdığından kullanılmamalıdır.Konuşma sırasında “aaa” ve “eee” gibi boşluk doldurucu sesleri kullanılmamalıdır.Eğer sesin yorulduğu hissediliyorsa konuşma kesilmelidir. Gerekirse konuşmadan iletişim sağlamak için mutlaka yanınızda kalem ve kağıt bulundurulmalıdır.

Ses sisteminde rahatsızlık hissediliyorsa, ses bir süre dinlendirilmeli, tam veya hafif ses istirahatı uygulanmalı, fısıldayarak konuşulmamalıdır.

Yemeklerden hemen sonra konuşma yapmak doğru değildir. Dolu mide diyafram hareketlerine engeller. Hazım sırasında, kan daha çok karın bölgesinde toplanacağından ses telleri ve larinks kasları yeterince beslenemeyecektir.

  •  Sabahları uyanınca yataktan kalkmadan birkaç dakika gerinme ve gevşeme hareketleri yapılabilir.
  •  Haftada iki ya da üç gün uzun ve rahat bir oturma pozisyonunda gözler kapalı olarak hiçbir zorlama ve müdahale olmadan yavaş yavaş ve huzurlu biçimde nefes alınıp verilir.. Nefes alma verme süreleri eşit olmalıdır. Nefes alıp verirken başka hiç birşey düşünülmemeli yalnızca havanın akciğerlere dolup boşalması hissedilmelidir.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: osman in Moda

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…