21 Mart 2016 - No Comments!

Popüler Kültür, Sanat ve Reklam Dünyasından Örnekler

Popülerite kavramı kitle kültürüne ait bir kavramdır. 1958 yılında eleştirmen “ Laverence Alloway  tarafından kaleme alınan bir sergi tanıtım yazısında şöyle diyordu: ‘‘Bizim entüstrileşmiş uygarlığımıza ait popüler sanatlar, tam tersine, şiddetli ve deneysel bir şekilde. Popüler sanatlarda haberden fantaziye örneğin yıldızlarından parfüm reklamlarına, seksi kadınlardan kaba saba şeylere, güzellikten korkunç ölümlere kadar herşeyi bulabilirsiniz. Bir bütün olarak bakarsak, popüler sanatlar, dünyadaki değişimleri kontrol etmeye ilişkin hayal ve entrikalar sunarlar; değişen kültürümüzdeki herşey popüler sanatların malzemesidir. Alloway’in bu yazısında, ‘‘yaygın’’, ‘‘herkesçe bilinen ve sevilen’’ anlamına gelen ‘‘popüler’’ sözcüğünün kısaltılmışı olan pop, 1960’larda Amerikalı eleştirmenlerin de kullanmaya başlamasıyla bir sanat akımının ismi olmuştur."

Richard-Hamilton

Richard Hamilton ‘‘Bugünün evlerini cazip kılan nedir?’’ 1922,

 

İlk olarak Amerika ve İngiltere’de ortaya çıkan akım sanatçılarından tanımına kadar bir çeşitlilik göstermektedir. “1956 yılında Londra’da açılan ‘‘İşte Yarın’’ başlıklı sergide yer alan ‘‘Bugünün Evlerini Bu Denli Farklı, Bu Denli Cazip Kılan Nedir?’’ (1956) başlıklı kolaj, ‘‘popüler’’ sözcüğünün bir kısaltımı olan ‘‘pop’’ türünde ilk örneklerinden biri olarak nitelendirilir. Kolajı gerçekleştiren İngilizi sanatçı Richard Hamilton’a (1922- ) göre Pop Sanat, toplumun değişen değerlerine yönelik sanatsal bir inancı yansıtmaktadır: 20. yüzyıl yaşamını soluyan sanatçının kitle kültürünün tüketicisi olması ne kadar kaçınılmazsa, o kültüre katkıda bulunması da o kadar kaçınılmazdır. Hamilton’ın kolajı, bu söylemin güzel bit karşılığı gibidir: Pentür geleneğini dışlayarak herkesin elinden gelebilecek ‘‘kes yapıştır’’ tekniğini kullanması, sanatçının bilinçli bir tercihidir ve okura yönelen bir mesajdır.”
Modern yaşamı temsil edecek  biçimde kurgulanmış  bir evin  içini gösteren Hamilton’un ,  çalışmasın da 1950’ lere göre gelişmiş teknoloji ürünü olan ev aletleri dikkat çeker. Elektrikli süpürge,televizyon, kasetçalar gibi aletlerin yanı sıra pencereden görünen sinema  salonu ve duvarda asılı duran çizgi roman afişi gibi çeşitli öğeler aracılığıyla Batı dünyasına ait gündelik yaşamın bir portresini sunar. Cinsiyet rollerini yeniden üretirken erkek de kadın gibi seyirlik bir nesne halinde görünmesi,o dönemde  vücut geliştirme sporuna ilk heveslerin  yaşanmaya başlamasının da etkisi vardır. Hemen hiçbir şey doğal değildir; yapay bir atmosfer oluşturulmuş televizyonun üzerindeki meyve tabağı ve odanın bir köşesine iliştirilmiş bitki de bu duruma hizmet etmektedir.

resim-sanat
Amerikan soyut dışavurumculuğu akımı adeta ulusal bir sanat- reklam pazarlama organizasyonuyla tam dünyaya kabul ettirilmişken, akım  adeta karşıtını oluşturmuş bir anlamda popartın doğuşunu tetikleyen bir etken olmuştur.
Popart’ı oluşturan toplumsal koşullar göz ardı edilemez Özellikle  ikinci Dünya Savaşı sonrası  artan tüketim, bu tüketimi yönlendirme çalışmaları için medya organlarının  reklamcılık açısından daha etkili kullanılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu çeşitlilik ve yeniliklerin getirdiği hız, estetik ve imaj bolluğu dikkat çekici düzeydedir.
Hamilton, popun genel karakteristiğini yansıtan işler üreten bir sanatçıdır.Hamilton’un yanı sıra popsanat deyince akla  gelen ilk sanatçı Andy Warhol’dur. Sanatçılar ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde eş zamanlı olarak ortaya çıkar. Ancak, dikkatle incelendiğinde her ülkenin kendine özgü “pop” imgeleri ürettiği görülür.  “ABD Robert Rauschenberg, Jasper Johns, Jim Dise, Robert Indiana, Roy Lichtenstein, Claes Oldenburg, Mel Ramos, James Rosenquist, Ed Ruscha, Wayne Thibeaud, Andy Warhol, Tom Wesselmann, George Segal.... (Foto-Gerçekçilik) Chuck Close, Robert Bechtle, Richard Estes, Audrey Plack, Malcolm Morley... Almanya Sigmar Polke, Gerhard Richter, Wolf Vostell... İngiltere Rıchard Hamılton, Davıd Hockney,  R.B. Kıtaj, Eduardo Paolozzi, Derek Boshier, Peter Phillips, Allen Jones’dur.”

Jasper-Johns-uc-bayrak

Amerikalı ressam Jasper Johns, 1955de Amerikan bayraklarından oluşan bir seri  resim yaptı. Soyut Ekspresyonistlerden tamamen farklı bir  yöntemle Eski bir boya malzemesi  olan mumlu boyaları kullandı.
“Ocak 1958’de New York’ta Leo Gastelli Galerisi’nde bu resimler ilk kez sergilendiğinde, kamuoyunda bir kızgınlık yarattı. Johns ulusal bayrakla alay mı ediyordu, yoksa yüceltiyor muydu? Aralarında Birleşik Devletlerinde olduğu pek çok ülkede, ulusal simgeyle uğraşanları cezalandıran yasalar vardı. Yoksa Johns resimle mi alay ediyordu? Buna karşı çıkarılmış bir yasa yoktu. Ancak resimler, son zamanlarda kazanılan uluslararası başarıların tadını çıkaran ulusal sanat dünyasını sinirlendirmiştir. Bazı resimlerde, bayraktan başka bir şey yoktu ve bunlar ev-yapımı bayraklara benziyordu. Ötekilerde bayrak tualin bir bölümünü -sözgelimi tipik bir portrede insan başının geleceği yer olan, tualin üst kısmının ortalarını- kaplıyor ve geride ona zıt renklerden oluşan bit zemin bulunuyordu. Bazı resimler bütünüyle beyaz olup, dokudaki ve beyazın tonundaki hafif çeşitlemelerle, yıldızlar ve şeritler beliriyordu. Bir tanesinde bayrak resimleri, en küçüğü en önde olmak üzere ticari bir amaçla sergileniyormuş gibi üst üste konulmuşlardı. Sanki elbise ya da bavulmuş gibi bunları çeşitli boyutlarda sergilemek, bir ressamın yapacağı iş miydi? Başka resimlerde Johns bayrağı, sayılara, nişan tahtalarında, hatta Amerika haritasına döndürmüştü. Üstelik böyle açık seçik ve etkileyici motifler olmaksızın yaptığı resimler de vardı. Tüm bunlara çözüm yolu oluşturabilecek bir başka örnek, Johns’un ‘‘Tual’’ isimli eseridir. Bu, geniş bir tual ve onunla yüz yüze yerleştirilmiş bir başka küçük tualden oluşur. Burada motid nedir ve nerdedir? Resim ve ressam bu soru karşısında susarlar.”
Andy Warhol tüm dünyada şüphesiz Pop sanat denince ilk akla gelen isimdir. Karizmatik, renkli kişiliği ve yarattığı imgelerin güçlülüğü onu bu konuma getirmiştir. Adeta tüketim toplumunun dramatik bir sözcüsü haline gelmiştir. Ama o daha çok sanki Thedor Adorno’nun savını doğrularmışcasına tüketimin demokratikleşme sağladığının savunusunu yapar.

 

Marlyn-Monreo

Andy Warholl, Marlyn Monreo, 1962

Andy Warhol: ‘‘Bazılarının dediğine göre, Brecht herkesin birbirine benzer şekilde düşünmesini istiyormuş. Herkesin birbirine benzer şekilde düşünmesini ben de istiyorum. Ama Brecht bunu komünizm yoluyla gerçekleşmesini istiyordu. Rusya bunu devlet gücüyle yapıyor. Herhangi bir devlet baskısı falan olmadan bu durum burada kendi başına gerçekleşiyor. Madem herkes belli bir zorlama falan olmadan benzer düşünebiliyorsa, neden komünist olmak gereksin ki? Herkes birbirine benziyor, herkes benzer şekilde davranıyor; ve gün geçtikçe artan bir hızla bu yolda ilerliyoruz.

Herkesin bir makine olmasını istiyorum.

Herkesin birbirinden hoşlanmasını istiyorum.’’

 

Warhol’un en iyi bilinen işleri;, Brillo Kutuları ve Marlyn Monreo gibi popüler sanatçı ve siyasetçilerin çoğaltılmış portreleridir. Pop sanat tüketimi olumlamak veya eleştirmek için sistemin kendi imgelerini kullanır.Amerikalı diğer bir sanatçı Roy Lihtenstein geliştirdiği kişisel uslubuyla dikkat çeker.

sanat-kultur
“Roy Lichtenstein, resimli dergilerin görsel dilin, konularını ve tekniklerini; Warhol ise, her yerde karşımıza çıkan ve ısrarla yinelenen özellikleriyle reklamcılığı ele almışlardır. Sanatçılara özgü kararları ve yetenekleri bu malzemeleri kopya etmede kuşkusuz rol oynamıştır.  Ancak bu, büyük ölçüde gözden kaçırılmış ve her iki sanatçıda çok sık rastlanılan basit olayları ve sözleri, kendilerinden birşey katmadan taklit eden kişiler olarak görülmüşlerdi. Öte yandan, bu iki sanatçı, yapıtlarının niteliğini, Ressam-sonrası Soyutlama (Post Painterly Abstraction) akımına benzeyen bir takım zarif eğilimlerine borçludurlar. Özellikle Warhol’un bazı yapıtları, Ellsworth Kelly’nin dikkatle düzenlenmiş örnekleriyle kıyaslanabilir. Lichtenstein’in bazı yapıtları ise, geleneksel tarih resminin anıtsal özellikleri olduğu kadar, Japon baskılarının da az ve öz ifade biçimlerini anımsatır. Her iki ressam da ticari sanat denemeleri yapmışlar kendilerine özgü grafik düzenleme kaynaklarını 1960-1 yıllarında kitle iletişim araçlarında bulmuşlardı. Lichtenstein bazı motifleri, resimli dergilerin bayağı üslubuna aktarma çalışmalarını sürdürdü. Bu motifler arasında Cézanne, Picasso, Mondrian ve modernizmin öteki kahramanlarının tabloları; Yunan tapınaklarının, güneşin batışını gösteren manzara resimlerinin kartpostalları; 1920’lerin Art Déco derslerindeki uyarlamalar sayılabilir.”

thumb-sanat-akimlari

Pop Art

op Art, bugün izleyene o gün ki etkiyi vermemekle birlikte Şüphesiz geçmişte  işaret ettiği şeyler bu gün her konuşmada duyulabilinen marka saplanıtısı, tüketim kültürü gibi klişeler olarak görülmektedir.
“20. yüzyılın başlangıcında, özellikle 1920’lerden itibaren güç toplamaya başlayan ve 1960’larda güç kazanan tüketim kültürünün genel çerçevesi içinde kültürel gelenekler asimilasyona uğramış ya da homojenleşmiştir. Bu dönemde tüketim kültürü, bir dizi beğenilen ve övülen değeri -bir yaşam biçimi- paylaşan insanlar arasında farklılık göstermeye başlamışteır. Farklılık, gönüllü ve geçici bağların hangi gruba yöneleceğinin açık olmamasına dayanır. Bu grup bağları, reklam ajansları tarafından yönetilen izleyici ve pazar araştırmasının konusu olmuştur. Buna ek olarakinsanların ve malların ayrılmış alanları çökmüş, daha genel çerçeveye dahil edilmiştir.”
Pop Artın  doğuşu ve sanat dünyasında etkin olduğu dönemin en önemli özelliklerinden  biri ise radyo ve televizyonun yaygınlaşması ve reklamcılar tarafından aktif kullanımıdır.
Avrupa’da özel televizyon yayıncılığına 1954 yılında izin verilir. Ticari televizyonların  gelirleri reklamlardan oluştuğundan, şirketler reklamcıları kendilerine çekmek için en geniş izleyiciye ulaşmak zorundadır. Amerikan televizyon yayıncılığındaki serbestliğe  karşılık, Batı Avrupa ülkeleri, reklam biçimleri ve zamanlarını kontrol etmişlerdir.  İngiltere’de, özel televizyonlara her program saatinde sekiz dakikadan fazla reklam yapmalarına izin verilmemekte ve kraliyet törenleri esnasında reklam yayınlanmamaktadır. Zaman içinde  İngiltere’de başlayan özel yayıncılık, gün geçtikçe güçlenir. ve özel televizyonların reklam gelirleri ve izleyici  kitlesinde büyük artış yaşanır.

sanat-reklam-renk-boya
“Amerika’da televizyon yayıncılığı 1939 yılında başlamıştır. 1941 yılına kadar 10 ticari televizyon yayın yaparken, 1957’ye kadar televizyon Amerika kıtasının %97’sine ulaşmıştır. Başlangıçta, radyoda olduğu gibi, televizyon programlarını da kontrol etmektedir.
İlk televizyon reklamları, Amerika’da 1941 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta televizyon reklamları, görüntülü radyo mesajı gibidir; konuşan kafalardan oluşur. 1950’lerin ortalarından itibaren, canlı yayınlanan spotlar yerini filme çekilmiş reklamlara bırakmıştır. Televizyon reklamlarının başlangıcında Amerika’lılar, reklamcılık alanında üstün konumdadır. Çünkü kısa sürede, ülke çapında kitlesel televizyon izleme oranı artmıştır.”19
Üretimin artması tüketimin teşviki, kentleşme ve homojenleşme, yaşam tarzları pek çok açıdan kültürel bir bunalıma sebep olmuştur.

 

Thedor Adorno’nun (1944) Nazizim sonrası ortaya attığı ve kültür endüstri kavramı ve 1960’larda kültür yönetimi ilgili eleştirel yaklaşımlar dikkat çekicidir.
Adorno’ya göre: “Kültür endüstrisi bildik şeyleri yeni bir nitelikte birleştirir. Tüm dallarda, kitleler tarafından tüketilmeye uygun olan ve bu tüketimi büyük ölçüde belirleyen ürünler, az çok planlı bir biçimde üretilir. Tek tek dallar, yapıları açısından birbirlerine benzer ya da en azından iç içe geçer. Adeta boşluk bırakmayacak bir sistem oluştururlar. Bugünkü teknik olanaklar kadar, ekonomi ve yönetimin yoğunlaşması da bunu yapmalarında olanak verir. Kültür endüstrisi, müşterilerinin kasten ve tepeden bütünleşmesidir. Binlerce yıl boyunca birbirinden ayrılmış yüksek ve düşük kültür alanlarını da birleşmeye zorlar her ikisinin zararına olacak şekilde. Yüksek kültürün, etkileri üzerinde spekülasyon yapılarak, ciddiyeti ortadan kaldırılır, düşük kültürün, toplumsal denetim bütünsel olmadığı sürece barındırdığı haşarı isyankarlık ise, uygarlaştırıcı dizginleme yoluyla yok edilir. Kültür endüstrisi, yöneldiği milyonların bilinçli ya da bilinçsiz düzeyi üzerinde yadsınamaz bir biçimde spekülasyon yaparken, kitleler birincil değil ikincildirler, hesaplanmıştırlar; mekanizmanın eklentileridirler. Müşteri, kültür endüstrisinin inandırmak istediği gibi, kral değildir; kültür endüstrisinin öznesi değil, nesnesidir. Kendini kültür endüstrisine uydurmuş olan ‘‘kitle iletişim araçları’’ terimi, daha en baştan vurguyu zararsız olana kaydırmaktadır. Ne ilk planda kitleler söz konusudur ne de iletişim teknikleri; söz konusu olan, onlara üflenen ruhtur, efendilerinin sesidir. Kültür endüstrisi kitleleri dikkate almayı, onların verili ve değiştirilemez varsayılan zihniyetini ikiye katlamak, pekiştirmek ve güçlendirmek için kötüye kullanır. Bu zihniyet neyle değiştirilebileceği hususu, tamamen dışta bırakılmıştır. Kitleler kültür endüstrisinin ölçütü değil ideolojisidir, kültür endüstrisi de kitleleri kendine uyarlamadıkça var olamazdı.”
Amerikan sanatının öncelikle soyut dışavurumculuk akımının gelişimi
ve yayılmasında büyük pay sahibi olan Clement Greenberg’de “Kiç ve Öncü” adlı makalesiyle dönemi ve sonrası ile ilgili gelişmelere eleştirel bir yaklaşım getiriyordu.

vucud-sanati

“Proletarya ve küçük burjuva olarak kentlere yerleşen köylüler yaşamlarını kolaylaştırmak için okumayı yazmayı öğrendilerse de, kentin geleneksel kültürünün tadına varabilmek için gerekli boş zamanı ve rahatlığı elde edemediler. Bu arada, bir yanda geride, kırsal kesimde bıraktıkları halk kültürüne beğenilerini yitirmiş oldukları, bir yanda da can sıkıntılarını giderme arayışı içinde olduklarından, kentleri dolduran bu yeni yığınlar, kendi yaşam biçimlerine, anlayışlarına uygun bir kültür sağlaması için toplum üzerinde baskı oluşturdular. Bu yeni pazarın gereksinimini karşılamak için yeni bir mal tasarlayıp geliştirildi: yapay taklitçi kültür ya da ucuz, bayağı (kiç) kültür: gerçek, incelikli kültürel değerlere duyarsız, kayıtsız, ama yine de ancak bir tür kültürün sağlayabileceği bir dönüşümn açlığını çeken yığınlara dönük bir etkinlik.”

Greenberg, kültürün kitleler düzeyine indirgenişinin yozlaştırıcı etkisini kabul edilemez görmektedir.Greenberg’ in  avangard tutumunun sonraki yıllar da reklam ve sanat arasında gelişecek ilişkiyi sanat olarak açıklamakta zorlanacağı açıkça görülmekteydi. Yeni  bir sanat  anlayışı formüle etmeye çalışan eleştirmen özellikle Amerikan dışavurumculuğunun Amerika ve Avrupada kabul görmesi için büyük çaba harcamıştı.
Benjamin 1936’daki makalesinde: “Teknik olarak kopyalanabildiği çağda sanat yapıtıyla ilgilenen bir incelemenin, bu bağlamlara gereken önemi vermesi elzemdir. Çünkü bu bağlamlar,  burada belirleyici olan bilgiyi hazırlarlar sanat yapıtının teknik olarak kopyalanabilirliği, dünya tarihinde ilk kez, onu ritüeldeki asalak varoluşundan kurtarır. kopyalanmış sanat yapıtı giderek artan ölçüde, kopyalanması düşünülmüş bir sanat yapıtının kopyasıdır. Örneğin bir fotoğraf plakasından çok sayıda baskı almak mümkündür; hangisinin sahici kopya olduğu sorusunun bir anlamı yoktur. Sanat üretiminde sahicilik ölçütünün işe yaramadığı anda, sanatın genel toplumsal işlevi de değişmiş demektir. Onun ritüelde temellendirilişinin yerini bir başka pratikte temellendirilişi alır: bu da onun politikada temellendirilişidir.”21
Benjamin’in olumladığı savlar, Adorno ve Greenberg tarafından daha çok alt kültürün üst kültürü ala aşağı etmek üzere kullandığı kazanımlar olarak görülüyor. Teknolojinin kullanımının politik olarak olumlu sonuçlar doğuracağı savı o günlerden günümüze kalan hoş bir politik avuntu olsa gerek.
Gelişen endüstriyel üretim, televizyonun yaygınlaşması, yazılı reklamcılıktan görsel reklamcılığa geçiş özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası doğan siyasal atmosfer, sanatın özelikle Pop Artın reklamcılıkla nasıl bir mecrada buluştuğunu anlamak adına önem taşımaktadır.

Makalemizi tamamlarken geçmişten günümüze reklam ve sanat ilişkisini içeren içeriğimizi okumaya devam edebilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere!

 

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: admin in Sanat

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…