22 Mart 2016 - Yorum Yazılmamış!

Sanatın Bilimsel Açıdan İrdelenmesi ve Tanımı

Sanat; gerçeklik ile öznel yorum arasındaki estetik ilişkiden doğmaktadır. Dolayısıyla sanat, estetik ürünler meydana getiren bir kavramdır ve içinde evrenselliği barındırır. Sanat, obje- nesne, öz- biçim, değer-kültür, sezgi-hazla beslenen bütündür.

Aristoteles; ‘bütün insanlarda doğadan bilme isteği vardır. Bunu bize duyularımızdan aldığımız hoşlanma da gösterir. Çünkü duyularımız yararı bir yana, kendileri için de sevilirler. Aralarında en çok sevileni, görme duyusudur. Görmeyi yalnız bir eylemde bulunmak üzere iken değil, hiçbir şey yapamayacağımız zaman da başka her şeye yeğ tutarız. Bunun nedeni, bütün duyular içinde en çok görmenin bizim bilmemizi sağlaması ve nesnelerin arasındaki ayrılıkları ortaya çıkarmasıdır.… 

art-science-wonder

Aristoteles’e göre,… insan bilgisinde olduğu gibi, doğada da yüksek olan biçimler (formlar), daha aşağı olan biçimlerden doğar duyular. Algı, bellek, ,imgelem ve us ortak bir bağla birbirine bağlanmıştır.

Aristoteles’in belirttiği gibi; ortak bir bağla bağlanma akıl ve duyuların birleşmesi sonucunda oluşmuştur. Sanat da göz, beyin, duyuların orantılı gelişiminden başlar ve toplum, kültürlerin katkısıyla evrensel boyuta ulaşmaktadır. İnsanın bilme yetisi ve arzusu kaçılmazdır. Bu sonsuz bilme arzusu, beraberinde; araştırma, analiz, sentez ve keşfetme duygusunu getirmektedir. O halde sanatın tanımı bir bilim olarak ele alıp, şu şekilde yorumlayabilirz;

Sanat Bilimi

sanat-ve-bilim

“Tarihsel akış içinde güzel sanatları inceleyen, sanat yapıtlarının birbirleri ile ve başka kültür çevrelerinin yapıtları ile ilişkilerini araştıran, sanatçıların hayatlarını, çalışmalarını aydınlatan, içerik ve biçimleri saptayan, sınıflandıran bilim dalı”.
Sanat; tarihi değerlendiren, doğayı özümseyen, çözümleme ve analiz yetisine sahip olan, bilinç- bilinçaltı ve olanı inceleyen ve zamansal döngüde ilerleyen bir yöntem bilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir başka tanımda ise, daha geniş çerçevede ele alınmaktadır:

science-woman-art

Geniş anlamda, sanatların bütününe özgü eğilimleri, yasaları ve genel ilkeleri inceleyen bilim. Sanatların parçasal kuramları için genel bir yöntembilim yerine geçer: edebiyat, müzik, tiyatro, vb. kuramları gibi. Toplumun sanat konusundaki toplumsal ve felsefi görüşlerini yorumlayıp geliştirerek, estetiğin bir temel bölümünü oluşturur. Dar anlamda, sanatın bilimi (ya da kuramı olarak), plastik sanatları, mimarlığı ve süsleme sanatlarını inceleyen, parçasal bilimsel bir disiplindir. Kuramsal savlarında ve somut çözümlemesinde, insan bilimleri ile kimi sahih bilimlerin yöntemlerini kullanır ve bunlara sıkı sıkıya bağlıdır. Sanat bilimi (genel anlamda), sanatsal yaratının  ne olduğunu, sanatın toplumsal özünü, sanatsal yöntemlerin, sanatsal biçimin, imgelerin yaratısındaki tasarımsal ve anlatımsal araçların genel ilkeleriyle somut sorunlarını, sanatların ve türlerin özgüllüğünü vb. inceleyen sanat kuramı ile; sanattaki başlıca akımların ve eğilimlerin, ayrıca somut tarihsel dönemlerde değişik sanatların evrimini inceleyen sanat tarihi ve sanat yapıtının somut çözümlenmesine, bunların toplum ve kültür tarihindeki etkilerini ölçüp biçmeye ve değerlendirmeye bağlı olan sanat eleştirisi diye kollara ayrılır.

alber-einstein-art-science

Bu iki tanımın yardımıyla şu ortak sonuç karşımıza çıkmaktadır. “Sanat, ilk başından beri, çalışmanın, doğayı irdelemenin, soru sormanın, dönüşüme uğratmanın bir biçimi olarak şekillenmiş ve toplumsal bilincin evrimine yöndeş bir gelişim sürdürmüştür.”

İnsanların, özellikle de sanatçıların inceleme konuları olan doğa, gerçekliğin bilgi’sine ulaşılması için incelenmesi gereklidir. Buradaki gerçek bilgi’den kasıt, madde özünün saf halde doğada bulunması sonucunda, inceleme alanlarının bu yönde olmasından kaynaklanmaktadır. “Bilgi bir yandan, kendinin farkında olma ve kendi üzerine düşünme yoluyla üretilen öznel bir durumdur. Bir yandan da nesnel, sistematik ve genellikle doğrulanabilir bir olgu topluluğuna işaret eder…”. Bu işaretler bizi sanatın hem özü inceleyen bir yönünün, hem de özneden kaynaklı bir yorumun buluştuğu ortaklığı belirtmektedir. Çünkü obje varlığı tek tek ele alıp incelediği gibi bütün olarak algılayıp yorumsal nesneye dönüştürebilir.  Bilgilerden parça bütün ilişkisi içinde yeni kavramlar oluşturmaktadır. “Sokrates’in insan anlayışı; ‘fiziksel nesneler, nesnel özellikleri yardımıyla tanımlanabilir. Ama insan bilinçliliği aracılığıyla tanımlanabilir ve betimlenebilir’ şeklindedir.” . “Emile Bréhier’e göre, bilgi; nesnenin yüzeyinde dolaşmaz, bilgi, varlığın içinde ve derinliğin- dedir. Varlıkla bütünleşmemizi sağlayarak, bizi gerçeğe götürür”. Demirel’de  “Akıl, insanın doğayla ve diğer insanlarla bağ kurmasını, nesnelerin kavranması ve insanın kendi için yararlı hale gelmesini, sağlar. Akıl, doğayla, hesap kitap dünyasıyla paralel çalışır, onlarla iyi anlaşır, bunun için de onları kullanır”.

Leave a Reply