2 Mart 2016 - No Comments!

Takı ve Kuyumculuk Sanatı Hakkında Bilmedikleriniz

Takı sözcüğü takma, takınmak kelimesinden gelmektedir. Takı insanların, daha çok kadınların doğasında bulunan güzel görünme ihtiyacı ile taktıkları objelerdir. Takılarda; taş, maden, doğa ürünleri v.b. çok çeşitli malzemeler kullanılmaktadır.

taki-nedir
İnsanlar takıyı; süslenme, nazar, savaş, düğün gibi özel nedenlerle ya da günlük yaşamda süslenme vb. gerekçelerle kullanmışlardır. Takılar, takanı kötülüklerden koruyan, onlara iyilik getiren birer uğur niteliği taşıdığı inancını doğurmuştur. Süslenmek, nazardan korunma ve benzeri inanışlarla kullanılan bu takılar, topraklarımızda yaşamış insanların birikimi ile bütünleşerek günümüze kadar ulaşmıştır.


İnsanların takı kullanım amaçları tarih boyunca değişse de, takının bir duygunun dışa vurulma amacı olarak kullanılması değişmemiştir. Korku, sevinç, aidiyet gibi birçok duygu takı aracılığıyla bir anlatım ve ifade tarzı olarak kullanılmıştır. Kolye, taç, bilezik, iğne, kemer, yüzük, küpe, halhal gibi takılar Mezopotamya, Mısır, Etrüsk ve Helen krallarının ve toplumda hâkim olan sınıfların kendilerini gösterebilmek amacıyla taktıkları birer simge olmuştur. Aynı zamanda takılar din ve devlet gücünün bir göstergesidir.

duygu-taki

Süslenme, dini inançları yansıtma, sosyal sınıfı belirleme gibi amaçlara hizmet eden takılar bazen de takan kişinin duygularını anlatma ve aktarmada aracı olmuştur.
Kuyumculuk; değerli- değersiz–metal olmayan hammaddeleri işlemek suretiyle sanat eseri yapmaya yönelik faaliyetlerin tümüne denir.
Kuyumculuğun tarihi, M.Ö. 4000 yıla kadar tarihlenmektedir. Bunu belgeleyen örnekler Anadolu’da, Trakya’da ve Mezopotamya’da bulunmuştur. Sümerlerde Cemdet Nasr Devri’nden (M.Ö. geç. 4000 yıl) kalma bir mezarda lapislazuli kakmalı altın rozetler, altın kulak tıkaçları ile altın ve elektron boncuklar çıkmıştır.
Kuyumculukta ve takı yapımında kullanılan taşlar vardır. Taşlar doğada değerli veya yarı değerli olarak bulunmaktadır. Taşların değerleri, sertlik ve optik özelliklerine göre değişmektedir. Renkleri ise bileşimlerindeki maden oksitlerine bağlıdır. Bu renk bazen taşın ışığı geçirmesi veya yansıtması şeklindedir.
Kıymetli taşların en önemli özelliği elde edilmesindeki zorluk, ‘nadirlik’ özelliğidir. Genel anlamda süs taşları denildiğinde doğal kökenli taşlar kastediliyorsa da, süs taşı kavramı; mercan, kehribar inci gibi bazı organik materyalleri ve sentetik-imitasyonları da içermektedir. Dünyada kıymetli ve yarı kıymetli taşlara olan ilgi, yükselen hayat standartları ve artan tüketim talebine paralel olarak devamlı artmaktadır.
Yarı değerli taşların kuyumculukta iki ana işlevi vardır. Bunlardan birisi altın ve gümüş takılarda yüzük taşı ve taş kakma olarak kullanılmasıdır. Diğer işlevi ise ziynetten ayrı olarak boncuk, gerdanlık sarkaçları, mühür, yüzük ve bazen de bilezik yapılmasıdır. Yarı değerli taşların süsleyici unsurları yanında her bir taşın sihirli oluşu ve kendine özgü gücü olduğu inancı da yaygındı.
Anadolu’da yarı değerli taşla altının birlikte kullanıldığı en erken örnekler Alacahöyük mezarlarında bulunmuştur. Altının yanında Necef ve kırmızı akik boncuklar kullanılmıştır.

İnsanların yaşamlarını kolaylaştırabilmek için gösterdikleri çaba takı yapımında da kendini göstermiş, boncuktan yapılan kolyeler ve bilezikler gibi taş ve kemikten yapılmış takılarda da hızlı bir gelişim yaşanmıştır. Çağın günden güne değişmesi takı tasarımlarını artmasını sağlamıştır. Bu dönemde hızla artan nüfus köylerden kentleşmeye geçişe neden olmuştur. Kentleşme aşaması da ihtiyaçların arttığı ve çeşitlendiği bir dönemdir. Bu aşamada kuvars gibi yarı değerli ve işlenmesi zor olan taşlar işlenip yuvarlak boncuklar yapılmaya başlanmıştır. Değerli maden altın ve taş boncuk süslemeli kolyelerin çağın kültür düzeyini ve estetiğini en üst düzeyde yansıttığı bilinmektedir.

taki-ozel-yuzuk
Günümüze ulaşabilen az sayıda Hitit takısının en önemli grubunu oluşturan tanrı ve tanrıça heykelciklerinin altın ve bronzdan yapılanlarının yanı sıra, fildişi ve kuvarstan yontulanlarında vardır.
Kalkolitik Çağ’ın en önemli özelliği, alet yapımındaki bakır kullanımının artışıdır. Doğal, saf bakırın nadir bulunması nedeniyle artan talebi karşılamak için Kalkolitik Çağ’ın ortalarında ergitme yoluyla bakırın ayrıştırılması ve dökümle şekillendirilmesi tekniği geliştirilmiştir. Yoğun emek gerektiren madencilik ve metal işlemeciliği insanlığın ilk endüstriyel üretimi, aynı zamanda da Bronz Çağı’nda zirveye ulaşacak kuyumculuğun öncüsüdür.
M.Ö. 3000 başlarında ise, % 10 kalayla alaşımı olan bronzun keşfiyle metalurji önemli bir aşamaya gelmiştir. Bronz, bakıra göre daha serttir ve döküm yapılabilmek için uygundur. Döküm için uygun özelliklere sahip olan bronzla birlikte, Kalkolitik Çağ’ın açık kalıba dökerek kabaca şekillendirdikten sonra, dövme yöntemiyle biçimlendirme tekniği terk edilmiş yerine parçalı ve kapalı döküm tekniği kullanılmıştır. Yeni bulunan ‘kaybolan mum tekniği’ ile de en karmaşık formların yapımı gerçekleştirilmiş ve böylece metal işçiliğinde seri ve standart üretim başlamıştır.
Urartularda; rölyefler, fildişi ve bronz ile duvar resimleri takının kullanşını aydınlatmaktadır. Bu tasvirlerde hem kadınların hem de erkeklerin küpe taktığı, ön kol ve bilezikleri kullandıkları görülmüştür.

Roma kuyumculuğunun özgün form ve teknikleri M.S. 2. yüzyılda doğmuş ve imparatorluğun uzak eyaletlerine kadar yayılmıştır. Romalı kuyumcular güzel ve sade takılar üretmişlerdir. Roma dönemi takılarında süs taşlarının kullanımı artmış ve daha az altın kullanarak renkli ve etkileyici görüntüler elde etme isteği ön plana çıkmıştır.
Bizans uygarlığında yaşamı ve sanatı yönlendiren en önemli etken olan dinin, yanı Hıristiyanlığın da yadsınamaz bir rol oynadığı göze çarpmaktadır. Hıristiyanlığı en yaygın simgesi olan, birbirine kesen iki doğrudan oluşan haç, kilise plan tipinden sütun başlığına, bir hanımın küpesinden mücevher kutusuna kadar geniş bir yelpazede hem dindarlığın simgesi, hem de dekoratif obje olarak kullanılmıştır. Bizans kuyumculuğunun en karakteristik tekniği olan ‘bölmeli mine’ tekniği, 10. yüzyılda hiçbir kültür ve dönemde görülmeyen üstün bir işçiliğe ulaşmıştır.

fatih-sultan-mehmet-istanbul
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alıp Doğu Roma İmparatorluğu’nun son kalıntılarını Osmanlı İmparatorluğu’na kattığı 1453 yılı, Orta Çağ ile Yeni Çağı birbirinden ayıran sınır taşıdır. Türklerin Avrupa’ya girmeleri ile Akdeniz ve Orta Doğu’dan gelen önemli kara ticaret kolonilerini ele geçirmeleri, Avrupa’da ekonomik, dinsel ve kültürel değişim ve gelişimlerin yaşanmasına neden olmuştur.
Rönesans da kuyumcular diğer zanaatkârlardan daha yüksek bir konumda olmuşlardır. Kuyumcu olarak yetişmiş olan birçok sanatçı başka alanlarda da ürün vermiştir. Rönesans da kameo tekniği kullanılmıştır. Romalıların üst düzey bir süs taşı işleme tekniği olarak geliştirdiği kameolara Orta Çağda gösterilen yüksek ilgi ve değer Rönesans da da sürmüştür. Orijinal kameoların çok nadir bulunması nedeniyle Rönesans sanatçılarını kopyaların yanı sıra güncel konuların işlenmesine yönlendirmiştir.
19. yüzyıl Sanayi Devrimi’nden sonra Avrupa ve Kuzey Amerika’da kırsal kesimden kentlere yapılan büyük göç halkın yaşama, çalışma, iletişim kurma ve hatta düşünce tarzını tümüyle değiştirmiştir.

20. yüzyılın Neo Rönesans’ını temsil eden gerçek kuyumculuk eserleri, küçük atölyelerde yaratıcı tasarımlarını uygulayan genç kuyumcularla dönemin çok yönlü sanatçıları tarafından gerçekleştirilmiştir.
1935-1945 yılları arasında süren ikinci büyük savaş Avrupa’daki takı sektörünün hemen hemen durmasına sebep olmuştur. Takı yapmayı sürdürebilen az sayıda kuyumcu hem malzeme hem de pazarlama sıkıntısı yaşamıştır. 1950’lerden günümüze kadar geçen dönemin mücevher ve takı sanatına henüz bir isim konulamamıştır. Bunun nedeni dizayn ve biçimlerde belli bir yoğunlaşma olmaması, bireysel tasarım çalışmalarının ön plana çıkmasıdır (Türe,2006:119).
Güncel olaylara duyarlı olarak gelişen takı tasarımında, 1960’lardan başlayarak takıda yeni ölçüler, değerler ve olanaklar da ortaya çıkmıştır. Çağın biçimleriyle zenginleşen arayışlar, her dönemde takıda yeni yorumların, yeni kavramların oluşmasını sürdürecektir.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: admin in Sanat

Leave a Reply

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…