Takıların, bir süs eşyası olmasının yani sıra, çok sıklıkla rastlandığı üzere, özellikle bilezik gibi türlerinin bir ekonomik sıkıntı anında kolayca paraya çevrilebilmesi gibi özelliklerinden dolayı kişinin gelecek garantisi olarak da tercih edilmesinin etkisiyle, ülkemizde takı imalatı, büyük bir sanayiye dönüşme yolundadır.

Türkiye'de değerli metallerden yapılmış ziynet eşyalarının ihracatı son 10 yılda önemli ölçüde artmıştır. Bu artışla Türkiye'nin endüstrideki sıralaması yükselmiş ve Türkiye bu konuda lider ülkelerden biri haline gelmiştir. Türkiye’de kuyumculuk sektörünün elinde her sene yaklaşık 400 ton altını ve 200 ton gümüşü işleyerek mücevherata dönüştürme kapasitesi vardır. Ancak bu kapasitenin tamamı kullanılmamaktadır. Türkiye dünya altın mücevherat üretiminde ilk 5 ülke arasında yer almakta, dünya mücevherat otoriteleri de Türkiye'yi İtalya'ya bir rakip olarak göstermektedirler http://www.immib.org.tr/mucevher/

Rakamlarla Türkiye'de Mücevherat Sektörü

Halihazırda, 200 – 1500 arası kalifiye eleman çalıştıran 50'den fazla büyük şirket bulunmaktadır. Türk imalat sanayileri arasında en büyüklerinden biri olan değerli maden ve mücevherat sektörü, yaklaşık 250.000 kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır.

Altın mücevherat üretim merkezi İstanbul'dur. Ancak Ankara ve İzmir'de de sektör üretimi yoğun bir şekilde devam etmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan bazı şehirlerde de altın mücevherat üretimi yapılmaktadır. 1995 yılında İstanbul'da bir Altın Borsası kurulmuş olup 2002 Şubat ayında da bir altın rafinerisi üretime başlamıştır.

Takı sektörü ülkemizin zengin tarihi ve kültürel iklimi içerisinde büyüyüp gelişmektedir. Anadolu’da 5000 yıllık geçmişe sahip mücevher sanatının bugünkü temsilcileri olan üreticiler, bu büyük mirası modern üretim teknolojisi, kaliteli isçilik, rekabetçi fiyatlar ve özgün tasarım anlayışı ile birleştirme çabasını göstermektedirler.

Dünyada tasarım zenginliği açısından Türkiye, şanslı ülke konumundadır. Rakip ülke tasarımcıları müzelerden ve tarih kitaplarından yararlanırken Türk tasarımcıları ayni coğrafyada doğdukları Hitit, Truva, Urartu ve Roma medeniyetlerinden daha hızlı bir şekilde esinlenmektedirler. Sahip olunan bu kültürel zenginliği, aldıkları evrensel nitelikteki eğitimle birleştiren tasarımcılar, ürünlerini uluslar arası piyasalardaki çok sayıda müşterilerinin beğenisine sunmaktadırlar.

Kuyumculuk sektöründe özellikle son yıllarda büyük ilgi görmeye başlayan yarı kıymetli taşların bir bölümü Türkiye'de var; jeolojik oluşum koşulları düşünüldüğünde başka türde taşların bulunma olasılığı da çok yüksek. Ancak Türkiye'de üretim potansiyeli bulunan yarı kıymetli taşların daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için öncelikle konuyla ilgili eğitimin yaygınlaştırılması ve yatakların bulunduğu yörelerde yaşayanların bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.

Ankara, İstanbul ve İzmir'deki atölyeler taş üzerinde basit kesme, şekillendirme ve yontma işlemleri yaparken değerli ve yarı-değerli taşlar ve metaller pazarındaki küçük ölçekli bazı firmalar da üretim faaliyetlerinde bulunmaktadır. Ülkemizde son on yılda yapılan yatırımların amacı yarı-değerli taşlar için kazı yapacak tesisleri kurmak olmuştur.

Son yıllarda takıya olan ilginin çok artması ile birlikte bu sektörde iş görenlerin sayısında da bir artış izlenmiştir. Üretime ve tasarıma mühendis ve mimarların da katkısıyla, atölyelerde üretim yanında evlerde kişisel zevk ve beğeninin, hayal gücünün de etkisiyle çok değişik renk, malzeme, boyut ve tasarımlarda takılar piyasaya çıkmaktadır. Günümüzde takı tasarımı konusunda eğitim veren yüksek okullar da devreye sokulmuştur. Bunlar arasında Marmara Üniversitesi’nin iki yıllık eğitim veren bölümü ile, Ege Üniversitesi’nin dört yıllık takı tasarımı bölümü sayılabilir.

Türkiye altın takı sektöründe 1990’lı yılların başından itibaren, gerek yurt içi piyasada, gerekse ihracat piyasalarında çok büyük bir gelişme göstermiştir.

Türkiye kuyumculuk sektörü 1990 yıllarında 70000 kişiyi istihdam ederken günümüzde bu rakam 250000 kişiye ulaşarak önemli oranda istihdam artışının göstergesi olmuştur. Sektörde ortalama işletme tipi üretimde atölye düzeyinde irili ufaklı yaklaşık 10000 civarındadır. Buralarda çalışan kişi sayısı 50000 olarak tahmin edilmekte ve atölyelerde ortalama 4 – 5 kişinin çalıştığı görülmektedir.

Halen 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar’a göre kıymetli madenler, taşlar ve eşyaların Dış Ticaret Rejimi esasları dâhilinde Türkiye’ye ithali ve ihracı serbesttir. Ancak, işlenmemiş kıymetli madenlerin ithal ve ihracında gümrük idarelerine beyan verilmesi esas olup, ithalat ve ihracat Rejim, Karar ve Yönetmelikleri uygulanmamaktadır. İşlenmemiş kıymetli madenlerin ithali, Merkez Bankası ile kendi mevzuatlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Kıymetli Madenler Borsası üyesi Kıymetli Maden Aracı Kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre kuyumculuk sektörü 2004 yılında yaklaşık 847 milyon dolar değerinde 105 ton’luk altından mamul mücevherci ve kuyumcu eşyası ihraç etmiştir. 2005 yılında ise anılan türde % 18’lik artışla 1 milyar dolar değerinde 110 ton’luk ihracat gerçekleştirilmiştir.

Dünyanın en büyük değerli maden ve mücevherat ihracatçısı ülkesi İtalya’yı Türkiye izlemektedir. Dünya altın takı üretiminde ise Türkiye yine İtalya’yı ve Hindistan’ı izlemektedir.

Türkiye’nin altından mamul mücevherci ve kuyumcu eşyası sattığı başlıca ülkeler şunlardır: Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İtalya, Rusya Federasyonu, İspanya, Almanya, Litvanya, Libya, Letonya, İsrail, İngiltere ve Kazakistan’dır. Gümüşten mamul mücevherci ve kuyumcu eşyalar ise en çok Romanya, ABD, Almanya, Polonya, İtalya, Rusya Federasyonu, İspanya, Macaristan, Litvanya, İngiltere, Bulgaristan, BAE, Cezayir, Yunanistan ve İsrail’e ihraç edilmektedir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler:

Dünyada Değerli Taş ve Mücevherat Tarihi

Değerli Madenler ve Mücevher Türleri

7 Osmanlı Hükümdarının Kullandığı Mücevherler