20 Eylül 2018 - No Comments!

Web ve İnternet Kullanımının Tarihsel Gelişimi ve İnternet Kullanım Oranları

Modern pazarlama anlayışının işletme dünyasının merkezine konumlandırdığı tüketicinin önemi, her geçen gün daha da artmaktadır. İşletmelerin, daha iyi ürün karması sunabilmeleri ve rekabet avantajı elde edebilmeleri; tüketici satın alma davranışı ve bu davranışa etki eden faktörleri iyi anlamaları ile mümkündür. Bu bağlamda tüketicilerin online ortamdaki alışveriş davranışını inceleyen ve davranışı etkileyen faktörleri açıklayan çeşitli psiko-sosyal model ve teoriler geliştirilmiştir. Tüketici karar verme süreci ve satın alma davranışını daha iyi açıklayabilecek modeller, yine mevcut modeller sentezlenerek ve/veya genişletilerek geliştirilmektedir.

İnternet ve Web

Günümüzde İnternet; insanların bulundukları yerden faturalarını ödeyebilmelerine, alışveriş yapabilmelerine, son derece güçlü arama motorları ve veri tabanları üzerinden yeni şeyler öğrenmelerine, araştırma yapmalarına ve diğer insanlarla daha önce hiç olmadığı kadar iletişim içinde kalıp paylaşımlar yapmalarına olanak sağlayarak modern dünyanın vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Güncel kullanım amacının aksine Amerikan ordusu tarafından finanse edilen büyük bir bilim projesi olarak başlayan internet, tüm dünyada şahıslar ve ticari işletmelerin birbirleri ile çeşitli şekillerde haberleşmesine olanak sağlamaktadır (Schnieder ve Evans, 2009: 2). Leiner ve diğerleri (2009) İnterneti “Dünya genelinde yayın yapma yeteneği, enformasyonu dağıtma yöntemi ve coğrafi konumlarından bağımsız, bireyler ve bilgisayarları arasında iş birliği ve etkileşimi sağlayan bir ortam” olarak tanımlamıştır. Bilgisayarların birbirine bağlanmasından oluşan ortama ağ denilmektedir. Bu bilgisayarlar birbirine fiziken yakın olmaları durumunda oluşan ağa yerel alan ağı (LAN- Local Area Network), uzaklarsa geniş alan ağı (WAN-Wide Area Network) adı verilmektedir. Küçük harf ile başlayan internet; geniş alan ağlarının birbirine bağlandığı sistemdir. Büyük harf ile başlayan İnternet ise; dünya çapında geniş alan ağlarını ve içlerindeki milyarlarca kullanıcıyı ortak bağlantı standartları ve optoelektronik yöntemlerle birbirine bağlayan özel bir ağın adıdır (Schnieder ve Evans, 2009: 2) ve günümüzde kendi başına küresel bir kaynak haline gelmiştir (tools.ietf.org).

monitörler-ve-ceptelefonu

İnternet’in Tarihsel Gelişimi

1957 senesinde, Sovyetler Birliği’nin kıtalararası balistik özelliğe sahip ilk füze denemesi ve sonrasında dünyadaki ilk uydu olarak kabul edilen Sputnik’i başarılı bir şekilde fırlatması Amerika’yı olası bir nükleer savaşa karşı savunma stratejileri geliştirmeye zorlamıştır. Bu stratejilerin teknolojik altyapısını geliştirmek amacıyla, Amerikan Savunma Bakanlığı bünyesinde Amerika İleri Araştırmalar Ajansı (ARPA) kurulmuştur (1958). ARPA, bilim ve yeni teknolojilerde öncü kuvvet olması için görevine başlamış ve ilk olarak olası savaşta haberleşme kanallarının kaybı riskinden kaçınmak amacıyla tek bir merkezden yönetilmeye gerek duyulmayan bir bilgisayar ağı kurmakla görevlendirilmiştir (Ryan, 2010: 11-23).

1962 senesinde, J.C.R. Licklider Massachusetts Institute of Tecnology (MIT)’ de “Galaktik Ağ” kavramı olarak bilinen küresel ağ fikrini ortaya atması büyük ilgi uyandırmış ve küresel ağ hayalini gerçekleştirebilmesi amacıyla ARPA’nın başına getirilmiştir (Edward ve Bramante, 2009: 29). Küresel bir ağın kurulabilmesi ilk olarak bu ağdaki haberleşmeyi yönlendirecek fiziksel cihazların ve protokollerin geliştirilmesine bağlıdır. İnternetin babası olarak bilinen ve Amerikan Araştırma ve Geliştirme Şirketi (RAND) çalışanı Paul BARAN, ağ içindeki verilerin doğru şekilde yönlendirilmesini sağlayacak olan paket anahtarlamalı ağ üzerinde çalışmaya başlamış ve ARPA adına çalışan Amerikan İleri Teknoloji Şirketi (BBN) bunu başaracak ilk fiziksel cihazı 1968 senesinde geliştirmiştir. 1969 senesinde geliştirilen bu cihaz ilk olarak University of Utah, University of California at Santa Barbara, Stanford ve University of California at Los Angeles arasında kullanılarak dört düğümlü ilk anahtarlamalı ağ olan ARPANET kurulmuştur (McFedries, 2009:4-10).

Bilgisayar ağları tümüyle yeni bir kavram olmasa da ARPANET fiziksel olarak birbirinden bağımsız, heterojen cihazları birbirine bağlayan genel amaçlı paket anahtarlamalı bir ağ olarak tanıtıldı. Tasarlanma amacı başlangıçta kaynak paylaşımıydı. Bu şekilde değerli kaynaklar her bir düğümde tekrar edilmeyecek ve tasarruf sağlanacaktı (Fidler ve Curie, 2015).

İlk-ARPANET-düğümü-haritasi

İlk ARPANET düğümü (1969) Kaynak: http://som.csudh.edu/cis/lpress/history/arpamaps/press.jpg

arpanetin-gelisim-haritasi

ARPANET’in gelişimi (1988) Kaynak: Fidler ve Curie, 2015

ARPA, 1972 yılında DARPA (Defansif İleri Araştırmalar Projeleri Ajansı) olarak isim
değiştirdi. Protokol gereksinimine yanıt verebilmek amacıyla aynı ağdaki
bilgisayarların haberleşmesinde kullanılan ağ kontrol protokolü, 1972 senesinde ve
farklı ağlardaki bilgisayarların birbirine bağlanmasını sağlayan TCP / IP protokolü
1973 senesinde Stanford Üniversitesinden Vinton Cerf ve DARPA çalışanlarından
Bob Kahn tarafından geliştirildi. Protokollerin devreye sokulmasıyla oluşan bu yapı
ilk defa 1974 senesinde, Internet olarak nitelendirilmiştir.

Verilerin iletilmesi için ortak bir ağ standardı olan TCP protokolü, 1983 senesinde
kullanılmaya başlandı. ARPANET’e bağlanan kurumların sayısındaki artış
ARPANET’deki veri trafiğini artırmış ve bu durum karşısında Amerikan ordusu
ARPANET’den ayrılarak kendi özel ağı olan MilNet’i kurmuştur (Banks, 2008: 77).
ARPANET’in 1970-1980’lı yıllarda, ARPA’nın süper bilgisayarlarını araştırmacılara
bağladığı kabul edilebilir. Ancak 1980’li yılların ortasına gelindiğinde ARPANET’in
kullanıcılar ve süper bilgisayarlar arasındaki iletişimde yetersiz kalmaya başlaması
üzerine Ulusal Bilim Vakfı (NSF) , süper bilgisayarları Amerika’nın dört bir yanına
yerleştirmiş ve TCP/IP protokolü ile bu bilgisayarları birbirine bağlayarak kendi özel
ağı olan NSFNET’i oluşturmuştur (Severance, 2014).
1981 senesinde Avrupa, Amerika, Kanada, Hong Kong ve Avustralya 1978
senesinde kurulmuş olan ilk uluslararası paket-anahtarlamalı ağa katılmışlardır.
Internet nihai olarak bu ticari ağlar ve NSFNET’in toplamından oluşmaktadır.
1989 senesinde, CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi)’de çalışan Tim
Berners-Lee, köprüler ile bağlanmış metinlerin paylaşılabilmesi için gerekli olan
teknolojiyi geliştirmeye başladı. Berners-Lee icadını Hipermetin İşaretleme Dili
(HTML) olarak adlandırdı. World Wide Web adını verdiği bu yeni bilgi paylaşım
ortamında ağ üzerinden bilgilerin gönderilmesi için Hiper metin Aktarma Protokolünü
(HTTP) geliştirdi. URL (Tek Biçimli Kaynak Bulucusu) kullanarak web sayfasına
erişmek mümkün hale geldi (Deitel, 2011: 10,11).
1990 yılında ARPANET tümüyle kaldırılmıştır. Yine aynı yıl içinde ilk arama motoru
olan Archie, McGill üniversitesi tarafından yayınlanmıştır. URL ve HTTP ile birlikte
tarayıcının hazır olması sonucunda 1991 yılında ilk web sitesi yayınlanmış ve 1993
yılında ilk web tarayıcısı olan Mosaic’in kullanıcılara ücretsiz olarak sunulması ile
web aynı yıl bütün kullanıcılara açık hale getirilmiştir (Snell, 2002: 8-10, Zakon,
1997). İlk web tarayıcısı olan Mosaic, NCSA tarafından yayınlanmış ve daha sonra
Netscape ismini almıştır. Netscape, 1990’lı yılların en popüler tarayıcısı olarak
bilinmektedir (Deitel, 2011: 12).

yayimlanan-ilk-web-sitesinin-ekran-görüntüsü

Yayınlanan ilk web sitesi (1991) Kaynak: http://info.cern.ch/hypertext/WWW/TheProject.html

1994 yılında, Pizza Hut’ın kurduğu PizzaNet isimli web sitesi üzerinden sipariş
almaya başlamasıyla İnternet üzerinden ilk sipariş verilen ürün pizza olmuştur
(Boulton, 2014: 55). Yine aynı yıl ilk internet bankası (First Virtual) açılmıştır. 1996
senesinde Sprint ve MCI gibi İnternet hizmet sağlayıcıları ortaya çıkmaya başlamış
ve Nokia İnternet erişimine sahip ilk cep telefonunu piyasaya sürmüştür. 1999
senesinde kablosuz ağ standart hale gelmiş ve 2001 yılında dosya paylaşımı
yaygınlaşmıştır (Marangoz: 2014:10,11).

web-sitesi-kodlari-görseli

Web’in Gelişimi

İnternet ve Web terimleri genellikle birbirinin yerine kullanılsa da aslında iki farklı kavramdır. İnternet dünya çapındaki bilgisayar ağını ifade ederken Web, İnternetin milyarlarca insana Web sayfalarına erişim imkânı sunduğu bir hizmetidir (Laudon ve Traver, 2010:8). Bir başka deyişle İnternet kavramı teknik bir altyapıyı işaret ediyorken, Web insanlar tarafından birbirine bağlanmış ve dijital sinyaller biçiminde oluşturulmuş belgeleri veya içeriği tanımlamak için kullanılmaktadır. Tim Berners Lee tarafından ilk yaratıldığı haliyle günümüze kadar bu içerik sürekli gelişmiş ve genişlemiştir. 1990’lı yıllarda teknoloji hisseleri ve borsalarında gelişen balon, 1995 yılında Web tarayıcısı şirketi olan Netscape firmasının NASDAQ teknoloji borsasında halka arz ettiği hisselerin değerinin birkaç saat içinde iki katını aşmasıyla kendini iyice hissettirmişti. Bu balonu büyüten etmenler; düşük faizle yatırımların desteklendiği elverişli ekonomik koşullar, teknolojik yenilikler ve bu yeniliklerin dünyayı değiştireceğine olan kuvvetli inançtı. NASDAQ borsasının 10 Mart 2000 tarihinde zirveyi gördükten bir kaç saat içinde dibe vurmasıyla, Clinton balonu veya dot-com balonu olarak bilinen bu balon patladı. Beş yıl içinde beş kat büyüyen borsalar bir kaç yıl içinde Netscape öncesi durumlarına döndü. Yeni kurulan binlerce teknoloji şirketi iflas etti. Dot-com balonu tüm dünyayı etkilese de en büyük darbe Amerika’da görüldü. Bilgisayar endüstrisinin merkezi olarak bilinen Silikon Vadisi çalışamaz duruma geldi (Anderson, 2012: 1,2).

silicon-valley-tabelası
Bu noktaya kadar Web 1.0 metinler ve resimler biçiminde tasarlanmış olan enformasyonu statik bir yolla yayınlandığı bir platformdur. Bu platform, üzerindeki veriyi tüketenler için herhangi bir etkileşime izin vermez ve salt okunur Web olarak bilinir (Rudman, 2010). 1995 yılının ortalarına gelindiğinde kullanıcılar Web 1.0’ a HTML sayfalara tarayıcıları kullanarak erişmişlerdir. İçeriğin salt okunur doğası nedeniyle insanlar içeriği değiştiremiyorlardı (Campesato ve Nilson, 2010: 10). Elektronik alandaki gelişmeler 1970’li yıllarda ana bilgisayarların yaptığı işleri 1980’li yıllara gelindiğinde kişisel bilgisayarlarca yapılabilir hale getirmiş ve ulaşılabilirlik artıkça Web’ e olan ilgi de artmıştır. Bu ilgi nedeniyle borsalardaki balon genişlerken şirketler İnternet üzerinden ürünlerini satmayı veya İnternet portalı olmayı hedefliyorlardı (Rosen, 2009: 92). Silikon Vadisine durgunluğun kâbus gibi çöktüğü bir ortamda teknoloji yayıncılığında faaliyet gösteren O’Reily Media ve MediaLive International’ın yöneticileri 2004 yılında bir araya geldiler. Toplantının amacı İnternet ve Web endüstrisi üzerindeki belirsizlikleri ortadan kaldıracak yeni fikirler geliştirmekti. Öncül olarak balonun patlamasından sonra ayakta kalan ve büyümeyi başarabilen İnternet hizmet
sağlayıcı şirketleri değerlendirmeye alındı. Bu şirketlerin başarısının ardındaki sır iş yapmanın özgün yöntemlerini İnternet teknolojilerini kullanan yeni iş modelleri ile entegre edebilmeyi başarmalarıydı. Ayrıca yıkımın izlerini silmek amacıyla o anda teknolojileri ifade etmese de biçimsel açıdan Web için yeni bir isim tartışıldı ve Dale Dougherty tarafından Web 2.0 kavramı ortaya atıldı (Anderson, 2012: 2,3).
2005 yılında Tim O’Reilly Web 2.0 kavramının arkasındaki düşüncelerini açıkladı. Daha sonraları Web 2.0’ ın kuruluş belgesi olarak anılacak olan “What is Web 2.0: Design Patterns and Business Models for the Next Generation of Software” yayınladı (http://www.oreilly.com)
Tim O’Reilly ve Dale Dougherty teknolojideki son trendleri Web 2.0 olarak isimlendirmiştir. Web’ in iş dünyası ve insanların yaşama biçimlerini köklü bir şekilde değiştirebileceğine inanmışlardır (Rosen, 2009: 93). Varılan konsensüse göre Web 2.0, yeni bir Web türü değil bunun yerine Web 1.0’ın orijinal fikirlerini, ilkelerini ve altyapısınınım kapsamının genişletilmesiydi (Anderson, 2007). Tim O'Reilly'e (2006) göre Web 2.0 "İnterneti platform olarak kullanan ticari bir devrimdir ve bu devrimde başarılı olabilmek, bu yeni platformun kurallarını anlamaktan geçer. Bu kuralların en önemlisi ağ etkisinden en iyi şekilde
yararlanarak daha fazla sayıda insanın kullanabileceği uygulamaları geliştirmektir.”
(radar.oreilly.com)
Ağ etkisi, bir ürünün kullanımının artmasıyla o ürününün değerinin diğer kullanıcılar için de arttığını söyler. İlk olarak, 1974 yılında uzak mesafe telefon konusunda araştırılan kavram günümüzde bilişim teknolojileri endüstrisinde yazılım, mikroişlemciler, telekomünikasyon, e-ticaret ve elektronik pazaryeri gibi sektörleri etkilemiştir (Sundararajan, 2006). Web 2.0 kavramının duyurulmasını takip eden iki yıl ve sonraki yıllarda binlerce Web şirketi yeniden kuruldu veya Web 2.0 ismi ile marka değiştirdi. Yaygın medyanın desteğiyle Web 2.0 ve Sosyal Web halka tanıtıldı. Ağ etkisinden faydalanan ve günümüze iz bırakan YouTube, Facebook, Twitter, Yelp, De.licio.us, SlideShare gibi şirketler 2000’li yıllarda kurularak hızla büyüdüler (Anderson, 2012:3). Web 2.0 kullanıcıların içeriğe erişim şeklini ve kendi aralarındaki etkileşimi kökten değiştirmiştir. Web 2.0, Web 1.0’ ın içerik üzerindeki bu kısıtlamasını kaldırarak kullanıcıların dinamik olarak içeriği güncellemelerine, yeni içerik oluşturmalarına ve oluşturdukları içeriği paylaşmalarına imkan sağlamıştır (Campesato ve Nilson, 2011:10).
Ücretsiz sunulan Web tarayıcıları, kişisel bilgisayarlar ve kamera gibi tüketici elektroniği ürünlerinin fiyatlarının düşmesi, kullanıcıların bu yeni Web’e kolayca erişmesine ve istedikleri gibi online içerik ve paylaşım yapabilmelerine sebep olmuştur. Kullanıcılar statik olan Web 1.0’ ın aksine Web 2.0 ile daha önce hiç olmadığı kadar Web’in gelişiminde büyük rol oynadılar (Birssall, 2007). Maximillien ve Ranabahu’ya göre (2007:480) bu hareketin başarısı sadece bunu mümkün kılan sosyal uygulamalardan değil toplumun bu devrimi sahiplenmesinden kaynaklanmaktadır.
Online kullanıcı deneyimi Web 2.0 sayesinde, salt okunur olan Web 1.0’ dan bloglama ve RSS beslemeleri, ara ve etiketle, AJAX ve kısmi sayfa yenileme ve güncelleme, işbirliği ve sosyal ağlar, wikiler, online bookmarking ve içerik paylaşımına dayanan bir modele doğru evrildi (Hanson, 2009:2). Bu model içinde wikiler ve bloglar çok önemli bir yer teşkil etmiştir. Bu teknolojilerin katılımcı doğaları ile teknik olmayan insanlar için bile popüler olmaları Web 2.0’ ın ilk yükselişini çok önemli katkıda bulunmuştur. Wiki temelli teknoloji 1995 yılında başladıysa da yaygınlaşması 2000’li yılların başında olmuştur. Wikiler kullanıcılara fikirlerini
yazmak, online tartışmaları takip etmek ve notları paylaşmak gibi imkanlar sunmaktadır. Bloglar ise 2001 yılında İnternette yoğun ilgi çekmişlerdir ve bu zamandan itibaren weblogs ismiyle anılmışlardır. Blog yazarlığı kavramı ile birliikte ismi blog olarak kısalmıştır Bloglarda yazarlar günlük haberleri, politik olayları, sosyal konuları, eğlence ve teknik konuları yazmaktadırlar. Bloglar vatandaş gazeteciliğini başlatarak basılı medya ile rekabet unsuru haline gelmişlerdir (Compesato ve Nilson, 2011:13,14). Statisca.com verilerine göre blogların sayıları 2009 senesinde yaklaşık olarak 75 milyon iken 2016 senesinde yaklaşık 275
milyona ulaşmıştır.
Web 2.0 teknolojisini insanlara ücretsiz sunarak bilişim teknolojileri endüstrisini en çok etkileyen şirketler Yahoo, Amazon ve Google olmuştur. Yahoo, 1995 yılında herkese e-posta ve ücretsiz servisler sunmuştur. 2003 yılında Google Gmail’i açmıştır. Davetiye sistemi ile başlayan hizmet başlangıçta 1gb alan sunmaktaydı. Yahoo da e-posta kapasitesini artırdı ve şu an kullanıcılarına sınırsız e-posta alanı vermektedir. Bir diğer mihenk taşı Amazon’dur. Amazon İnternet üzerinden kitap satışı yapan ilk önemli Internet şirketidir. Üçüncü önemli şirket ise Google’dır. Bir tarayıcıya erişebilen herkes için bilgiye erişmede büyük etki yaratan arama motorudur. Google bu şirketler arasında günlük konuşma diline girmiş bir şirkettir
(Campesato ve Nilson, 2011: 8,9).

google-web-sitesi-acik-bilgisayar

Sankar ve Bouchard’a göre (2009,18) Web 2.0 aşağıdaki trendlere yol açmıştır;

  • Kitle kaynak (crowdsourcing)
  • Vatandaş haberciliği (citizen journalism)
  • Viral pazarlama

Rudman (2010), Web 2.0’ ın anahtar bileşenlerini üç parçada özetlemiştir:

  • Toplum ve toplumsal bileşen: tüketicinin Web üzerindeki içeriği okuma, oluşturma, düzenleme ve paylaşma yeteneği
  • Teknoloji ve mimari bileşen: çoklu cihaz ve platform uyumlu yazılım ve uygulamalar
  • İş ve süreç: Bulut teknolojileri, yazılım ve kaynaklar ağ üzerinden erişilebilir hale geldi Lowe (2009: 242), kullanıcılarla etkileşim imkanı sunan Web 2.0’ dan sonraki evrimsel basamağın Web 3.0 olduğunu ve insanların cihazlar ve ağlarla etkileşim şeklini ve işletmelerin ürünlerini satabilmek için enformasyonu kullanma biçimlerini değiştirdiğini ifade etmiştir.

Santos (2015)’e göre Web 3.0 veya Semantik Web; Web 1.0 ve Web 2.0 özelliklerini makine zekası ile birleştirmiştir. Makineler ve kullanıcılar içeriğin oluşturulmasında, karar vermede baş aktör rolündedirler. Web 3.0 ile İnternet içeriğindeki veri büyürken çok çeşitli hale gelmiştir. Veri tüketicilere daha da açık hale gelmekte ve benzer veri özellikleriyle bağlantılar kurmasından dolayı veri daha değerli hale gelmektedir (Tarrant ve diğerleri, 2011). Uyarlanabilme kabiliyeti ile enformasyon bilgi ve faydalı eylemler biçiminde özetlenebilmektedir. Web 3.0’ a Wolfram Alpha arama motoru ve Apple’ın Siri uygulaması örnek verilebilir.

Aşağıdaki çizelgede ise Web sürümleri karşılaştırılmıştır;

Web-surumlerinin-karsilastirilmasi-tablosu

Web 3.0 makinelerin veriyi insan gibi anlayabildiği ve kataloglayabildiği entegre bir Web deneyimine yol açmaktadır. Toplanan veri benzer özellikteki diğer verilerle ilişkilendirilir ve tüketiciye has veriler etkin ve etkili bir şekilde kazanılır (Rudman ve Bruwer, 2016).

internet-ve-dünya

Dünyada İnternet Kullanımı

Dünyada İnternet kullanıcı sayısı hızla artmaktadır. Dot-com balonunun patlamasından günümüze internet istatistikleri incelendiğinde, 2016 yıl sonu itibariyle Dünyadaki bölgelere göre İnternet kullanıcı dağılımı aşağıdaki Çizelge 1.2’de verilmiştir.

Dunya-internet-kullanim-ve-nufus-istatistikler

Çizelge 1.2. Dünya internet kullanım ve nüfus istatistikleri

Çizelge 1.2’ye göre İnternet kullanıcı oranı Asya kıtası için %44,7, Avrupa kıtası için %76,7, Kuzey Amerika bölgesi için %87,1, Güney Amerika bölgesi için %54,9, Afrika için %26,9, Ortadoğu için %56,5 ve Okyanusya bölgesi için %68 olarak görülmektedir. Dünya nüfusunun 2016 sonu itibariyle 7,5 milyar rakamına ulaşmasıyla İnternet kullanıcı sayısı 3,6 milyara ulaşmıştır. En fazla İnternet kullanıcı sayısı yine en fazla nüfusa sahip olan Asya kıtasında yer almıştır. 4,4 milyar nüfusunun 1,8 milyarı İnterneti kullanmaktadır. Bu bölgelerden Kuzey Amerika internet kullanıcı sayısının kendi nüfusu içindeki oranı bakımından %88,1 nüfuz oranıyla en yoğun internet kullanıcısına sahip bölge olmuştur. Şekil 1.4‘de Dünya nüfusu içindeki kullanıcı sayıları karşılaştırmalı olarak görülmektedir.

Dunya-bolgelere-gore-internet-kullanim-grafigi

Şekil 1.4. Dünya bölgelere göre internet kullanımı Kaynak: İnternetworldstats.com

 

Dunyada bolgelere gore internet erisimi tablosu

Şekil 1.5. Dünyada bölgelere göre internet erişimi Kaynak: internetworldstats.com

 

Şekil 1.6’da ilgili bölge nüfusu içerisinde yer alan İnternet kullanıcı yüzdesi yer almaktadır. Görseldeki sıralama aynı zamanda Bilgi Toplumu düzeyini de göstermesi bakımından oldukça önemlidir.

Dunyada-nufus-ve-internet-kullanim-istatistikleri-tablosu

Şekil 1.6. Dünyada nüfus ve internet kullanım istatistikleri Kaynak: internetworldstats.com

 

bilgisayar-ile-oynayan-cocuklar

Türkiye’de İnternet Kullanımı

Türkiye’de ilk geniş alan ağı, 1986 yılında EARN (European Academic and Reseach Network) / BITNET (Because It’s Time Network) ağlarına bağlanan TÜVEKA (Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı) olmuştur. Bu ağın ihtiyaçlara yanıt vermemesi üzerine 1991 senesinde ODTÜ ve TÜBİTAK, internete dayalı yeni bir ağ kurmak için çalışmalara başlamış ve ilk deneysel bağlantı 1992 yılında X.25 üzerinden Hollanda’ya yapılmıştır (www.internetarsivi.metu.edu.tr). 1993 yılında PTT’den sağlanan kiralık hat ile ODTÜ, Amerika’daki NSFNet (National Science Foundation)’e 64 Kbps (Kilo Byte per second) hızıyla bağlanmıştır. Türkiye bu bağlantı ile Avrupa’dan sonra Amerika’ya bağlantı sağlamıştır (Marangoz, 2014: 10). İlerleyen yıllarda sırasıyla Ege Üniversitesi, Bilkent, Boğaziçi ve İstanbul Teknik Üniversitesinin İnternete bağlantı hızları artarak 512 Kbps’ye ulaşmıştır.
1996 yılında TÜBİTAK, Askeri Kurumlar, Polis Akademisi, Türk Tarih Kurumu, YÖK, ÖSYM gibi 176 devlet kurumuna hizmet veren Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) kurulmuştur.

internet-kullanan-kiz

Talebin artması üzerine, ticari kuruluşların ve internet servis sağlayıcılarının internete bağlanmasını sağlayan TURNET projesi ikisi İstanbul (2 Mbps- 512 Kbps) ve biri Ankara (2 Mbps) olmak üzere üç ticari hat üzerinden İnternet servis sağlayıcılarına erişime açıldı. Bu ivmelenme ile 1997 yılında internet servis sağlayıcı sayısı 80’i geçmiş, İnternetten yararlanan şirket sayısı 10.000’ e, İnternete bağlanan bilgisayar sayısı 30.000’ e, kullanan kişi sayısı ise 250.000’ e ulaşmıştır (Marangoz, 2014: 11).
TÜİK tarafından yapılan Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanımı araştırmalarına göre 2004 yılından itibaren hane halkı bilgisayar ve İnternet kullanımı hızla artış göstermiştir. 2004 yılında hane halkının sadece %7’ si İnternete erişebiliyorken 2016 yılında bu oran yaklaşık on kat artarak %76,3 olarak gerçekleşmiştir (Şekil 1.7. ve 1.8.).

Turkiyede-yillar-itibariyle-hane-halki-internet-erisimi-tablosu

Şekil 1.7. Türkiye’de yıllar itibariyle hane halkı internet erişimi (%) Kaynak: TÜİK

 

Türkiye’de yıllar itibariyle internet kullanımı tablosu

Şekil 1.8. Türkiye’de yıllar itibariyle internet kullanımı Kaynak: TÜİK

Türkiye nüfusunun 2016 yılında %61,2’si İnternet kullanırken bu oranın 2013 yılı verilerine göre %58’i kentsel bölgelerden, %28,6’sı ise kırsal bölgelerden gerçekleşmiştir.
Şekil 1.9’ da görüldüğü üzere son üç ay içinde bireylerin yaş grubuna göre İnternet erişimi ile ilgili çalışmada İnternete en çok erişen yaş grupları 16-24 ve 25-34 sırasıyla %84,3 ve %78,8 olarak gerçekleşmiştir. İnternete bağlanan gruplar eğitim durumlarıyla birlikte değerlendirildiklerinde eğitim düzeyleri ile erişim yüzdesi arasında pozitif ilişki görülmektedir. Şekil 1.10’ da ön lisans ve üzeri eğitim düzeyindeki bireylerin %95,6’i internete erişirken ilkokul mezunlarının internete erişim yüzdesi %34,7 olarak gerçekleştiğini göstermektedir.

Turkiye’de yas gruplarina gore internet kullanimi-tablosu

Şekil 1.9. Türkiye’de yaş gruplarına göre internet kullanımı (2016) Kaynak: TÜİK

Turkiyede-egitim-gruplarina-gore-internet-kullanimi-tablosu

Şekil 1.10. Türkiye’de eğitim gruplarına göre internet kullanımı (2016) Kaynak: TÜİK

Hanelerde bilişim teknolojileri bulunma oranıyla ilgili yapılan çalışmada 2016 yılı itibariyle hanelerin %22,9’unda masaüstü bilgisayar ve %36,4’sinde taşınabilir bilgisayar ve %24,6’unda İnternete bağlanabilen TV bulunurken cep telefonu bulunma oranı %96,9 olarak gerçekleşmiştir.

telefonda bulunan sosyal meda uygulamaları
Ocak-Mart 2016 dönemi için TÜİK tarafından yapılan ve çizelge 1.3.’de verilen internet kullanan bireylerin İnterneti kullanma amaçları araştırmasında Türkiye’de bireylerin %84,4’u interneti sosyal medya (facebook, twitter vs.), %69,5’i gazete/dergi okumak için kullanmaktadır. İnternet üzerinde içerik oluşturan ve bunu paylaşanların oranı %47 olarak gerçekleşmiş ve sonraki adımda İnterneti bilgi edinme amacıyla kullanılmaktadır. İnternet bankacılığı kullanma oranı %31 iken mal/hizmet satışı amacıyla kullananların oranı %20,5 olarak gerçekleşmiştir.

Turkiyede-bireylerin-internet-kullanim-amaclari-tablosu

Çizelge 1.3. Türkiye’de bireylerin internet kullanım amaçları

Çizelge 1.4’de verilen ve Türkiye’de bireylerin internet kullanım yer ve kullanım sıklığı ile ilgili TÜİK tarafından açıklanan istatistiki bilgilere göre 2016 ilk üç ay içinde bireylerin %94,6’sı düzenli internet kullanıcısı konumundadır. Çalışmaya katılanların %83,5’i hemen her gün internete bağlandığını ifade ederken haftada bir defadan az bağlananların oranı %5,1 olarak gerçekleşmiştir. 2015 ilk üç ay verilerine göre bireylerin %87,1’i internete evden bağlanmakta, işyerinden bağlananların oranı ise %42,5 olarak gerçekleşmektedir.

Türkiye’de internet kullanım istatistikleri tablosu

Çizelge 1.4. Türkiye’de internet kullanım istatistikleri

 

Ev ve iş yeri dışında internete bağlanmak isteyen bireyler en çok cep telefonu üzerinden bağlanmayı tercih etmektedirler (%87,6). Çizelge 1.5’e göre hanelerde masaüstü ve taşınabilir bilgisayar bulunma oranları sırasıyla %20,2 ve %39,9 olarak hesaplanmıştır. Yine hanelerde cep telefonu bulunma oranı internet erişimi bulunan evler için %97,7 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştır. Bireylerin internete erişim noktası olarak mobil, masaüstü ve taşınabilir sistemleri geçmiş gözükmektedir.

Cizelge 1.5. Turkiye’de bireylerin internet kullanim yer ve kullanim sıkliklari tablosu

Çizelge 1.5. Türkiye’de bireylerin internet kullanım yer ve kullanım sıklıkları

Ayrıca Bakınız:
Elektronik Ticaret Nedir? Tanımı, Tarihsel Gelişimi, Kapsamı ve Araçları (Rehber)

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Published by: Mine Erdoğan in Kultur

Leave a Reply

css.php

Hey there!

Forgot password?

Forgot your password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Close
of

Processing files…